Bize Muhammed b. Müsenna ve (Muhammed) b. Beşşar (el-Abdî), o ikisine Muhammed b. Cafer, ona Şube (b. Haccâc el-Atekî), ona Amr b. Mürre (el-Muradî), ona Hayseme (b. Abdurrahman el-Cu'fî), ona da Adî b. Hatim'in (et-Tâî) rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) cehennemi anlatmış, ondan Allah'a sığınmış ve onu görüyormuşçasına üç kez ondan yüzünü çevirmiş; sonra da şöyle buyurmuştur:
"Bir hurmanın yarısıyla da olsa Cehennem'den sakının. Bulamazsanız güzel bir sözle sakının."
Öneri Formu
Hadis Id, No:
4106, M002350
Hadis:
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى وَابْنُ بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ عَنْ خَيْثَمَةَ عَنْ عَدِىِّ بْنِ حَاتِمٍ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ ذَكَرَ النَّارَ فَتَعَوَّذَ مِنْهَا وَأَشَاحَ بِوَجْهِهِ ثَلاَثَ مِرَارٍ ثُمَّ قَالَ:
"اتَّقُوا النَّارَ وَلَوْ بِشِقِّ تَمْرَةٍ فَإِنْ لَمْ تَجِدُوا فَبِكَلِمَةٍ طَيِّبَةٍ."
Tercemesi:
Bize Muhammed b. Müsenna ve (Muhammed) b. Beşşar (el-Abdî), o ikisine Muhammed b. Cafer, ona Şube (b. Haccâc el-Atekî), ona Amr b. Mürre (el-Muradî), ona Hayseme (b. Abdurrahman el-Cu'fî), ona da Adî b. Hatim'in (et-Tâî) rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) cehennemi anlatmış, ondan Allah'a sığınmış ve onu görüyormuşçasına üç kez ondan yüzünü çevirmiş; sonra da şöyle buyurmuştur:
"Bir hurmanın yarısıyla da olsa Cehennem'den sakının. Bulamazsanız güzel bir sözle sakının."
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Müslim, Sahîh-i Müslim, Zekât 2350, /394
Senetler:
1. Ebû Tarîf Adî b. Hatim et-Taî (Adî b. Hatim b. Abdullah b. Sa'd b. Haşrec)
2. Hayseme b. Abdurrahman el-Cu'fî (Hayseme b. Abdurrahman b. Yezid b. Malik)
3. Amr b. Mürre el-Muradî (Amr b. Mürre b. Abdullah b. Tarık)
4. Şube b. Haccâc el-Atekî (Şu'be b. Haccac b. Verd)
5. Gunder Muhammed b. Cafer el-Hüzelî (Muhammed b. Cafer el-Hüzeli)
6. Muhammed b. Beşşâr el-Abdî (Muhammed b. Beşşâr b. Osman)
Konular:
Sadaka, paylaşmaya teşvik
Bize Yahya b. Yahya, Said b. Mansur ve Kuteybe b. Said, ona Yahya, ona Ebu Avane, ona Katade, ona da Enes'in rivayet ettiğine göre Rasulullah'ın (sav) şöyle buyurmuştur:
"Âdemoğlunun iki vadi dolusu malı olsa, üçüncü bir vadi daha isterdi. Âdemoğlunun karnını topraktan başka bir şey dolduramaz. Allah, tövbe eden kimsenin tövbesini kabul eder."
Öneri Formu
Hadis Id, No:
4217, M002415
Hadis:
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى وَسَعِيدُ بْنُ مَنْصُورٍ وَقُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ قَالَ يَحْيَى أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ عَنْ قَتَادَةَ عَنْ أَنَسٍ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم "لَوْ كَانَ لاِبْنِ آدَمَ وَادِيَانِ مِنْ مَالٍ لاَبْتَغَى وَادِيًا ثَالِثًا وَلاَ يَمْلأُ جَوْفَ ابْنِ آدَمَ إِلاَّ التُّرَابُ وَيَتُوبُ اللَّهُ عَلَى مَنْ تَابَ."
Tercemesi:
Bize Yahya b. Yahya, Said b. Mansur ve Kuteybe b. Said, ona Yahya, ona Ebu Avane, ona Katade, ona da Enes'in rivayet ettiğine göre Rasulullah'ın (sav) şöyle buyurmuştur:
"Âdemoğlunun iki vadi dolusu malı olsa, üçüncü bir vadi daha isterdi. Âdemoğlunun karnını topraktan başka bir şey dolduramaz. Allah, tövbe eden kimsenin tövbesini kabul eder."
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Müslim, Sahîh-i Müslim, Zekât 2415, /404
Senetler:
1. Enes b. Malik el-Ensarî (Enes b. Malik b. Nadr b. Damdam b. Zeyd b. Haram)
2. Ebu Hattab Katade b. Diame es-Sedusî (Katade b. Diame b. Katade)
3. Ebu Avane Vazzah b. Abdullah el-Yeşkurî (Vazzah b. Abdullah)
4. Ebu Recâ Kuteybe b. Said es-Sekafi (Kuteybe b. Said b. Cemil b. Tarif)
Konular:
İnsan, yaratılış özellikleri
KTB, TEVBE, İSTİĞFAR
KTB, YARATILIŞ
Mal, mal - mülk hırsı
Bize Züheyr b. Harb ve Harun b. Abdullah, o ikisine Haccac b. Muhammed, ona İbn Cüreyc, ona Ata, ona İbn Abbas'ın rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur:
"Adem oğlunun bir vadi dolusu malı olsa, bir misli daha olmasını isterdi. Adem oğlunun nefsini ancak toprak doyurur. Ama Allah, tövbe edenin tövbesini kabul eder."
[İbn Abbas der ki: Bunun Kur'an'dan olup olmadığım bilmiyorum.]
[Züheyr, rivayetinde “bu Kur'an'dan mıdır değil midir bilmiyorum” demiş, ama İbn Abbâs'ı zikretmemiştir.]
Öneri Formu
Hadis Id, No:
4220, M002418
Hadis:
وَحَدَّثَنِى زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ وَهَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ قَالاَ حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مُحَمَّدٍ عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ قَالَ سَمِعْتُ عَطَاءً يَقُولُ سَمِعْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ "لَوْ أَنَّ لاِبْنِ آدَمَ مِلْءَ وَادٍ مَالاً لأَحَبَّ أَنْ يَكُونَ إِلَيْهِ مِثْلُهُ وَلاَ يَمْلأُ نَفْسَ ابْنِ آدَمَ إِلاَّ التُّرَابُ وَاللَّهُ يَتُوبُ عَلَى مَنْ تَابَ."
[قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ فَلاَ أَدْرِى أَمِنَ الْقُرْآنِ هُوَ أَمْ لاَ.]
[وَفِى رِوَايَةِ زُهَيْرٍ قَالَ فَلاَ أَدْرِى أَمِنَ الْقُرْآنِ. لَمْ يَذْكُرِ ابْنَ عَبَّاسٍ.]
Tercemesi:
Bize Züheyr b. Harb ve Harun b. Abdullah, o ikisine Haccac b. Muhammed, ona İbn Cüreyc, ona Ata, ona İbn Abbas'ın rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur:
"Adem oğlunun bir vadi dolusu malı olsa, bir misli daha olmasını isterdi. Adem oğlunun nefsini ancak toprak doyurur. Ama Allah, tövbe edenin tövbesini kabul eder."
[İbn Abbas der ki: Bunun Kur'an'dan olup olmadığım bilmiyorum.]
[Züheyr, rivayetinde “bu Kur'an'dan mıdır değil midir bilmiyorum” demiş, ama İbn Abbâs'ı zikretmemiştir.]
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Müslim, Sahîh-i Müslim, Zekât 2418, /404
Senetler:
1. İbn Abbas Abdullah b. Abbas el-Kuraşî (Abdullah b. Abbas b. Abdülmuttalib b. Haşim b. Abdümenaf)
2. Ebu Muhammed Ata b. Ebu Rabah el-Kuraşî (Ata b. Eslem)
3. Ebu Velid İbn Cüreyc el-Mekkî (Abdülmelik b. Abdülaziz b. Cüreyc)
4. Ebu Muhammed Haccac b. Muhammed el-Mesîsî (Haccac b. Muhammed)
5. Ebu Hayseme Züheyr b. Harb el-Haraşî (Züheyr b. Harb b. Eştâl)
5. Harun b. Abdullah el-Bezzâz (Harun b. Abdullah b. Mervan)
Konular:
İnsan, yaratılış özellikleri
KTB, TEVBE, İSTİĞFAR
KTB, YARATILIŞ
Mal, mal - mülk hırsı
Sahâbe, sahabiler ve hadîs
وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ عَنْ زَائِدَةَ عَنْ مَنْصُورٍ عَنْ طَلْحَةَ بْنِ مُصَرِّفٍ حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَرَّ بِتَمْرَةٍ بِالطَّرِيقِ فَقَالَ
"لَوْلاَ أَنْ تَكُونَ مِنَ الصَّدَقَةِ لأَكَلْتُهَا."
Öneri Formu
Hadis Id, No:
4346, M002479
Hadis:
وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ عَنْ زَائِدَةَ عَنْ مَنْصُورٍ عَنْ طَلْحَةَ بْنِ مُصَرِّفٍ حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَرَّ بِتَمْرَةٍ بِالطَّرِيقِ فَقَالَ
"لَوْلاَ أَنْ تَكُونَ مِنَ الصَّدَقَةِ لأَكَلْتُهَا."
Tercemesi:
Bize Ebu Küreyb (Muhammed b. Alâ), ona Ebu Üsame (Hammad b. Üsame), ona Zâide (b. Kudame), ona Mansur (b. Mu'temir), ona Talha b. Musarrif, ona da Enes b. Malik şöyle demiştir: Rasulullah (sav) yolda bir hurma görmüş ve şöyle buyurmuştur:
"Bu hurma sadaka malı olmasaydı onu yerdim."
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Müslim, Sahîh-i Müslim, Zekât 2479, /416
Senetler:
()
Konular:
Sadaka, Peygamber (a.s.) ve Ehli Beytin yememesi
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ حَدَّثَنَا لَيْثٌ ح
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ أَنَّ عُبَيْدَ بْنَ السَّبَّاقِ قَالَ إِنَّ جُوَيْرِيَةَ زَوْجَ النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم أَخْبَرَتْهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم دَخَلَ عَلَيْهَا فَقَالَ
"هَلْ مِنْ طَعَامٍ." قَالَتْ لاَ وَاللَّهِ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا عِنْدَنَا طَعَامٌ إِلاَّ عَظْمٌ مِنْ شَاةٍ أُعْطِيَتْهُ مَوْلاَتِى مِنَ الصَّدَقَةِ. فَقَالَ
"قَرِّبِيهِ فَقَدْ بَلَغَتْ مَحِلَّهَا."
Öneri Formu
Hadis Id, No:
4359, M002483
Hadis:
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ حَدَّثَنَا لَيْثٌ ح
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ أَنَّ عُبَيْدَ بْنَ السَّبَّاقِ قَالَ إِنَّ جُوَيْرِيَةَ زَوْجَ النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم أَخْبَرَتْهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم دَخَلَ عَلَيْهَا فَقَالَ
"هَلْ مِنْ طَعَامٍ." قَالَتْ لاَ وَاللَّهِ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا عِنْدَنَا طَعَامٌ إِلاَّ عَظْمٌ مِنْ شَاةٍ أُعْطِيَتْهُ مَوْلاَتِى مِنَ الصَّدَقَةِ. فَقَالَ
"قَرِّبِيهِ فَقَدْ بَلَغَتْ مَحِلَّهَا."
Tercemesi:
Bize Kuteybe b. Said, ona Leys; (T)
Bize Muhammed b. Rumh, ona Leys, ona İbn Şihab, ona da Ubeyd b. Sebbâk şöyle demiş: Bana Peygamber'in (sav) zevcesi Güveyriye haber verdi ki, Rasulullah (sav) onun yanına girerek; "yiyecek bir şey var mı?" diye sormuş. Cüveyriye; hayır, vallahi yâ Rasulullah! Yanımızda azatlı cariyemin sadakadan verdiği bir koyun kemiğinden başka hiçbir yiyecek yok demiş. Bunun üzerine Rasulullah (sav); "getir! O, yerini buldu" buyurmuşlar.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Müslim, Sahîh-i Müslim, Zekât 2483, /418
Senetler:
()
Konular:
Geçim, Hz. Peygamber'in geçim sıkıntısı
Sadaka, Peygamber (a.s.) ve Ehli Beytin yememesi
حَدَّثَنِى زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ عَنْ خَالِدٍ عَنْ حَفْصَةَ عَنْ أُمِّ عَطِيَّةَ قَالَتْ بَعَثَ إِلَىَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِشَاةٍ مِنَ الصَّدَقَةِ فَبَعَثْتُ إِلَى عَائِشَةَ مِنْهَا بِشَىْءٍ فَلَمَّا جَاءَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى عَائِشَةَ قَالَ
"هَلْ عِنْدَكُمْ شَىْءٌ." قَالَتْ لاَ. إِلاَّ أَنَّ نُسَيْبَةَ بَعَثَتْ إِلَيْنَا مِنَ الشَّاةِ الَّتِى بَعَثْتُمْ بِهَا إِلَيْهَا قَالَ
"إِنَّهَا قَدْ بَلَغَتْ مَحِلَّهَا."
Öneri Formu
Hadis Id, No:
4378, M002490
Hadis:
حَدَّثَنِى زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ عَنْ خَالِدٍ عَنْ حَفْصَةَ عَنْ أُمِّ عَطِيَّةَ قَالَتْ بَعَثَ إِلَىَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِشَاةٍ مِنَ الصَّدَقَةِ فَبَعَثْتُ إِلَى عَائِشَةَ مِنْهَا بِشَىْءٍ فَلَمَّا جَاءَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى عَائِشَةَ قَالَ
"هَلْ عِنْدَكُمْ شَىْءٌ." قَالَتْ لاَ. إِلاَّ أَنَّ نُسَيْبَةَ بَعَثَتْ إِلَيْنَا مِنَ الشَّاةِ الَّتِى بَعَثْتُمْ بِهَا إِلَيْهَا قَالَ
"إِنَّهَا قَدْ بَلَغَتْ مَحِلَّهَا."
Tercemesi:
Bize Züheyr b. Harb, ona İsmail b. İbrahim, ona Halid (b. Mihran), ona Hafsa (bt. Sirin), ona da Ümmü Atiyye şöyle demiştir: Rasulullah (sav) bana sadaka mallarından bir koyun gönderdi. Ben de bir kısmını Aişe'ye gönderdim. Rasulullah (sav) Aişe'nin yanına gelince ona; "yiyecek bir şey var mı?" buyurdu. Aişe de hayır, sadece Nüseybe kendisine gönderdiğimiz koyundan bir parçasını bize göndermiş dedi. Bunun üzerinde Rasulullah (sav) şöyle buyurdu:
"O, yerine ulaşmıştır."
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Müslim, Sahîh-i Müslim, Zekât 2490, /418
Senetler:
()
Konular:
Sadaka, Peygamber (a.s.) ve Ehli Beytin yememesi
Öneri Formu
Hadis Id, No:
4393, M002494
Hadis:
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى أَخْبَرَنَا هُشَيْمٌ ح
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِى شَيْبَةَ حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ غِيَاثٍ وَأَبُو خَالِدٍ الأَحْمَرُ ح
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ وَابْنُ أَبِى عَدِىٍّ وَعَبْدُ الأَعْلَى كُلُّهُمْ عَنْ دَاوُدَ ح
وَحَدَّثَنِى زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ - وَاللَّفْظُ لَهُ - قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ أَخْبَرَنَا دَاوُدُ عَنِ الشَّعْبِىِّ عَنْ جَرِيرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم
"إِذَا أَتَاكُمُ الْمُصَدِّقُ فَلْيَصْدُرْ عَنْكُمْ وَهُوَ عَنْكُمْ رَاضٍ."
Tercemesi:
Bize Yahya b. Yahya, ona Hüşeym (b. Beşir); (T)
Ebu Bekir b. Ebu Şeybe, ona Hafs b. Gıyas ve Ebu Halid el-Ahmer; (T)
Muhammed b. Müsenna, ona Abdülvehhab, İbn Ebu Adî ve Abdula'lâ, onlara Davud (b. Ebu Hind); (T)
Züheyr b. Harb (hadisin lafzı ona aittir), ona İsmail b. İbrahim (Uleyye), ona Davud, ona eş-Şa'bî, ona da Cerir b. Abdullah, Hz. Peygamber'in (sav) şöyle buyurduğunu nakletmiştir.
"Zekat memuru size geldiği zaman sizden memnun olarak ayrılsın."
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Müslim, Sahîh-i Müslim, Zekât 2494, /419
Senetler:
1. Ebu Amr Cerir b. Abdullah el-Becelî (Cerir b. Abdullah b. Cabir)
2. Ebu Amr Amir eş-Şa'bî (Amir b. Şerahil b. Abdin)
3. Ebu Bekir Davud b. Ebu Hind el-Kuşeyrî (Davud b. Dinar b. Azafir)
4. Ebu Muhammed Abdülvehhab b. Abdülmecid es-Sakafî (Abdulvehhab b. Abdulmecid b. Salt)
4. Ebu Muaviye Hüşeym b. Beşir es-Sülemî (Hüşeym b. Beşir b. el-Kasım b. Dinar)
4. Ebu Ömer Hafs b. Gıyas en-Nehaî (Hafs b. Gıyas b. Talk b. Muaviye b. Malik)
4. Ebu Halid Süleyman b. Hayyan el-Caferî (Süleyman b. Hayyan)
4. Ebu Bişr İsmail b. Uleyye el-Esedî (İsmail b. İbrahim b. Miksem)
4. Ebu Muhammed Abdula'lâ b. Abdula'lâ el-Kuraşi (Abdula'lâ b. Abdula'lâ b. Muhammed)
4. Ebu Amr Muhammed b. İbrahim es-Sülemî (Muhammed b. İbrahim b. Ebu Adî)
5. Ebu Zekeriyya Yahya b. Yahya en-Neysâbûrî (Yahya b. Yahya b. Bekir b. Abdurrahman)
5. Ebu Bekir İbn Ebu Şeybe el-Absî (Abdullah b. Muhammed b. İbrahim b. Osman)
5. Muhammed b. Müsenna el-Anezî (Muhammed b. Müsenna b. Ubeyd b. Kays b. Dinar)
5. Ebu Hayseme Züheyr b. Harb el-Haraşî (Züheyr b. Harb b. Eştâl)
Konular:
Zekat, kimlere zekat verilebilir?
Zekat, zekat alma veya verme adabı
Öneri Formu
Hadis Id, No:
4131, M002363
Hadis:
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِى شَيْبَةَ وَأَبُو عَامِرٍ الأَشْعَرِىُّ وَابْنُ نُمَيْرٍ وَأَبُو كُرَيْبٍ كُلُّهُمْ عَنْ أَبِى أُسَامَةَ - قَالَ أَبُو عَامِرٍ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ - حَدَّثَنَا بُرَيْدٌ عَنْ جَدِّهِ أَبِى بُرْدَةَ عَنْ أَبِى مُوسَى عَنِ النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ
"إِنَّ الْخَازِنَ الْمُسْلِمَ الأَمِينَ الَّذِى يُنْفِذُ" - وَرُبَّمَا قَالَ يُعْطِى - "مَا أُمِرَ بِهِ فَيُعْطِيهِ كَامِلاً مُوَفَّرًا طَيِّبَةً بِهِ نَفْسُهُ فَيَدْفَعُهُ إِلَى الَّذِى أُمِرَ لَهُ بِهِ - أَحَدُ الْمُتَصَدِّقَيْنِ."
Tercemesi:
Bize Ebu Bekir b. Ebu Şeybe ve Ebu Amir el-Eşarî, İbn Nümeyr ve Ebu Küreyb, onlara Ebu Üsame, ona Büreyd, ona dedesi Ebu Bürde, ona da Ebu Musa'nın rivayet ettiğine göre Peygamber (sav); "şüphesiz ki aldığı emri infaz eden" —Ebu Musa: galiba veren, buyurdu; demiş.—; "gönül hoşluğu ile tastamam veren ve teslimine memur olduğu şahsa teslim eden emniyetli müslüman vekîl-i hare iki sadaka verenin biridir."
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Müslim, Sahîh-i Müslim, Zekât 2363, /396
Senetler:
1. Ebu Musa Abdullah b. Kays el-Eş'arî (Abdullah b. Kays b. Süleym)
2. Ebu Bürde b. Ebu Musa el-Eş'arî (Amir b. Abdullah b. Kays b. Süleym)
3. Büreyd b. Abdullah el-Eşari (Büreyd b. Abdullah b. Ebu Bürde)
4. Ebu Üsame Hammâd b. Üsame el-Kuraşî (Hammâd b. Üsame b. Zeyd)
5. Ebu Bekir İbn Ebu Şeybe el-Absî (Abdullah b. Muhammed b. İbrahim b. Osman)
5. Ebu Amir Abdullah b. Berrad el-Eşarî (Abdullah b. Berrad b. Yusuf b. Bürde b. Ebu Musa)
5. Ebu Abdurrahman Muhammed b. Numeyr el-Hemdânî el-Hârifî (Muhammed b. Abdullah b. Numeyr el-Hemedânî)
5. Ebu Küreyb Muhammed b. Alâ el-Hemdânî (Muhammed b. Alâ b. Kureyb)
Konular:
Müslüman, Sadakat, Güvenilirlik, Hiyanet
Öneri Formu
Hadis Id, No:
4352, M002481
Hadis:
حَدَّثَنِى عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ أَسْمَاءَ الضُّبَعِىُّ حَدَّثَنَا جُوَيْرِيَةُ عَنْ مَالِكٍ عَنِ الزُّهْرِىِّ أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نَوْفَلِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ حَدَّثَهُ أَنَّ عَبْدَ الْمُطَّلِبِ بْنَ رَبِيعَةَ بْنِ الْحَارِثِ حَدَّثَهُ قَالَ اجْتَمَعَ رَبِيعَةُ بْنُ الْحَارِثِ وَالْعَبَّاسُ بْنُ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ فَقَالاَ وَاللَّهِ لَوْ بَعَثْنَا هَذَيْنِ الْغُلاَمَيْنِ - قَالاَ لِى وَلِلْفَضْلِ بْنِ عَبَّاسٍ - إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَكَلَّمَاهُ فَأَمَّرَهُمَا عَلَى هَذِهِ الصَّدَقَاتِ فَأَدَّيَا مَا يُؤَدِّى النَّاسُ وَأَصَابَا مِمَّا يُصِيبُ النَّاسُ - قَالَ - فَبَيْنَمَا هُمَا فِى ذَلِكَ جَاءَ عَلِىُّ بْنُ أَبِى طَالِبٍ فَوَقَفَ عَلَيْهِمَا فَذَكَرَا لَهُ ذَلِكَ فَقَالَ عَلِىُّ بْنُ أَبِى طَالِبٍ لاَ تَفْعَلاَ فَوَاللَّهِ مَا هُوَ بِفَاعِلٍ. فَانْتَحَاهُ رَبِيعَةُ بْنُ الْحَارِثِ فَقَالَ وَاللَّهِ مَا تَصْنَعُ هَذَا إِلاَّ نَفَاسَةً مِنْكَ عَلَيْنَا فَوَاللَّهِ لَقَدْ نِلْتَ صِهْرَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَمَا نَفِسْنَاهُ عَلَيْكَ. قَالَ عَلِىٌّ أَرْسِلُوهُمَا. فَانْطَلَقَا وَاضْطَجَعَ عَلِىٌّ - قَالَ - فَلَمَّا صَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الظُّهْرَ سَبَقْنَاهُ إِلَى الْحُجْرَةِ فَقُمْنَا عِنْدَهَا حَتَّى جَاءَ فَأَخَذَ بِآذَانِنَا. ثُمَّ قَالَ
"أَخْرِجَا مَا تُصَرِّرَانِ" ثُمَّ دَخَلَ وَدَخَلْنَا عَلَيْهِ وَهُوَ يَوْمَئِذٍ عِنْدَ زَيْنَبَ بِنْتِ جَحْشٍ - قَالَ - فَتَوَاكَلْنَا الْكَلاَمَ ثُمَّ تَكَلَّمَ أَحَدُنَا فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَنْتَ أَبَرُّ النَّاسِ وَأَوْصَلُ النَّاسِ وَقَدْ بَلَغْنَا النِّكَاحَ فَجِئْنَا لِتُؤَمِّرَنَا عَلَى بَعْضِ هَذِهِ الصَّدَقَاتِ فَنُؤَدِّىَ إِلَيْكَ كَمَا يُؤَدِّى النَّاسُ وَنُصِيبَ كَمَا يُصِيبُونَ- قَالَ - فَسَكَتَ طَوِيلاً حَتَّى أَرَدْنَا أَنْ نُكَلِّمَهُ - قَالَ - وَجَعَلَتْ زَيْنَبُ تُلْمِعُ عَلَيْنَا مِنْ وَرَاءِ الْحِجَابِ أَنْ لاَ تُكَلِّمَاهُ - قَالَ - ثُمَّ قَالَ
"إِنَّ الصَّدَقَةَ لاَ تَنْبَغِى لآلِ مُحَمَّدٍ. إِنَّمَا هِىَ أَوْسَاخُ النَّاسِ ادْعُوَا لِى مَحْمِيَةَ - وَكَانَ عَلَى الْخُمُسِ - وَنَوْفَلَ بْنَ الْحَارِثِ بْنِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ." قَالَ فَجَاءَاهُ فَقَالَ لِمَحْمِيَةَ
"أَنْكِحْ هَذَا الْغُلاَمَ ابْنَتَكَ." لِلْفَضْلِ بْنِ عَبَّاسٍ فَأَنْكَحَهُ وَقَالَ لِنَوْفَلِ بْنِ الْحَارِثِ
"أَنْكِحْ هَذَا الْغُلاَمَ ابْنَتَكَ." لِى فَأَنْكَحَنِى وَقَالَ لِمَحْمِيَةَ
"أَصْدِقْ عَنْهُمَا مِنَ الْخُمُسِ كَذَا وَكَذَا."
[قَالَ الزُّهْرِىُّ وَلَمْ يُسَمِّهِ لِى.]
Tercemesi:
Bize Abdullah b. Muhammed b. Esma ed-Duba'î, ona Cüveyriye, ona Malik, ona (Muhammed b. Şihab) ez-Zührî, ona Abdullah b. Abdullah b. Nevfel b. Haris b. Abdülmuttalib'den şöyle nakleder: Rabîa b. Haris ve Abbas b. Abdülmuttalib bir araya gelip aralarında şöyle konuştular. Şu iki oğlanı -beni ve büyük amcam Abbas'ın oğlu Fadl'ı kastediyorlar- Rasulullah'a (sav) göndersek, onunla konuşsalar. Onları da zekât memuru olarak tayin etse iyi olur. Onlar da diğer memurların yaptıkları görevi yapabilirler. Böylece diğerlerinin aldığı maaşı bunlar da alırlar dediler. Ravi şöyle devam etti: Onlar, böyleyken, Ali b. Ebu Talib geldi ve yanlarında durdu. Durumu ona da bildirdiler. Ali; sakın böyle yapmayın. Efendimiz bunu yapmaz (kabul etmez)' dedi. Rabî'a b. Haris de hemen itiraz ederek; Allah biliyor ya! Sen, bunu ancak bize hasedinden dolayı yapıyorsun. Sen Allah'ın Resulüne damat oldun, biz yine de sana haset etmedik dedi. Bunun üzerine Hz. Ali; öyleyse, onları gönderin dedi. Onlar Rasulullah'ın yanına gitti. Hz. Ali'nin bu duruma canı sıkılmıştı. Anlatmaya şöyle devam etti: Rasulullah (sav) öğle namazını kıldı, o odasına geçmeden önce biz orada bekledik. Az sonra Rasulullah geldi ve bizim kulaklarımızla (hafifçe oynayarak) çektikten sonra; "içinizden geçenleri söyleyin bakalım" dedi. Sonrasında içeri girdi, biz de arkasından içeri girdik. O gün hanımı Zeynep bt. Cahş'ın yanında bulunuyordu. Biz, (utancımızdan) lafı geveledik. Sonunda birimiz konuşmaya başladı ve şöyle dedi: Ey Allah'ın Resulü! Sen insanların en iyisi ve akrabalık bağlarına en fazla önem verensin. Biz artık evlenme çağına gelmiş bulunuyoruz. Şu zekât işleriyle ilgili bizi de görevlendirmen için geldik. Biz de görevlendirilirsek diğerleri gibi görevimizi yapar, onlar gibi maaşımızı alırız. Rasulullah (sav) uzun bir süre sessizce bekledi. Kendisiyle konuşmak istedik. O sırada Rasulullah'ın eşi Zeyneb bize perde arkasından, O'na bir şey söylemeyin diyerek işaret etti. Biraz sonra da Rasulullah şöyle buyurdu:
"Muhammed'in ailesinin zekât alması uygun değildir. Zekât, ancak insanların kirleridir. Siz, bana Mahmîye ile Nevfel b. Haris b. Abdülmuttalib'i çağırın!" Mahmîye ganimetlerin beşte birini toplamakla görevli bir memurdu. Mahmîye ve Nevfel geldiler. Rasulullah, Mahmîye'ye; "Fadl b. Abbas'ı göstererek bu gence kızını ver" dedi. Mahmîye de kızını onunla evlendirdi. Nevfel b. Haris'e de beni göstererek, "şu gence kızını ver" buyurdu. Haris de kızını bana verdi. Daha sonra Efendimiz, Mahmîye'ye; "her iki kıza ganimetlerin beşte birinden şu kadar ve şu kadar mihr ver" buyurdular.
[ez-Zührî şöyle dedi: Abdullah, bana mihrin miktarını söylemedi.]
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Müslim, Sahîh-i Müslim, Zekât 2481, /417
Senetler:
1. Abdulmuttalib b. Rabî'a el-Haşimî (Abdulmuttalib b. Rabî'a b. b. Haris b. Abdulmuttalib)
2. Ebu Muhammed Abdullah b. Haris el-Haşimî (Abdullah b. Haris b. Nevfel b. Haris b. Abdülmuttalib)
3. Ebu Bekir Muhammed b. Şihab ez-Zührî (Muhammed b. Müslim b. Ubeydullah b. Abdullah b. Şihab)
4. Ebu Abdullah Malik b. Enes el-Esbahî (Malik b. Enes b. Malik b. Ebu Amir)
5. Ebu Mihrak Cüveyriye b. Esma ed-Duba'î (Cüveyriye b. Esma b. Ubeyd b. Mihrak)
6. Abdullah b. Muhammed ed-Dübaî (Abdullah b. Muhammed b. Esma)
Konular:
Evlilik, dul ve bekarın
Hz. Peygamber, ayrıcalığı
Sadaka, Peygamber (a.s.) ve Ehli Beytin yememesi
Sahabe, sünneti sorarak öğrenmeleri
Zekat, memuruna ücret tahsis etmek
حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ مَعْرُوفٍ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ أَخْبَرَنِى يُونُسُ بْنُ يَزِيدَ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ نَوْفَلٍ الْهَاشِمِىِّ أَنَّ عَبْدَ الْمُطَّلِبِ بْنَ رَبِيعَةَ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ أَخْبَرَهُ أَنَّ أَبَاهُ رَبِيعَةَ بْنَ الْحَارِثِ بْنِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ وَالْعَبَّاسَ بْنَ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ قَالاَ لِعَبْدِ الْمُطَّلِبِ بْنِ رَبِيعَةَ وَلِلْفَضْلِ بْنِ عَبَّاسٍ ائْتِيَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَسَاقَ الْحَدِيثَ بِنَحْوِ حَدِيثِ مَالِكٍ وَقَالَ فِيهِ فَأَلْقَى عَلِىٌّ رِدَاءَهُ ثُمَّ اضْطَجَعَ عَلَيْهِ وَقَالَ أَنَا أَبُو حَسَنٍ الْقَرْمُ وَاللَّهِ لاَ أَرِيمُ مَكَانِى حَتَّى يَرْجِعَ إِلَيْكُمَا ابْنَاكُمَا بِحَوْرِ مَا بَعَثْتُمَا بِهِ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم. وَقَالَ فِى الْحَدِيثِ ثُمَّ قَالَ لَنَا
"إِنَّ هَذِهِ الصَّدَقَاتِ إِنَّمَا هِىَ أَوْسَاخُ النَّاسِ وَإِنَّهَا لاَ تَحِلُّ لِمُحَمَّدٍ وَلاَ لآلِ مُحَمَّدٍ." وَقَالَ أَيْضًا ثُمَّ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم
"ادْعُوَا لِى مَحْمِيَةَ بْنَ جَزْءٍ."
[وَهُوَ رَجُلٌ مِنْ بَنِى أَسَدٍ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم اسْتَعْمَلَهُ عَلَى الأَخْمَاسِ.]
Öneri Formu
Hadis Id, No:
4356, M002482
Hadis:
حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ مَعْرُوفٍ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ أَخْبَرَنِى يُونُسُ بْنُ يَزِيدَ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ نَوْفَلٍ الْهَاشِمِىِّ أَنَّ عَبْدَ الْمُطَّلِبِ بْنَ رَبِيعَةَ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ أَخْبَرَهُ أَنَّ أَبَاهُ رَبِيعَةَ بْنَ الْحَارِثِ بْنِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ وَالْعَبَّاسَ بْنَ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ قَالاَ لِعَبْدِ الْمُطَّلِبِ بْنِ رَبِيعَةَ وَلِلْفَضْلِ بْنِ عَبَّاسٍ ائْتِيَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَسَاقَ الْحَدِيثَ بِنَحْوِ حَدِيثِ مَالِكٍ وَقَالَ فِيهِ فَأَلْقَى عَلِىٌّ رِدَاءَهُ ثُمَّ اضْطَجَعَ عَلَيْهِ وَقَالَ أَنَا أَبُو حَسَنٍ الْقَرْمُ وَاللَّهِ لاَ أَرِيمُ مَكَانِى حَتَّى يَرْجِعَ إِلَيْكُمَا ابْنَاكُمَا بِحَوْرِ مَا بَعَثْتُمَا بِهِ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم. وَقَالَ فِى الْحَدِيثِ ثُمَّ قَالَ لَنَا
"إِنَّ هَذِهِ الصَّدَقَاتِ إِنَّمَا هِىَ أَوْسَاخُ النَّاسِ وَإِنَّهَا لاَ تَحِلُّ لِمُحَمَّدٍ وَلاَ لآلِ مُحَمَّدٍ." وَقَالَ أَيْضًا ثُمَّ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم
"ادْعُوَا لِى مَحْمِيَةَ بْنَ جَزْءٍ."
[وَهُوَ رَجُلٌ مِنْ بَنِى أَسَدٍ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم اسْتَعْمَلَهُ عَلَى الأَخْمَاسِ.]
Tercemesi:
Bize Harun b. Ma'ruf ona (Abdullah) b. Vehb, ona Yunus b. Yezid, ona (Muhammed) b. Şihab, ona Abdullah b. Haris b. Nevfel el-Hâşimî, ona Abdülmuttalib b. Rabî'a b. Haris b. Abdülmuttalib ve Abbas b. Abdülmuttalib, o ikisine Ebu Rabi'â, ona Abdülmuttalib b. Rabî'a, ona Fadl b. Abbas'a Rasulullah'a (sav) gidin demişler. Ravi hadisi Malik'in hadisi gibi rivayet etmiş, (yalnız) bu hadiste: -Ali cübbesini yaydı, sonra üzerine yaslandı da şunu söyledi: Ben, Arslan Ebu Hasan'ım! Vallahi oğullarınız Rasulullah'a (sav) gönderdiğiniz meselenin cevabını getirmedikçe yerimden ayrılmam ifadesini söyledi. Yine bu hadiste şunları söyledi: Sonra Rasulullah (sav); "şüphesiz ki bu sadakalar ancak insanların kirleridir. Bunlar ne Muhammed'e helal olur ne de Âl-i Muhammed'e" buyurdular. Şunu da söyledi: Sonra Rasulullah (sav); "bana Mahmîye b. Cez'i çağırın!" buyurdular.
[Mahmîye, Beni Esed kabilesinden bir zât idi. Rasulullah (sav) onu ganimetlerin beşte biri üzerine memur tayin etmişti.]
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Müslim, Sahîh-i Müslim, Zekât 2482, /417
Senetler:
()
Konular:
Ehl-i Beyt, Hz. Ali
Sadaka, Peygamber (a.s.) ve Ehli Beytin yememesi
Sahabe, sünneti sorarak öğrenmeleri