Giriş

Bize İshak b. Mansur, ona Muhammed b. Yusuf, ona Evzâî, ona Yahya b. Ebu Kesir, ona Muhammed b. İbrahim b. el-Haris et-Teymî, ona İbn Câbir, ona da babası (Cabir b. Atîk) rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Bazı kıskançlıklar vardır ki Allah onları sever. Bazılarını ise sevmez. Yine Allah böbürlenmenin bir kısmını sever, bir kısmını sevmez. Allah’ın sevdiği kıskançlık, şüpheli şeyler konusunda olandır. Allah’ın sevmediği kıskançlık ise şüpheli olmayan (helal) konudaki kıskançlıktır. Allah’ın sevdiği böbürlenme kişinin savaş sırasında (düşmanın kalbine korku salmak) ve sadaka verirken (teşvik etmek için) bunu yapmasıdır. Allah’ın kızdığı büyüklenme ise kişinin zulümde bu işi yapmasıdır."


    Öneri Formu
22358 N002559 Nesai, Zekât, 66

Bize Muhammed b. Beşşar, ona Muhammed, ona Şu'be, ona Ali b. Müdrik, ona Ebu Zür'a b. Amr b. Cerir, ona Hareşe b. Hür, ona da Ebu Zer'in rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) "Allah kıyamet gününde şu üç grup insanla konuşmaz, onların yüzüne bakmaz ve onları temize çıkarmaz, onlara acıklı bir azap vardır" buyurdu. Rasulullah (sav) bu cümleyi tekrar söyledi, Ebu Zer "Bu kimseler zarar ettiler ve husrana uğradılar; zarar ettiler ve husrana uğradılar." deyince Rasulullah (sav) "Onlar elbiselerinin eteklerini uzatan, yalan yere yemin ederek malını satmaya çalışan ve verdiği şeyi başa kakan kimselerdir." buyurdu.


    Öneri Formu
22369 N002564 Nesai, Zekât, 69

Bize Bişr b. Hâlid rivayet etti ona Gunder ona Şu’be ona Süleyman –el-A’meş-, ona Süleyman b. Müshir, o ona Hareşe b. el-Hur, ona da Ebu Zer'in (ra) rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: "Allah celle celaluhu,kıyamet gününde şu üç sınıf insanla konuşmaz, onların yüzüne bakmaz ve onları temize çıkarmaz. Onlar için acıklı bir azap vardır: Verdiğini başa kakanlar, elbisesinin eteğini yerlerde sürüyenler ve yalan yere yemin ederek malını satmaya çalışan kimseler”.


    Öneri Formu
22371 N002565 Nesai, Zekât, 69

Bize Muhammed b. Râfi, ona İbn Ebu Füdeyk, ona Muhammed b. Ebu Zi'b , ona Said b. Halid el-Kârizî, ona İsmail b. Abdurrahman, ona da Atâ b. Yesâr, İbn Abbas'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Rasulullah (sav) bize 'Derece olarak insanların en hayırlı olanını size haber vereyim mi?' dedi. Biz de 'Evet, söyle Ey Allah’ın Rasûlü!' dedik. Bunun üzerine şöyle buyurdu: 'Ölünceye veya öldürülünceye kadar Allah yolunda cihad için atının yularını bırakmayan kimsedir' dedi. 'Bundan sonra kimin olduğunu söyleyeyim mi?' buyurdu. 'Evet, buyur Ey Allah’ın Rasûlü!' dediğimizde, 'Bir vadide yalnızlığa çekilip namazını kılan, zekatını veren ve insanların kötülüklerinden uzak kalmaya çalışan kimsedir' dedi. Sonra da 'Peki size insanların en kötüsünü haber vereyim mi?' buyurdu. Biz 'Evet, buyur ey Allah’ın Rasûlü! dediğimizde, 'Allah (cc) için kendisinden bir şey istenip de vermeyen kimsedir' buyurdu."


    Öneri Formu
22386 N002570 Nesâî, Zekât, 74

Bize Ziyad b. Eyyub, ona İsmail b. Uleyye, ona Hişam, ona Yahya b. Ebu Kesîr, ona Hilal, ona Atâ b. Yesâr rivayet ettiğine göre Ebu Saîd el-Hudrî (ra) şöyle demiştir: "Rasulullah (sav) minbere, biz de etrafına oturmuştuk. Dünya ve süslerinden bahsetti ve 'Benden sonra sizin önünüze dünya nimetlerin bolca açılmasından endişe ederim' buyurdu. Bir adam 'Hayır (mal), kötülüğe yol açar mı ki?' diye sordu. Rasulullah (sav) ona cevap vermedi. Oradakiler adama 'Rasulullah sana bir şey demediği halde sen onunla neden konuşuyorsun?' diye çıkıştılar. Hz. Peygamber'e (sav) bir ağırlık çöktü ve kendinden geçti, kendine gelince terini sildi. Sonra Rasulullah (sav) 'Soru soran kişiyi göreyim! Hayır (mal) kötülük getirmez elbette. Ancak baharda yağmurla biten otlardan bazıları hayvanları, öldürür ya da zehirler, bazıları ise besler. Ot yiyerek hayatını sürdürenler bunun dışındadır. Onlar semirinceye kadar yerler, güneşe dönüp güneşlenir, oynar, zıplar, işer ve tekrar otlarlar. İşte dünya malı böle yeşil ve tatlıdır. Müslüman zengin kendisine verilen servetten yetime, fakire, yolda kalmışlara infak ederse ne güzeldir! Hakkı olmadığı halde bir şeyi alan kişi ise yiyip yiyip doymayan gibidir. O aldığı şeyler, kıyamet günü onun aleyhinde şahitlik yapacaktır."


    Öneri Formu
22439 N002582 Nesai, Zekât, 81

Bize Abdulcebbâr b. Alâ b. Abdulcebbâr, ona Süfyân, ona Zührî, ona Urve, ona da Hakîm b. Hizâm şöyle rivayet etmiştir: Ben Rasulullah’dan (sav), (dünyalık bir şey) istedim, o da bana verdi, sonra tekrar istedim, yine verdi, sonra tekrar istedim, yine verdi. Ardından Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: "Ey Hakîm! Kesinlikle bu mal çekici ve tatlıdır. Kim onu, gönül hoşluğuyla alırsa kendisi için malı bereketlenir. Kim de ihtirasla alırsa malı bereketlenmez. Böylesi yiyip de doymayan kimse gibidir. Veren el, alandan hayırlıdır.


    Öneri Formu
22513 N002602 Nesai, Zekât, 93

Bize Said b. Abdurrahman Ebu Ubeydullah el-Mahzûmî, ona Süfyan, ona Zühri, ona es-Sâib b. Yezid, ona Huvaytıb b. Abduluzzâ, Adullah b. es-Sa’dî’nin şöyle anlattığını rivayet etti: Şam’dan gelip Ömer b. Hattab’ın huzuruna çıktım. Bana “Müslümanların bir kısım işlerini yaptığını, karşılığında sana ücret ödendiğini, ama senin kabul etmediğini öğrendim. Bu doğru mu?” dedi. Ben de “Evet! Benim atlarım, kölelerim var ve maddi durumum iyidir. Dolayısıyla yaptığım çalışmanın Müslümanlara sadaka olmasını istedim” dedim. Ömer de şöyle anlattı. Ben de senin gibi istememiştim. Hz. Peygamber (sav) bana bu ücreti verirdi. Ben “Bunu daha fakir olanlara veriniz” derim. Rasul-i Ekrem, yine bir seferinde böyle bir ücret vermişti. Ben de “Onu benden daha fazla ihtiyaç sahibi olanlara veriniz” dedim. Bunun üzerine şöyle buyurdu: “Allah’ın sana verdiği bu malı, isteme ve beklenti olmaksızın al ve kabul et veya tasadduk et. İsteme ve beklenti ile gelen malda gözün kalmasın.”


    Öneri Formu
22522 N002606 Nesai, Zekât, 94


    Öneri Formu
22394 N002573 Nesai, Zekât, 76


    Öneri Formu
22433 N002576 Nesai, Zekât, 77


    Öneri Formu
22389 N002571 Nesai, Zekât, 75