Öneri Formu
Hadis Id, No:
231261, İHS001970
Hadis:
1970 - أَخْبَرَنَا أَبُو خَلِيفَةَ، قَالَ: حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ بَهْدَلَةَ، عَنْ زِرِّ بْنِ حُبَيْشٍ، أَنَّ ابْنَ مَسْعُودٍ كَانَ قَائِمًا يُصَلِّي، فَلَمَّا بَلَغَ رَأْسَ الْمِائَةِ مِنَ النِّسَاءِ، أَخَذَ يَدْعُو، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «سَلْ تُعْطَهْ»، ثَلَاثًا، فَقَالَ: اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ إِيمَانًا لَا يَرْتَدُّ، وَنَعِيمًا لَا يَنْفَدُ، وَمُرَافَقَةَ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي أَعْلَى جُنَّةِ الْخُلْدِ
Tercemesi:
Bize Ebû Halîfe haber verdi: Bize Mûsâ İbn İsmâîl anlattı: Hammâd İbn Seleme bize, Âsım İbn Behdele'den, o da Zir İbn Hubeyş'ten anlattı:
İbn Mes'ûd namaz kılıyordu; Nisâ Suresi'nin yüzüncü ayetini okumuştu ki dua etmeye başladı. Bunun üzerine Allâh'ın Elçisi (s.a.v.) üç kere: İste, verilsin! buyurdu. O da şöyle dua etti: Allâh'ım, ben senden geri dönüşü olmayan bir iman, bitmez tükenmez bir nimet ve Cennet'in en yüksek yerinde Muhammed (s.a.v.)'e arkadaşlık etmeyi istiyorum.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
İbn Hibban, Sahih-i İbn Hibban, Salât 1970, 5/303
Senetler:
1. Ebu Abdurrahman Abdullah b. Mesud (Abdullah b. Mesud b. Gafil b. Habib b. Şemh)
Konular:
Öneri Formu
Hadis Id, No:
231305, İHS002014
Hadis:
2014 - أَخْبَرَنَا عُمَرُ بْنُ مُحَمَّدٍ الْهَمْدَانِيُّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ إِسْحَاقَ بْنِ خُزَيْمَةَ، قَالَا: حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْأَعْلَى، قَالَ: حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، قَالَ: سَمِعْتُ عُبَيْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، عَنْ سُمَيٍّ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ: جَاءَ الْفُقَرَاءُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَقَالُوا: ذَهَبَ أَهْلُ الدُّثُورِ مِنَ الْأَمْوَالِ بِالدَّرَجَاتِ الْعُلَى وَالنَّعِيمِ الْمُقِيمِ، يُصَلُّونَ كَمَا نُصَلِّي، وَيَصُومُونَ كَمَا نَصُومُ، وَلَهُمْ فُضُولُ أَمْوَالٍ يَحُجُّونَ بِهَا وَيَعْتَمِرُونَ وَيُجَاهِدُونَ وَيَتَصَدَّقُونَ، قَالَ: «أَفَلَا أَدُلُّكُمْ عَلَى أَمْرٍ إِنْ أَخَذْتُمْ بِهِ أَدْرَكْتُمْ مَنْ سَبَقَكُمْ، وَلَمْ يُدْرِكْكُمْ أَحَدٌ بَعْدَكُمْ، وَكُنْتُمْ خَيْرَ مَنْ أَنْتُمْ بَيْنَ ظَهْرَيْهِ إِلَّا أَحَدٌ عَمِلَ بِمِثْلِ أَعْمَالِكُمْ؟ تُسَبِّحُونَ، وَتُحَمِّدُونَ، وَتُكَبِّرُونَ خَلْفَ كُلِّ صَلَاةٍ ثَلَاثًا وَثَلَاثِينَ».
Tercemesi:
Bize Ömer İbn Muhammed el-Hemdânî ve Muhammed İbn İshâk ibn Huzeyme haber verdi: Bize Muhammed İbn Abdüla'lâ anlattı: Bize Mu'temir anlattı: Ben Ubeydullâh İbn Ömer'den duydum, o da Sümey'den, o da Ebû Sâlih'ten, o da Ebû Hureyre'den aktardı:
Fakirler, Allah'ın Elçisi (s.a.v.)'e gelerek şöyle dediler: Zenginler mallarıyla yüksek dereceleri ve kalıcı nimetleri alıp götürdüler; biz nasıl namaz kılıyorsak, onlar da kılıyorlar; nasıl oruç tutuyorsak onlar da tutuyorlar. Bizden fazla olarak, onların mallarıyla yaptıkları hacları, umreleri, cihatları ve sadakaları var. Buyurdu ki: Ne dersiniz, size öyle bir şey öğreteyim ki, onu yaparsanız sizi geçenleri yakalarsınız; bir başkası da size artık yetişemez; sizin yaptığınızın aynısını yapmadıkları sürece, siz insanlar içerisinde en hayırlı kimseler olursunuz! Her namazdan sonra otuz üç defa Sübhânallâh, elhamdü lillâh ve Allâhü ekber, diyeceksiniz.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
İbn Hibban, Sahih-i İbn Hibban, Salât 2014, 5/356
Senetler:
1. Ebu Hureyre ed-Devsî (Abdurrahman b. Sahr)
Konular:
Öneri Formu
Hadis Id, No:
231313, İHS002022
Hadis:
2022 - أَخْبَرَنَا أَبُو يَعْلَى، قَالَ: حَدَّثَنَا دَاوُدُ بْنُ رُشَيْدٍ، قَالَ: حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ حَسَّانَ الْكِنَانِيِّ، عَنْ مُسْلِمِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ مُسْلِمٍ التَّمِيمِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ: بَعَثَنَا رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي سَرِيَّةٍ، فَلَمَّا بَلَغْنَا الْمُغَارَ، اسْتَحْثَثْتُ فَرَسِي، فَسَبَقْتُ أَصْحَابِي، فَتَلَقَّانِي الْحَيُّ بِالرَّنِينِ، فَقُلْتُ: قُولُوا: لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ تُحَرَّزُوا، فَقَالُوهَا، فَلَامَنِي أَصْحَابِي، وَقَالُوا: حُرِمْنَا الْغَنِيمَةَ بَعْدَ أَنْ رُدَّتْ بِأَيْدِينَا، فَلَمَّا قَدِمْنَا عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، أَخْبَرُوهُ بِمَا صَنَعْتُ، فَدَعَانِي، فَحَسَّنَ لِي مَا صَنَعْتُ، وَقَالَ: «أَمَا إِنَّ اللَّهَ قَدْ كَتَبَ لَكَ بِكُلِّ إِنْسَانٍ مِنْهُمْ كَذَا وَكَذَا».
قَالَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ: فَأَنَا نَسِيتُ الثَّوَابَ، قَالَ: ثُمَّ قَالَ لِي: «إِنِّي سَأَكْتُبُ لَكَ كِتَابًا، وَأُوصِي بِكَ مَنْ يَكُونُ بَعْدِي مِنْ أَئِمَّةِ الْمُسْلِمِينَ» قَالَ: فَكَتَبَ لِي كِتَابًا، وَخَتَمَ عَلَيْهِ، وَدَفَعَهُ إِلَيَّ وَقَالَ: «إِذَا صَلَّيْتَ الْمَغْرِبَ، فَقُلْ قَبْلَ أَنْ تُكَلِّمَ أَحَدًا: اللَّهُمَّ أَجِرْنِي مِنَ النَّارِ سَبْعَ مَرَّاتٍ، فَإِنَّكَ إِنْ مُتَّ مِنْ لَيْلَتِكَ تِلْكَ كَتَبَ اللَّهُ لَكَ جَوَازًا مِنَ النَّارِ، وَإِذَا صَلَّيْتَ الصُّبْحَ فَقُلْ قَبْلَ أَنْ تُكَلِّمَ أَحَدًا: اللَّهُمَّ أَجِرْنِي مِنَ النَّارِ سَبْعَ مَرَّاتٍ، فَإِنَّكَ إِنْ مُتَّ مِنْ يَوْمِكَ ذَلِكَ كَتَبَ اللَّهُ لَكَ جَوَازًا مِنَ النَّارِ» قَالَ: فَلَمَّا قَبَضَ اللَّهُ رَسُولَهُ، أَتَيْتُ أَبَا بَكْرٍ بِالْكِتَابِ، فَفَضَّهُ، فَقَرَأَهُ وَأَمَرَ لِي بِعَطَاءٍ وَخَتَمَ عَلَيْهِ، ثُمَّ أَتَيْتُ بِهِ عُمَرَ، فَقَرَأَهُ، وَأَمَرَ لِي، وَخَتَمَ عَلَيْهِ، ثُمَّ أَتَيْتُ بِهِ عُثْمَانَ، فَفَعَلَ مِثْلَ ذَلِكَ.
قَالَ مُسْلِمُ بْنُ الْحَارِثِ: تُوُفِّيَ الْحَارِثُ بْنُ مُسْلِمٍ فِي خِلَافَةِ عُثْمَانَ، وَتَرَكَ الْكِتَابَ عِنْدَنَا، فَلَمْ يَزَلْ عِنْدَنَا حَتَّى كَتَبَ عُمَرُ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ إِلَى الْوَالِي بِبَلَدِنَا يَأْمُرُهُ بِإِشْخَاصِي إِلَيْهِ وَالْكِتَابَ، فَقَدِمْتُ عَلَيْهِ، فَفَضَّهُ، وَأَمَرَ لِي، وَخَتَمَ عَلَيْهِ، وَقَالَ: أَمَا إِنِّي لَوْ شِئْتُ أَنْ يَأْتِيَكَ ذَلِكَ وَأَنْتَ فِي مَنْزِلِكَ فَعَلْتُ، وَلَكِنْ أَحْبَبْتُ أَنْ تُحَدِّثَنِي بِالْحَدِيثِ عَلَى وَجْهِهِ، قَالَ: فَحَدَّثْتُهُ.
Tercemesi:
Bize Ebû Ya'lâ haber verdi: Bize Dâvûd İbn Ruşeyd anlattı: El-Velîd İbn Müslim bize, Abdurrahmân İbn Hassân el-Kinânî'den, o da Müslim İbnu'l-Hâris İbn Müslim et-Temîmî'den, o da babasından anlattı:
Allah'ın Elçisi (s.a.v.) bizi bir müfreze ile gönderdi. Mağaraya varınca atımı mahmuzladım ve arkadaşlarımı geçtim. Renin'de kabile beni karşıladı; onlara: Lâ ilâhe illallâh, deyin ki korunasınız, dedim. Bunun üzerine onlar da bunu söylediler. Arkadaşlarım beni kınayarak şöyle dediler: Ganimet elimize geçmişken bizi ondan mahrum bıraktın. Allah'ın Elçisi (s.a.v.)'in yanına döndüğümüzde ona yaptığımı haber vermişler, bunun üzerine o da beni çağırdı ve yaptığımı hoş karşıladı ve şöyle buyurdu: Allah o insanların sayısınca sana şöyle şöyle sevap yazdı. -Abdurrahmân: Ama ben sevabın mitarını unuttum, dedi.- Daha sonra bana: Sana bir yazı yazacağım ve senin hakkında benden sonraki müslümanların emirlerine vasiyette bulunacağım, dedi. Bana bir yazı yazdı ve onu mühürleyip bana verdi ve şöyle buyurdu: Akşamı kıldığında kimseyle konuşmadan yedi kere şöyle de: Allâh'ım, beni ateşten koru. Çünkü sen eğer o gece ölürsen, Allah sana Ateş'ten geçiş belgesi yazar. Sabah namazını kıldığında da kimseyle konuşmadan yedi kere: Allâh'ım, beni Ateş'ten koru, de! Çünkü sen eğer o gün ölürsen, Allâh sana Ateş'ten geçiş belgesi yazar. Allah, Elçisi (s.a.v.)'in ruhunu alınca, yazıyla birlikte Ebû Bekr'e geldim. Ebû Bekr mührü açıp içindekini okudu ve bana bir şeyler verilmesini emretti ve sonra onu tekrar mühürledi. Ömer halife olunca, yazıyla birlikte ona geldim. O da yazıyı okudu ve bana bir şeyler verilmesini emretti sonra onu tekrar mühürledi. Daha sonra Osman'a da vardım, o da aynısını yaptı.
Müslim İbnu'l-Hâris şöyle dedi: Hâris İbn Müslim Osmân'ın halifeliği döneminde vefat etti ve yazıyı bize bıraktı. Ömer İbn Abdülazîz valimize bir yazı yazıp, benim bizzat yazıyla birlikte kendisine götürülmemi emredinceye kadar yazı bizde kaldı. Bunun üzerine ona gittim; mührü açtı ve bana birşeyler verilmesini emretti sonra onu tekrar mühürleyerek şöyle dedi: Eğer isteseydim, bunları sen evindeyken sana gönderirdim; ne var ki hadisi bana asılına uygun olarak anlatmanı istedim. Dedi ki: Ben de hadisi anlattım.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
İbn Hibban, Sahih-i İbn Hibban, Salât 2022, 5/366
Senetler:
1. Müslim b. Haris et-Temimi (Müslim b. Haris)
Konular:
Öneri Formu
Hadis Id, No:
231314, İHS002023
Hadis:
2023 - أَخْبَرَنَا الْفَضْلُ بْنُ الْحُبَابِ، قَالَ: حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْمَدِينِيِّ، قَالَ: حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنِ ابْنِ إِسْحَاقَ، قَالَ: حَدَّثَنِي يَزِيدُ بْنُ يَزِيدَ بْنِ جَابِرٍ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ مُخَيْمِرَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَعِيشَ، عَنْ أَبِي أَيُّوبَ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَنْ قَالَ إِذَا أَصْبَحَ: لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ، عَشْرَ مَرَّاتٍ، كُتِبَ لَهُ بِهِنَّ عَشْرُ حَسَنَاتٍ، وَمُحِيَ بِهِنَّ عَنْهُ عَشْرُ سَيِّئَاتٍ، وَرُفِعَ لَهُ بِهِنَّ عَشْرُ دَرَجَاتٍ، وَكُنَّ لَهُ عَدْلَ عَتَاقَةِ أَرْبَعِ رِقَابٍ، وَكُنَّ لَهُ حَرَسًا مِنَ الشَّيْطَانِ حَتَّى يُمْسِيَ، وَمَنْ قَالَهُنَّ إِذَا صَلَّى الْمَغْرِبَ دُبُرَ صَلَاتِهِ فَمِثْلُ ذَلِكَ حَتَّى يُصْبِحَ»
أَخْبَرَنَا الْفَضْلُ بْنُ الْحُبَابِ، فِي عَقِبِهِ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْمَدِينِيِّ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنِ ابْنِ * إِسْحَاقَ، قَالَ: حَدَّثَنِي يَزِيدُ بْنُ يَزِيدَ بْنِ جَابِرٍ، عَنْ مَكْحُولٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَعِيشَ، عَنْ أَبِي أَيُّوبَ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَنْ قَالَ دُبُرَ صَلَاتِهِ إِذَا صَلَّى: لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ، وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ، كُتِبَ لَهُ بِهِنَّ عَشْرُ حَسَنَاتٍ، وَمُحِيَ عَنْهُ بِهِنَّ عَشْرُ سَيِّئَاتٍ، وَرُفِعَ لَهُ بِهِنَّ عَشْرُ دَرَجَاتٍ، وَكُنَّ لَهُ عِتْقَ عَشْرِ رِقَابٍ، وَكُنَّ لَهُ حَرَسًا مِنَ الشَّيْطَانِ حَتَّى يُمْسِيَ، وَمَنْ قَالَهُنَّ حِينَ يُمْسِي كَانَ لَهُ مِثْلُ ذَلِكَ حَتَّى يُصْبِحَ».
قَالَ أَبُو حَاتِمٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ: «سَمِعَ هَذَا الْخَبَرَ يَزِيدُ بْنُ يَزِيدَ بْنِ جَابِرٍ، عَنْ مَكْحُولٍ، وَالْقَاسِمِ بْنِ مُخَيْمِرَةَ، جَمِيعًا وَهُمَا طَرِيقَانِ مَحْفُوظَانِ»
Tercemesi:
Bize el-Fadl İbnu'l-Hubâb haber verdi: Bize Alî İbnu'l-Medînî anlattı: Bize Ya'kûb İbn İbrâhîm İbn Sa'd anlattı: Babam bize İbn İshâk'tan anlattı: Yezîd İbn Yezîd İbn Câbir bana, el-Kâsım İbn Muhaymire'den, o da Abdullâh İbn Yaîş'ten, o da Ebû Eyyûb'dan anlattı:
Allah'ın Elçisi (s.a.v.) şöyle buyurdu: Her kim sabahladığında: Hiçbir ilâh yoktur, ancak bir tek Allâh vardır, onun bir ortağı yoktur; her şey O'nundur ve övgü yalnız O'na yaraşır; O'nun her şeye gücü yeter, derse, bunlarla kendisine 10 iyilik yazılır; kendisinden 10 günah silinir ve kendisi bunlarla 10 derece yükseltilir; ayrıca bunlar kendisi için dört köle azat etme değerindedir ve o kişi için akşam oluncaya dek birer bekçidirler. Her kim de bunları akşam namazının ardından söylerse, o zaman da aynı şeyler sabaha kadar geçerli olur.
Yukarıdaki hadisin hemen ardından El-Fadl İbnu'l-Hubâb bize şöyle haber verdi: Bize Alî İbnu'l-Medînî anlattı: Bize Ya'kûb İbn İbrâhîm anlattı: Babam bize İbn İshâk'tan anlattı: Yezîd İbn Yezîd İbn Câbir bana, Mekhûl'dan, o da Abdullâh İbn Yaîş'ten, o da Ebû Eyyûb'dan anlattı:
Allah'ın Elçisi (s.a.v.) şöyle buyurdu: Her kim namazını kıldıktan sonra: Hiçbir ilâh yoktur, ancak bir tek Allâh vardır, onun bir ortağı yoktur; her şey O'nundur ve övgü yalnız O'na yaraşır; O'nun her şeye gücü yeter, derse, bunlarla kendisine 10 iyilik yazılır; kendisinden 10 günah silinir ve kendisi bunlarla 10 derece yükseltilir; ayrıca bunlar kendisi için on köle azat etme değerindedir ve o kişi için akşam oluncaya dek birer bekçidirler. Her kim de bunları akşamleyin söylerse, o zaman da aynı şeyler sabaha kadar geçerli olur.
Ebû Hâtim (İbn Hibbân) (r.a.): Bu haberi, Yezîd İbn Yezîd İbn Câbir hem Mekhûl'dan hem de el-Kâsım İbn Muhaymire'den işitmiştir; dolayısıyla her iki aktarım kanalı da geçerlidir.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
İbn Hibban, Sahih-i İbn Hibban, Salât 2023, 5/369
Senetler:
1. Ebu Eyyüb el-Ensari (Halid b. Zeyd b. Küleyb b. Salabe b. Abd)
2. Abdullah b. Yeîş (Abdullah b. Yeîş)
3. Ebu Urve Kasım b. Muhaymira el-Hemdani (Kasım b. Muhaymira)
4. Yezid b. Yezid el-Ezdi (Yezid b. Yezid b. Cabir)
5. İbn İshak el-Kuraşî (Muhammed b. İshak b. Yesar b. Hıyar)
6. Ebu İshak İbrahim b. Sa'd ez-Zührî (İbrahim b. Sa'd b. İbrahim b. Abdurrahman b. Avf)
7. Ebu Yusuf Yakub b. İbrahim el-Kuraşî (Yakub b. İbrahim b. Sa'd b. İbrahim b. Abdurrahman b. Avf)
8. Ebu Hasan Ali b. el-Medînî (Ali b. Abdullah b. Cafer b. Necîh)
9. Fadl b. Hubâb el-Cumahi (Fadl b. Amr b. Muhammed b. Sahr)
Konular:
Öneri Formu
Hadis Id, No:
231306, İHS002015
Hadis:
2015 - أَخْبَرَنَا ابْنُ سَلْمٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ: حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ، قَالَ: حَدَّثَنَا الْأَوْزَاعِيُّ، حَدَّثَنَا حَسَّانُ بْنُ عَطِيَّةَ، حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي عَائِشَةَ، قَالَ: حَدَّثَنِي أَبُو هُرَيْرَةَ، قَالَ: قَالَ أَبُو ذَرٍّ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، ذَهَبَ أَصْحَابُ الدُّثُورِ بِالْأَجْرِ، يُصَلُّونَ كَمَا نُصَلِّي، وَيَصُومُونَ كَمَا نَصُومُ، وَلَهُمْ فُضُولُ أَمْوَالٍ يَتَصَدَّقُونَ بِهَا، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «يَا أَبَا ذَرٍّ، أَلَا أُعَلِّمُكَ كَلِمَاتٍ تُدْرِكُ بِهِنَّ مَنْ سَبَقَكَ، وَلَا يَلْحَقُكَ مَنْ خَلْفَكَ، إِلَّا مَنْ أَخَذَ بِمِثْلِ عَمَلِكَ؟ » قَالَ: بَلَى رَسُولَ اللَّهِ، قَالَ: «تُكَبِّرُ اللَّهَ دُبُرَ كُلِّ صَلَاةٍ ثَلَاثًا وَثَلَاثِينَ، وَتُحَمِّدُهُ ثَلَاثًا وَثَلَاثِينَ، وَتُسَبِّحُهُ ثَلَاثًا وَثَلَاثِينَ، وَتَخْتِمُهَا بِلَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ، وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ»
Tercemesi:
Bize İbn Selm haber verdi: Bize Abdurrahmân İbn İbrâhîm anlattı: Bize el-Velîd anlattı: Bize el-Evzâî anlattı: Bize Hassân İbn Atıyye anlattı: Bana Muhammed İbn Ebû Âişe anlattı: Bana Ebû Hureyre anlattı:
Ebû Zer: Ey Allâh'ın Elçisi, servet sahipleri sevapları alıp götürdüler; bizim kıldığımız gibi onlar da namaz kılıyorlar; bizim tuttuğumuz gibi onlar da oruç tutuyorlar; bizden fazla olarak, kendisiyle sadaka verdikleri malları var, dedi. Bunun üzerine Allah'ın Elçisi (s.a.v.) şöyle buyurdu: Ey Ebû Zer, ne dersin, sana öyle kelimeler öğreteyim ki onlarla seni geçenlere yetişirsin, sana öğreteceğim bu amelin aynısını yapanların dışında kimse sana yetişemez. Olur, ey Allah'ın Elçisi, dedi. Buyurdu ki: Her namazdan sonra otuz üç kere Allâhü ekber, otuz üç kere Elhamdü lillâh, otuz üç kere de Sübhânallâh, dersin; sonunda da: 'Lâ ilâhe illallâhü vahdehü lâ şerîke leh, lehül mülkü velehül hamdü vehüve alâ külli şey'in kadîr' (: Hiçbir ilâh yoktur, ancak bir tek Allâh vardır; Onun hiçbir ortağı yoktur; herşey onundur, övgü yalnız Ona yaraşır ve Onun herşeye gücü yeter), dersin.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
İbn Hibban, Sahih-i İbn Hibban, Salât 2015, 5/358
Senetler:
1. Ebu Hureyre ed-Devsî (Abdurrahman b. Sahr)
Konular:
Öneri Formu
Hadis Id, No:
231310, İHS002019
Hadis:
2019 - أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنِ قَحْطَبَةَ، بِفَمِ الصِّلْحِ، قَالَ: حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَسَّانَ الْأَزْرَقُ، قَالَ: حَدَّثَنَا شُعَيْبُ بْنُ حَرْبٍ، قَالَ: حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، وَحَمْزَةُ الزَّيَّاتُ، وَمَالِكُ بْنُ مِغْوَلٍ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنِ ابْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ كَعْبِ بْنِ عُجْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ: «مُعَقِّبَاتٌ لَا يَخِيبُ قَائِلُهُنَّ: تُسَبِّحُ اللَّهَ فِي دُبُرِ كُلِّ صَلَاةٍ ثَلَاثًا وَثَلَاثِينَ، وَتُحَمِّدُهُ ثَلَاثًا وَثَلَاثِينَ، وَتُكَبِّرُهُ أَرْبَعًا وَثَلَاثِينَ».
Tercemesi:
Bize Abdullâh İbn Kahtabe, Femussılh'ta haber verdi: Bize Muhammed İbn Hassân el-Ezrak anlattı: Bize Şuayb İbn Harb anlattı: Şu'be, Hamze ez-Zeyyât ve Mâlik İbn Miğvel bize el-Hakem'den, o da İbn Ebû Leylâ'dan, o da Ka'b İbn Acre'den, o da Peygamber (s.a.v.)'den anlattı:
Söyleyenini yarı yolda bırakmayan takipçiler: Her namazın ardından 33 kere Sübhânallâh, 33 kere Elhamdülillâh, 34 kere de Allâhü ekber, demendir.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
İbn Hibban, Sahih-i İbn Hibban, Salât 2019, 5/362
Senetler:
1. Ka'b b. Ucre el-Ensarî (Ka'b b. Ucre)
Konular:
Öneri Formu
Hadis Id, No:
231307, İHS002016
Hadis:
2016 - أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَلِيِّ بْنِ الْمُثَنَّى، قَالَ: حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ بَقِيَّةَ، قَالَ: أَخْبَرَنَا خَالِدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي عُبَيْدٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَنْ سَبَّحَ اللَّهَ فِي دُبُرِ كُلِّ صَلَاةٍ ثَلَاثًا وَثَلَاثِينَ، وَحَمَدَهُ ثَلَاثًا وَثَلَاثِينَ، وَكَبَّرَهُ ثَلَاثًا وَثَلَاثِينَ، فَتِلْكَ تِسْعٌ وَتِسْعُونَ، وَقَالَ تَمَامَ الْمِائَةِ: لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ، وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ، غُفِرَتْ لَهُ خَطَايَاهُ وَإِنْ كَانَتْ مِثْلَ زَبَدِ الْبَحْرِ».
قَالَ أَبُو حَاتِمٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ: «أَبُو عُبَيْدٍ هَذَا، حَاجِبُ سُلَيْمَانَ بْنِ عَبْدِ الْمَلِكِ رَوَى عَنْهُ مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ»
Tercemesi:
Bize Ahmed İbn Alî İbnü'l-Müsennâ haber verdi: Bize Vehb İbn Bakiyye anlattı: Hâlid İbn Abdullâh bize, Süheyl İbn Ebû Sâlih'ten, o da Ebû Ubeyd'den, o da Atâ İbn Yezîd'den, o da Ebû Hureyre'den haber verdi:
Allâh'ın Elçisi (s.a.v.) şöyle buyurdu: Kim her namazın ardından otuz üç kere Sübhânallâh, otuz üç kere El-hamdü lillâh, otuz üç kere de Allâhü ekber, derse; -böylece doksan dokuz olur- yüzüncü olarak da : Lâ ilâhe illallâhü vahdehü lâ şerîke leh, lehül mülkü velehül hamdü vehüve alâ külli şey'in kadîr (:Hiçbir ilâh yoktur, ancak bir tek Allâh vardır; Onun hiçbir ortağı yoktur; herşey onundur, övgü yalnız Ona yaraşır ve Onun herşeye gücü yeter), derse, denizlerin köpüğü kadar bile olsa, günahları bağışlanır.
Ebû Hâtim (İbn Hibbân) (r.a.): Buradaki Ebû Ubeyd, Süleymân İbn Abdülmelik'in kapıcısı olan Ebû Ubeyd'dir; kendisinden Mâlik İbn Enes aktarımda bulunmuştur.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
İbn Hibban, Sahih-i İbn Hibban, Salât 2016, 5/359
Senetler:
1. Ebu Hureyre ed-Devsî (Abdurrahman b. Sahr)
Konular:
Öneri Formu
Hadis Id, No:
231308, İHS002017
Hadis:
2017 - أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْحَاقَ بْنِ خُزَيْمَةَ، قَالَ: حَدَّثَنَا أَبُو قُدَامَةَ عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ: حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ، قَالَ: حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ حَسَّانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ كَثِيرِ بْنِ أَفْلَحَ، عَنْ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ، أَنَّهُ قَالَ: «أُمِرْنَا أَنْ نُسَبِّحَ فِي دُبُرِ كُلِّ صَلَاةٍ ثَلَاثًا وَثَلَاثِينَ، وَنُحِمِّدَ ثَلَاثًا وَثَلَاثِينَ، وَنُكَبِّرَ أَرْبَعًا وَثَلَاثِينَ»، فَأُتِيَ رَجُلٌ فِي مَنَامِهِ، فَقِيلَ لَهُ: إِنَّهُ أَمَرَكُمْ مُحَمَّدٌ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، أَنْ تُسَبِّحُوا فِي دُبُرُ كُلُّ صَلَاةٍ ثَلَاثًا وَثَلَاثِينَ، وَتُحَمِّدُوا ثَلَاثًا وَثَلَاثِينَ، وَتُكَبِّرُوا أَرْبَعًا وَثَلَاثِينَ؟ قَالَ: نَعَمْ، قَالَ: اجْعَلُوهَا خَمْسًا وَعِشْرِينَ، وَاجْعَلُوا فِيهِ التَّهْلِيلَ، فَلَمَّا أَصْبَحَ، أَتَى رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَأَخْبَرَهُ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «فَافْعَلُوهُ»
Tercemesi:
Bize Muhammed İbn İshâk İbn Huzeyme haber verdi: Bize Ebû Kudâme Ubeydullâh İbn Saîd anlattı: Bize Osmân İbn ömer anlattı: Hişâm İbn Hassân bize, Muhammed İbn Sîrîn'den, o da Kesîr İbn Eflah'tan, o da Zeyd İbn Sâbit'ten anlattı:
Her namazın ardından otuz üç kere Sübhânallâh, otuz üç kere Elhamdülillâh, otuz dört kere de Allâhü ekber, demekle emrolunduk. Bir adama rüyasında gelmişler ve ona şöyle demişler: Muhammed (s.a.v.) size her namazın ardından otuz üç kere Sübhânallâh, otuz üç kere Elhamdülillâh, otuz dört kere de Allâhü ekber demenizi emretti? Adam: evet, dedi. Devamla kendisine şöyle denildi: Bunları yirmi beşer kere yapınız; içine de 'lâ ilâhe illallâh'ı koyunuz. Sabah olunca adam, Allah'ın Elçisi (s.a.v.)'e gelerek gördüklerini anlattı. Bunun üzerine Allâh'ın Elçisi (s.a.v.) buyurdu ki: Peki, öyle yapınız.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
İbn Hibban, Sahih-i İbn Hibban, Salât 2017, 5/360
Senetler:
1. Ebu Saîd Zeyd b. Sabit el-Ensarî (Zeyd b. Sabit b. Dahhak b. Zeyd)
Konular:
Öneri Formu
Hadis Id, No:
231309, İHS002018
Hadis:
2018 - أَخْبَرَنَا الْفَضْلُ بْنُ الْحُبَابِ الْجُمَحِيُّ، قَالَ: حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الْوَهَّابِ الْحَجَبِيُّ، قَالَ: حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، قَالَ: حَدَّثَنَا عَطَاءُ بْنُ السَّائِبِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «خَصْلَتَانِ لَا يُحْصِيهِمَا عَبْدٌ إِلَّا دَخَلَ الْجَنَّةَ، وَهُمَا يَسِيرً وَمَنْ يَعْمَلُ بِهِمَا قَلِيلٌ، يُسَبِّحُ اللَّهَ أَحَدُكُمْ فِي دُبُرُ كُلُّ صَلَاةٍ عَشْرًا، وَيُحَمِّدُهُ عَشْرًا، وَيُكَبِّرُهُ عَشْرًا، فَتِلْكَ خَمْسُونَ وَمِائَةٌ بِاللِّسَانِ، وَأَلْفٌ وَخَمْسُ مِائَةٍ فِي الْمِيزَانِ، وَإِذَا أَوَى إِلَى فِرَاشِهِ يُسَبِّحُ ثَلَاثًا وَثَلَاثِينَ، وَيُحَمِّدُ ثَلَاثًا وَثَلَاثِينَ، وَيُكَبِّرُ أَرْبَعًا وَثَلَاثِينَ، فَتِلْكَ مِائَةٌ بِاللِّسَانِ، وَأَلْفٌ فِي الْمِيزَانِ»، قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «فَأَيُّكُمْ يَعْمَلُ فِي يَوْمٍ وَلَيْلَةٍ أَلْفَيْنِ وَخَمْسَ مِائَةِ سَيِّئَةٍ؟ » قَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَمْرٍو: وَرَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، يَعْقِدُهُنَّ بِيَدِهِ، قَالَ: فَقِيلَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، وَكَيْفَ لَا يُحْصِيهَا؟ قَالَ: «يَأْتِي أَحَدَكُمُ الشَّيْطَانُ، وَهُوَ فِي صَلَاتِهِ، فَيَقُولُ: اذْكُرْ كَذَا، اذْكُرْ كَذَا، وَيَأْتِيهِ عِنْدَ مَنَامِهِ فَيُنَوِّمُهُ».
قَالَ حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ: «كَانَ أَيُّوبُ حَدَّثَنَا، عَنْ عَطَاءِ بْنِ السَّائِبِ بِهَذَا الْحَدِيثِ، فَلَمَّا قَدِمَ عَطَاءٌ الْبَصْرَةَ، قَالَ لَنَا أَيُّوبُ، قَدْ قَدِمَ صَاحِبُ حَدِيثِ التَّسْبِيحِ، فَاذْهَبُوا فَاسْمَعُوهُ مِنْهُ»
Tercemesi:
Bize el-Fadl İbnü'l-Hübâb el-Cumahî, Habr'da haber verdi: Bize Abdullâh İbn Abdülvehhâb el-Hacebî anlattı: Bize Hammâd İbn Zeyd anlattı: Atâ İbnü's-Sâib bize, babasından, o da Abdullâh İbn Amr'dan anlattı:
Allâh'ın Elçisi (s.a.v.) şöyle buyurdu: Yapması kolay ama yapanı az şu iki özelliği kuşanan bir kul yok ki Cennet'e girmesin: Birinizin, her namazın ardından on defa Sübhânallâh, on defa Elhamdülillâh, on defa da Allâhü ekber demesidir; Bu, dilde 500'e, mizanda ise 1500'e bedeldir. Yatağa girdiğinde ise, otuz üç defa Sübhânallâh, otuz üç defa Elhamdülillâh, otuz dört defa da Allâhü ekber demesidir. Bu da dilde 100'e, mizanda ise 1000'e tekabül eder. Allah'ın Elçisi (s.a.v.) devamla şöyle sordu: Hanginiz bir gün ve gecesinde 2500 iyilik yapıyor? Abdullâh İbn Amr: Allâh'ın Elçisi (s.a.v.)'i parmaklarıyla sayarken gördüm, dedi. Allah'ın Elçisi (s.a.v.)'e: Artık neden yapmayalım ki, denildi. Buyurdu ki: Namaza durduğunuzda şeytan çıkar gelir ve der ki: Hele şunu hatırlasana; şunu da hatırlasana! Yatağa girdiğinizde de çıkar gelir ve sizi uyutur.
Hammâd İbn Zeyd şöyle demiştir: Eyyûb, bu hadisi bize Atâ İbnü's-Sâib'den anlatmıştı; Atâ Basra'ya gelince, Eyyûb bize dedi ki Tespih Hadisi'nin sahibi geldi; artık gidip o hadisi ondan dinleyin.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
İbn Hibban, Sahih-i İbn Hibban, Salât 2018, 5/361
Senetler:
1. Ebu Muhammed Abdullah b. Amr es-Sehmî (Abdullah b. Amr b. Âs b. Vail b. Haşim)
Konular:
Öneri Formu
Hadis Id, No:
231311, İHS002020
Hadis:
2020 - أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ الْأَزْدِيُّ، قَالَ: حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ: أَخْبَرَنَا الْمُقْرِئُ، حَدَّثَنَا حَيْوَةُ بْنُ شُرَيْحٍ، سَمِعْتُ عُقْبَةَ بْنَ مُسْلِمٍ التُّجِيبِيُّ، يَقُولُ: حَدَّثَنِي أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْحُبُلِيُّ، عَنِ الصُّنَابِحِيُّ، عَنْ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، أَخَذَ بِيَدِ مُعَاذٍ، فَقَالَ: «يَا مُعَاذُ، وَاللَّهِ إِنِّي لَأُحِبُّكَ»، فَقَالَ مُعَاذٌ: بِأَبِي أَنْتَ وَأُمِّي، وَاللَّهِ إِنِّي لَأُحِبُّكَ، فَقَالَ: «يَا مُعَاذُ، أُوصِيكَ أَنْ لَا تَدَعَنَّ فِي دُبُرِ كُلِّ صَلَاةٍ أَنْ تَقُولَ: اللَّهُمَّ أَعِنِّي عَلَى ذِكْرِكَ، وَشُكْرِكَ، وَحُسْنِ عِبَادَتِكَ».
قَالَ: وَأَوْصَى بِذَلِكَ مُعَاذٌ الصُّنَابِحِيَّ، وَأَوْصَى بِذَلِكَ الصُّنَابِحِيُّ أَبَا عَبْدِ الرَّحْمَنِ، وَأَوْصَى بِذَلِكَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ عُقْبَةَ بْنَ مُسْلِمٍ
Tercemesi:
Bize Abdullâh İbn Muhammed el-Ezdî haber verdi: Bize İshâk İbn İbrâhîm anlattı: Bize el-Mukri' haber verdi: Bize Hayve İbn Şureyh anlattı: Ukbe İbn Müslim et-Tücîbî'yi şöyle derken işittim: Ebû Abdurrahmân el-Hubullî bana, es-Sunâbihî'den, o da Muâz İbn Cebel'den anlattı:
Allah'ın Elçisi (s.a.v.) bir gün Muâz İbn Cebel'in elinden tutarak buyurdu ki: Ey Muâz, Vallâhi ben seni seviyorum! Bunun üzerine Muâz: Anam babam sana feda olsun, vallâhi ben de seni seviyorum, dedi. Buyurdular ki: Ey Muâz, her namazdan sonra: Allâh'ım, seni anabilmem için, sana şükredebilmem için ve sana güzel bir şekilde kulluk edebilmem için bana yardım et, demeyi bırakmamayı sana vasiyet ediyorum.
Ravi: Aynı vasiyeti Muâz da es-Sunâbihî'ye, es-Sunâbihî de Ebû Abdurrahmân'a, Ebû Abdurrahmân da Ukbe İbn Müslim'e yaptı.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
İbn Hibban, Sahih-i İbn Hibban, Salât 2020, 5/364
Senetler:
1. Ebu Abdurrahman Muaz b. Cebel el-Ensarî (Muaz b. Cebel b. Amr b. Evs b. Âiz)
Konular: