10636 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Adem, ona Şu'be, ona Amr b. Dinar, ona da Cabir b. Zeyd, İbn Abbas'ın (r.anhumâ) şöyle dediğini rivayet etmiştir: Nebi (sav) Arafat’ta bize hutbe irad etti ve şöyle buyurdu: “(İhrama girmek için) İzâr bulamayan kimse şalvar giysin. Nalın (terlik, ayakkabı) bulamayan kimse ise mest giysin."
Bize Yakub b. İbrahim, ona Huşeym, ona Ebu Bişr, ona da Said b. Cübeyr, İbn Abbas’ın (r.anhumâ) şöyle dediğini rivâyet etmiştir: "Nebi (sav) ile (hac etmek maksadıyla) bulunan ihramlı bir adamı devesi üstünden düşürmüş, boynunu kırmış ve adam da ölmüştü. Rasulullah (sav) 'Onu su ve sidr otu ile yıkayın ve ihram olarak giydiği iki parça ihram elbisesi ile onu kefenleyin. Ona güzel koku sürmeyin, başını örtmeyin. Çünkü o kıyamet gününde telbiye getirerek (ihramlı olarak) diriltilecektir' buyurdu."
Bize Ali b. Abdullah, ona Süfyan, ona Amr -Ata'dan ilk duyduğu şey olarak-, ona Ata, ona da İbn Abbas (r.anhuma) şöyle rivayet etmiştir: "Hz. Peygamber'in (sav) ihramlıyken hacamat yaptırdı." [(Süfyan der ki:) Ben Amr b. Dinar'ı şöyle derken işittim: Bu hadisi bana Tavus, İbn Abbas'tan nakletti. Amr bu hadisi ikisinden de (Ata ve Tavus) işitmiş olmalıdır.]
Bize Osman b. Ebu Şeybe, ona Cerir, ona Mansur, ona Mücahid, ona Tavus, ona da İbn Abbas'ın (r.anhüma) rivayet ettiğine göre Peygamber (sav) Mekke'yi fethettiği gün şöyle buyurdu: "Artık hicret yoktur. Fakat cihat ve niyet vardır. Cihada davet edildiğinizde hemen icabet ediniz. Allah Mekke beldesini gökleri ve yeri yarattığı günden beri harem kılmıştır. Bu şehir, Allah'ın harem kılması sebebiyle kıyamet gününe kadar harem kalacaktır. Benden önce burada savaş hiçbir kimse için helal olmamıştır. Benim için de gündüzün bir saati dışında helal olmamıştır. Bu belde Allah'ın harem kılması ile kıyamet gününe kadar haremdir. Buranın dikeni kesilmez. Av hayvanı ürkütülmez, buluntu malına sahibini arayacak olan kimseden başkası el uzatıp alamaz, yeşil otları koparılmaz." Hutbenin akabinde Abbas: Ey Allah'ın Rasulü! Izhır bitkisi bu yasaktan müstesna olsun. Çünkü ızhır, Mekkeliler'in demircileri ve evleri için gereklidir! dedi. Peygamber de: "Izhır müstesnadır" buyurdu.
Bize Ebu Velid, ona Şu‘be, ona Amr b. Dinar, ona Cabir b. Zeyd, ona da İbn Abbas’ın (r.anhuma) rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) Arafat'ta hutbe irad ederken ihramlı kişi hakkında şöyle buyurmuştur: "Nalın (terlik, ayakkabı) bulamayan kimse mest giysin. İzâr (peştamal) bulamayan kimse ise şalvar giysin."
Bize Abdullah b. Yusuf, ona Malik, ona Zeyd b. Eslem, ona İbrahim b. Abdullah b. Huneyn, ona da babası (Halid b. Zeyd) şöyle rivayet etmiştir: Abdullah b. Abbas ile Misver b. Mahreme, Ebvâ'da fikir ayrılığına düştüler. Abdullah b. Abbas “ihramlı kişi başını yıkayabilir” dedi. Misver ise “ihramlı kişi başını yıkayamaz” dedi. Bunun üzerine Abdullah b. Abbas, beni Ebu Eyyüb el-Ensarî’ye gönderdi. Ben onu bir kuyunun iki direği arasında bir perde asmış bir halde yıkanırken buldum, selam verdim. O “kimsin” dedi. Ben de “Abdullah b. Huneyn'im. Abdullah b. Abbas, 'Rasulullah (sav) ihramlı iken başını nasıl yıkardı' diye sormak için beni sana gönderdi” dedim. Ebu Eyyub elini bezin üzerine koyarak başı bana görünecek kadar aşağı indirdi, sonra üzerine su döken birisine: “su dök”, dedi. O da başına su döktü, elleri ile başını (saçlarını) hareket ettirdi, ellerini ileri geri götürüp getirdi ve “ben Rasulullah’ı (sav) bu şekilde yıkarken gördüm” dedi.
Bize Ahmed b. Yunus, ona İbrahim b. Sa'd, ona İbn Şihab, ona Salim, ona da Abdullah (ra) şöyle rivayet etmiştir: Nebi'ye (sav) ihramlı kimsenin ne giyeceği soruldu. Rasulullah (sav) bu soruya cevap olarak: "ihramlı kimse gömlek giyemez, sarık saramaz, şalvar, bornoz, safran ve vers (alaçehre çiçeği, Yemen safranı) ile boyanmış elbise giyemez. Ancak nalın (terlik, ayakkabı) bulamayacak olursa mest giysin; (ama) topuklarının altında kalacak şekilde (mestin konçlarını) kessin." buyurdu.
Bize Abdullah b. Yusuf, ona Malik, ona İbn Şihab, ona da Enes b. Malik (ra) şöyle rivayet etmiştir: Peygamber (sav), fetih senesi Mekke'ye, başında demir bir miğfer ile girmişti. Peygamber bu miğferi başından çıkardığı zaman birisi geldi ve “İbnu Hatal Kabe'nin örtüsüne sarılmış (aman bekliyor)” dedi. Peygamber de ashabına: "Onu öldürün" buyurdu.