10636 Kayıt Bulundu.
Giriş
Ebu Abdullah (el-Buhârî) der ki: Bana İbrahim, ona Hişâm, ona İbn Cüreyc, ona İbn Ebu Müleyke, ona da İbn Ömer'in azatlısı Nâfi şöyle rivayet etmiştir: ِِِِAşı yapılmış bir hurma ağacı, meyvesi söylenmeden satılırsa, meyve o ağaca aşıyı yapmış olan kimseye aittir. Mal sahibi köle de ve ekilmiş tarla da böyledir. Nâfi, İbn Cüreyc'e bu üç şeyi (meyveyi, köleyi ve ekini) saymıştır.
Bize Abdullah b. Abdulvehhab, ona Yezîd b. Zürey, ona Avf, ona da Saîd b. Ebu Hasen şöyle rivayet etmiştir: Ben İbn Abbâs'ın (ra) yanında iken bir adam gelip "Ey İbn Abbâs! Ben el emeği ile geçinen bir insanım. Bu tasvirleri yaparım (kazancımı böyle sağlarım)" dedi. İbn Abbâs "Ben sana Hz. Peygamber'den (sav) işittiğim bir hadisten başka bir şey söylemem. Hz. Peygamber'in (sav) şöyle buyurduğunu işittim: 'Her kim bir suret yaparsa, şüphesiz Allah o kimseye yaptığı surete can üfleyinceye kadar azap edecektir. İşin gerçeği o kişi yaptığı surete ebediyen can veremeyecektir.'" Bunu üzerine o kişinin nefesi daraldı, benzi sarardı. İbn Abbâs "Vah sana, eğer illa da sanatını icra edeceksen şu ağaçları ve cansız eşyayı tasvir etmeni tavsiye ederim" dedi Ebu Abdullah (el-Buhârî) der ki: Bu hadisi Saîd b. Ebu Arûbe, Nadr b. Enes'ten işitmiştir.
Açıklama: Rivayet muallaktır, Said b. Ebu Arûbe ile Buhârî arasında inkıta vardır.
Bana Muhammed b. Müsenna, ona İbn Ebu Adiyy, ona İbn Avn (T); Bize Ali b. Abdullah, Abdullah b. Muhammed ve Muhammed b. Kesîr, onlara İbn Uyeyne, ona Ebu Ferve, o ikisine (İbn Avn ve Ferve'ye) Şa'bî, ona da Numân b. Beşîr'in (ra) rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Helâl bellidir. Haram da. Ancak bu ikisi arasında hükmü şüpheli olan bazı şeyler vardır. Her kim günah olduğuna dair içinde şüphe taşıdığı bir işi terk ederse, haramlığı apaçık olan şeyi mutlaka terk eder. Her kim de günah olduğuna dair içinde şüphe taşıdığı bir işi yapma cesaretine sahip olursa, harama daha kolay düşer. Günahlar Allah'ın korusudur. Sürüsünü korunmuş arazî etrafında otlatan kişinin otlattığı hayvanların o koruluğa girme ihtimali yüksektir."
Bize Hafs b. Ömer, ona Hemmâm, ona Katâde, ona Ebu Halil, ona Abdullah b. Haris, ona Hakîm b. Hizâm'ın söylediğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Satıcı ile satın alan birbirlerinden ayrılmadıkça muhayyerdir." Ahmed ziyade yaparak şöyle dedi: Bize Behz, ona Hemmâm şöyle dedi: Ben bu hadisi Ebu't-Teyyâh'a zikrettim. Ebu't-Teyyâh dedi ki: Abdullah b. Haris bu hadisi naklettiği zaman ben Ebu Halil'in yanındaydım.
Bize Abdullah b. Abdulvehhab, ona Yezîd b. Zürey, ona Avf, ona da Saîd b. Ebu Hasen şöyle rivayet etmiştir: Ben İbn Abbâs'ın (ra) yanında iken bir adam gelip "Ey İbn Abbâs! Ben el emeği ile geçinen bir insanım. Bu tasvirleri yaparım (kazancımı böyle sağlarım)" dedi. İbn Abbâs "Ben sana Hz. Peygamber'den (sav) işittiğim bir hadisten başka bir şey söylemem. Hz. Peygamber'in (sav) şöyle buyurduğunu işittim: 'Her kim bir suret yaparsa, şüphesiz Allah o kimseye yaptığı surete can üfleyinceye kadar azap edecektir. İşin gerçeği o kişi yaptığı surete ebediyen can veremeyecektir.'" Bunu üzerine o kişinin nefesi daraldı, benzi sarardı. İbn Abbâs "Vah sana, eğer illa da sanatını icra edeceksen şu ağaçları ve cansız eşyayı tasvir etmeni tavsiye ederim" dedi Ebu Abdullah (el-Buhârî) der ki: Bu hadisi Saîd b. Ebu Arûbe, Nadr b. Enes'ten işitmiştir.
Bize Muhammed b. Sinân, ona Füleyh, ona Hilâl, ona da Atâ b. Yesâr şöyle demiştir: Abdullah b. Amr b. Âs ile karşılaştım ve ona "Allah Rasûlü'nün (sav) Tevrat'ta geçen sıfatını bana bildirsen" dedim. Amr cevaben şöyle dedi: "Evet, vallahi Hz. Peygamber, (sav) Kur'ân'da geçen sıfatlarının bir kısmıyla Tevrat'ta da şöyle nitelendirilmiştir. 'Ey Peygamber, hiç şüphesiz biz seni bir şahit, bir müjdeci, bir korkutucu ve ümmîlere bir koruyucu olarak gönderdik. Sen benim kulum ve peygamberimsin. Ben sana "Mütevekkil" adını verdim. Bu peygamber kötü huylu, katı kalpli, çarşılarda bağıra, çağıra konuşan biri değildir. O kötülüğe, kötülükle değil af ve bağışlama ile karşılık verir.. Eğri yola sapmış bu millet "lâ ilâhe illallah" diyerek doğru yola girmedikçe Allah onun canını almayacaktır. Allah kör gözleri, sağır kulakları, mühürlü kalpleri bu tevhîd kelimesiyle açacaktır.'" Abdulazîz b. Ebu Seleme, bu hadisi Hilâl ibn Ali’den rivayet etmiş ve bu rivayeti ile diğer râvî Fulayh’a mutâbaat etmiştir. Bu hadisi yine bize Saîd, ona Hilâl, ona Atâ, ona da İbn Selâm rivayet etmiştir. (Buhârî der ki:) Hadiste geçen "غُلْفٌ" kelimesi kılıf içinde olan her şey için kullanılır. (Kınında olan kılıç için) "سَيْفٌ أَغْلَفُ" ifadesi, kılıfı içinde olan yay için "قَوْسٌ غَلْفَاءُ" ve sünnet olmamış erkek için de "رَجُلٌ أَغْلَفُ" (Erkeklik organı kılıflı olan adam) ifadesi kullanılır.
Bize Muhammed b. Sinân, ona Füleyh, ona Hilâl, ona da Atâ b. Yesâr şöyle demiştir: Abdullah b. Amr b. Âs ile karşılaştım ve ona "Allah Rasûlü'nün (sav) Tevrat'ta geçen sıfatını bana bildirsen" dedim. Amr cevaben şöyle dedi: "Evet, vallahi Hz. Peygamber, (sav) Kur'ân'da geçen sıfatlarının bir kısmıyla Tevrat'ta da şöyle nitelendirilmiştir. 'Ey Peygamber, hiç şüphesiz biz seni bir şahit, bir müjdeci, bir korkutucu ve ümmîlere bir koruyucu olarak gönderdik. Sen benim kulum ve peygamberimsin. Ben sana "Mütevekkil" adını verdim. Bu peygamber kötü huylu, katı kalpli, çarşılarda bağıra, çağıra konuşan biri değildir. O kötülüğe, kötülükle değil af ve bağışlama ile karşılık verir.. Eğri yola sapmış bu millet "lâ ilâhe illallah" diyerek doğru yola girmedikçe Allah onun canını almayacaktır. Allah kör gözleri, sağır kulakları, mühürlü kalpleri bu tevhîd kelimesiyle açacaktır.'" Abdulazîz b. Ebu Seleme, bu hadisi Hilâl ibn Ali’den rivayet etmiş ve bu rivayeti ile diğer râvî Fulayh’a mutâbaat etmiştir. Bu hadisi yine bize Saîd, ona Hilâl, ona Atâ, ona da İbn Selâm rivayet etmiştir. (Buhârî der ki:) Hadiste geçen "غُلْفٌ" kelimesi kılıf içinde olan her şey için kullanılır. (Kınında olan kılıç için) "سَيْفٌ أَغْلَفُ" ifadesi, kılıfı içinde olan yay için "قَوْسٌ غَلْفَاءُ" ve sünnet olmamış erkek için de "رَجُلٌ أَغْلَفُ" (Erkeklik organı kılıflı olan adam) ifadesi kullanılır.