10636 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Mekkî b. İbarahim, ona İbn Cüreyc, ona İbrahim b. Meysere, ona Amr b. Şerid şöyle rivayet etmiştir: "Bir defasında Sa'd b. Ebî Vakkas'ın yanında durmuştum. O sırada el-Misver b. Mahreme geldi ve elini benim bir omuzuma koydu. Bu sırada Hz. Peygamber'in âzâtlı kölesi Ebû Râfi' geldi ve 'Ey Sa'd, senin arsadaki iki evimi (satacağım), bunu sen satın al' dedi. Sa'd da, 'Vallahi ben onları satın almıyorum' dedi. el-Misver b. Mahreme hemen, 'Vallahi sen bu iki evi mutlaka almalısın!' dedi. Bunun üzerine Sa'd, Ebû Râfi'e, 'Vallahi ben sana taksit taksit olacak şekilde dört bin dirhemden fazla vermem' dedi. Ebû Râfi' de, 'Bu iki eve karşılık bana beş yüz dinar verildi. Eğer ben Hz. Peygamber'i (sav) "Komşu, (bir mülke) yakınlığı sebebiyle onu satın alma konusunda öncelikli hak sahibidir" buyururken işitmemiş olsaydım, ona karşılık beş yüz dinar teklif edilmiş olduğum halde, onu sana dört bin dirheme vermezdim, dedi. Sonra da o yeri Sa'd'a verdi."
Bize Haccâc, ona Şu’be rivâyet etti; (T) Yine bize Ali b. Abdullah, ona Şebâbe, ona Şu’be, ona Ebû İmrân, ona da Talha b. Abdullah Hz. Aişe’nin (ra) şöyle anlattığını rivayet etti: "(Hz. Peygamber’e,) “Yâ Rasûlallah! Benim iki komşum vardır. Hediyemi bunlardan öncelikle hangisine vereyim?” diye sordum. Rasûlullah (sav), “Kapısı sana en yakın olan komşuna ver” buyurdu.
Bize İbrahim b. Musa, ona Hişâm b. Yusuf, ona İbn Cüreyc, ona Ya'lâ b. Müslim ve Amr b. Dinâr, ona Saîd b. Cübeyr, ona İbn Abbas (r.anhuma), ona da Ubeyy b. Ka'b'ın rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: "(Hızır ile Musa) yürüdüler, derken yıkılmak üzere olan bir duvara denk geldiler" (Kehf, 77) Saîd der ki: Hızır eliyle duvara şöyle işaret etti ve ellerini duvarın üzerine kaldırıp onu doğrultuverdi. Ya'lâ da der ki: Ben Saîd'in, "Hızır elini duvara sürdü ve onu doğrulttu" dediğini sanıyorum. Musa Hızır'a "eğer isteseydin elbette bu iş karşılığında bir ücret alırdın" dedi. Saîd der ki: Karnımızı doyuracağımız bir ücret alırdın.
Açıklama: Kıssanın tamamı için B003401 numaralı hadis bakınız.
Bize İbrahim b. Musa, ona Hişâm b. Yusuf, ona İbn Cüreyc, ona Ya'lâ b. Müslim ve Amr b. Dinâr, ona Saîd b. Cübeyr, ona İbn Abbas (r.anhuma), ona da Ubeyy b. Ka'b'ın rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: "(Hızır ile Musa) yürüdüler, derken yıkılmak üzere olan bir duvara denk geldiler" (Kehf, 77) Saîd der ki: Hızır eliyle duvara şöyle işaret etti ve ellerini duvarın üzerine kaldırıp onu doğrultuverdi. Ya'lâ da der ki: Ben Saîd'in, "Hızır elini duvara sürdü ve onu doğrulttu" dediğini sanıyorum. Musa Hızır'a "eğer isteseydin elbette bu iş karşılığında bir ücret alırdın" dedi. Saîd der ki: Karnımızı doyuracağımız bir ücret alırdın.
Açıklama: Kıssanın tamamı için B003401 numaralı hadis bakınız.
Bize İbrahim b. Musa, ona Hişâm, ona Ma'mer, ona Zührî, ona Urve b. Zübeyir, ona da Aişe (r.anha) şöyle rivayet etmiştir: Hz. Peygamber (sav) ile Ebu Bekir, Dîloğullarının Abd b. Adiyyoğulları koluna mensup, kılavuzlukta son derece mahir olan bir adamı kılavuz olarak tuttular. Bu adam Âs b. Vâil ailesi ile dayanışma yemini ederek elini kana batırmıştı ve halen Kureyş kâfirlerinin dini üzere idi. Fakat Peygamber ile Ebu Bekir ona güvenip develerini ona teslim ettiler ve üç gece sonra develeriyle beraber Sevr mağarasında buluşmak üzere sözleşip anlaşma yaptılar. Üçüncü gecenin sabahında bu kişi, Peygamber ile Ebu Bekir'in develerini de alarak Sevr'e, onların yanına geldi. Hz. Peygamber (sav) ve Ebu Bekir, beraberlerinde Âmir ibn Fuhayre halde yola çıktılar. Kılavuz Dîlî, onları Mekke'nin alt tarafına kalan sahil yolundan götürdü.
Bize Yahya b. Bükeyr, ona Leys, ona Ukayl, ona İbn Şihâb, ona Urve b. Zübeyir, ona da Hz. Peygamber'in eşi Aişe (r.anha) şöyle rivayet etmiştir: Hz. Peygamber (sav) ile Ebu Bekir, Dîloğullarından, kılavuzlukta son derece mahir olan bir adamı kılavuz olarak tuttular. Bu adam Kureyş kâfirlerinin dini üzere idi. Hz. Peygamber (sav) ile Ebu Bekir develerini ona teslim ettiler ve üç gece sonra, üçüncü gecenin sabahında Sevr mağarasında buluşmak üzere sözleştiler.
Bize Muhammed b. Beşşâr, ona Ğunder, ona Şu'be, ona Amr, ona da Ebu Bahterî şöyle rivayet etmiştir: Ben İbn Ömer'e (r.anhuma) hurma ağacının meyvesinde yapılacak selem akdini sordum. O da "Hz. Peygamber (sav) yemeye elverişli hale gelinceye kadar hurmanın satışını ve basılmış gümüş paranın veresiye olarak peşin altınla satışını yasakladı" dedi. İbn Abbâs'a da hurma ağacının meyvesinde yapılacak selem akdini sordum. O da "Hz. Peygamber (sav), meyvesi yenilecek veya sahibi yiyecek ve tartılacak hale gelinceye kadar hurmanın satışını yasakladı" dedi. Ben "tartılacak olan nedir, (ağaç üzerindeki hurma nasıl tartılır)" diye sordum. İbn Abbâs'ın yanında bulunan bir adam "korunacak (tahmin edilecek) hale gelinceye kadar" dedi.