Açıklama: İslam'da her kişi kendisinden sorumludur. Başkalarının kusurlarını araştırmak da asla tasvip edilmez.
Allah katında yapılan ibadetlerde takva/samimiyet asıldır. Az da olsa samimiyetle ve devamlı yapılan ibadet ve hayır hasenat daha makbuldür.
İnsanların sorumluluklarında aslolan farz ve vacip ibadetlerdir. Nafileler sevapların artmasına vesile olabilir.
Öneri Formu
Hadis Id, No:
72696, HM024213
Hadis:
حَدَّثَنَا أَبُو كَامِلٍ مُظَفَّرُ بْنُ مُدْرِكٍ حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ حَدَّثَنَا ابْنُ شِهَابٍ عَنْ أَبِي الطُّفَيْلِ عَامِرِ بْنِ وَاثِلَةَ
أَنَّ رَجُلًا مَرَّ عَلَى قَوْمٍ فَسَلَّمَ عَلَيْهِمْ فَرَدُّوا عَلَيْهِ السَّلَامَ فَلَمَّا جَاوَزَهُمْ قَالَ رَجُلٌ مِنْهُمْ وَاللَّهِ إِنِّي لَأُبْغِضُ هَذَا فِي اللَّهِ فَقَالَ أَهْلُ الْمَجْلِسِ بِئْسَ وَاللَّهِ مَا قُلْتَ أَمَا وَاللَّهِ لَنُنَبِّئَنَّهُ قُمْ يَا فُلَانُ رَجُلًا مِنْهُمْ فَأَخْبِرْهُ قَالَ فَأَدْرَكَهُ رَسُولُهُمْ فَأَخْبَرَهُ بِمَا قَالَ فَانْصَرَفَ الرَّجُلُ حَتَّى أَتَى رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَرَرْتُ بِمَجْلِسٍ مِنْ الْمُسْلِمِينَ فِيهِمْ فُلَانٌ فَسَلَّمْتُ عَلَيْهِمْ فَرَدُّوا السَّلَامَ فَلَمَّا جَاوَزْتُهُمْ أَدْرَكَنِي رَجُلٌ مِنْهُمْ فَأَخْبَرَنِي أَنَّ فُلَانًا قَالَ وَاللَّهِ إِنِّي لَأُبْغِضُ هَذَا الرَّجُلَ فِي اللَّهِ فَادْعُهُ فَسَلْهُ عَلَى مَا يُبْغِضُنِي فَدَعَاهُ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ فَسَأَلَهُ عَمَّا أَخْبَرَهُ الرَّجُلُ فَاعْتَرَفَ بِذَلِكَ وَقَالَ قَدْ قُلْتُ لَهُ ذَلِكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَلِمَ تُبْغِضُهُ قَالَ أَنَا جَارُهُ وَأَنَا بِهِ خَابِرٌ وَاللَّهِ مَا رَأَيْتُهُ يُصَلِّي صَلَاةً قَطُّ إِلَّا هَذِهِ الصَّلَاةَ الْمَكْتُوبَةَ الَّتِي يُصَلِّيهَا الْبَرُّ وَالْفَاجِرُ قَالَ الرَّجُلُ سَلْهُ يَا رَسُولَ اللَّهِ هَلْ رَآنِي قَطُّ أَخَّرْتُهَا عَنْ وَقْتِهَا أَوْ أَسَأْتُ الْوُضُوءَ لَهَا أَوْ أَسَأْتُ الرُّكُوعَ وَالسُّجُودَ فِيهَا فَسَأَلَهُ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنْ ذَلِكَ فَقَالَ لَا ثُمَّ قَالَ وَاللَّهِ مَا رَأَيْتُهُ يَصُومُ قَطُّ إِلَّا هَذَا الشَّهْرَ الَّذِي يَصُومُهُ الْبَرُّ وَالْفَاجِرُ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ هَلْ رَآنِي قَطُّ أَفْطَرْتُ فِيهِ أَوْ انْتَقَصْتُ مِنْ حَقِّهِ شَيْئًا فَسَأَلَهُ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ لَا ثُمَّ قَالَ وَاللَّهِ مَا رَأَيْتُهُ يُعْطِي سَائِلًا قَطُّ وَلَا رَأَيْتُهُ يُنْفِقُ مِنْ مَالِهِ شَيْئًا فِي شَيْءٍ مِنْ سَبِيلِ اللَّهِ بِخَيْرٍ إِلَّا هَذِهِ الصَّدَقَةَ الَّتِي يُؤَدِّيهَا الْبَرُّ وَالْفَاجِرُ قَالَ فَسَلْهُ يَا رَسُولَ اللَّهِ هَلْ كَتَمْتُ مِنْ الزَّكَاةِ شَيْئًا قَطُّ أَوْ مَاكَسْتُ فِيهَا طَالِبَهَا قَالَ فَسَأَلَهُ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنْ ذَلِكَ فَقَالَ لَا فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قُمْ إِنْ أَدْرِي لَعَلَّهُ خَيْرٌ مِنْكَ
Tercemesi:
Bize Ebu Kâmil Muzaffer b. Müdrik’in, onlara İbrahim b. Sa’din, onlara İbn Şihâb’ın, Ebu’t-Tufeyl Âmir b. Vâsile’den rivayet ettiğine göre bir adam bir topluluğun yanından geçerken onlara selam vermiş, onlar da selamını almışlardı. Selam veren kişi o topluluğu geçip gidince aralarından biri,
- Allaha yemin olsun ki, ben şu adama Allah hakkı için öfkeliyim, dedi. O meclistekiler,
- Vallahi, söylediğin ne kadar çirkin bir şeydir, biz bu sözünü o kişiye kesinlikle haber vereceğiz dediler. Aralarından birine,
- Ey falan hemen kalk ve bunun söylediğini o kişiye söyle, dediler. Ravi anlatmaya devam etti:
O adam hemen kalkıp ona yetişti, kendisine o kişinin söylediğini aynen aktardı. Bunun üzerine o adam hemen geri dönüp Rasûlüllah’ın (s.) yanına geldi ve hadiseyi şöyle anlattı:
- Yâ Rasûlellah, Müslümanlardan bir gurubun olduğu yerden geçiyordum. Selam verdim, selamımı aldılar. Topluluğu geçip gidince, onlardan bir adam arkamdan bana yetişip bana falan senin için,
- Allah’a yemin olsun ki, ben Allah hakkı için şu adama çok öfkeliyim, dediğini haber verdi. Rasûlüllah,
- “Onu çağır ve niçin öfkeli olduğunu sor, buyurdu. Rasûlüllah (s.) o adamı çağırdı ve ona bu kişinin şikâyet ederek anlattığı hususu sordu. Adam söylenen suçlamayı itiraf ederek şöyle dedi:
- Bunları kesinlikle ben söyledim, ey Allah’ın Rasûlü! Rasûlüllah,
- Niçin ona öfkelisin? Diye sordu. Adam sebebini anlattı:
- Ben onun komşusuyum, ben onun (her halinden) haberdarım. Vallahi, ben bu adamın iyi kötü herkesin kıldığı şu farz namazdan başka asla bir namaz kıldığını görmedim. Şikayet edilen,
- Bu komşuma sor bakalım ey Allah’ın Rasûlü! Acaba namazlarımı kılarken ben hiç vakitlerini tehir etmiş miyim? Veya aldığım abdestlerimde bir eksikliğim (isâet) var mıymış? Veya rükûunda ve secdesinde kusur/eksiklik yapmış mıyım?
Rasûlüllah (s.) bunları o adama sordu. Adam, hayır, bir eksikliği yok dedi. Arkasından yine,
- Ben yine bu komşumu iyi kötü (günahkâr) herkesin tuttuğu şu (Ramazan) ayı haricinde oruç tuttuğunu asla görmedim! Dedi. Adam şöyle dedi:
- Ey Allah’ın Rasûlü, şu adam benim Ramazan ayında hiç oruç yediğimi ve orucun hakkıyla yapılması gerekli şartlarından birini eksik yaptığımı hiç görmüş mü?
Rasûlüllah (s.) ona sordu, adam yine hayır cevabını verdi. Arkasından bu sefer de,
- Allah’a yemin olsun, ben isteyen bir kişiye bunun bir şey verdiğini asla görmedim. Malından Allah yolunda hayır olarak bir şey verdiğini/infak ettiğini de hiç görmedim. Sadece iyi kötü herkesin verdiği şu zekâtı (sadakayı) veriyor, başka bir infak yapmıyor! Dedi. Bunun üzerine de o adam,
- Buna sor, ey Allah’ın Rasûlü, ben (vermem gereken) zekât miktarından hiçbir şeyi gizleyip vermemezlik etmiş miyim? Zekât görevlisinden vermem gereken miktardan biraz olsun azaltmasını istemiş miyim? Sahabî âmir hâdiseyi anlatmaya devam etti:
Rasûlüllah (s.) o adama bunları da sordu, adam yine “hayır, görmedim” cevabını verdi. Bunun üzerine Rasûlüllah (s.),
- “Kalk (defol şuradan)! Bilmem, (ama) belki de o senden daha hayırlıdır! Dedi.
Açıklama:
İslam'da her kişi kendisinden sorumludur. Başkalarının kusurlarını araştırmak da asla tasvip edilmez.
Allah katında yapılan ibadetlerde takva/samimiyet asıldır. Az da olsa samimiyetle ve devamlı yapılan ibadet ve hayır hasenat daha makbuldür.
İnsanların sorumluluklarında aslolan farz ve vacip ibadetlerdir. Nafileler sevapların artmasına vesile olabilir.
Yazar, Kitap, Bölüm:
Ahmed b. Hanbel, Müsned-i Ahmed, Ebu Tufeyl Amir b. Vasile 24213, 7/856
Senetler:
1. Ebu Tufeyl Amir b. Vasile el-Leysi (Amir b. Vasile b. Abdullah b. Umeyr b. Cabir)
2. Ebu Bekir Muhammed b. Şihab ez-Zührî (Muhammed b. Müslim b. Ubeydullah b. Abdullah b. Şihab)
3. Ebu İshak İbrahim b. Sa'd ez-Zührî (İbrahim b. Sa'd b. İbrahim b. Abdurrahman b. Avf)
4. Ebu Kamil Muzaffer b. Müdrik el-Horasanî (Muzaffer b. Müdrik)
Konular:
Buğz, Allah için buğzetmek
İbadet, kulluk göstergesi
İnsan, iyi-kötü
Komşuluk, komşuluk ilişkileri
Namaz, beş vakit
Namaz, vaktinde eda etmek, geciktirmemek
Oruç, farziyeti
Sahabe, anlayış farklılıkları
Zekat, farziyeti
Öneri Formu
Hadis Id, No:
72675, HM024204
Hadis:
حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُثْمَانَ بْنِ خُثَيْمٍ عَنْ أَبِي الطُّفَيْلِ قَالَ
لَمَّا بُنِيَ الْبَيْتُ كَانَ النَّاسُ يَنْقُلُونَ الْحِجَارَةَ وَالنَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَنْقُلُ مَعَهُمْ فَأَخَذَ الثَّوْبَ فَوَضَعَهُ عَلَى عَاتِقِهِ فَنُودِيَ لَا تَكْشِفْ عَوْرَتَكَ فَأَلْقَى الْحَجَرَ وَلَبِسَ ثَوْبَهُ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
Tercemesi:
Bize Abdürrezzak, ona Mamer, ona Abdurrahman b. Osman b. Huseym, ona Ebu Tufeyl şöyle rivayet etmiştir:
Kabe'nin inşası esnasında insanlar taş taşıyorlardı. Peygamber (sav) de onlarla birlikte taş taşıyordu. Elbisesini alıp omzuna koydu bu sırada avretini açma diye kendisine seslenildi (diye bir nida geldi). Bunun üzerine taşı attı ve elbisesini giydi.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Ahmed b. Hanbel, Müsned-i Ahmed, Ebu Tufeyl Amir b. Vasile 24204, 7/854
Senetler:
()
Konular:
Hz. Peygamber, risalet öncesi hayatı
Kabe, inşa edilmesi, mimarisi
Tesettür, erkeğin ve kadının avret durumu