Giriş

Bize İshak, ona Yezîd b. Harun, ona Avâm, ona Ebu İsmail İbrahim es-seksekî, ona da Abdullah b. Ebu Evfâ (ra) şöyle demiştir: Bir adam malına satmak üzere pazara çıkartmış, sonra da, malına teklif edilmemiş bir fiyatı teklif edildi diyerek Allah adına yemin etmişti. Bunun üzerine "Şüphesiz, Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir karşılığa değişenler var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur." (Âl-i Îmrân: 77) ayeti indi. Abdullah ibn Ebî Evfâ der ki: Malın fiyatını yükseltmek üzere yemin ederek insanları aldatan kimse, faiz yiyen konumundadır, haindir.


    Öneri Formu
25104 B002675 Buhari, Şehâdât, 25

Bize Bişr b. Halid, ona Muhammed b. Cafer, ona Şu'be, ona Süleyman, ona Ebu Vâil, ona Abdullah'ın (ra) rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Her kim bir kimsenin -yahut kardeşinin- malını elinden almak için yalan yere yemin ederse, kıyamet günü Allah'ın öfkesine uğramış bir halde Allah'ın huzuruna varır." Yüce Allah bunun tasdiki olarak şu ayeti indirdi: "Allah'a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir paraya satanlar var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur; Allah kıyamet günü onlarla hiç konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için acı bir azap vardır." (Âlu İmrân, 77) Eş'as ile karşılaştım bana “Abdullah bugün size ne söyledi” diye sordu. Ben de “şöyle şöyle konuştu" dedim. O da “bu ayet benim hakkımda indi” dedi.


    Öneri Formu
25117 B002677 Buhari, Şehâdât, 25


    Öneri Formu
25091 B002671 Buhari, Şehâdât, 21


    Öneri Formu
25100 B002674 Buhari, Şehâdât, 24


    Öneri Formu
25131 B002679 Buhari, Şehâdât, 26

Bize Osman b. Ebu Şeybe, ona Cerîr, ona Mansur, ona Ebu Vâil, ona Abdullah şöyle demiştir: Her kim Müslüman bir kimsenin malını elinden almak için yalan yere yemin ederse, kıyamet günü Allah'ın öfkesine uğramış bir halde Allah'ın huzuruna varır. Yüce Allah bunu tasdik üzere şu ayeti indirdi: "Allah'a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir paraya satanlar var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur; Allah kıyamet günü onlarla hiç konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için acı bir azap vardır." (Âlu İmrân, 77) Sonra Eş'as b. Kays yanımıza çıkageldi ve “Ebu Abdurrahman siz ne söylüyor” dedi. Ravi der ki: Biz de ona anlattık. Bunun üzerine o “doğru söylemiş, vallahi bu ayet benim hakkımda indi. Benimle Yahudi bir adam arasında bir şey üzerinde anlaşmazlık vardı. Davayı Allah Rasulü'ne (sav) götürdük. Ra­sulullah (sav) bana: "ya senin şahidin olacak ya da bu adam yemin edecek" buyurdu. Ben de “bu adam doğru yanlış olmasına aldırmaksızın yemin eder,” dedim. Bunun üze­rine Hz. peygamber (sav) "Her kim Müslüman bir kimsenin malını elinden almak için yalan yere yemin ederse, kıyamet günü Allah'ın öfkesine uğramış bir halde Allah'ın huzuruna varır" buyurdu. Yüce Allah bunu tasdik üzere şu ayeti indirdi ve şu ayeti (Alu İmran, 77) okudu.


    Öneri Formu
25071 B002669 Buhari, Şehâdât, 20

Bize Osman b. Ebu Şeybe, ona Cerîr, ona Mansur, ona Ebu Vâil, ona Abdullah şöyle demiştir: Her kim Müslüman bir kimsenin malını elinden almak için yalan yere yemin ederse, kıyamet günü Allah'ın öfkesine uğramış bir halde Allah'ın huzuruna varır. Yüce Allah bunu tasdik üzere şu ayeti indirdi: "Allah'a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir paraya satanlar var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur; Allah kıyamet günü onlarla hiç konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için acı bir azap vardır." (Âlu İmrân, 77) Sonra Eş'as b. Kays yanımıza çıkageldi ve “Ebu Abdurrahman siz ne söylüyor” dedi. Ravi der ki: Biz de ona anlattık. Bunun üzerine o “doğru söylemiş, vallahi bu ayet benim hakkımda indi. Benimle Yahudi bir adam arasında bir şey üzerinde anlaşmazlık vardı. Davayı Allah Rasulü'ne (sav) götürdük. Ra­sulullah (sav) bana: "ya senin şahidin olacak ya da bu adam yemin edecek" buyurdu. Ben de “bu adam doğru yanlış olmasına aldırmaksızın yemin eder,” dedim. Bunun üze­rine Hz. peygamber (sav) "Her kim Müslüman bir kimsenin malını elinden almak için yalan yere yemin ederse, kıyamet günü Allah'ın öfkesine uğramış bir halde Allah'ın huzuruna varır" buyurdu. Yüce Allah bunu tasdik üzere şu ayeti indirdi ve şu ayeti (Alu İmran, 77) okudu.


    Öneri Formu
25077 B002670 Buhari, Şehâdât, 20

Bize Bişr b. Halid, ona Muhammed b. Cafer, ona Şu'be, ona Süleyman, ona Ebu Vâil, ona Abdullah'ın (ra) rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Her kim bir kimsenin -yahut kardeşinin- malını elinden almak için yalan yere yemin ederse, kıyamet günü Allah'ın öfkesine uğramış bir halde Allah'ın huzuruna varır." Yüce Allah bunun tasdiki olarak şu ayeti indirdi: "Allah'a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir paraya satanlar var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur; Allah kıyamet günü onlarla hiç konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için acı bir azap vardır." (Âlu İmrân, 77) Eş'as ile karşılaştım bana “Abdullah bugün size ne söyledi” diye sordu. Ben de “şöyle şöyle konuştu" dedim. O da “bu ayet benim hakkımda indi” dedi.


    Öneri Formu
25110 B002676 Buhari, Şehâdât, 25

Bize İsmail b. Abdullah, ona Malik, ona amcası Ebu Süheyl, ona babası (Mâlik b. Ebu Âmir), ona da Talha b. Übeydullah şöyle demiştir: Bir kimse Rasulullah'a (sav) geldi ve bir de baktık ki Rasulullah'a İslâm'ın ne olduğunu soruyor. Rasulullah (sav) "Bir gün ve bir gece içinde beş namaz" buyurdu. O zât “üzerimde bu namazlardan başkası olacak mı?” dedi. Rasûlullah (sav) "hayır, gönüllü kılmak istersen başka" buyurdu. Ondan sonra Rasulullah (sav) "bir de Ramazan orucu" buyurdu. O zât “üzerimde bu namazlardan başkası olacak mı?” dedi. Rasulullah (sav) "hayır, gönüllü kılmak istersen başka" buyurdu. Talha der ki: Rasulullah (sav) zekâtı da ona söyledi. O zât yine “üzerimde bu namazlardan başkası olacak mı?” dedi. Rasulullah (sav) yine "hayır, gönüllü kılmak istersen başka" buyurdu. Bunun üzerine o kişi “vallahi ne bir fazla ne de bir eksik yaparım” diyerek arkasına dönüp gitti. Rasulullah (sav) "eğer doğru söylüyorsa kurtuldu gitti" buyurdu.


    Öneri Formu
25126 B002678 Buhari, Şehâdât, 26


    Öneri Formu
25094 B002672 Buhari, Şehâdât, 22