6745 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize el-Ka'neb, ona Malik, ona Abdullah b. Ebu Bekir b. Muhammed b. Amr b. Hazm, ona Abdülmelik b. Ebu Bekir b. Abdurrahman b. Haris b. Hişam, ona Hallad b. es-Saib el-Ensari, ona da babasının rivayet ettiğine göre, Rasulullah (av) şöyle buyurmuştur: "Bana Cibril Aleyhisselam gelip ashabıma ve yanımdakilere ihlâl -yahut telbiyede- (bu iki kelimeden birini söylediğine işaret ediyor) seslerini yükseltmelerini emretmemi söyledi."
Açıklama: İhlâl ve telbiye kelimeleri aynı manayı ifade ederler.
Bize Ahmed b. Hanbel, ona Abdullah b. Nümeyr, ona Yahya b. Said, ona Abdullah b. Ebu Seleme, ona Abdullah b. Abdullah b. Ömer, ona da babası rivayet etmiştir: "Rasulullah (sav) ile Mina'dan Arafat'a hareket etmiştik; kimimiz telbiye getiriyordu, kimimiz de tekbir getiriyordu."
Bize en-Nüfeyl, ona Abdülaziz b. Muhammed, ona Rabî'a b. Ebu Abdurrahman, ona Haris b. Bilâl, ona da babası rivayet etmiştir: Ey Allah'ın Rasulü, haccı feshederek umreye çevirmek sadece bize mi mahsustur, yoksa bizden sonrakiler için de geçerli midir? diye sordum. "Hayır! Sadece bize mahsustur," buyurdu.
Açıklama: Şâfiî, Mâlikî ve Hanefî fukahasının büyük ekseriyetine göre, niyet edilen bir haccı feshedip umreye çevirmek câiz değildir. Bu sadece Vedâ haccına katılan sahabeye mahsus bir ruhsat idi. Gayesi de hac aylarında umre yapmanın câiz olmadığı yolundaki cahiliye inancını yıkmaktı. Sadece Ahmed b. Hanbel, bu ruhsatın kıyâmete kadar geçerli olduğunu söyler. Bu hadisin ravilerinden el-Hâris b. Bilâl, meçhuldür. Ahmed b. Hanbel de bu isnâdın marûf olmadığını söylemektedir.
Bize Müsedded, ona Hüşeym, ona İbn Ebu Leyla, ona Ata, ona da İbn Abbas (ra), Hz. Peygamber'in (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Umre yapacak bir kimse Hacer-i Esved'i selamlayıncaya kadar telbiyeye devam eder." [Ebû Davud dedi ki: bu hadisi Abdülmelik b. Ebu Süleyman ile Hemmam da Ata tarîkiyle İbn Abbas'tan mevkûf olarak rivayet ettiler.]