10636 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Abdullah b. Yusuf, ona Malik, ona Ömer b. Übeydullah'ın azatlısı Ebu Nadr, ona Âmir b. Sa'd b. Ebu Vakkâs, ona da babası (Sa'd b. Ebu Vakkâs şöyle demiştir: Ben Hz. Peygamber'in (sav), Abdullah b. Selâm hariç, yeryüzünde yürüyen hiçbir kimse için "Bu cennet ehlindendir" dediğini duymadım. Şu ayet onun hakkında inmiştir: "Üstelik İsrail oğullarından bir şahit de onun benzeri bir kitaba dayanarak, onun doğruluğuna tanıklık etmiş ve ona iman etmiş olduğu halde" (Ahkâf, 10). Râvî Abdullah b. Yusuf der ki: : ayetin nüzulü ile bu bilgi Mâlik'in kendi sözü mü, yoksa hadise mi dahildir, bilemiyorum.
Bize Übeyd b. İsmail, ona Ebu Üsâme, ona Hişâm, ona babası (Urve b. Züeyir) ona da Âişe (r.anha) şöyle demiştir: (Evs ve Hazrec Kabilelerinin birbirleriyle savaştığı) Buâs günü, Allah'ın, Rasulü için hazırladığı bir gündür. Allah Rasulü (sav) Medine'ye hicret ettiğinde, (Medinelilerin) cemiyet bağları bozulmuş, şerifleri öldürülmüş ya da yaralanmıştı. Allah, onların İslam'a girmeleri için, Peygamber'ine bir ortam hazırlamıştır.
Bana Muhammed b. Beşşâr, ona Ğunder, ona Şu'be, ona Katâde ona Enes b. Malik, ona da Ebu Üseyd'in (ra) rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Ensâr'ın topluluklarının en hayırlısı Neccâr oğulları, sonra Abdu'l-Eşhel oğulları, sonra Hâris b. Hazrec oğulları, sonra da Sâide oğullarıdır. Ensar'ın her kabilesinde hayır vardır" buyurdu. Sa'd (b. Ubâde) “Görüyorum ki Hz Peygamber (sav) (Ensar'ın bir kısmını) bizden üstün tutmuş” dedi. Bunun üzerine kendisine “Peygamber sizi de birçok Ensâr kabilesinden üstün tutmuştur” denildi. Abdussamed der ki: Bize Şu'be, ona Katâde, ona Enes, ona da Ebu Useyd Hz. Peygamber'den (sav) bu hadisi rivayet etti ve “Sa'd ibnu Ubâde” (diyerek Sa'dın ismini ismi tam olarak) söyledi.
Bana İbrahim b. Musa, ona İbn Ebu Zâide, ona Hâşim b. Hâşim b. Utbe b. Ebu Vakkâs, ona Saîd b. Müseyyeb, ona ona da Sa'd b. Ebu Vakkâs şöyle demiştir: Benim Müslüman olduğum gün henüz hiç kimse Müslüman olmamıştı. Ben üç Müslümandan biri olarak tam yedi gün geçirdim. Ebu Usâme, Hâşim'den yaptığı rivayetle, (İbrahim B. Musa'ya) mutabaat etmiştir.
Bana İshak b. Mansur, ona Yakub b. İbrahim, ona İbn Şihab'ın yeğeni (Muhammed b. Abdullah), ona amcası (İbn Şihâb), ona Ebu İdris Âizübillah, ona da Akabe biatinde bulunan ve Rasulullah (sav) ile birlikte Bedir Savaşına katılan Ubade b. Samit'in rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav), etrafında sahabeden bir topluluk olduğu halde şöyle buyurmuştur: "Geliniz, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarınızı öldürmemek, kendi kendinize uydurduğunuz iftira ile kimseyi itham etmemek, iyilik hususunda bana asi olmamak üzere bana biat ediniz. İçinizden her kim sözünde durursa ecri Allah'a aittir. Kim de bu günahlardan bir tanesini işler sonra da bunun cezasını dünyada çekerse, bu ceza ona (ahirette) kefaret olur. Yine her kim bu günahlardan birini işler, Allah da onun suçunu gizlerse, hüküm Allah'a kalır. Allah dilerse onu affeder, dilerse onu cezalandırır." Ubâde b. Sâmit der ki: Ben bu şartlar üzerine Rasulullah'a biat ettim.
Bize Kuteybe, ona Leys, ona Yezîd b. Ebu Habîb, ona Ebu Hayr, ona Sunâbihî, ona da Ubade b. Sâmit (ra) şöyle demiştir: Ben Rasulullah'a (sav) (Akabe'de) biat eden öncü gruptanım. Biz Rasulullah'a (sav), Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, Allah'ın öldürülmesini yasakladığı kişinin canına kıymamak, gasp ve yağma yapmamak, isyan etmemek ve bu sözümüze sadık kaldığımızda karşılığında cennet, bu günahlardan birini işlersek hüküm Allah'a ait olmak üzere biat ettik.
Bize Mualla, ona Vüheyb, ona Hişâm, ona babası (Urve b. Zübeyir), ona da Âişe (r.anha) şöyle rivayet etmiştir: Hz. Peygamber (sav) Âişe'ye "Seni, iki kere rüyamda gördüm. Seni, ipekten bir bez parçasıyla örtülmüş bir halde gördüm ve (Cebrail) bana 'bu senin eşindir, onun örtüsünü aç' diyordu. Örtüyü açtığımda bir de baktım ki o sensin. O sırada ben 'eğer bu, bana Allah tarafından gösterilmişse Allah onu gerçekleştirir' diyorum."
Bize İsmail b. Abdullah, ona Mâlik, ona Ömer b. Ubeydullah'ın azatlısı Ebu Nadr, ona Ubeyd b. Huneyn, ona da Ebu Saîd el-Hudrî (ra) şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (sav) minber üzerine oturdu ve "Allah kulunu, istediği kadar verdiği dünya nimetleriyle kendi katında olan arasında bir seçim yapma konusunda serbest bıraktı, o da Allah katında olanı tercih etti" buyurdu. Bu söz üzerine Ebu Bekir ağladı ve “Babalarımız, analarımız Sana feda olsun” dedi. Biz Ebu Bekir'in bu sözlerine hayret ettik. İnsanlar da hayret edip “şu şeyhe bakın, Rasulullah, Allah'ın dünya güzelliğinden vermekle kendi yanında olan şeyler arasında muhayyer kıldığı bir kuldan haber veriyor, bu ise 'babalarımız, analarımız Sana feda olsun' diyor” dediler. Meğer seçim hakkı verilen kul Rasulullah (sav), bunu hepimizden daha iyi bilen kişi de Ebu Bekir'miş. Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: "insanlar içinde arkadaşlığı ve malıyla bana en çok katkıda bulunan kişi Ebu Bekir'dir. Ümmetimden birini kendime dost edinecek olaydım, muhakkak Ebu Bekir'i edinirdim, lâkin İslam kardeşliği daha üstündür. Ebu Bekir'in mescide açılan küçük kapısı dışında mescide açılan tüm küçük kapılar kapatılsın."
Bize Muhammed b. Beşşâr, ona Ğunder, ona Şu'be, ona Ebu İshak, ona da Berâ (ra) şöyle demiştir: Peygamber (sav) Medine'ye doğru yol aldığında, kendisini takip eden Surâka b. Mâlik b. Cu'şum'a beddua etti. Bunun üzerine onun atının ayakları yere battı. Surâka, Peygamber'e (sav) “benim için Allah'a dua et, ben sana zarar vermeyeceğim” dedi. Hz. Peygamber (sav) de dua etti. Râvî der ki: Rasulullah yolda susadı ve bir çobana uğradı. Ebu Bekir de der ki: Ben bir kap alıp onun içine az bir miktar süt sağdım, onu Peygamber'e (sav) getirdim ve kendisi, ben hoşnut olup “tamam” deyinceye kadar, bundan içti.