Öneri Formu
Hadis Id, No:
74146, HM023647
Hadis:
حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ حَدَّثَنَا الْأَعْمَشُ عَنْ زَيْدِ بْنِ وَهْبٍ قَالَ
دَخَلَ حُذَيْفَةُ الْمَسْجِدَ فَإِذَا رَجُلٌ يُصَلِّي مِمَّا يَلِي أَبْوَابَ كِنْدَةَ فَجَعَلَ لَا يُتِمُّ الرُّكُوعَ وَلَا السُّجُودَ فَلَمَّا انْصَرَفَ قَالَ لَهُ حُذَيْفَةُ مُنْذُ كَمْ هَذِهِ صَلَاتُكَ قَالَ مُنْذُ أَرْبَعِينَ سَنَةً قَالَ فَقَالَ لَهُ حُذَيْفَةُ مَا صَلَّيْتَ مِنْ أَرْبَعِينَ سَنَةً وَلَوْ مُتَّ وَهَذِهِ صَلَاتُكَ لَمُتَّ عَلَى غَيْرِ الْفِطْرَةِ الَّتِي فُطِرَ عَلَيْهَا مُحَمَّدٌ عَلَيْهِ الصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ قَالَ ثُمَّ أَقْبَلَ عَلَيْهِ يُعَلِّمُهُ فَقَالَ إِنَّ الرَّجُلَ لَيُخَفِّفُ فِي صَلَاتِهِ وَإِنَّهُ لَيُتِمُّ الرُّكُوعَ وَالسُّجُودَ
Tercemesi:
Zeydb. Vehb'den:
Huzeyfe b. Yemân (Radıyallahu anh) mescide girdi, baktı ki Kinde kapıları yönünde namaz kılan bir adam rükû ve secdeleri tam yapmıyor. Namazı bitirince Huzeyfe ona şöyle dedi:
'Bu namazın kaç seneden beri böyle?' Adam:
'Kırk seneden beri' deyince Huzeyfe şöyle dedi:
'Kırk seneden beri sen namaz kılmıyorsun. Namazın bu olduğu hâlde (şimdi) ölsen Hz. Muhammed'in (Sallallahu aleyhi ve sellem) yaşadığı fıtrat (İslâm) dışında ölmüş olursun.'
(Râvi) ekledi: Sonra Huzeyfe namazın doğru kılınışını öğretmek üzere ona yöneldi ve şöyle dedi:
'Bir kişi namazını acele kılabilir, (ancak) rükû ve secdelerini tam yapmalıdır.'
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Ahmed b. Hanbel, Müsned-i Ahmed, Huzeyfe b. Yeman 23647, 7/697
Senetler:
()
Konular:
Namaz, rüku'da nasıl olunacağı ve ne kadar kalınacağı
Namaz, secde, okunacak dualar vs,
Namaz, ta'dil-i erkâna riayet
Öneri Formu
Hadis Id, No:
74137, HM023644
Hadis:
- حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ حَدَّثَنَا الْأَعْمَشُ عَنْ زَيْدِ بْنِ وَهْبٍ عَنْ حُذَيْفَةَ قَالَ
حَدَّثَنَا رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ حَدِيثَيْنِ قَدْ رَأَيْتُ أَحَدَهُمَا وَأَنَا أَنْتَظِرُ الْآخَرَ حَدَّثَنَا أَنَّ الْأَمَانَةَ نَزَلَتْ فِي جَذْرِ قُلُوبِ الرِّجَالِ ثُمَّ نَزَلَ الْقُرْآنُ فَعَلِمُوا مِنْ الْقُرْآنِ وَعَلِمُوا مِنْ السُّنَّةِ ثُمَّ حَدَّثَنَا عَنْ رَفْعِ الْأَمَانَةِ فَقَالَ يَنَامُ الرَّجُلُ النَّوْمَةَ فَتُقْبَضُ الْأَمَانَةُ مِنْ قَلْبِهِ فَيَظَلُّ أَثَرُهَا مِثْلَ أَثَرِ الْوَكْتِ فَتُقْبَضُ الْأَمَانَةُ مِنْ قَلْبِهِ فَيَظَلُّ أَثَرُهَا مِثْلَ أَثَرِ الْمَجْلِ كَجَمْرٍ دَحْرَجْتَهُ عَلَى رِجْلِكَ تَرَاهُ مُنْتَبِرًا وَلَيْسَ فِيهِ شَيْءٌ قَالَ ثُمَّ أَخَذَ حَصًى فَدَحْرَجَهُ عَلَى رِجْلِهِ قَالَ فَيُصْبِحُ النَّاسُ يَتَبَايَعُونَ لَا يَكَادُ أَحَدٌ يُؤَدِّي الْأَمَانَةَ حَتَّى يُقَالَ إِنَّ فِي بَنِي فُلَانٍ رَجُلًا أَمِينًا حَتَّى يُقَالَ لِلرَّجُلِ مَا أَجْلَدَهُ وَأَظْرَفَهُ وَأَعْقَلَهُ وَمَا فِي قَلْبِهِ حَبَّةٌ مِنْ خَرْدَلٍ مِنْ إِيمَانٍ وَلَقَدْ أَتَى عَلَيَّ زَمَانٌ وَمَا أُبَالِي أَيَّكُمْ بَايَعْتُ لَئِنْ كَانَ مُسْلِمًا لَيَرُدَّنَّهُ عَلَيَّ دِينُهُ وَلَئِنْ كَانَ نَصْرَانِيًّا أَوْ يَهُودِيًّا لَيَرُدَّنَّهُ عَلَيَّ سَاعِيهِ فَأَمَّا الْيَوْمَ فَمَا كُنْتُ لِأُبَايِعَ مِنْكُمْ إِلَّا فُلَانًا وَفُلَانًا
Tercemesi:
Huzeyfe (b. el-Yeman)'dan aktarılmıştır:Rasulullah (sav) bana gelecekte olacak iki olayı bildirdi. Birini yaşadım, diğerini bekliyorum. Emaneti koruma ve güvenme duygusunun insanların kalplerinin derinliğine işleyeceğini haber verdi. Sonra Kur'an nazil oldu, bunları öğrendiler ve ayrıca Sünnet'ten de öğrendiler. (İkinci olarak da) bana (ileride bir gün) güven duygusunun kalkacağını haber verdi. Şöyle ki, kişi uykusundayken güven duygusu(nun bir kısmı) kalbinden alınır, onun yeri küçük bir iz olarak kalır, belli olur. Kalbinden güven duygusu (bütünüyle) alındığında, tıpkı ayağına bir kor ateş konulup da kaldırıldığında apse/ şişkinlik yapması gibi bu durum bir apse/ şişkinlik izi bırakır.
Ravi dedi ki: Bunu göstermek için eline çakıllar aldı, ayağına koydu ve sonra şöyle devam etti:
Bugün insanlar çeşitli anlaşmalar yapıyorlar, neredeyse güvenin gereğini yerine getiren bir kişi bile kalmayacak duruma gelindi. Hatta (zamanla)şöyle bile denilecek: ‘Falan kabilede bir kişi var, o güvenilirdir’ ya da ‘bir kişi var ki, ne kadar sabırlı, ne kadar zarif ve akıllıdır.' (Gel gör ki), gerçekte bu kişinin kalbinde, hardal tanesi kadar iman bulunmamaktadır.
Birçok dönemler yaşadım. Hanginizle bir anlaşma yaparsam yapayım, benim için fazla önemli değildir. Eğer Müslüman ise bana karşı muamelesi dinine ve (vicdanına) kalmış, Hıristiyan ya da Yahudi ise benimle olan ticarî ilişkisini menfaatleri belirleyecektir. (Bu yüzden) günümüzde sizden sadece falan filan şahıslarla ticaret yapıyorum.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Ahmed b. Hanbel, Müsned-i Ahmed, Huzeyfe b. Yeman 23644, 7/696
Senetler:
()
Konular:
Hz. Peygamber, öğreticiliği
Hz. Peygamber, sembolik, temsili anlatımı
Kıyamet, alametleri
Müslüman, Eman vermek/Emanete riayet
Söz, sözde durmak, ahde vefa
Sünnet, vahiy ilişkisi