10636 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Müsedded, ona Yezid b. Zürey, ona Ma'mer, ona Zührî, ona Urve, ona da Âişe (r.anha) şöyle demiştir: Namaz (önceleri) ikişer rekât olarak farz kılındı. Sonra Nebi (sav) hicret edince dört rekât olarak farz kılındı ve sefer namazı da ilk hali üzere bırakıldı. [Bu hadisi Abdürrezzak, Ma‘mer b. Raşid’den rivâyet ederek, ona (Yezid b. Zuray‘a) mütâbaat etmiştir.]
Açıklama: Rivayet muallaktır; Buhari ile Abdürrezzak arasında inkıta vardır.
Bize Müsedded, ona Yezid b. Zürey, ona Ma'mer, ona Zührî, ona Urve, ona da Âişe (r.anha) şöyle demiştir: Namaz (önceleri) ikişer rekât olarak farz kılındı. Sonra Nebi (sav) hicret edince dört rekât olarak farz kılındı ve sefer namazı da ilk hali üzere bırakıldı. [Bu hadisi Abdürrezzak, Ma‘mer b. Raşid’den rivâyet ederek, ona (Yezid b. Zuray‘a) mütâbaat etmiştir.]
Bana Zekeriyyâ b. Yahya, ona Ebu Usâme, ona Hişam b. Urve, ona da babası (Urve b. Zübeyir) şöyle rivayet etmiştir: Abdullah b. Zübeyir'e Mekke'de iken gebe kalan Esma (r.anha) şöyle der: Gebelik süresini tamamlamış olarak çıktım Medine'ye geldim ve Kuba'da konakladım. Bu sırada Abdullah'ı Kuba'da doğurdum, Rasulullah'a getirip kucağına koydum. Rasulullah bir kuru hurma istedi ve çiğneyip çocuğun ağzına koydu. Böylece çocuğun karnına giren ilk şey Rasulullah'ın tükürüğü oldu. daha sonra onu hurma ile tahnik etti ve dua ederek ona bereket diledi. Abdullah İslamiyet'te (Medine'de) doğan ilk çocuk oldu. Hâlid b. Mahled aynı hadisi Ali b. Mushir'den, o da Hişâm'dan, o da babası Urve'den, o da Esma'dan rivayet ederek Zekeriya b. Yahya'ya mutâbaat etmiştir. Bu rivayette “Esma (r.anha), Hz. Peygamber'in (sav) yanına gebe olarak hicret etti” ifadesi vardır. v
Açıklama: Tahnîk terim olarak “ağızda yumuşatılan hurmanın veya bal gibi tatlı bir maddenin yeni doğmuş ve henüz süt emmeye başlamamış bebeğin damağına sürülmesi” demektir. İslâm’dan önce de uygulanan tahnîk Hz. Peygamber tarafından onaylandığı ve bizzat uygulandığı için müstehap kabul edilmiştir. (Zekeriya Güler, "Tahnik" DİA, 39:416) Rivayet muallaktır; Buhari ile Halid b. Mahled arasında inkıta vardır.
Bize Ali b. Abdullah, ona Velîd b. Müslim, ona Evzâî (T); yine bize Muhammed b. Yusuf, ona Evzâî, ona Zührî, ona Atâ b. Yezîd el-Leysî, ona da Ebu Saîd el-Hudrî (ra) şöyle rivayet etmiştir: Bir bedevî, Hz. Peygamber'e (sav) geldi ve hicret hakkında sordu. Hz. Peygamber (sav) ona "sakın hicrete kalkışma. Çünkü hicret işi çok çetindir. Senin develerin var mı?" buyurdu. Bedevî: “evet var” dedi. Hz. Peygamber (sav) "onların zekâtını veriyor musun?" dedi. Bedevî “Evet veriyorum” dedi. Hz. Peygamber (sav) "sütünden faydalansın diye başkalarına deveni bağışlıyor musun?" dedi. Bedevi “Evet” dedi. Hz. Peygamber (sav) "Develerin sulamaya götürdüğün gün oradaki fakirlere sütlerinden sağıp içiriyor musun?" dedi. Bedevi “Evet içiririm” dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav) "Öyle ise sen şehir dışında çalış. Hiç şüphesiz Allah senin işinden hiç bir şey eksik bırakmaz" buyurdu.
Açıklama: Rivayet muallaktır; Buhari ile Muhammed b. Yusuf arasında inkıta vardır.
Bana Abdullah b. Muhammed, ona Hişâm, ona Ma'mer, ona Zührî, ona Urve b. Zübeyir, ona Übeydullah b. Adiy (T) Yine Bişr b. Şuayb, ona babası (Şuayb b. Ebu Hamza), ona Zührî, ona Urve b. Zübeyir, ona da Übeydullah b. Adiy b. Hiyâr şöyle demiştir: Ben Osman'ın huzuruna girdim. Osman kelime-i şahadeti söyledikten sonra şöyle dedi "Bundan sonra hiç şüphesiz Allah, Muhammed'i (sav) hak din ile gönderdi. Ben de Allah'a ve Rasulü'nün davetine uyan ve Muhammed (sav) ile gönderilen esaslara iman edenlerden oldum. Sonra iki kere hicret ettim. Rasulullah'ın damadı olma şerefine eriştim ve kendisine biat ettim. Allah'a yemin ederim ki, Yüce Allah O'nu vefat ettirinceye kadar ben O'na asi de olmadım, O'nu aldatmadım da. Râvî Şuayb'e, İshâk el-Kelbî mutâbaat edip, “Zührî bana bunun benzerini rivayet etti” demiştir.
Açıklama: Rivayet muallaktır; Buhari ile İshak b. Yahya arasında inkıta vardır.
Bana Abdullah b. Muhammed, ona Hişâm, ona Ma'mer, ona Zührî, ona Urve b. Zübeyir, ona Übeydullah b. Adiy (T) Yine Bişr b. Şuayb, ona babası (Şuayb b. Ebu Hamza), ona Zührî, ona Urve b. Zübeyir, ona da Übeydullah b. Adiy b. Hiyâr şöyle demiştir: Ben Osman'ın huzuruna girdim. Osman kelime-i şahadeti söyledikten sonra şöyle dedi "Bundan sonra hiç şüphesiz Allah, Muhammed'i (sav) hak din ile gönderdi. Ben de Allah'a ve Rasulü'nün davetine uyan ve Muhammed (sav) ile gönderilen esaslara iman edenlerden oldum. Sonra iki kere hicret ettim. Rasulullah'ın damadı olma şerefine eriştim ve kendisine biat ettim. Allah'a yemin ederim ki, Yüce Allah O'nu vefat ettirinceye kadar ben O'na asi de olmadım, O'nu aldatmadım da. Râvî Şuayb'e, İshâk el-Kelbî mutâbaat edip, “Zührî bana bunun benzerini rivayet etti” demiştir.
Bana Abdullah b. Muhammed, ona Hişâm, ona Ma'mer, ona Zührî, ona Urve b. Zübeyir, ona Übeydullah b. Adiy (T) Yine Bişr b. Şuayb, ona babası (Şuayb b. Ebu Hamza), ona Zührî, ona Urve b. Zübeyir, ona da Übeydullah b. Adiy b. Hiyâr şöyle demiştir: Ben Osman'ın huzuruna girdim. Osman kelime-i şahadeti söyledikten sonra şöyle dedi "Bundan sonra hiç şüphesiz Allah, Muhammed'i (sav) hak din ile gönderdi. Ben de Allah'a ve Rasulü'nün davetine uyan ve Muhammed (sav) ile gönderilen esaslara iman edenlerden oldum. Sonra iki kere hicret ettim. Rasulullah'ın damadı olma şerefine eriştim ve kendisine biat ettim. Allah'a yemin ederim ki, Yüce Allah O'nu vefat ettirinceye kadar ben O'na asi de olmadım, O'nu aldatmadım da. Râvî Şuayb'e, İshâk el-Kelbî mutâbaat edip, “Zührî bana bunun benzerini rivayet etti” demiştir.
Bize Müsedded, oona Abdulvâris (T); yine bize İshak b. Mansur, ona Abdussamed, ona babası (Abdulvâris b. Saîd), ona Ebu Teyyâh Yezîd b. Humeyd ed-Dubaî, ona da Enes b. Malik (ra) şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (sav) Medine’ye geldiğinde Medine’nin yukarı (Avalî) taraflarında Amr b. Avf oğulları mahallesi denilen bir yerde konakladı. Aralarında on dört gün kaldıktan sonra Neccâr oğullarının ileri gelenlerine haber gönderdi. Onlar da kılıçlarını kuşanmış olarak geldiler. -Enes der ki:- Rasulullah’ın (sav) devesi üzerinde Ebu Bekir’i arkasına bindirmiş ve Neccar oğullarının ileri gelen adamları da etrafında olduğu hali hala gözümün önünde. Nihayet Ebu Eyyub’un avlusuna indi. -Enes der ki:- Rasulullah (sav) namaz vakti nerede girerse orada namaz kılardı. O (bazen) koyun ağıllarında dahi namaz kılardı. Sonra bir mescit yapılmasını emir buyurdu. -Enes der ki:- Tekrar Neccar oğullarının ileri gelenlerine haber gönderdi. Onlar da geldiler. Hz. Peygamber (sav) "ey Neccar oğulları, bu bahçenizin fiyatını bana söyleyin" buyurdu. Onlar da “hayır vallahi, onun bedelini Allah’tan başkasından istemeyiz” dediler. Enes der ki: Orada bazı hurma ağaçlıkları, müşriklerin kabirleri ve bazı yıkık harabeler bulunduğunu söyleyebilirim. Rasulullah (sav) emretti, hurma ağaçları kesildi, müşriklerin kabirleri eşildi, harabe yerler de düzeltildi. -Enes der ki:- Hurma ağaçlarını (mescidin) kıble tarafına dizdiler. Kapının iki tarafını taştan yaptılar. Ashab bir yandan bu taşları taşıyor, bir yandan da “Allahumme innehu lâ hayra illâ hayru’l-âhirah. Fansuri’l-ensara ve’l muhacirah” (Allah’ım, hayır olsa olsa ancak ahiret hayrıdır. Sen de Ensar’a da, muhacirlere de yardım et) diye ezgi söylüyor, Rasulullah (sav) da onlara katılıyordu.