Öneri Formu
Hadis Id, No:
230953, İHS001663
Hadis:
1663 - أَخْبَرَنَا ابْنُ قُتَيْبَةَ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي السَّرِيِّ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «إِذَا نُودِيَ بِالصَّلَاةِ أَدْبَرَ الشَّيْطَانُ وَلَهُ ضُرَاطٌ حَتَّى لَا يَسْمَعَ التَّأْذِينَ، فَإِذَا قُضِيَ التَّأْذِينُ أَقْبَلَ حَتَّى إِذَا ثُوِّبَ بِهَا أَدْبَرَ، حَتَّى إِذَا قُضِيَ التَّثْوِيبُ، أَقْبَلَ حَتَّى يَخْطِرَ بَيْنَ الْمَرْءِ وَنَفْسِهِ يَقُولُ: اذْكُرْ كَذَا، اذْكُرْ كَذَا، لِمَا لَمْ يَكُنْ يَذْكُرُ مِنْ قَبْلُ، حَتَّى يَظَلَّ الرَّجُلُ لَا يَدْرِي كَمْ صَلَّى»
Tercemesi:
Bize İbn Kuteybe haber verdi: Bize Ebu's-Serî anlattı: Bize Abdurrezzâk haber verdi: Ma'mer bize Hemmâm İbn Münebbih'ten, o da Ebû Hureyre'den haber verdi:
Allâh'ın Elçisi (sas) şöyle buyurdu: Ezan okunmaya başlandığında şeytan, müezzini duymamak için gürültü yaparak kaçar. Ezan bittiğinde geri döner; ne zaman ki kamete başlanır, tekrar kaçar. Kamet de bitince tekrar geri döner ve kişiyle nefsi arasında hatırlatmalarda bulunur ve der ki: Şunu hatırlasana! Şunu hatırlasana! Böylece, kişinin aklında olmayan birçok şeyi hatırına getirtir; sonunda kişi, kaç rekât namaz kıldığını bilemez hale gelir.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
İbn Hibban, Sahih-i İbn Hibban, Salât 1663, 4/547
Senetler:
1. Ebu Hureyre ed-Devsî (Abdurrahman b. Sahr)
Konular:
Şeytan, ezanı duyduğunda şeytanın kaçması
Şeytan, ibadette vesvese vermesi
Öneri Formu
Hadis Id, No:
230951, İHS001661
Hadis:
1661 - أَخْبَرَنَا الْفَضْلُ بْنُ الْحُبَابِ الْجُمَحِيُّ، حَدَّثَنَا الْقَعْنَبِيُّ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي صَعْصَعَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ أَخْبَرَهُ أَنَّ أَبَا سَعِيدٍ الْخُدْرِيَّ، قَالَ: «إِنِّي أَرَاكَ تُحِبُّ الْغَنَمَ وَالْبَادِيَةَ، فَإِذَا كُنْتَ فِي غَنَمِكَ وَبَادِيَتِكَ، وَأَذَّنْتَ بِالصَّلَاةِ فَارْفَعْ صَوْتَكَ بِالنِّدَاءِ، فَإِنَّهُ لَا يَسْمَعُ مَدَى صَوْتِ الْمُؤَذِّنِ جِنٌّ وَلَا إِنْسٌ وَلَا شَيْءٌ إِلَّا شَهِدَ لَهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ».
قَالَ أَبُو سَعِيدٍ الْخُدْرِيُّ: سَمِعْتُهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
Tercemesi:
Bize el-Fadl İbnü'l-Hübâb el-Cumahî haber verdi: El-Ka'nebî bize Mâlik'ten, o da Abdurrahmân İbn Abdullâh İbn Abdurrahmân İbn Ebû Sa'saa'dan, o da babasından, Ebû Saîd el-Hudrî'nin şöyle dediğini haber verdiğini anlattı:
Ben, senin, koyunlara ve çöle düşkün olduğunu görüyorum. Çölde koyunlarınla birlikte olduğunda, ezân okurken sesini yükselt; çünkü ezan okuyanın sesini duyan her cin, her insan ve her varlık Kıyâmet günü ona tanıklık eder.
Ebû Saîd el-Hudrî dedi ki: Ben bunu Allâh'ın Elçisi (sas)'den işittim.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
İbn Hibban, Sahih-i İbn Hibban, Salât 1661, 4/546
Senetler:
1. Ebu Said el-Hudrî (Sa'd b. Malik b. Sinan b. Sa'lebe b. Ebcer)
Konular:
Öneri Formu
Hadis Id, No:
230954, İHS001664
Hadis:
1664 - أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَلِيِّ بْنِ الْمُثَنَّى، بِالْمَوْصِلِ، حَدَّثَنَا أَبُو خَيْثَمَةَ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الْأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي سُفْيَانَ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ: سَمِعْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، يَقُولُ: «إِنَّ الشَّيْطَانَ إِذَا سَمِعَ النِّدَاءَ بِالصَّلَاةِ ذَهَبَ حَتَّى يَكُونَ مَكَانُ الرَّوْحَاءِ» قَالَ سُلَيْمَانُ: فَسَأَلْتُهُ عَنِ الرَّوْحَاءِ فَقَالَ: «هِيَ مِنَ الْمَدِينَةِ عَلَى سَبْعَةٍ وَثَلَاثِينَ مِيلاً»
Tercemesi:
Bize Ahmed İbn Alî İbnü'l-Müsennâ, Musul'da haber verdi: Bize Ebû Hayseme anlattı: Cerîr bize el-A'meş'ten, o da Ebû Süfyân'dan, o da Câbir'den anlattı:
Peygamber (sas)'i şöyle derken işittim: Şeytan, namaza çağrıyı duyunca, Revhâ denen yere varıncaya kadar kaçar.
Süleymân (1) şöyle dedi: Ebû Süfyân'a Revhâ'yı sordum; Revhâ Medine'ye 37 mil uzaklıkta bir yerdir, diye cevap verdi.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
İbn Hibban, Sahih-i İbn Hibban, Salât 1664, 4/549
Senetler:
1. Cabir b. Abdullah el-Ensârî (Cabir b. Abdullah b. Amr b. Haram b. Salebe)
Konular:
Öneri Formu
Hadis Id, No:
230955, İHS001665
Hadis:
1665 - أَخْبَرَنَا الْحَسَنُ بْنُ سُفْيَانَ، حَدَّثَنَا حُسَيْنُ بْنُ مُعَاذِ بْنِ خُلَيْفٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْأَعْلَى بْنُ عَبْدِ الْأَعْلَى، حَدَّثَنَا حُمَيْدٌ الطَّوِيلُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ: سَمِعَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ رَجُلًا وَهُوَ فِي مَسِيرٍ لَهُ يَقُولُ: اللَّهُ أَكْبَرُ، اللَّهُ أَكْبَرُ، فَقَالَ نَبِيُّ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «عَلَى الْفِطْرَةِ» ثُمَّ قَالَ: أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «حُرِّمَ عَلَى النَّارِ»، فَابْتَدَرْنَاهُ فَإِذَا هُوَ صَاحِبُ مَاشِيَةٍ أَدْرَكَتْهُ الصَّلَاةُ فَنَادَى بِهَا
Tercemesi:
Bize el-Hasen İbn Süfyân haber verdi: Bize Hüseyn İbn Muâz İbn Huleyf anlattı: Bize Abdüla'lâ İbn Abdüla'lâ anlattı: Humeyd et-Tavîl bize Katâde'den, o da Enes İbn Mâlik'ten anlattı:
Allâh'ın Elçisi (sas), bir adamı kendi kendine: Allâh'ü Ekber Allâh'ü Ekber, derken işitti. Bunun üzerine Allâh'ın Peygamberi (sas) buyurdu ki: Fıtrat üzeredir. Sonra o kişi : Eşhedü en lâ ilâhe illallâh, deyince, Allâh'ın Elçisi (sas): Artık bu adam Ateş'e haram oldu, buyurdu. Bunun üzerine araştırmaya koyulduk ve bu şahsın, mallarını otlatan ve namaz vakti girdiği için ezan okumuş olan biri olduğunu gördük.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
İbn Hibban, Sahih-i İbn Hibban, Salât 1665, 4/550
Senetler:
1. Enes b. Malik el-Ensarî (Enes b. Malik b. Nadr b. Damdam b. Zeyd b. Haram)
Konular:
Öneri Formu
Hadis Id, No:
230958, İHS001668
Hadis:
1668 - أَخْبَرَنَا أَبُو يَعْلَى، حَدَّثَنَا أَبُو خَيْثَمَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ خَازِمٍ، حَدَّثَنَا الْأَعْمَشُ، عَنْ أَبِي عَمْرٍو الشَّيْبَانِيِّ، عَنْ أَبِي مَسْعُودٍ الْأَنْصَارِيِّ، قَالَ: أَتَى النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ رَجُلٌ، فَقَالَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنِّي أُبْدِعَ بِي، فَاحْمِلْنِي، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «لَيْسَ عِنْدِي» فَقَالَ رَجُلٌ: أَنَا أَدُلُّهُ عَلَى مَنْ يَحْمِلُهُ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَنْ دَلَّ عَلَى خَيْرٍ فَلَهُ مِثْلُ أَجْرِ فَاعِلِهِ».
قَالَ أَبُو حَاتِمٍ: «قَوْلُهُ أُبْدِعَ بِي: يُرِيدُ قُطِعَ بِي عَنِ الرُّكُوبِ، لِأَنَّ رَوَاحِلِي كَلَّتْ وَعَرَجَتْ»
Tercemesi:
Bize Ebû Ya'lâ haber verdi: Bize Ebû Hayseme anlattı: Bize Muhammed İbn Hâzim anlattı: A'meş bize Ebû Amr eş-Şeybânî'den, o da Ebû Mes'ûd el-Ensârî'den anlattı:
Peygamber (sas)'e bir adam gelerek şöyle dedi: Ey Allâh'ın Elçisi, devem artık kendini bıraktı, bana bir deve sağlayın. Bunun üzerine Allâh'ın Elçisi: Bende deve yok ki! dedi. Bunu işiten bir adam: Ben, ona deve sağlayacak birini gösterebilirim, deyince, Peygamber (sas): Her kim bir hayra önayak olursa, o hayrı işleyen kadar sevap kazanır, buyurdu.
Ebû Hâtim (İbn Hibbân) (ra): 'Ubdia bî' sözünün manası şudur: Develerim binilemez hale geldi; çünkü güçsüz düştüler ve sakatlandılar.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
İbn Hibban, Sahih-i İbn Hibban, Salât 1668, 4/554
Senetler:
1. Ebu Mesud el-Ensarî (Ukbe b. Amr b. Sa'lebe b. Esire b. Asire)
Konular:
Öneri Formu
Hadis Id, No:
230959, İHS001669
Hadis:
1669 - أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُمَرَ بْنِ يُوسُفَ أَبُو حَمْزَةَ، بِنَسَا، حَدَّثَنَا بُنْدَارٌ، أَخْبَرَنَا أَبُو عَامِرٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ طَلْحَةَ بْنِ يَحْيَى، عَنْ عِيسَى بْنِ طَلْحَةَ، سَمِعْتُ مُعَاوِيَةَ بْنَ أَبِي سُفْيَانَ، يَقُولُ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «الْمُؤَذِّنُونَ أَطْوَلُ النَّاسِ أَعْنَاقًا يَوْمَ الْقِيَامَةِ».
Tercemesi:
Bize Muhammed İbn Amr İbn Yûsuf Ebû Hamza, Nesâ'da haber verdi: Bize Bündâr anlattı: Bize Ebû Âmir haber verdi: Süfyân bize Talha İbn Yahyâ'dan, o da Îsâ İbn Talha'dan anlattı: Ben Muâviye İbn Ebû Süfyân'ı şöyle derken işittim:
Allâh'ın Elçisi (sas) buyurdu ki: Müezzinler, insanların Kıyâmet günü en uzun boyunlu olanlarıdır.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
İbn Hibban, Sahih-i İbn Hibban, Salât 1669, 4/555
Senetler:
1. Ebu Abdurrahman Muaviye b. Ebu Süfyan el-Ümevi (Muaviye b. Sahr b. Harb b. Ümeyye b. Abdü Şems)
Konular:
Öneri Formu
Hadis Id, No:
230960, İHS001670
Hadis:
1670 - أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ الْأَزْدِيُّ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ عَبَّادِ بْنِ أُنَيْسٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ: «الْمُؤَذِّنُونَ أَطْوَلُ النَّاسِ أَعْنَاقًا يَوْمَ الْقِيَامَةِ».
قَالَ أَبُو حَاتِمٍ: «الْعَرَبُ تَصِفُ بَاذِلَ الشَّيْءِ الْكَثِيرِ بِطُولِ الْيَدِ، وَمُتَأَمِّلَ الشَّيْءِ الْكَثِيرِ بِطُولِ الْعُنُقِ، فَقَوْلُهُ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ الْمُؤَذِّنُونَ أَطْوَلُ النَّاسِ أَعْنَاقًا يَوْمَ الْقِيَامَةِ يُرِيدُ أَطْوَلَهُمْ أَعْنَاقًا لِتَأَمُّلِ الثَّوَابِ كَمَا قَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لِنِسَائِهِ: «أَسْرَعُكُنَّ بِي لُحُوقًا أَطْوَلُكُنَّ يَدًا» فَكَانَتْ سَوْدَةُ أَوَّلَ نِسَاءِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لَحِقَتْ بِهِ، وَكَانَتْ أَكْثَرَهُنَّ صَدَقَةً، وَلَيْسَ يُرِيدُ بِقَوْلِهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ هَذَا أَنَّ الْمُؤَذِّنِينَ هُمْ أَكْثَرُ النَّاسِ تَأَمُّلًا لِلثَّوَابِ فِي الْقِيَامَةِ، وَهَذَا مِمَّا نَقُولُ فِي كُتُبِنَا: إِنَّ الْعَرَبَ تَذْكُرُ الشَّيْءَ فِي لُغَتِهَا بِذِكْرِ الْحَذْفِ عَنْهُ مَا عَلَيْهِ مُعَوِّلُهُ، فَأَرَادَ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِقَوْلِهِ: أَطْوَلُ النَّاسِ أَعْنَاقًا، أَيْ: مِنْ أَطْوَلِ النَّاسِ أَعْنَاقًا، فَحَذَفَ مِنْ مِنَ الْخَبَرِ كَمَا قَالَ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: يَحْكِي عَنِ اللَّهِ جَلَّ وَعَلَا: «أَحَبُّ عِبَادِي إِلَيَّ أَعْجَلُهُمْ فِطْرًا» أَيْ: مِنْ أَقْوَامٍ أُحِبُّهُمْ وَهَؤُلَاءِ مِنْهُمْ، وَهَذَا بَابٌ طَوِيلٌ سَنَذْكُرُهُ فِي مَوْضِعِهِ مِنْ هَذَا الْكِتَابِ فِي الْقِسْمِ الثَّالِثِ مِنْ أَقْسَامِ السُّنَنِ إِنْ قَضَى اللَّهُ ذَلِكَ وَشَاءَهُ»
Tercemesi:
Bize Abdullâh İbn Muhammed el-Ezdî haber verdi: Bize İshâk İbn İbrâhîm anlattı: Bize Abdurrezzâk haber verdi: Ma'mer bize Mansûr'dan, o da Abbâd İbn Üneys'den, o da Ebû Hureyre'den, o da Allâh'ın Elçisi sas'den haber verdi:
Müezzinler, insanların Kıyâmet günü en uzun boyunlu olanlarıdır.
Ebû Hâtim (İbn Hibbân) (ra): Araplar, eli açık olan kimseyi 'eli uzun' diye, beklentisi çok olan kimseyi ise 'uzun boyunlu' diye nitelerler. Peygamber (sas), Müezzinler, Kıyâmet günü insanların en uzun boyunlu olanlarıdır, sözündeki 'en uzun boyunlu' ifadesiyle, onların sevap bakımından çok beklenti sahibi olacaklarını anlatmak istiyor. Buna benzer bir şekilde Peygamber (sas) eşlerine şöyle demişti: Bana en önce kavuşacak olanınız, eli en uzun olanınızdır. Nitekim Peygamber (sas)'e, eşlerinden ilk kavuşan, onlar içinde en çok sadaka veren Sevde olmuştur.
Peygamber (sas), yukarıdaki sözüyle, Kıyâmet günü en çok sevap beklentisi içinde olacakların yalnız müezzinler olduğunu kastetmek istemiyor; çünkü, kitaplarımızda söylediğimiz gibi, Araplar bir şeyi kendi dillerinde söylerken, cümlenin esas dayanağını düşürebilirler. Burada da Peygamber (sas), İnsanların en uzun boyunlu olanları demekle, 'insanların en uzun boyunlu olanlarından' demek istiyor, yani 'den' edatını cümleden düşürmüş oluyor. Buna benzer bir şekilde yine Peygamber (sas), Allâh Celle ve Alâ'dan şöyle aktarmıştır: Kullarımın bana en sevimlisi iftar etmede en aceleci olanıdır; yani 'bunlar da sevdiklerimdendir' demek istiyor. Bu uzun bir konudur; inşâllâh Allâh ecel ve aman verirse, bu kitabımızın üçüncü kısmında yeri geldiğinde açıklayacağız.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
İbn Hibban, Sahih-i İbn Hibban, Salât 1670, 4/556
Senetler:
1. Ebu Hureyre ed-Devsî (Abdurrahman b. Sahr)
Konular: