28472 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Ebû Abdullah el-Hafız ile Ebû Bekir Ahmed b. el-Hasan el-Kadî rivayet ett; Ebû Abdullah rivayetinde “kale”, el-Kadî’nin “haddesenâ” lafzını kullandı. Onlara Ebû Cafer Muhammed b. Ali b. Duhaym eş-Şeybânî, ona Ahmed b. Hâzim, ona Cafer b. Avn, ona Ebû Umeys, ona Avn b. Ebî Cuhayfe, ona da babasının rivayet ettiğine göre; Rasûlullah (sav) Selman ile Ebû’d-Derdâ’yı kardeş yapmıştı. Bir gün Selman Ebû’d-Derdâ’yı ziyarete gitmiş, evde karısı Ümmü’d-Derdâ’yı perişan bir vaziyette görmüştü. Kendisine; “- Bu ne hâl, ya Ümmü’d-Derdâ?” diye sorunca da, “- Kardeşin Ebû’d-Derdâ geceleri ibadet ediyor, gündüzleri de oruç tutuyor. Onun dünyevî ihtiyaçlarla hiç lgisi yoktur” dedi. Derken Ebû’d-Derdâ da geldi, selam verdi, sonra Selman’a yemek getirdi. Selman kendisine; “- Hadi sen de ye” deyince, Ebû’d-Derdâ; “- Ben oruçluyum” dedi. Selman da, “- Sana ueminle söylüyorum, mutlaka orucunu bozmalısın. Sen yemedikçe ben de yemeyeceğim” dedi. Bunun üzerine birlikte yemeği yediler. Sonra Selman geceyi de orada geçirdi. Geceleyin Ebû’d-Derdâ namaza kalkmak istedi, Selman ona mani oldu ve dedi ki: “- Ya Ebû’d-Derdâ! Vücudunun sende hakkı vardır. Rabbinin sende hakkı vardır. Âilenin de sende hakkın vardır. Dolayısıyla bazen oruç tut, bazen tutma. Geceleri biraz namaz kıl, ama karının yanına da git. Böylece her hak sahibine hakkını ver.” Sabahın aydınlığı yüzünü gösterince Selman, “- Haydi şimdi istersen kalk!” dedi. Birlikte kalktılar, abdest aldılar, bir miktar namaz kıldılar, sonra da sabah namazı için evden çıktılar. Ebû’d-Derdâ, Selman’ın söylediklerini kendisine haber vermek için Rasûlullah’a (sav) yaklaştı. Olanları anlatınce, Rasûlullah (sav) şunları söyledi: “- Ya Ebû’d-Derdâ! Selman’ın da sana söylediği gibi vücudunun sende hakkı vardır.” Bunu el-Buhârî es-Sahîh’de Bundâr vasıtasıyla Cafer b. Avn’dan rivayet etmiştir.
Açıklama: Ramazan hilali görülünce o akşamın sabahında hemen oruca başlanır. Müslüman âdil bir kişinin hilali görmesi ve ilgililere haber vermesi halinde hadise göre yeterli olup yetkili üst kurum veya kurul bu şahitliğe göre Ramazan’ın başlangıcını ilan eder. Astronomik teknik imkanlarının bulunmadığı ve iletişim vasıtalarının olmadığı dönemlerde şehirli köylü, cahil âlim herkesin ve her coğrafyada yaşayan insanın görmeye dayalı bu basit ay sitemini takip ederek hükümleri tatbik etmesi mümkün olmuştu. Günümüzde ise söz konusu imkânlar geliştiği için ilgili uzmanların ve kuruluşların hesapla yoluyla da önceden Ramazan ayının başlangıcı ve bitişini tespit ederek ilan etmesine cevaz verilmiştir. Ancak bazı mezheplerin görüşlerini esas alan ve hesaplamayı kabul etmeyen ülkeler de vardır. Ancak T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı İslam ülkelerinden alanında uzman olan alimleri bir araya getirerek düzenlediği muhtelif toplantılarda fıkhî, aklî ve astronomik delillerle ortaya konulan hesaplamaya dayalı tespit sistemini kabul ve ilan etmiştir. Bununla beraber hilal gözetleme emri de yerine getirilmektedir.