10636 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Ebu Velîd, ona Şu'be, ona İbn Ebu Mücâlid (T); Bize Yahya, ona Vekî, ona Şu'be, ona Muhammed b. Ebu Mücâlid (T); Bize Hafs b. Ömer, ona Şu'be, ona da Muhammed ya da Abdullah b. Mücâlid şöyle rivayet etmiştir: Abdullah b. Şeddâd b. Hâd ile Ebu Bürde, selem alışverişi hakkında fikir ayrılığına düştü ve beni (bu konuda bilgi almak üzere) Abdullah b. Ebu Evfâ'ya (ra) gönderdiler. Ben de gidip ona bu konuyu sordum bana "biz Hz. Peygamber (sav), Ebu Bekir ve Ömer'in döneminde, buğday, arpa, kuru üzüm ve hurmada selem yoluyla alışveriş yapardık" dedi. Aynı konuyu Abdurrahman b. Ebzâ'ya sordum, o da aynı cevabı verdi.
Açıklama: Selem, nitelikleri belirlenen bir malın satışının peşin parayla yapılıp malın daha sonra teslim edilmesi işlemine denir.
Bize Abdullah b. Yusuf, ona Leys, ona Saîd el-Makburî, ona babası (Ebu Saîd el-Makburî), ona da Ebu Hureyre'nin rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: "Cariye zina ederse ve suçu kesinleşirse, ona had cezası (celde) uygulansın; ama ayıplanmasın. Sonra tekrar zina ederse yine had cezası uygulansın; fakat ayıplanmasın. Eğer üçüncü kez zina ederse, artık onu bir saç ipliği (kadar değersiz bir şey) karşılığında da olsa satsın."
Bize Sadaka, ona İbn Uyeyne, ona İbn Ebu Necîh, ona Abdullah b. Kesir, ona Ebu Minhal, ona İbn Abbas (r. anhüma) şöyle rivayet etmiştir: Peygamber (sav) Medine'ye geldiğinde, Medine halkı selem yoluyla iki-üç sene vadeli hurma alışverişi yapıyorlardı. Peygamber, "Kim herhangi bir şeyde selem yoluyla alışveriş yaparsa ölçeği belirli, tartısı belirli, vadesi belirli olarak yapsın." buyurdu. Bize Ali, ona Süfyân, ona İbn Ebu Necîh, "Belirli bir ölçekte, bilinen bir müddete kadar selef yapsın." şeklinde rivayet etmiştir.
Bize Ebu Yemân, ona Şuayb, ona Ebu Zinâd, ona A'rec, ona da Ebu Hureyre'nin (ra) rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur "İbrahim (as) ile Sâre yola çıkıp bir şehre girdiler. Orada meliklerden bir melik, yahut zorbalardan bir zorba hükümdar vardı. Ona 'İbrahim en güzelinden bir kadınla bu şehre girdi' denildi. Hükümdar, 'Ey İbrahim, yanındaki kadın kimdir?' diye haber gönderdi. İbrahim, 'kardeşimdir' cevabını verdi ve ardından Sâre'nin yanına gelip 'sakın beni yalancı çıkarma. Ben onlara, senin kız kardeşim olduğunu söyledim. Allah'a yemin ederim ki, yeryüzünde benden ve senden başka iman eden hiçbir kimse yoktur. dedi. Sonra İbrahim, Sâre'yi hükümdara gönderdi. Sâre varınca, hükümdar ona doğru yeltendi. Sâre de hemen abdest alıp namaza durdu, ardından 'Allah'ım, ben Sana ve Senin Rasûlü'ne iman ettimse ve ben iffetimi eşimden başkasına karşı daima koruduysam, şu kâfiri benim üzerime musallat etme' diye dua etti. adamın nefesi tıkandı ve ayağı ile yere vurup debelenmeye başladı." Hadisin râvîsi A'rec der ki: Ebu Seleme b. Abdurrahman, Ebu Hureyre'nin şöyle devam ettiğini aktardı: Sâre "Allah'ım, eğer bu herif ölürse, bunu bu kadın öldürdü derler" dedi. Bunun üzerine o zalimin debelenmesi sona erdi. Sonra tekrar Sâre'ye doğru yeltendi. O da derhâl kalkıp abdest alarak namaza durdu ve "Allah'ım, ben Sana ve Senin Rasûlü'ne iman ettimse ve ben iffetimi eşimden başkasına karşı daima koruduysam, şu kâfiri benim üzerime musallat etme" diye dua etti. Adamın tekrar nefesi tıkandı ve ayağı ile yere vurup debelenmeye başladı. Abdurrahman der ki: Ebu Seleme, Ebu Hureyre'nin şöyle devam ettiğini aktardı: Sâre:"Allah'ım, eğer bu herif ölürse, bunu bu kadın öldürdü derler" dedi. Bunun üzerine o zalimin debelenmesi ikinci defa yahut üçünü defa sona erdi. Bunun üzerine hükümdar adamlarına "Vallahi siz bana kesinlikle bir şeytan göndermişsiniz. Siz bu kadını İbrahim'e geri gönderin. Hacer'i de ona hediye edin" dedi. Sâre, geri dönüp İbrahim'in (as) yanına geldi ve ona "gördün mü, Allah kâfiri zelil etti ve bir cariyeyi de bana hizmetçi verdi" dedi.
Bize Ebu Velîd, ona Şu'be, ona Amr, ona da Ebu Bahterî şöyle rivayet etmiştir: Ben İbn Ömer'e (r.anhuma) hurma ağacının meyvesinde yapılacak selem akdini sordum. O da "yemeye elverişli hale gelinceye kadar hurmanın satışı ve basılmış gümüş paranın veresiye olarak peşin altınla satışı yasaklandı" dedi. İbn Abbâs'a da hurma ağacının meyvesinde yapılacak selem akdini sordum. O da "Hz. Peygamber (sav), meyvesi yenilecek veya sahibi yiyecek ve tartılacak hale gelinceye kadar hurmanın satışını yasakladı" dedi.
Bize Musa b. İsmail, ona Abdulvahid, ona Şeybânî, ona da Muhammed b. Ebu Mucâlid şöyle rivayet etmiştir: Abdullah b. Şeddâd ile Ebu Burde beni Abdullah b. Ebu Evfâ'ya (ra) göndererek ona, Hz. Peygamber'in (sav) zamanında Sahabenin buğdayda selem yapıp yapmadığını sormamı söylediler. Gidip sordum. Abdullah "Biz Şamlı çiftçilerle belli bir ölçüyle ve bilinen bir vadeyle buğday, arpa ve zeytinyağında selem yoluyla alışveriş yapardık" dedi. Ben ona "selem alışverişi yaptığınız ekinin (tarlanın) mülkiyeti kime aitti?" diye sordum. Abdullah "Biz onlara malın aslına malik olup olmadıklarını hiç sormazdık" dedi. Sonra o ikisi beni Abdurrahman b. Ebzâ'ya da yolladılar. Ben gidip (aynı soruları) ona da sordum, şöyle cevap verdi. "Sahabe Peygamber (sav) zamanında selem akdi yapardı, ancak (biz sahâbîler), onlara ekinlerinin (tarlalarının) olup olmadığını sormazdık" dedi. Bize Abdullah b. Velîd, ona Süfyân, ona da Şeybâni aynı hadisi rivayet etmiş ve rivayetinde (buğday, arpa ve) "zeytinyağı" ifadesini kullanmıştır. Bize Kuteybe, ona, Cerîr, ona da Şeybâni bu hadisi rivayet etmiş ve rivayetinde (buğday, arpa ve) "kuru üzüm" ifadesini kullanmıştır.
Bize Muhammed b. Beşşâr, ona Ğunder, ona Şu'be, ona Amr, ona da Ebu Bahterî şöyle rivayet etmiştir: Ben İbn Ömer'e (r.anhuma) hurma ağacının meyvesinde yapılacak selem akdini sordum. O da "yemeye elverişli hale gelinceye kadar hurmanın satışı ve basılmış gümüş paranın veresiye olarak peşin altınla satışı yasaklandı" dedi. İbn Abbâs'a da hurma ağacının meyvesinde yapılacak selem akdini sordum. O da "Hz. Peygamber (sav), meyvesi yenilecek veya sahibi yiyecek ve tartılacak hale gelinceye kadar hurmanın satışını yasakladı" dedi. Ben "tartılacak olan nedir, (ağaç üzerindeki hurma nasıl tartılır)" diye sordum. İbn Abbâs'ın yanında bulunan bir adam "korunacak (tahmin edilecek) hale gelinceye kadar" dedi.
Bize Muhammed b. Mukâtil, ona Abdullah, ona Süfyân, ona Süleyman eş-Şeybânî, ona da Muhammed b. Ebu Mücâlid şöyle demiştir: Ebu Burde ve Abdullah İbn Şeddâd, beni Abdurrahman İbn Ebzâ'ya ve Abdullah ibn Ebu Evfâ'ya gönderdiler. Ben de gidip bu ikisine selem tarzı satış akdini sordum, şöyle dediler: "Biz Rasulullah (sav) ile birlikte birçok ganimet elde ettik. Şamlı çiftçilerden bazıları bize gelir, biz de onlarla belirlenmiş bir vadeye kadar buğday, arpa, kuru üzüm alım satımı hususunda selef akdi yapardık." İbn Ebu Mucâlid der ki: Ben "Şamlı çiftçilerin ekilmiş ekinleri var mıydı yok muydu?" diye sordum. Onlar da "Biz Şâmlı çiftçilere bunu sormazdık" dediler.
Bize Muhammed b. Mukâtil, ona Abdullah, ona Süfyân, ona Süleyman eş-Şeybânî, ona da Muhammed b. Ebu Mücâlid şöyle demiştir: Ebu Burde ve Abdullah İbn Şeddâd, beni Abdurrahman İbn Ebzâ'ya ve Abdullah ibn Ebu Evfâ'ya gönderdiler. Ben de gidip bu ikisine selem tarzı satış akdini sordum, şöyle dediler: "Biz Rasulullah (sav) ile birlikte birçok ganimet elde ettik. Şamlı çiftçilerden bazıları bize gelir, biz de onlarla belirlenmiş bir vadeye kadar buğday, arpa, kuru üzüm alım satımı hususunda selef akdi yapardık." İbn Ebu Mucâlid der ki: Ben "Şamlı çiftçilerin ekilmiş ekinleri var mıydı yok muydu?" diye sordum. Onlar da "Biz Şâmlı çiftçilere bunu sormazdık" dediler.
Bize Ebü'l-Yemân, ona Şuayb, ona Zührî, ona Said b. el-Müseyyeb ve Ebu Seleme b. Abdurrahman, onlara Ebu Hüreyre şöyle söylemiştir: Sizler, 'Ebu Hüreyre, Hz. Peygamber'den (sav) çok hadis rivayet ediyor' diyorsunuz ve yine sizler: 'Muhacir ve ve Ensar niçin Rasulullah'tan (sav) Ebu Hüreyre'nin hadis rivayet ettiği kadar/gibi hadis nakletmiyor' diyorsunuz. Şu muhakkak ki muhacir kardeşlerimizi çarşılarda alış-veriş etmek meşgul ediyordu. Ben ise karın tokluğuna Rasulullah'tan (sav) hiç ayrılmaz, onların bulunmadıkları zaman onunla beraber bulunur, onlar unuttuklarında ben hafızamda tutar ezberlerdim. Ensardan olan kardeşlerimi de ziraatla ilgili işler meşgul ediyordu. Ben ise Suffe'nin yoksullarındandım. Diğer sahabiler hadisleri unuturlarken ezberimde tutardım. Hem de Rasulullah (sav) bir sözlerinde şöyle buyurmuştu: "Ben şu sözümü bitirinceye kadar elbisesini yayacak; sonra da elbisesini kendine doğru toplayacak kişi elbette benim söyleyeceğim sözleri kesin olarak ezberleyecektir." Bunun üzerine ben hemen üzerimdeki renkli elbiseyi yaydım. Rasulullah (sav) sözünü bitirinceye kadar da göğsüme doğru topladım. Bundan sonra Rasulullah'ın (sav) sözlerinden hiç bir şeyi unutmadım.