Giriş


    Öneri Formu
19517 B002538 Buhari, Itk, 12


    Öneri Formu
241287 B002554 Buhari, Itk, 17

Bize İbn Ebu Meryem, ona Leys, ona Ukayl, ona İbn Şihâb, ona Urve, ona da Mervân ve Misver b. Mahreme şöyle rivayet etmişlerdir: Hevâzin heyeti Müslüman olarak Hz. Peygamber'e (sav) gelip mal­larını ve kendilerinden esir düşenleri geri istedikleri zaman, Hz. Peygamber (sav) ayağa kalktı da onlara "beraberimdekileri görüyorsunuz. Sözün bana en sevimlisi en doğru olanıdır. Şimdi siz iki şeyden birini seçiniz: Ya esir­leri, ya da malları. Ben sizin (ganimet dağıtılmadan önce) gelmenizi beklemiştim" buyurdu. Gerçekten de Allah Rasulü (sav) Tâif dönüşü, on küsur gece onların gelmesini beklemişti. Hz. Peygamber'in (sav) iki şeyden sadece birisini vereceği apaçık belli olunca Hevâzin heyeti "biz esirlerimizin geri verilmesini tercih ediyoruz" dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav) Müslümanlar arasında ayağa kalktı, Allah'ı lâyık olduğu kemâl sıfatlarıyla övdükten sonra "amma ba'du" deyip şöyle buyurdu: "Kardeşleriniz tevbe etmiş olarak bize geldiler. Ben de esirlerini kendilerine geri vermenin doğru olacağını düşündüm. İçinizden kim gönül hoşluğu ile esirini geri vermeyi arzu ediyorsa bunu yapsın. Kim de hissesini bedelsiz vermeyi arzu etmiyorsa, Allah'ın bize ihsan edeceği ilk ganimet malından ona payını vermek üzere esirini iade etsin" buyurdu. İnsanlar "gönül hoşluğu ile veriyoruz, ey Allah'ın Rasulü" dediler. Hz. Peygamber (sav) de "şimdi kimin gönül hoşluğu ile verdiğini, kimin de razı olmadığını bilmiyoruz. Siz gidin, konuya vakıf temsilcileriniz muva­fakat işinizi bize arz etsin" buyurdu. İnsanlar yerlerine döndüler. Kabilelerin temsilcileri, konuyu kendi adamlarıyla konuştuktan sonra Hz. Peygamber'e (sav) gelip her biri kendi kavminin, esirleri geri vermekten hoşnut olduklarını ve Hz. Peygamber'e esirleri iade hususunda izin verdiklerini haber verdiler. Zuhrî der ki: Hevâzin esirlerinden bize ulaşan işte budur. Enes de der ki: Abbas, Peygamber'e (sav) hitaben "ben kendim için fidye verdim, Akil için de fidye verdim" demiştir.


Açıklama: Rivayet muallaktır; Buhari ile Enes b. Malik arasında inkıta vardır.

    Öneri Formu
280261 B002539-3 Buhari, Itk, 13

Bize Ebu Yemân, ona Şuayb, ona Zührî, ona Salim b. Abdullah, ona da İbn Ömer'in (r.anhuma) rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Hepiniz çobansınız ve elinizin altındaki kişilerden sorumlusunuz. Devlet adamı da bir çobandır, halkından sorumludur, erkek, ailesinin çobanıdır ve ailesinden sorumludur, kadın, kocasının evinde bir çobandır ve ailesinden sorumludur, Hizmetçi, efendisinin parasının çobanıdır ve onun tasarrufundan sorumludur" Abdullah b. Ömer der ki: Ben Hz. Peygamber'den bunları duydum ve zannediyorum Hz. Peygamber (sav) şunu da söyledi: "Adam (evlad), babasının malının çobanıdır ve yaptığı harcamadan sorumludur. Hepiniz çobansınız ve hepiniz yaptığınız çobanlıktan sorumlusunuz."


    Öneri Formu
269020 B002558 Buhari, Itk, 19

Bize İbn Ebu Meryem, ona Leys, ona Ukayl, ona İbn Şihâb, ona Urve, ona da Mervân ve Misver b. Mahreme şöyle rivayet etmişlerdir: Hevâzin heyeti Müslüman olarak Hz. Peygamber'e (sav) gelip mal­larını ve kendilerinden esir düşenleri geri istedikleri zaman, Hz. Peygamber (sav) ayağa kalktı da onlara "beraberimdekileri görüyorsunuz. Sözün bana en sevimlisi en doğru olanıdır. Şimdi siz iki şeyden birini seçiniz: Ya esir­leri, ya da malları. Ben sizin (ganimet dağıtılmadan önce) gelmenizi beklemiştim" buyurdu. Gerçekten de Allah Rasulü (sav) Tâif dönüşü, on küsur gece onların gelmesini beklemişti. Hz. Peygamber'in (sav) iki şeyden sadece birisini vereceği apaçık belli olunca Hevâzin heyeti "biz esirlerimizin geri verilmesini tercih ediyoruz" dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav) Müslümanlar arasında ayağa kalktı, Allah'ı lâyık olduğu kemâl sıfatlarıyla övdükten sonra "amma ba'du" deyip şöyle buyurdu: "Kardeşleriniz tevbe etmiş olarak bize geldiler. Ben de esirlerini kendilerine geri vermenin doğru olacağını düşündüm. İçinizden kim gönül hoşluğu ile esirini geri vermeyi arzu ediyorsa bunu yapsın. Kim de hissesini bedelsiz vermeyi arzu etmiyorsa, Allah'ın bize ihsan edeceği ilk ganimet malından ona payını vermek üzere esirini iade etsin" buyurdu. İnsanlar "gönül hoşluğu ile veriyoruz, ey Allah'ın Rasulü" dediler. Hz. Peygamber (sav) de "şimdi kimin gönül hoşluğu ile verdiğini, kimin de razı olmadığını bilmiyoruz. Siz gidin, konuya vakıf temsilcileriniz muva­fakat işinizi bize arz etsin" buyurdu. İnsanlar yerlerine döndüler. Kabilelerin temsilcileri, konuyu kendi adamlarıyla konuştuktan sonra Hz. Peygamber'e (sav) gelip her biri kendi kavminin, esirleri geri vermekten hoşnut olduklarını ve Hz. Peygamber'e esirleri iade hususunda izin verdiklerini haber verdiler. Zuhrî der ki: Hevâzin esirlerinden bize ulaşan işte budur. Enes de der ki: Abbas, Peygamber'e (sav) hitaben "ben kendim için fidye verdim, Akil için de fidye verdim" demiştir.


    Öneri Formu
280260 B002539-2 Buhari, Itk, 13


Açıklama: أُكْلَةً أَوْ أُكْلَتَيْنِ : İfadesi ravinin şekki olarak yorumlanıp lokma anlamına geldiği gibi, yemeğin az olmasından dolayı lokmadan daha az bir şey anlamında da yorumlanmıştır. Onun için çeviride tadımlık bir şey diye tercüme tercih edilmiştir. فَإِنَّهُ وَلِىَ عِلاَجَهُ : Hizmetçi yemek hazırlarken ateşin sıcaklığına ve yemeğin kokusuna katlanarak pişirme işini üstlenmiştir.

    Öneri Formu
19589 B002557 Buhari, Itk, 18


    Öneri Formu
19445 B002517 Buhari, Itk, 1


    Öneri Formu
19529 B002542 Buhari, Itk, 13


    Öneri Formu
19546 B002546 Buhari, Itk, 16


    Öneri Formu
19543 B002545 Buhari, Itk, 15