10636 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Übeydullah b. Saîd, ona Ebu Üsâme, ona İsmail b. Kays, ona da Ebu Hureyre (ra) şöyle demiştir: Ben (İslam'a girmek üzere) Medine'ye Peygamber'in huzuruna gelirken yolda “beni küfür diyarından kurtaracak bu gece ne uzun, ne zorlu bir gecedir” dedim. Ebu Hureyre der ki: Ve kölem de yolda benden kaçmıştı. Ebu Hureyre der ki: Peygamber'in (sav) huzuruna geldiğim zaman O'na biat ettim. O sırada köle çıkageldi. Rasulullah (sav) hemen bana hitaben "ey Ebu Hureyre, senin kölen bu mudur?" buyurdu. Ben de “artık o Allah rızası için hürdür” dedim ve o köleyi azat ettim. Ebu Kureyb, Ebu Usâme'den yaptığı rivayette “hürdür” ifadesini kullanmadı.
Açıklama: Rivayet muallaktır; Buhari ile Muhammed b. Alâ arasında inkıta vardır.
Bize Muhammed b. Abdullah b. Nümeyr, ona Muhammed b. Bişr, ona İsmail b. Kays, ona da Ebu Hureyre (ra) şöyle rivayet etmiştir: Ebu Hureyre kölesiyle beraber İslâm'a girmek üzere (Medine'ye) gelirken, bu iki yolcudan her biri yolu şaşırıp birbirinden ayrı düşmüştü. Daha sonra Ebu Hureyre Peygamber'in (sav) beraberinde oturduğu sırada, köle çıkageldi. Peygamber (sav) hemen "ey Ebu Hureyre, bu senin kölendir, sana gelmiştir" buyurdu. Ebu Hureyre de “ben de seni şahit tutuyorum ki o köle artık hürdür” dedi ve Medine'ye gelirken söylediği şu beyti söyledi: “Beni küfür diyarından kurtaracak bu gece ne uzun, ne zorlu bir gecedir.”
Bize Übeydullah b. Saîd, ona Ebu Üsâme, ona İsmail b. Kays, ona da Ebu Hureyre (ra) şöyle demiştir: Ben (İslam'a girmek üzere) Medine'ye Peygamber'in huzuruna gelirken yolda “beni küfür diyarından kurtaracak bu gece ne uzun, ne zorlu bir gecedir” dedim. Ebu Hureyre der ki: Ve kölem de yolda benden kaçmıştı. Ebu Hureyre der ki: Peygamber'in (sav) huzuruna geldiğim zaman O'na biat ettim. O sırada köle çıkageldi. Rasulullah (sav) hemen bana hitaben "ey Ebu Hureyre, senin kölen bu mudur?" buyurdu. Ben de “artık o Allah rızası için hürdür” dedim ve o köleyi azat ettim. Ebu Kureyb, Ebu Usâme'den yaptığı rivayette “hürdür” ifadesini kullanmadı.
Bize Osman b. Ebu Şeybe, ona Cerîr, ona Mansur, ona İbrahim, ona Esved, ona da Aişe (r.anha) şöyle demiştir: Ben Berîre'yi satın aldım, ancak efendileri onun velâyetinin kendilerine ait olmasını şart koştular. Ben de bunu Peygamber'e (sav) bildirdim. Peygamber (sav) "sen Berîre'yi satın alıp azat et. Çünkü velâyet, gümüş parayı (bedelini) verene aittir" buyurdu. Ben de Berîre'yi azat ettim. Ardından Peygamber (sav), Berîre'yi çağırdı ve onu kocasından boşanma konusunda serbest kıldı. Berîre de “kocam bana şu kadar mal verse bile, ben onun yanında kalmam” dedi ve, kendi nefsini (boşanmayı) tercih etti.
Bize Malik b. İsmail, ona Süfyân, ona Zührî, ona Übeydullah, ona da Ebu Hüreyre ve Zeyd b. Halid (r.anhuma) Hz. Peygamber'in (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etmişlerdir: "Bir câriye zina ettiği zaman onu kamçılayın. Sonra yine zina ettiğinde onu yine kamçılayın. Sonra yine zina ettiğinde ona yine kamçılama cezası uygulayın. Üçüncüde yahut dördüncüde o cariyeyi kıldan örülmüş (değersiz) bir ip karşılığında bile olsa satınız."
Bize Muhammed b. Ubeydullah, ona İbn Vehb, ona Malik b. Enes, ona filancanın oğlu, ona Said el-Makburî, ona babası, ona da Ebu Hüreyre'nin naklettiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: Başka bir tarikte Buhari demiştir ki: Bize Abdullah b. Muhammed, ona Abdürrezzak, ona Mam'er, ona Hemmâm, ona Ebu Hüreyre'nin naklettiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Biriniz dövdüğü zaman yüze vurmaktan sakınsın."
Bize Ubeyd b. İsmail, ona Ebu Usame, ona Übeydullah, ona Nâfi, ona Ona da İbn Ömer (r.anhuma) Hz. Peygamber'in (sav) şöyle buyrduğunu rivayet etmiştir: "Her kim bir köledeki payını bağışlayıp azat ederse ve o kölenin, bütün bedeline yetecek kadar bir malı bulunursa, o kölenin tamamen hürriyete kavuşturulması bu kişinin üzerine vaciptir. Eğer böyle bir malı yoksa köleye hissesini azat edenin huzurunda kölenin piyasa değeri belirlenir ve bu kişinin azat ettiği pay kadarı azat olmuş olur." Bize Müsedded, ona Bişr, ona Ubeydullah bu hadisi ihtisar ederek rivayet etmiştir.
Bize Malik b. İsmail, ona Süfyân, ona Zührî, ona Übeydullah, ona da Ebu Hüreyre ve Zeyd b. Halid (r.anhuma) Hz. Peygamber'in (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etmişlerdir: "Bir câriye zina ettiği zaman onu kamçılayın. Sonra yine zina ettiğinde onu yine kamçılayın. Sonra yine zina ettiğinde ona yine kamçılama cezası uygulayın. Üçüncüde yahut dördüncüde o cariyeyi kıldan örülmüş (değersiz) bir ip karşılığında bile olsa satınız."