10636 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Ali b. Abdullah, ona Süfyân, ona Ubeydullah, ona da İbn Abbâs (r.anhuma) şöyle demiştir: Nesepleri kötülemek, ölü arkasından ağıt yakmak cahiliye adetlerindendir. Râvi Übeydullah üçüncüsünü hatırlayamadı. Süfyân der ki: Üçüncüsünün, yağmurun yıldızların sayesinde yağdığına inanmak olduğunu söylüyorlar.
Bize Musa b. İsmail, ona Amr b. Yahya b. Saîd, ona da dedesi (Saîd ibn Amr) şöyle rivayet etmiştir: Ebu Hureyre (ra), Hz. Peygamber (sav) ile birlikte iken yanında O'nun abdest ve haceti için küçük bir kırba su taşırdı. Bir keresinde (Peygamber (sav) ihtiyacını gidermek üzere çıktığında) Ebu Hureyre O'nu takip ederken, Peygamber (sav) "kimdir o?" diye sordu. Ebu Hureyre “ben, Ebu Hureyre” cevabını verdi. Hz. Peygamber (sav) "istincâ yapmak üzere benim için birkaç taş bakıver, ama sakın kemik ve hayvan gübresi getirme" buyurdu. Ebu Hureyre der ki: Ben elbisemin kenarında birkaç taş taşıyarak kendisine getirip yanı başına koydum, sonra ayrıldım. Nihayet hacetini bitirdikten sonra Peygamber ile (sav) birlikte yürüdüm. Yolda kendisine “kemik ve hayvan gübresi ile temizlenmekte ne sakınca var?” diye sordum. Hz. Peygamber (sav) "bu ikisi cinlerin yiyeceğidir. Bana Nasîbîn cinlerinden bir heyet geldi. Bunlar çok iyi cinlerdi. Benden azık istediler. Ben de onlar hakkında, yanından geçtikleri her kemik ve tezekte kendilerine yiyecek bulmaları için Allah'a dua ettim" buyurdu.
Bize Yahya b. Süleyman, ona İbn Vehb, ona Ömer b. Muhammed, dedesi Zeyd b. Abdullah b. Ömer, ona da babası (Zeyd b. Abdullah) şöyle demiştir: Ömer b. Hattâb evde tedirgin bir halde iken yanına, Ebu Amr Âs b. Vâil es-Sehmî, üstünde çizgili bir elbise ve ipekle dikilmiş bir gömlek olduğu halde çıkageldi. As b. Vâil cahiliye döneminde bizimle anlaşmalı olan Sehm oğulları kabilesindendi. Ömer'e “hâlin nedir?” diye sordu. Ömer “senin kavmin, Müslüman olduğum takdirde beni öldüreceklerini söylediler” dedi. Âs b. Vâil de Ömer'e “Onlar için, seni öldürmenin hiçbir yolu yoktur” dedi. Ömer der ki: As b. Vâil bu sözü söyledikten sonra tedirginliğim geçti. Ardından As b. Vâil çıkıp, sel gibi vadiye akan insanlara yetişti ve “nereye gitmek istiyorsunuz?” diye sordu. Onlar da “dininden dönen Hattâboğlu'nu (öldürmeye) gidiyoruz” dediler. Âs b. Vâil onlara “sizin onu öldürebilmenizin hiç bir yolu yoktur” dedi. Onun bu sözü üzerine o kalabalık geriye döndü.
Bana Abdullah b. Abdülvehhab, ona Bişr b. Mufaddal, ona Saîd b. Ebu Arûbe, ona Katâde, ona da Enes b. Mâlik (ra) şöyle rivayet etmiştir: Mekke ahalisi Rasulullah'tan kendilerine bir mucize göstermesini istediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav) onlara Ay'ı iki bölük halinde gösterdi, hatta onlar Hıra Dağı'nı ayın iki parçası arasında gördüler.
Bize Osman b. Salih, ona Bekir b. Mudar, ona Cafer b. Rabîa, ona Irâk b. Malik, ona Übeydullah b. Abdullah b. Utbe b. Mesud, ona da Abdullah b. Abbas (r.anhuma) şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (sav) zamanında Ay ikiye ayrıldı.
Bize Muhammed b. Alâ, ona Ebu Usame, ona Büreyd b. Abdullah, ona Ebu Bürde, ona da Ebu Musu el-Eş'arî (ra) şöyle demiştir: Biz Yemen'de iken Muhammed'in (sav) peygamber olarak gönderildiği haberi bize ulaştı. Bunun üzerine bir gemiye bindik, ancak gemimiz bizi Habeş hükümdarı Necâşî'nin memleketinin sahiline götürdü. Orada Cafer b. Ebu Talib ile buluştuk. Bir müddet onunla beraber Habeşistan'da kaldık. Nihayet hepimiz yola çıktık ve Medine'ye geldik. Peygamber'e Hayber'i fethettiği sırada kavuştuk. Peygamber (sav) "Ey gemi yoldaşları, sizin için iki hicret sevabı vardır" buyurdu.
Bize Müsedded, ona Yahya, ona Süfyan, ona Abdülmelik, ona da Abdullah b. Haris şöyle rivayet etmiştir: Abbâs b. Abdulmuttalib (ra) Hz. Peygamber'e (sav) “Amcan hakkında (şefaat etmekten) seni alıkoyan şey nedir? Halbuki o seni her zaman saldırılardan korur ve senin için düşmanlarına karşı öfkelenirdi” dedi. Bunun üzerine Peygamber (sav) "Ebu Tâlib şimdi topuklarına kadar ateştedir. Eğer ben olmasaydım cehennemin dibinde olacaktı" buyurdu.
Bize Humeydî, ona Süfyân, ona Amr, ona İkrime, ona d İbn Abbas (r.anhuma) şöyle rivayet etmiştir: "Sana gösterdiğimiz o rüyayı da, Kur’an’da lânetlenmiş bulunan o ağacı da sırf insanları sınamak için vesile yaptık" ayetindeki rüya, Rasulullah'ın (sav) Beytu'l-Makdis'e doğru geceleyin yürütüldüğü İsra gecesinde, kendisine uyanıkken gösterilendir. İbn Abbâs der ki: Kur'an'da lanetlenen ağaç zakkum ağacıdır.
Bize Ali b. Abdullah, ona Süfyân, ona Amr, ona da Cabir b. Abdullah (r.anhuma) şöyle demiştir: Ben iki dayım ile birlikte Akabe biatinde hazır bulundum. Ebu Abdullah (el-Buhârî) der ki: İbn Uyeyne “o iki dayıdan biri Berâ b. Ma'rûr'dur” demiştir.
Bana İbrahim b. Musa, ona Hişâm, ona İbn Cüreyc, ona Atâ, ona da Cabir şöyle demiştir: Ben, babam ve dayım Akabe'de biat edenlerdeniz.