10636 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Yahya b. Kaze'a (el-Kuraşî), ona Malik (b. Enes el-Esbahî), ona Ebû Hazim (Seleme b. Dînar), ona da Sehl b. Sa'd (es-Sâidî) (ra) şunu rivayet etti: Hz. Peygamber'e (sav) bir içecek getirildi. Hz. Peygamber (sav) ondan biraz içti. Bu esnada sağında bir delikanlı, solunda da yaşlılar vardı. Delikanlıya, "Bana müsaade edersen (içeceğin kalanını) onlara veriririm" dedi. Delikanlı, Sizden gelen nasibim konusunda hiç kimseyi kendime tercih edemem, ya Rasulallah! diye karşılık verdi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav) içeceği hemen delikanlının eline bırakıverdi.
Bize Muhammed b. Beşşar, ona Ğunder, ona Şu'be, ona Muharib, ona da Cabir b. Abdullah (r. anhümâ) şöyle demiştir: "Bir yolculuk esnasında Hz. Peygamber'e (sav) bir deve sattım. Medine'ye geldiğimizde 'Mescide gel ve iki rekat namaz kıl' buyurdu. Sonra bana bedelini tarttı. [Şu‘be der ki:] Zannederim bana bedelini tarttı ve fazla da verdi. Bu fazla ödemenin bir kısmı, Harre Vakasında, Şamlılar onu yağmalayana kadar, bende duruyordu."
Bize Kuteybe b. Said (es-Sekafî), ona Malik (b. Enes el-Esbahî), ona Ebu Hazim (Seleme b. Dînar), ona da Sehl b. Sa'd (es-Sâidî) (ra) şunu rivayet etmiştir: Hz. Peygamber'e (sav) bir içecek getirildi. Hz. Peygamber (sav) ondan biraz içti. Bu esnada sağında bir delikanlı, solunda da yaşlılar vardı. Delikanlıya, "(İçeceğin kalanını) onlara vermem için bana müsaade eder misin?" dedi. Delikanlı, Hayır. Vallahi, sizden gelen nasibim konusunda hiç kimseyi kendime tercih etmem! diye karşılık verdi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav) içeceği hemen delikanlının eline bırakıverdi.
Bize Saîd b. Ufeyr, ona Leys, ona Ukayl, ona İbn Şihâb, ona Urve b. Zubeyr, ona da Mervân b. Hakem ve Misver b. Mahreme şöyle rivayet etmişlerdir: Hevâzin heyeti Müslüman olarak Hz. Peygamber'e (sav) gelip mallarını ve kendilerinden esir düşenleri geri istedikleri zaman, Hz. Peygamber (sav) ayağa kalktı da onlara "beraberimdekileri görüyorsunuz. Sözün bana en sevimlisi en doğru olanıdır. Şimdi siz iki şeyden birini seçiniz: Ya esirleri, ya da malları. Ben sizin (ganimet dağıtılmadan önce) gelmenizi beklemiştim" buyurdu. Gerçekten de Allah Rasulü (sav) Tâif dönüşü, on küsur gece onların gelmesini beklemişti. Hz. Peygamber'in (sav) iki şeyden sadece birisini vereceği apaçık belli olunca Hevâzin heyeti "biz esirlerimizin geri verilmesini tercih ediyoruz" dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav) Müslümanlar arasında ayağa kalktı, Allah'ı lâyık olduğu kemâl sıfatlarıyla övdükten sonra "amma ba'du" deyip şöyle buyurdu: "Bu kardeşleriniz tevbe etmiş olarak bize geldiler. Ben de esirlerini kendilerine geri vermenin doğru olacağını düşündüm. İçinizden kim gönül hoşluğu ile esirini geri vermeyi arzu ediyorsa bunu yapsın. Kim de hissesini bedelsiz vermeyi arzu etmiyorsa, Allah'ın bize ihsan edeceği ilk ganimet malından ona payını vermek üzere esirini iade etsin" buyurdu. İnsanlar "gönül hoşluğu ile veriyoruz, ey Allah'ın Rasulü" dediler. Hz. Peygamber (sav) de "şimdi kimin gönül hoşluğu ile verdiğini, kimin de razı olmadığını bilmiyoruz. Siz gidin, konuya vakıf temsilcileriniz muvafakat işinizi bize arz etsin" buyurdu. İnsanlar yerlerine döndüler. Kabilelerin temsilcileri, konuyu kendi adamlarıyla konuştuktan sonra Hz. Peygamber'e (sav) gelip her biri kendi kavminin, esirleri geri vermekten hoşnut olduklarını ve Hz. Peygamber'e esirleri iade hususunda izin verdiklerini haber verdiler. İbn Şihâb der ki: Hevâzin esirleri konusunda bana ulaşan bilgi budur.
Bize Abdullah b. Muhammed, ona İbn Uyeyne, ona Amr, ona da İbn Ömer (ra) şöyle rivayet etti: Kendisi bir seferde Hz. Peygamber (sav) ile birlikte bulunmuş. Abdullah, babası Ömer’e ait sert ve genç bir erkek deveye biniyormuş. Hayvan Hz. Peygamber’in (sav) önüne geçiyor, babası da “Yâ Abdullah! Hz. Peygamber'in (sav) önüne hiç kimse geçmez” diyormuş. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav) Ömer’e “Onu bana sat!” deyince Ömer “O senindir” dedi. Böylece Hz. Peygamber, o deveyi satın aldı. Sonra da “Bu deve senindir ey Abdallah, ne istersen yap” dedi.
Bize el-Humeydî, ona Süfyan, ona Amr, ona da İbn Ömer (r.anhüma) şöyle rivayet etti: Hz. Peygamber (sav) ile birlikte bir yolculukta idik. Ben (babama ait) genç ve sert bir erkek deveye binmiştim. Hz. Peygamber, (babam) Ömer’e “Bu deveyi bana sat” dedi. Böylece Hz. Peygamber (sav) o deveyi satın aldı. Ardından da “Yâ Abdullah! Bu deve senindir” dedi.
Bize Haccac b. Minhal, ona Şu’be, ona Abdulmelik b. Meysera, ona Zeyd b. Vehb, ona da Hz. Ali (ra) şöyle rivayet etti: Hz. Peygamber (sav) bana siyerâ (ibrişimle karışık alaca bezden yapılmış) bir elbise hediye etti. Ben de onu giydim. Fakat Onun (Hz. Peygamber'in) yüzünde öfke gördüm. Bunun üzerine ben de onu parçalayıp hanımlarıma dağıttım.
Bize Saîd b. Ufeyr, ona Leys, ona Ukayl, ona İbn Şihâb, ona Urve b. Zubeyr, ona da Mervân ve Misver b. Mahreme şöyle rivayet etmişlerdir: Hevâzin heyeti Müslüman olarak Hz. Peygamber'e (sav) gelip mallarını ve kendilerinden esir düşenleri geri istedikleri zaman, Hz. Peygamber (sav) ayağa kalktı da onlara "beraberimdekileri görüyorsunuz. Sözün bana en sevimlisi en doğru olanıdır. Şimdi siz iki şeyden birini seçiniz: Ya esirleri, ya da malları. Ben sizin (ganimet dağıtılmadan önce) gelmenizi beklemiştim" buyurdu. Gerçekten de Allah Rasulü (sav) Tâif dönüşü, on küsur gece onların gelmesini beklemişti. Hz. Peygamber'in (sav) iki şeyden sadece birisini vereceği apaçık belli olunca Hevâzin heyeti "biz esirlerimizin geri verilmesini tercih ediyoruz" dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav) Müslümanlar arasında ayağa kalktı, Allah'ı lâyık olduğu kemâl sıfatlarıyla övdükten sonra "amma ba'du" deyip şöyle buyurdu: "Kardeşleriniz tevbe etmiş olarak bize geldiler. Ben de esirlerini kendilerine geri vermenin doğru olacağını düşündüm. İçinizden kim gönül hoşluğu ile esirini geri vermeyi arzu ediyorsa bunu yapsın. Kim de hissesini bedelsiz vermeyi arzu etmiyorsa, Allah'ın bize ihsan edeceği ilk ganimet malından ona payını vermek üzere esirini iade etsin" buyurdu. İnsanlar "gönül hoşluğu ile veriyoruz, ey Allah'ın Rasulü" dediler. Hz. Peygamber (sav) de "şimdi kimin gönül hoşluğu ile verdiğini, kimin de razı olmadığını bilmiyoruz. Siz gidin, konuya vakıf temsilcileriniz muvafakat işinizi bize arz etsin" buyurdu. İnsanlar yerlerine döndüler. Kabilelerin temsilcileri, konuyu kendi adamlarıyla konuştuktan sonra Hz. Peygamber'e (sav) gelip her biri kendi kavminin, esirleri geri vermekten hoşnut olduklarını ve Hz. Peygamber'e esirleri iade hususunda izin verdiklerini haber verdiler. İbn Şihâb der ki: Hevâzin esirleri konusunda bana ulaşan bilgi budur.