10636 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Muhammed b. Beşşâr, ona Ğunder, ona Şu'be, ona Muhammed b. Ziyâd, ona da Ebu Hureyre'nin (ra) rivayetine göre Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Eğer Ensâr, bir dere ya da dağ yolunu tutup gitse ben de Ensâr'ın dere yolunu tutar giderdim. Eğer hicret olmasaydı, ben de Ensâr'dan biri olurdum." Ebu Hureyre “babam anam O'na feda olsun, Rasulullah (sav) bu sözünde haksız değildir. Çünkü Ensâr, Rasulullah'ı barındırdı ve O'na yardım etti” demiş ya da benzer başka sözler söylemiştir.
Bize Yakub b. İbrahim b. Kesîr, ona Behz b. Esed, ona Şu'be, ona Hişâm b. Zeyd, ona da Enes ibn Mâlik (ra) şöyle demiştir: Bir keresinde Ensâr'dan bir kadın, yanında çocuğu ile beraber Rasulullah'a geldi. Rasulullah (sav) onunla konuştu ve konuşma esnasında iki defa "nefsim elinde olan Allah'a yemin ederim ki, siz Ensâr topluluğu bana insanların en sevimlilerisiniz" buyurdu.
Bize Abdullah b. Muhammed, ona Sufyân, ona Yahya b. Saîd, ona da, (Haccâc'ın zulmünü şikayet için) birlikte Velîd'in yanına çıktığı zaman, Enes b. Mâlik (ra) şöyle demiştir: Peygamber (sav) Bahreyn arazisini sahabîlere dağıtmak üzere önce Ensâr'ı çağırdı, ancak Ensar “hayır, Muhacir kardeşlerimize aynısını bölüştürmedikçe bize vermeyiniz” dedi. Rasulullah (sav) da "Madem feragat edip almadınız, o zaman Kevser havuzunda bana kavuşuncaya kadar sabrediniz. Çünkü benden sonra, başkalarının size tercih edileceği bir zaman gelecektir" buyurdu.
Bana Muhammed b. Übeydullah, ona İbn Ebu Hâzım, ona babası (Ebu Hâzım), ona da Sehl b. Sa'd şöyle demiştir: Bizler hendek kazıp çıkan toprağı omuzlarımız üzerinde taşırken, Rasulullah (sav) yanımıza geldi ve şöyle buyurdu: "Allah'ım, Yaşam yurdu ancak ahiret" "Muhâcir ve Ensâr'a sen eyle mağfiret"
Bana Ebu Ali Muhammed b. Yahya, ona Abdân'ın kardeşi Şâzân, ona Şu'be b. Haccâc, ona Hişâm b. Zeyd, ona da Enes b. Malik şöyle demiştir: Ebu Bekir ile Abbâs (r.anhuma), bir Ensâr topluluğuna uğradılar, oradakiler (Hz. Peygamber (sav) hasta olduğu için, bir daha göremeyiz endişesi ile) ağlar vaziyetteydi. Bunun üzerine Ebu Bekir ya da Abbâs “sizi böyle ağlatan şey nedir?” diye sordu. Ensâr da “Peygamber'in bizimle beraber oturduğu zamanı hatırlayıp zikrettik” dediler. Sonra Hz. Peygamber'in yanına girip O'na, Ensâr'ın bu üzüntüsünü aktardı. Bunun üzerine Peygamber (sav) başına bir kumaş kenarıyla sarık sarmış halde mescide gelip minbere çıktı. Peygamber'in (sav) bu günden sonra bir daha bu minbere çıkmaya ömrü yetmedi. Peygamber(sav), Allah'a hamd ve sena ettikten sonra şöyle buyurdu: "Sizlere Ensâr hakkında iyi davranmanızı vasiyet ediyorum. Çünkü onlar benim sırdaşlarım, yakın dostlarımdır. Onlar üzerlerine düşen sorumluluklarını hakkıyla yerine getirdiler ve hakları baki kaldı. O hâlde siz Ensâr'ın iyilik edenlerinden iyiliklerini kabul edin, kötülük edenlerin de kusurlarını görmezden gelin."
Bize Muhammed b. Beşşâr, ona Ğunder, ona Şu'be, ona Katâde, ona da Enes b. Mâlik'in (ra) rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Ensâr benim sırdaşım ve yakın dostlarımdır. İnsanlar çoğalacak, Ensâr ise azalacaktır. Siz onların iyilerini kabul edin, kötülerini de görmezden gelin."
Bana Muhammed b. Beşşâr, ona Ğunder, ona Şu'be, ona Amr, ona İbrahim, ona Mesrûk, ona da Abdullah b. Amr'ın (r.anhuma) rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Kur'ân okumayı şu dört kişiden; İbn Mes'ûd, Ebu Huzeyfe'nin azatlısı Salim, Übeyy ve Muâz b. Cebel'den isteyiniz."
Bize Ebu Velid, ona Şu'be, ona Amr b. Mürre, ona İbrahim, ona da Mesrûk şöyle demiştir: Abdullah b. Amr'ın yanında Abdullah b. Mes'ûd'dan bahsedilince o şöyle dedi: O, sürekli muhabbet duyacağım bir adamdır. Hz. Peygamber'i (sav) "Kur'an'ı dört kişiden alınız" buyururken işittim. Rasulullah (sav) isimleri saymağa Abdullah ibn Mes'ûd'dan başladı ve şöyle devam etti: "Abdullah b. Mes'ûd, Ebu Huzeyfe'nin azatlısı Salim, Muâz b. Cebel ve Übeyy b. Ka'b."
Bana Kuteybe b. Saîd, ona Humeyd b. Abdurrahman, ona Hişâm b. Urve, ona babası (Urve b. Zübeyir), ona da Âişe (r.anha) şöyle demiştir: Rasulullah'ın (sav) Hatice'yi çok zikretmesinden dolayı, ben hiçbir kadını Hatice kadar kıskanmadım. Rasulullah (sav), Hatice'nin ölümünden üç sene sonra benimle evlendi. Aziz ve Celîl olan Rabbi yahut da Cibril (as), Rasulullah'a, Hatice'yi cennette inciden bir ev ile müjdelemesini emretti.