10636 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Adem, ona Şube, ona Ebu İyas, ona da Enes b. Malik'in (ra) rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Âhiret hayatından başka bir hayat yoktur. (Allah'ım!) Ensar ve muhacirlerin halini (Dünya'da da Âhiret'te de) salih eyle." [Katâde'nin Enes'ten rivayetinde Hz. Peygamber (sav) "(Allah'ım!) Ensarı bağışla." demiştir.]
Bize İshak, ona Abdussamed, ona Şu'be, ona Katâde ona Enes b. Malik, ona da Ebu Üseyd'in (ra) rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Ensâr'ın topluluklarının en hayırlısı Neccâr oğulları, sonra Abdu'l-Eşhel oğulları, sonra Hâris b. Hazrec oğulları, sonra da Sâide oğullarıdır. Ensar'ın her kabilesinde hayır vardır" buyurdu. -Müslüman olmada kıdem sahibi olan Sa'd- (b. Ubâde) “Görüyorum ki Hz Peygamber (sav) (Ensar'ın bir kısmını) bizden üstün tutmuş” dedi. Bunun üzerine kendisine “Peygamber sizi de birçok Ensâr kabilesinden üstün tutmuştur” denildi.
Bana Muhammed b. Beşşâr, ona ona Ğunder, ona ona Şu'be, ona Katâde, ona da Enes b. Mâlik (ra) şöyle rivayet etmiştir: Peygamber (sav) Ubeyy b. Ka'b'a "Allah 'Lem yekunillezîne keferû' Suresi'ni sana okumamı bana emretti" buyurdu. Ubeyy “Allah benim adımı (açıkça) andı mı?” diye sordu. Peygamber (sav) "Evet andı" buyurunca Ubeyy b. Ka'b (sevincinden) ağladı.
Bana Muhammed b. Beşşâr, ona Yahya, ona Şu'be, ona Katâde, ona da Enes (ra) şöyle demiştir: Peygamber (sav) zamanında Kur'an'ı, hepsi Ensar'dan olan dört kişi ezberlemişti. Bunlar Ubey b. Ka'b, Muâz b. Cebel, Ebu Zeyd, Zeyd b. Sabit'tir. Ben Enes'e “Ebu Zeyd kimdir?” diye sordum. Enes de “amcalarımdan biri” cevabını verdi.
Bana Muhammed ve Sadaka, onlara Abde, ona Hişâm b. Urve, ona babası (Urve b. Zübeyir), ona Abdullah b. Cafer, ona da Ali'nin (ra) rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Dünya kadınlarının (kendi döneminde) en hayırlısı Meryem, bu ümmet döneminde ise en hayırlısı Hatice'dir"
Bize Ebu Ma'mer, ona Abdülvâris, ona Abdülaziz, ona Enes (ra) şöyle demiştir: Uhud günü (Müslümanlar arasında bozgun) olduğunda, insanlar Peygamberin yanından dağıldı, Ebu Talha ise Peygamber'in (sav) önünde deriden kalkanını siper yaparak O'nu korumaya devam ediyordu. Kirişi gergin iyi bir ok atıcısı olan Ebu Talha, o gün iki yahut üç yay kırmıştı. Hz. Peygamber (sav), sadağı okla dolu olarak yanından geçen her kişiye "sadağındaki okları Ebu Talha'nın önüne boşalt" diyordu. Peygamber (sav) düşman okçularına bakmak için ayağa kalktığında hemen Ebu Talha “ey Allah'ın Rasulü, babam, anam sana feda olsun, sakın yukarı kalkma, ola ki düşman oklarından biri sana isabet eder. Benim göğsüm senin göğsünün siperidir” diyordu. Ben Uhud günü Ebu Bekir'in kızı Âişe ile annem Ümmü Suleym'i, ayaklarındaki halhalları göreceğim kadar eteklerini toplamış, sırtlarında kırbalarla, çevik bir şekilde su taşıyıp yaralıların ağızlarına dökerken görmüşümdür. Kırbalar boşalınca süratle geri dönüp gelerek kırbaları dolduruyorlar, sonra gelip yaralı mücahitlerin ağızlarına döküyorlardı. Yine o gün Ebu Talha'nın elinden iki yahut üç kere kılıç düşmüştü.
Bize Saîd b. Ufeyr, ona Leys, ona Hişâm, ona babası (Urve b. Zübeyir), ona da Âişe (r.anha) şöyle demiştir: Ben Peygamber'in (sav) hanımlarından hiçbirini Hatice kadar kıskanmadım. Oysaki Hatice Peygamber (sav) benimle evlenmeden önce ölmüştü. Bu kıskançlığımın sebebi, Peygamber'i (sav) sürekli Hatice'yi anarken işitmem, Allah'ın, Peygamber'e, Hatice'yi cennette inciden bir evle müjdelemesini emretmesi ve bir de Peygamber (sav) koyun kesip o koyunun etinden ihtiyaçları ölçüsünde Hatice'nin dostlarına hediye etmesiydi.
Bize Muhammed b. Ebu Bekir, ona Fudayl b. Süleyman, ona Musa, ona Salim b. Abdullah, ona da Abdullah b. Ömer (r.anhuma) şöyle demiştir: Peygamber (sav), peygamberlik ve vahiy gelmezden önce, Beldah vadisinin alt tarafında Zeyd b. Amr b. Nufeyl ile buluştu. Bu sırada (Kureyş tarafından ) Peygamber'e bir sofra ve bir miktar yemek takdim edildi. Zeyd yemekten çekindi ve “ben sizin putlarınız adına kesmekte olduğunuz hayvanların etlerinden yemem. Ben yalnız üzerine Allah adı anılarak kesilen hayvan etini yerim” dedi. Zeyd b. Amr, hayvanlarını Allah adına kesmedikleri için Kureyş'i ayıplar “koyun Allah'ın yarattığı bir hayvandır. Allah onu yaratmış, onun faydalanması için gökten yağmur yağdırmış, yerden de onun gıdasını bitirmiş, ama siz kalkıp bu hayvanı Allah adından başka bir ad anarak kesiyorsunuz” derdi.