Giriş

Bize Abdürrezzak, ona Ma'mer, ona Ebân, ona Enes veya Hasan, Hz. Peygamber’in (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etti: “Bir kişi bir hastayı ziyaret eder, bir cenazeye katılır ve aynı gün oruç tutmaya muvaffak olursa, o akşam cennet ona vacip olur.” Hasan'ın nakline göre Rasulullah (sav) ashabına şöyle sordu: “Bugün hanginiz bir hasta ziyaret etti?” Ebu Bekir, 'Ben!' dedi. (Rasulullah (sav)) “Bugün hanginiz malından biraz sadaka verdi?” diye sordu. Ebu Bekir, 'Ben!' diye cevap verdi. (Rasulullah (sav)) “Bugün hanginiz bir cenaze merasimine katıldı?” dedi. Ebu Bekir, yine 'Ben!' diye cevapladı. (Rasulullah (sav)) “Hanginiz bugünü oruçlu geçirmeye niyet etti?” dedi. Ebu Bekir 'Ben!' karşılığını verdi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav) “(Cennet) vacip oldu!” yani “(Ebu Bekir için) Cennet vacip oldu (kesinleşti)!” buyurdu.


Açıklama: Bu hadis, hayırlı amellerin önemini, bu amellerin bir arada yapılmasının faziletini ve Hz. Ebu Bekir’in (ra) bu konuda örnekliğini ortaya koymaktadır

    Öneri Formu
95793 MA006765 Musannef-i Abdurrezzak, III, 593

Bize Abdürrezzak, ona Ma'mer, ona Câbir veya bir başkası Şa'bi'nin şöyle dediğini rivayet etti: "(Bir şeyler) bildiğini iddia eden ahmakların ziyaretinin hasta yakınlarına verdiği sıkıntı, hastalarının çektiği hastalıktan duydukları sıkıntıdan daha fazladır!"


    Öneri Formu
95807 MA006770 Musannef-i Abdurrezzak, III, 594

Bize Abdurrezzâk, ona Ma'mer, ona Zeyd b. Eslem, ona Abdurrahman b. Beylemânî, ona da Abdullah b. Amr şöyle demiştir: "Şehidin kanından yere düşen ilk damla ile birlikte, Allah onun geçmişte işlemiş olduğu tüm günahları bağışlar. Ardından Allah Teâlâ, ona cennetten iki melek yollayıp bir reyhan (güzel koku veren yeşillik) ve bir örtü gönderir. O esnada göklerin eteklerinde bulunan melekler 'Sübhânallah! Bugün yeryüzünden hoş bir esinti, latif bir koku geldi' derler. O şehit, geçtiği her kapıda memnuniyetle karşılanır, uğradığı hiçbir kapı ona kapanmaz, karşılaştığı her melek ona selâm verip, dua ve eşlik eder. Nihayet Allah’ın huzuruna getirilir. Şehit, meleklerden önce secdeye kapanır, melekler ise ondan sonra secde eder. Ardından, Allah tarafından şehitlerin yanına gönderilmesi emredilir. Onları yeşil bahçelerde, ipekten elbiseler içinde bulur. Yanlarında bir öküz ve bir balık vardır. Bu iki hayvan onlara her gün öyle bir lokma sunar ki, daha önceki günden daha lezzetlidir. Balık, cennetin nehirlerinde gezinir, akşam olunca öküz onu boynuzuyla dürter ve onun için kesilir. Onlar balığın etinden yerler; etinde cennet ırmaklarının her birinden gelen bir koku bulurlar. Ertesi gün, öküz cennet içinde gezinir. Sabah olunca bu kez balık ona kuyruğu ile vurur ve onu keser. Öküzün etinden yerler; bu kez de o ette cennetin bütün meyvelerinin tadını alırlar. Sabah akşam kendi cennetteki makamlarını seyrederler ve 'Rabbimiz, kıyameti getir!' diyerek Allah’a dua ederler" "Mümin öldüğünde ise Allah ona cennetten bir reyhan ve bir hırka gönderir. Canı bu örtüyle alınır. Ona 'Ey hoş ve temiz can! Allah’ın rahmeti ve hoşnutluğu içinde çık. Rabbin senden razıdır; sana ne öfke vardır ne de gazap' diye seslenilir. Sonra ruhu, bir kimsenin şimdiye kadar koklamış olduğu en güzel koku gibi çıkar. Gökyüzünün melekleri 'Sübhânallah! Bugün yeryüzünden hoş bir esinti, değerli bir ruh geldi' derler. Ona göklerdeki hiçbir kapı kapanmaz. Geçtiği her kapı açılır, karşılaştığı her melek, ona dua ve eşlik eder. Sonunda Allah Teâlâ’nın huzuruna getirilir. Melekler ondan önce secde eder, o ise onlardan sonra secde eder. Daha sonra Mikail (as) çağrılır ve ona 'Bu ruhu al, müminlerin ruhlarının yanına götür. Kıyamet günü sana soracağım vakte kadar (orada kalsın)' denilir. Ardından o ruh sahibinin kabri hazırlanır. Kabri, yetmiş arşın uzunluğunda ve yetmiş arşın genişliğinde genişletilir. İçine reyhan serilir, ipekten örtülerle donatılır. Eğer yanında Kur’an’dan bir şeyler varsa, onun için nur olur. Eğer Kur’an’dan bir şey yoksa, onun için güneş gibi bir nur verilir. Kabir hâli, bir geline benzer; kendisini sadece en çok sevdiği kimse uyandırır." "Kâfir öldüğünde ise Allah ona, her türlü kötü kokudan daha fena kokan ve her türlü sertlikten daha kaba bir kumaştan yapılmış bir bez parçası gönderir. Ona 'Ey kötü ruh! Çık! Kendin için ne de kötü bir azık hazırladın' denilir. Ruhu, insanların şimdiye kadar duymuş olduğu en ağır ve pis koku ile çıkar. Kabre konulur ve kabri öylesine daraltılır ki, kaburgaları iç içe geçer. Ardından, deve boynu kalınlığında yılanlar üzerine salınır; bu yılanlar onun etini yer. Kendisine sağır, dilsiz ve kör melekler görevlendirilir. Onlar onun çığlıklarını işitmez, yüzüne bakmaz, acımazlar. Vurduklarında usanmaz, dövdüklerinde yorulmazlar. O, bu azabın son bulması için Allah’a dua eder, fakat duası kabul edilmez. Böylece bu hâl, doğrudan cehenneme girene kadar sürer."


    Öneri Formu
95662 MA006702 Musannef-i Abdurrezzak, III, 564

Bize Abdürrezzak, ona Ma'mer, ona Ebân, ona Enes veya Hasan, Hz. Peygamber’in (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etti: “Bir kişi bir hastayı ziyaret eder, bir cenazeye katılır ve aynı gün oruç tutmaya muvaffak olursa, o akşam cennet ona vacip olur.” Hasan'ın nakline göre Rasulullah (sav) ashabına şöyle sordu: “Bugün hanginiz bir hasta ziyaret etti?” Ebu Bekir, 'Ben!' dedi. (Rasulullah (sav)) “Bugün hanginiz malından biraz sadaka verdi?” diye sordu. Ebu Bekir, 'Ben!' diye cevap verdi. (Rasulullah (sav)) “Bugün hanginiz bir cenaze merasimine katıldı?” dedi. Ebu Bekir, yine 'Ben!' diye cevapladı. (Rasulullah (sav)) “Hanginiz bugünü oruçlu geçirmeye niyet etti?” dedi. Ebu Bekir 'Ben!' karşılığını verdi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav) “(Cennet) vacip oldu!” yani “(Ebu Bekir için) Cennet vacip oldu (kesinleşti)!” buyurdu.


    Öneri Formu
272773 MA006765-2 Musannef-i Abdurrezzak, III, 593


    Öneri Formu
95194 MA006305 Musannef-i Abdurrezzak, III, 458


    Öneri Formu
95195 MA006306 Musannef-i Abdurrezzak, III, 458


    Öneri Formu
288243 MA006259-2 Musannef-i Abdurrezzak, III, 444

Bize İbn Cüreyc, kendisine Rasulullah'ın (sav) sahabîsi Ebu Ubeyde b. Cerrâh’a dayanan şöyle bir haber geldiğini rivayet etmiştir: "Hz. Peygamber (sav), Abdullah b. Sâbit Ebu’r-Rebî’yi hastalığında iki kez ziyaret etmişti. Son ziyareti sırasında Abdullah canını teslim etti. Hz. Peygamber (sav) ona bir ya da iki defa seslendi, sonra da 'Artık Ebu’r-Rebî ile aramıza set çekilmiştir. Allah'tan geldik yine Allah'a döneceğiz' dedi. Bunu işiten Abdullah'ın ve kardeşinin kızları ağlamaya başladılar. Cebr b. Atîk 'Ağlayarak Rasulullah'a (sav) eziyet etmeyin' diyerek onları uyardığında, Allah Rasulü (sav) 'Bırak onları Ebu Abdullah! Ebu’r-Rebî henüz defnedilmemişken ağlasınlar. Kabrine konulduktan sonra ise ağlamayı bıraksınlar' buyurdu. Kızlarından biri 'Ben sizin Allah yolunda bir savaşınızdaki ihtiyaçlarınızı gidermiştim' deyince, Hz. Peygamber (sav) 'Ebu’r-Rebî’nin ecri, niyeti doğrultusunda gerçekleşmiştir. Peki siz hangi durumları şehadet olarak sayıyorsunuz?' diye sordu. Oradakiler 'Allah yolunda öldürülmeyi' dediler. Hz. Peygamber (sav) 'Bu durumda ümmetimden şehit olanların sayısı az olur' buyurdu. 'O halde kimler şehittir ey Allah'ın Rasulü?' dediklerinde ise Hz. Peygamber (sav) 'Vebadan ölenler şehittir. Karın ağrısından ölenler şehittir. Yanarak ölenler şehittir. Suda boğularak ölenler şehittir. Zatülcenp’ten (akciğer iltihabı) ölenler şehittir. Kederden ölenler şehittir. Doğum sırasında ölen kadınlar dahil hepsi şehittir' buyurdular. Sonra Hz. Peygamber (sav), Ebu’r-Rebî’yi gömleği ile kefenledi."


    Öneri Formu
95646 MA006695 Musannef-i Abdurrezzak, III, 562


    Öneri Formu
95711 MA006721 Musannef-i Abdurrezzak, III, 575


    Öneri Formu
95655 MA006507 Musannef-i Abdurrezzak, III, 510