Giriş


    Öneri Formu
129551 MŞ038676 Musannef-i İbn Ebi Şeybe, Fiten, 2


    Öneri Formu
129618 MŞ038703 Musannef-i İbn Ebi Şeybe, Fiten, 2

Bize Abdullah b. Numeyr, ona Sufyân, ona Seleme b. Kuheyl, ona Ebu Ze'râ, ona da Abdullah (İbn Mes‘ûd) şöyle rivayet etmiştir: Yanında Deccâl'dan bahsedildiğinde Abdullah “Ey insanlar! Deccal ortaya çıktığında siz üç gruba ayrılacaksınız. Bir grup ona tâbi olacak, bir grup babalarının yurdu olan pelin otlarının (şîh) yetiştiği yerlere kaçacak, bir grup da Fırat kıyısında ona karşı savaşacak. Sonra onlar birbiri ile savaşırken, müminler Şam’ın batı tarafında toplanır ve içinde al bir atın ya da ala bir atın üzerinde bir süvarinin bulunduğu bir keşif birliği gönderirler. Bu birlik (Deccâl’in adamlarıyla) karşılaşır, hepsi öldürülür, içlerinden bir tek kişi bile geri dönmez” dedi. [Seleme der ki: Bana Ebu Sadık, ona Rebîa b. Nâcid, ona da Abdullah “O at al bir attı” dedi.] Sonra Abdullah “Ehli kitaptan (bazıları) İsa b. Meryem’in ineceğini ve Deccalı öldüreceğini iddia eder” dedi. [Ebu Ze'râ “Ben Abdullah’tan ehli kitaptan aktarılmış bundan başka bir haber işitmedim” demiştir.] Abdullah devamla “Sonra Yecüc ve Mecüc çıkar, yeryüzünde eğleşirler, bozgunculuk yaparlar” dedi ardından "{وَهُمْ مِنْ كُلِّ حَدَبٍ يَنْسِلُونَ} (Nihayet Ye'cüc ile Me'cüc'ün önü açılır) ve onlar her dere ve tepeden boşanırlar." (Enbiyâ, 21/96) ayetini okudu. (Abdullah b. Mesud) şöyle devam etti: Sonra Allah onların üzerine, tıpkı şu kurtçuk gibi bir hayvan (dabbe) gönderir. Bu dabbe onların kulaklarına ve burunlarına girer ve onlar bu sebeple ölürler. Ardından cesetlerinin kokusu yeryüzünü sarar. Bunun üzerine insanlar Allah’a yalvarır. Allah da üzerlerine bir yağmur gönderir, bu yağmur yeryüzünü onlardan temizler. Sonra Allah, dondurucu bir rüzgâr (zemherîr) gönderir. Bu rüzgâr, yeryüzünde müminlerden sağ olan kimse bırakmayıp hepsini öldürür. Ardından kıyamet, yeryüzündeki en kötü insanların üzerine kopar. (Abdullah b. Mesud) şöyle devam etti: Sonra gök ile yer arasında bir melek sûr ile ayağa kalkar ve sûra üfler. [sur (üflenip ses çıkan) bir boynuzdur.] Göklerde ve yerde bulunan canlılardan, Allah’ın diledikleri hariç, hepsi ölür. İki üfleme arasında Allah’ın dilediği kadar bir zaman geçer. Allah, Arş’ın altından erkek menisi gibi bir su indirir. Yeryüzünde Âdemoğlundan yaratılmış hiçbir varlık yoktur ki, ondan (yani insanın aslından) bir parça bulunmasın. Bu suyla insanların etlerini ve bedenlerini yerden bitki gibi bitirir. Sonra Abdullah "{وَاللَّهُ الَّذِي أَرْسَلَ الرِّيَاحَ فَتُثِيرُ سَحَابًا فَسُقْنَاهُ إِلَى بَلَدٍ مَيِّتٍ فَأَحْيَيْنَا بِهِ الأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا كَذَلِكَ النُّشُورُ} Allah, rüzgârları gönderendir. Onlar da bulutları hareket ettirir. Biz de bulutları ölü bir toprağa sürer ve onunla ölümünden sonra yeryüzünü diriltiriz. İşte ölümden sonra diriliş de böyledir." (Fatır, 35/9) ayetini okudu. Sonra melek sema ile yer arasında (ikinci defa) sûra üfler. Her bir can, kendi bedenine gidip ona girer. İnsanlar kalkarlar, tek bir adamın dirilişi gibi (aynı anda) dirilir, Âlemlerin Rabbinin huzurunda dururlar. (Abdullah b. Mesud) şöyle devam etti: Sonra Allah, mahlûkata tecelli eder, onların karşısına çıkar. Allah’tan başka bir şeye kulluk eden kişinin karşısına da, kulluk ettiği o şey (put veya sahte ilah) çıkar ve o da ona tâbi olur. Önce Yahudilere gelir, Allah onlara “Kime kulluk ettiniz?” diye sorar. Onlar “Üzeyir’e kulluk ettik” derler. Allah onlara “su (içmek) hoşunuza gider mi?” Onlar “Evet” derler. Allah onlara cehennemi, serap (çöldeki vaha) gibi gösterir. Ardından Abdullah "{وَعَرَضْنَا جَهَنَّمَ يَوْمَئِذٍ لِلْكَافِرِينَ عَرْضًا} O gün cehennemi kâfirlere apaçık arz ederiz." (Kehf, 18/100) ayetini okur. Sonra Hristiyanlar gelir, Allah onlara “Kime kulluk ettiniz?” diye sorar. Onlar “Mesih’e kulluk ettik” derler. Allah onlara “su (içmek) hoşunuza gider mi?” Onlar “Evet” derler. Allah onlara cehennemi, serap (çöldeki vaha) gibi gösterir. Daha sonra Müşrikler için de aynı durum gerçekleşir. Ardından Abdullah "{وَقِفُوهُمْ إِنَّهُمْ مَسْئُولُونَ} Durdurun, tutuklayın onları! Çünkü onlar yaptıklarından hesaba çekilecekler." (Sâffât, 37/24) ayetini okudu. Sonra Müslümanlar gelir ve Allah onlara “Kime kulluk ettiniz?” diye sorar. Onlar “Allah’a ibadet ettik. O’na hiçbir şeyi ortak koşmadık” der. Allah “Rabbinizi tanıyor musunuz?” diye sorar. Onlar “O yücedir, eğer kendisini tanıtırsa tanırız” derler. Bunun üzerine Allah (celâl tecellisiyle) baldırını açar ve herkes Allah’a secdeye kapanır. Ancak münafıkların sırtı düz bir levha gibi olur, içlerinde kancalar (çiviler) varmış gibi (secde edemezler). Allah onlara “Siz sağlamken secdeye çağrılıyordunuz da secde etmiyordunuz!” der. Sonra Allah, sıratın cehennem üzerine kurulmasını emreder. İnsanlar amellerine göre grup grup geçerler. İlk geçenler şimşek gibi, sonrakiler rüzgâr gibi, ondan sonrakiler kuş gibi, daha sonrakiler hayvanlar gibi, ardından gelenler yürüyerek, onların ardından gelenler emekleyerek geçerler. En son geçen adam da sürünerek geçmeye çalışır ve “Geçmem ne kadar uzun sürdü” der. Kendisine “Hayır, amelin seni geciktirdi” denilir. Sonra Allah, şefaate izin verir. Kıyamet gününün ilk şefaatçisi Ruhü’l-Kudüs Cebrâil olur. Sonra Allah’ın dostu İbrâhim, sonra Mûsâ veya Îsâ [hangisi olduğu konusunda ravi şüphe etmiştir] sonra sizin Peygamberiniz (sav) dördüncü olarak kalkar. O’ndan sonra, O’nun şefaat ettiği yerde kimse şefaat edemez. Burası Allah’ın "{عَسَى أَنْ يَبْعَثَكَ رَبُّكَ مَقَامًا مَحْمُودًا} Umarım Rabbin seni övgüye değer bir makama (Makam-ı Mahmud'a) gönderir." diye bahsettir Makam-ı Mahmud'dur. Sonra her nefis (can), cehennemdeki bir eve ya da cennetteki bir eve bakar. İşte bu, hasret (pişmanlık) günüdür. Cehennemlikler, cennetteki evlerine bakar, onlara “Eğer amel etseydiniz (sizin olurdu)” denilir. Böylece onlara pişmanlık çöker. Cennetlikler de cehennemdeki evlerine bakar ve "{لَوْلاَ أَنْ مَنَّ اللَّهُ عَلَيْنَا لَخَسَفَ بِنَا} Eğer Allah bize lütfetmeseydi biz de helak olurduk!" derler. Sonra melekler, peygamberler, şehitler, salihler ve müminler şefaat eder. Allah da onların şefaatini kabul eder. Sonra Allah "Ben merhametlilerin en merhametlisiyim" buyurur ardından cehennemden, daha önce çıkarılan tüm mahlûklardan daha fazlasını çıkarır ve gönlünde hayır bulunan hiç kimseyi orada bırakmaz. Ardından Abdullah "{مَا سَلَكَكُمْ فِي سَقَرَ} Sizi Sekar’a (cehenneme) sokan nedir?" (Müddessir, 74/42) ayetini okudu ve dört şeyi saydı: "{قَالُوا لَمْ نَكُ مِنَ الْمُصَلِّينَ وَلَمْ نَكُ نُطْعِمُ الْمِسْكِينَ وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ الْخَائِضِينَ وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوْمِ الدِّينِ حَتَّى أَتَانَا الْيَقِينُ فَمَا تَنْفَعُهُمْ شَفَاعَةُ الشَّافِعِينَ} Namaz kılanlardan değildik, yoksulu doyurmazdık, batıla dalanlarla beraber dalardık, din gününü yalanlardık. Kesin ölüm bize gelinceye kadar böyle yaşadık. Artık şefaatçilerin şefaati onlara fayda vermez." (Müddessir, 74/43-48). Sonra Abdullah şöyle dedi: Sizce şu (cehennemlik) kimselerde hayır var mı? İçlerinde hayır bulunan hiç kimse orada bırakılmaz. Fakat Allah, oradan hiç kimseyi çıkarmak istemediğinde onların yüzlerini ve renklerini değiştirir. Derken müminlerden bir adam gelir ve “(cehennemdekilere şefaat etmek isteyerek) ey Rabbim!” der. Allah “Her kim (orada) birini tanıyorsa çıkarsın” buyurur. Bunun üzerine adam gelir, bakar ama hiç kimseyi tanımaz. (Cehennemden) bir adam ona “Ey falanca, ben filanca adamım” der, ama adam “Ben seni tanımıyorum” der. İşte o anda (cehennemlikler) "Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. Eğer yine dönersek (aynı suça), biz gerçekten zalimleriz" derler. (Mü’minûn, 23/107). Bunun üzerine (Allah) "Alçalmış olarak içinde kalın ve benimle konuşmayın" buyurur. (Mü’minûn 23/108) İbn Mes‘ûd der ki: Allah bunu söyleyince, cehennem üzerlerine kapanır ve onlardan artık hiç kimse çıkmaz.


    Öneri Formu
129878 MŞ38792 Musannef-i İbn Ebi Şeybe, Fiten, 2


    Öneri Formu
129104 MŞ038431بهفث Musannef-i İbn Ebi Şeybe, Fiten, 1


    Öneri Formu
129195 MŞ038512 Musannef-i İbn Ebi Şeybe, Fiten, 1


    Öneri Formu
129931 MŞ38845 Musannef-i İbn Ebi Şeybe, Fiten, 3


    Öneri Formu
129932 MŞ38846 Musannef-i İbn Ebi Şeybe, Fiten, 3


    Öneri Formu
129975 MŞ38889 Musannef-i İbn Ebi Şeybe, Fiten, 3


    Öneri Formu
129961 MŞ38875 Musannef-i İbn Ebi Şeybe, Fiten, 3


    Öneri Formu
129911 MŞ38825 Musannef-i İbn Ebi Şeybe, Fiten, 3