28472 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize EbEu Zekeriya b. Ebî İshak ile Ebû Bekir b. el-Hasan, onlara Ebû’l-Abbas Muhammed b. Yakub, ona Muhammed b. Abdullah b. Abdulhakem, ona İbn Vehb rivayet etti. Bize Bahr b. Nasr dedi ki: İbn Vehb’e şöyle okunuyordu: Sana İbn Lehîa, Amr b. el-Hâris ve el-Leys b. Sa’d’ın haber verdiğine göre, onlar bu rivayeti Yezîd b. Ebî Habîb’den, o da Abdullah b. Abdulhakem el-Belevî’den nakletmiş, o da Ali b. Rebâh el-Lahmî’yi dinlemiş ve o da Ukbe b. Âmir el-Cühenî’nin şöyle söylediğini haber vermiştir: Ömer b. el-Hattâb’a Şam’dan fetih haberini götürmüştüm. Ayaklarımda cürmukanî mamulü kalın mestler vardı. Hz. Ömer onlara baktı ve dedi ki: “- Onları çıkarmadığın kaç gün oldu?” diye sordu. “- Ben onları Cuma günü giymiştim, bu gün de Cuma günüdür, dolayısıyla sekiz gün oldu” dedim. “- İsabet ettin” diye karşılık verdi. Bunu Mufaddal b. Fedâle de, Yezîd b. Ebî Habîb’de rivayet etmiş, bu rivayette Hz. Ömer “Sünnete isabet ettin” demiş.
Bize Ali b. Ahmed b. Abdân, ona Ahmed b. Ubeyd, ona Ubeyd b. Şerîk, ona Yahya b. Bükeyr, ona Mufaddal b. Fedâle, ona Yezîd b. Ebî Habîb, ona Abdullah b. el-Hakem el-Belevî, ona Ali b. Rebâh, ona Ukbe b. Âmir, ona da Hz. Ömer aynı hadisi rivayet eder, bu rivayette de “Sünnete isabet ettin” der. Bize Hz. Ömer’den meshetmek için vakit tayini ile ilgili bir hadis de rivayet edilmiştir. Bu da, ya vakit tayini konusunda Rasûlullah’dan (sav) sabit bir hadisin gelmesi üzerine onun bu fikre döndüğünü, ya da onun sözünün meşhur olan sünnete uygun olduğunu gösterir, ki bu daha evladır. İbn Ömer’den, onun bir vakit tayin etmediği de rivayet edilmiştir.
Bize Muhammed b. Abdullah el-Hafız, ona Abdullah b. el-Hasan el-Kadî, ona el-Hâris b. Ebî Üsâme, ona Ravh b. Ubâde, ona Hişâm b. Hassân, ona Ubeydullah b. Ömer, ona da Nâfi’in rivayet ettiğine göre; İbn Ömer, mestler üzerine meshetmek konusunda herhangi bir vakit koymazdı. Aynı manada bir rivayeti Abdullah b. Recâ, Ubeydullah’dan, o da İbn Ömer’den nakleder. Hz. Ömer, Hz. Ali, Abdullah b. Mes’ûd ve Abdullah b. Abbas’ın meshetmek konusunda zaman sınırlaması yaptıkları bize rivayet edilmiştir. Onların görüşleri meşhur olan sünnete ve daha çok olan rivayete uygun düşmektedir. Bu konuda asıl olan, ayakların yıkanması gerektiğidir. Bu görüşe uymak daha evladır. Başarıya ulaştıran sadece Allah’tır. Ebû Ali ez-Za’ferânî şöyle dedi: Ebû Abdullah eş-Şâfiî Bağdat’ta iken, henüz oradan çıkmadan, meshetmek konusunda vakit sınırlaması gerektiği görüşüne dönmüştü.
Bize Ebû’l-Hasan b. Abdân, ona Ebû Bekir b. Mahmeveyh el-Askerî, ona İsa b. Ğaylân, ona Yahya b. Salih, ona Musa b. A’yan, ona İsmail b. Ebî Halid, ona Âmir, ona Urve b. el-Muğîre, ona da babası; “Mestlerini çıkarmayayım mı ey Allah’ın Rasûlü?” sorusuna Hz. Peygamber’in, “Ben onları abdestli iken giymiştim, ondan sonra da cünüp olmadım” cevabına kadar olan kısmı, (Muğîre b. Şu’be’nin, babasından rivayet etmiş olduğu daha önce geçen bir rivayetle) aynı manada bir hadis rivayet etti.
Bize Ebû Muhammed Abdullah b. Yusuf, ona Ebû Saîd Ahmed b. Muhammed b. Ziyâd, ona Sa’dân b. Nasr el-Muharremî rivayet etti. (T) Yine bize Bağdat’ta Ebû’l-Hüseyin b. Bişrân, ona İsmail b. Muhammed es-Saffâr, ona Sa’dân b. Nasr, ona Süfyan b. Uyeyne, ona İsmail b. Muhammed, ona Hamza b. el-Muğîre, ona da babası şöyle rivayet etti: “Rasûlullah (sav) ile birlikte bir seferde idik. Bir ara Hz. Peygamber, “- Sen geri kal ya Muğîre! Siz devam edin ey insanlar!” dedi. Ben de geri kaldım, benim yanımda da su vardı. Hz. Peygamber (sav) ihtiyacını giderdi, sonra yanıma geldi. Ben kendisine su döktüm, O da yüzünü yıkadı. Sonra kollarını yıkamaya başladı, üzerinde kol kısmı dar rûmî bir cübbe vardı, elini aşağıdan sokarak kollarını yıkadı, sonra başını ve ayaklarını meşhetti.
Bize Ebû’l-Hasan Ali b. Muhammed b. Ali el-Mukriî, ona el-Hasan b. Muhammed b. İshak el-İsferâinî, ona Yusuf b. Yakub el-Kadî, ona Muhammed b. Ebî Bekir, ona Abdülvehhâb b. Abdülmecîd es-Sekafî, ona el-Muhâcir b. Abdurrahman b. Ebî Bekre, ona da babası şöyle rivayet eder: “Rasûlullah (sav), abdest alıp mestlerini giyen insana, seferî ise üç gün üç gece, mukim ise bir gün br gece meshetmesine ruhsat verdi.”
Bize Ebû Hâzim el-Hafız, ona Ebû Ahmed el-Hafız, ona Ebû Bekir Muhammed b. İshak b. Huzeyme, ona Bundâ Muhammed b. Beşşâr ile Bişr b. Muâz el-Akadî ve Muhammed b. Ebân, onlara Abdülvehhâb b. Abdülmecîd, ona Ebû Mahled el-Muhâcir b. Mahled, ona Abdurrahman b. Ebî Bekre, ona da babası şöyle rivayet etmiştir: “Hz. Peygamber (sav), abdest alıp mestlerini giyen insana, seferî ise üç gün üç gece, mukim ise bir gün bir gece meshetmesine ruhsat verdi.” Bunu Müsedded, Amr b. Ali, Ebû Musa Muhammed b. el-Müsennâ ve el-Abbas b. Yezîd, Abdülvehhâb’dan bu şekilde rivayet ettiler. eş-Şâfiî de bunu Abdülvehhâb’dan rivayet etmiştir, ancak er-Rabî’, Hz. Peygamber’in (sav) “Abdest alıp mestlerini giyerse” ifadesinde şüphe etmiş ve onu eş-Şâfiî’nin sözü olarak zikretmiştir. O söz hadisin içinde yer almaktadır.
Bize Ebû Abdullah el-Hafız, ona Ebû2l-Velîd el-Fakîh, ona Cafer b. Ahmed eş-Şâmâtî, ona Yusuf b. Musa ve Havsere b. Muhammed, onlara Ebû Üsâme, ona Ebû Ravk, ona Ebû’l-Ğarîf, ona da Safvân b. Assâl el-Murâdî şöyle dedi: “Rasûlullah (sav) bizi bir askerî birlikle sefere yollamış, giderken de şöyle demişti: “Her biriniz mestlerini abdestli olarak giydiği takdirde seferde iken üç gün üç gece meshetsin! Mukîm olan da bir gün bir gece meshetsin!”
Bize Ebû Abdurrahman es-Sülemî ve Ebû Bekir Ahmed b. Muhammed b. el-Hâris el-Fakîh, onlaraAli b. Ömer el-Hafız, ona İbn Sâid, ona Züheyr b. Muhammed ve el-Hasan b. Ebî’r-Rabî’ –buradaki lafız ona aittir-, onlara Abdurrezzak, ona Ma’mer, ona Asım b. Ebî’n-Nucûd, ona da Zirr b. Hubeyş şöyle haber vermiştir: “Safvân b. Assâl el-Murâdî’ye gittim, bana, “- Seni buraya getiren sebep nedir?” diye sordu. “- İlim talebi için geldim” dedim. Bunun üzerine, ben Rasûlullah’ın (sav) şöyle buyurduğunu işittim, dedi: “İlim talebi için evinden çıkan her insana, onun bu niyetine duydukları memnuniyetten dolayı melekler onun için kanatlarını sererler.” Bunun üzerine ben de ona, “- Sana mestler üzerine meshetmenin hükmünü sormak için geldim” dedim. Şöyle söyledi: “- Evet. Ben Rasûlullah’ın (sav) gönderdiği bir orduda bulunuyordum. Mestlerimizi abdestli olarak giydiğimiz takdirde, seferde üç gün, mukim iken de bir gün meshetmemizi bize emretti. Mestleri küçük ve büyük abdest bozmaktan ve uyumaktan dolayı, cünüplükten başka hiçbir şeyden dolayı onları çıkarmamamızı söyledi. Ayrıca Hz. Peygamber’in (sav) şöyle dediğini de işittim: “Geceleri tövbe için açılan bir kapı vardır, onun genişliği yetmiş yıllık yoldur. Bu kapı sabah güneşi doğuncaya kadar kapanmaz.”