Giriş

Bize Müsedded, ona Yahya, ona İsmail şöyle demiştir: Ben Abdullah b. Ebu Evfâ'ya “Peygamber (sav) Hatice'ye müjde verdi mi?” dedim, o da “evet, içinde gürültü, patırtı, çalışma ve çabalama olmayan inciden bir ev ile müjdeledi” dedi.


    Öneri Formu
34946 B003819 Buhari, Menakıbu'l-Ensar, 20

Bize Kuteybe b. Saîd, ona Muhammed b. Fudayl, ona Umâre, ona Ebu Zur'a, ona da Ebu Hureyre (ra) şöyle demiştir: Cibril, Hz. Peygamber'e gelip "Ey Allah'ın Rasulü, içinde katık yahut yiyecek şey yada şerbet bulunan bir kapla, sana doğru gelen Hatice'dir. Sana geldiğinde ona Rabbinden ve benden selâm söyle ve cennette, inciden yapılmış, içinde gürültü patırtı, çalışma, çabalama olmayan, bir sarayla onu müjdele" buyurdu.


    Öneri Formu
34947 B003820 Buhari, Menakıbu'l-Ensar, 20

Leys b. Sa'd der ki: bana Hişâm, ona babası (Urve b. Zübeyir), ona Esma b. Ebu Bekir, ona (r.anhuma) şöyle demiştir: Ben Zeyd b. Amr b. Nufeyl'i, sırtını Kâbe'ye dayamış olduğu hâlde ayakta gördüm, şöyle diyordu: Ey Kureyş topluluğu! Allah'a yemin ederim ki, benden başka sizlerden hiç kimse İbrahim Dini üzere değildir. Râvî der ki: Zeyd, kızını öldürmek isteyen kimseye “onu öldürme, ben onun yaşama masrafını sana veririm” diyerek diri diri gömülecek kız çocuklarının hayatta kalmasını sağlar ve o kızı yanına alırdı. Sonra kız çocuğu hareketlenip, büyüyünce babasına “istersen kızını sana geriye vereyim, istersen de onun masrafını sa­na ödeyeyim” derdi.


Açıklama: Rivayet muallaktır; Buhari ile Leys b. Sa'd arasında inkıta vardır.

    Öneri Formu
34955 B003828 Buhari, Menakıbu'l-Ensar, 24

Bana Ömer b. Muhammed b. Hasan, ona Babası (Muhammed b. Hasan) ona Hafs, ona Hişâm, ona babası (Urve b. Zübeyir), ona da Âişe (r.anha) şöyle demiştir: Ben Peygamber'in kadınların­dan hiçbirisini, Hatice kadar kıs­kanmadım. Hâlbuki ben Hatice'yi görmemiştim, ama Peygamber (sav) adını çok anardı. Çok defa koyun keser­, sonra da eti parçalara ayırıp, Hatice'nin arkadaşlarına gönderirdi. Bazen dayanamayarak, Hz. Peygamber'e (sav) hitaben “sanki yeryüzünde hiç kadın yok, bir tek Hatice var” diye söylenirdim. Rasulullah da "Hatice şöyle idi, Hatice böyle idi" der ve "Ondan benim çocuklarım var" buyururdu.


    Öneri Formu
34945 B003818 Buhari, Menakıbu'l-Ensar, 20

İsmail b. Halil der ki: Bize Ali b. Mushir, ona Hişâm, ona babası (Urve b. Zübeyir), ona da Âişe (r.anha) şöyle demiştir: Bir kere Hatice'nin kız kardeşi Hâle bt. Huveylid Rasulullah'ın (sav) huzuruna girmek için izin istedi. Rasulullah Hatice'nin izin isteyişini hatırladı ve birden hali tavrı değişip "Allah'ım, izin isteyeni Hâle kıl!" diye dua etti. Ben de kıskanıp Rasulullah'a “Ağzının iki tarafında diş etlerinin kızartısından başka bir be­yazlık kalmayan ve zaman içinde ölen ihtiyar Kureyş kadınlarından bir kocakarının nesini anarsın? Allah onun yerine sana, ondan daha hayırlısını vermiştir” diye karşılık verdim.


    Öneri Formu
34948 B003821 Buhari, Menakıbu'l-Ensar, 20

Bana İshak b. İbrahim, ona Ebu Usame, ona Yahya b. Muhelleb, ona Husayn, ona da İkrime şöyle demiştir: "Ke'sen dıhâkan" ardı ardına gelen dolu kadehler demektir.


    Öneri Formu
34967 B003839 Buhari, Menakıbu'l-Ensar, 26

Bize Ebu Nuaym, ona Süfyân, ona Abdülmelik, ona Ebu Seleme, ona da Ebu Hureyre'nin (ra) rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Şairin söylediği sözlerin en doğrusu Lebid b. Rabîʿa’nın ‘Bilini ki Allah’ın dışında kalan ne varsa boş ve batıldır’ sözüdür. Ümeyye b. Ebu Ṣalt ise Müslüman olmaya çok yaklaşmıştı."


    Öneri Formu
34969 B003841 Buhari, Menakıbu'l-Ensar, 26

Bana Ferve b. Ebu Mağrâ, ona Ali b. Müshir, ona Hişâm, ona babası (Urve b. Zübeyir), ona da Âişe (r.anha) şöyle demiştir: Arap kabilelerinin birinden siyahî bir kadın Müslüman oldu. O kadının mescitte küçük bir odası vardı. Âişe der ki: Bu kadın bize gelir, yanı­mızda konuşur, konuşması bittikten sonra da “Vuşâh günü Rabbimizin hayret edilecek işlerindendir. Bilin ki Rabbim, beni küfür beldesinden kurtarmıştır” der idi. Kadın bu mısraı çokça söyleyince Âişe ona “Vuşâh günü nedir?” diye sordu. Bunun üzerine o kadın şöyle anlattı: Hane halkımızdan bir kız çocuğu, üzerinde kırmızı tirşeler dizilmiş deriden bir kemer olduğu hâlde dışarı çıkmış­tı. O meşin kemer üzerinden düştü, hemen ardından bir çaylak inip, onu se­miz bir et parçası sanarak kapıp gitti. Hane halkı beni hırsızlıkla suçlayıp bana işkence ettiler. Hatta işi, benim ön tarafımda kemeri araştıracak dereceye vardırdılar. Onlar bu şekilde benim etrafımda iken ve ben de kederim içinde bunaldığım bir sırada, birden o çaylak tam başımızın üzerine geldi, sonra da o ke­meri aşağıya attı. Bunun üzerine onlar hemen kemeri aldılar, ben de onlara “alın işte, ben yapmadığım halde, beni hırsızlıkla itham ettiğiniz şey” dedim.


    Öneri Formu
34963 B003835 Buhari, Menakıbu'l-Ensar, 26

Bize İsmail, ona ona kardeşi (Abdülhamid b. Ebu Üveys), ona Süleyman, ona Yahya b. Saîd, ona Abdurrahman b. Kasım, ona Kasım b. Muhammed, ona da Âişe (r.anha) şöyle demiştir: Ebu Bekir'in, kazancından Ebu Bekir'e haraç veren, bir kölesi vardı. Ebu Bekir onun verdiği haracından yerdi idi. O köle bir gün kazancından bir şey getirdi, Ebu Bekir de ondan yedi. Köle, Ebu Bekir'e “Sana getirdiğim şeyin ne olduğunu biliyor musun?” dedi. O da “nedir?” dedi. Köle “ben cahiliye döneminde bir insana kâhinlik yaparak, gaipten bir­takım haberler verirdim. Fakat ben kâhinliği güzel yapamaz, sâde­ce o insanı aldatırdım. O insanla karşılaştım, o da bana bunu bağışladı. İşte şimdi senin yediğin şey, o bana verilen maldır” dedi. Bunun üzerine Ebu Bekir, elini ağzına soktu ve karnındaki her şeyi kustu.


    Öneri Formu
34970 B003842 Buhari, Menakıbu'l-Ensar, 26

Bize Ebu Numan, ona Mehdi, ona da Gaylân b. Cerîr şöyle demiştir: Biz Basra'da Enes b. Mâlik'in yanına gelirdik, o da bize Ensâr'dan haber verir ve şöyle derdi: Senin kavmin şu ve şu günlerde şöyle şöyle yaptı, senin kavmin de şu ve şu günlerde bunu ve bunu yaptı.


    Öneri Formu
34972 B003844 Buhari, Menakıbu'l-Ensar, 26