28519 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Hasan, ona İbn Lehîa, ona Ebu Nadr, ona da Enes b. Malik'in rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Size cehennemlikleri ve cennetlikleri haber vereyim mi? Cennetlikler, güçsüz olan ve zayıf görülen, üstü başı dağınık, iki elbisesi de eski püskü kimselerdir. Allah’a yemin etseler Allah onların yeminlerini boşa çıkarmaz. Cehennemlikler ise katı kalpli, cimri, çok mal biriktiren, vermesi gerekeni vermeyen ve peşinden gideni çok olan kimselerdir."
Açıklama: mütabileriyle sahihtir.
Bize Ebu Saîd, ona Şeddâd Ebu Talha, ona Übeydullah b. Ebu Bekir, ona babası (Ebu Bekir b. Enes), ona dedesi (Enes b. Malik) şöyle demiştir: "Ensar 'bu kuyulardan daha ne zamana kadar su çekeceğiz. Hz. Peygamber'e (sav) gitsek, o bizim için Allah'a dua etse de dağlardan gözeler fışkırsa' diyerek topluca Hz. Peygamber'e (sav) geldiler. Hz. Peygamber (sav) onları görünce 'Merhaba, hoş geldiniz, bir ihtiyacınızdan dolayı bize geldiniz sanırım' buyurdu. Ensar 'evet ey Allah'ın Rasulü' dediler. Hz. Peygamber (sav) 'siz bugün benden ne isterseniz o size verilecek. Ben Allah'tan ne istersem Allah onu bana verecek' buyurdu. Ensar birbirlerine baktı ve 'biz dünyalık değil ahiretlik bir talepte bulunalım' diyerek hep birden Hz. Peygamber'e (sav) 'ey Allah'ın Rasulü, bizi bağışlaması için Allah'a dua ediniz' dediler. Hz. Peygamber (sav) 'Allah'ım Ensar'ı, çocuklarını ve torunlarını bağışla' diye dua etti. 'ey Allah'ın Rasulü, bizim oğullarımızın haricinde (kalan kız çocuklarımızın) evlatlarına da dua edin' dediler. Hz. Peygamber (sav) 'Allah'ım Ensar'ın evlatlarını da bağışla' buyurdu. 'velayetimizde bulunanlara da' dediler. Hz. Peygamber 'Ensar'ın velayetinde bulunanları da bağışla' buyurdu." Ravi derki: bana Annem, ona Ümmü Hakem bt. Numan b. Subhân, ona da Enes bu hadisin benzerini rivayet etmiş, ancak rivayetinde "Ensar'ın hanımlarına da" ifadesini eklemiştir
Açıklama: Birinci isnad kavî bir isnad, ikinci isnad ise zayıf bir isnaddır.
Bize İbn Ebu Adiyy, ona Humeyd, ona da Enes şöyle demiştir: "Hz. Peygamber (sav) Tebük Gazasından dönerken Medine'ye yaklaştığında 'Medine'de, bir topluluk kaldı ki, yürüdüğünüz her yolda ve aştığınız her tepede onlar da sizinle beraberdir' buyurdu. Sahabe 'ey Allah'ın Rasulü, ama onlar Medine'deler' dedi. Hz. Peygamber (sav) 'onlar Medine'de, ama onları mazeret alıkoymuştur' buyurdu."
Bize Yezid, ona Humeyd, ona da Enes b. Malik şöyle rivayet etmiştir: "Rasulullah (sav), 'zalim de mazlum da olsa kardeşine yardım et' buyurdu. Kendisine 'ey Allah'ın Rasulü, mazlum olduğu zaman ona yardım edeyim, fakat o zalim olduğu zaman ben ona nasıl yardım ederim' diye soruldu, Rasulullah (sav) da 'onun zulmetmesine engel olursun' buyurdu."
Bize İbn Ebu Adiy, ona Humeyd, ona da Enes b. Malik (ra) şöyle demiştir: "Muhacirler soğuk bir kuşluk vaktinde hendek kazmaktayken Rasulullah (sav) çıkageldi. Enes der ki: Onların (yanlarında kendileri adına bu işi yapacak) hizmetçileri de yoktu. Rasulullah (sav) 'Allah'ım, gerçek hayır ahiret hayrıdır, Sen Ensâr'a ve Muhâcirler'e mağfiret eyle' beytini söyledi. Sahabe de Rasulullah'a (sav) 'bizler hayatta kaldığımız müddetçe daima cihâd etmek üzere Muhammed'e biat edip söz vermiş kimseleriz. kaçmayız, kaçmayız, kaçmayız' diye cevap verdiler."
Bize Yunus, ona Harb b. Meymûn, ona Nadr b. Enes, ona da Enes b. Malik'in rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurdu: "Allah'ım, Ensar'ı, evlatlarını, eşlerini, zürriyetlerini bağışla. Ensar benim dostum ve sırdaşlarımdır. İnsanlar bir yol tutup gitseler, Ensar da başka bir yol tutsa ben Ensar'ın yolunu tutarım. Eğer hicret sevabı olmasaydı Ensar'dan biri olurdum."
Bize Ebu Kamil ve Affân, onlara Hammâd, ona Humeyd, ona Musa b. Enes ; (T) Bize Affân, ona Humeyd, ona Musa b. Enes b. Malik, ona da babası (Enes b. Malik) şöyle rivayet etmiştir: "Hz. Peygamber (sav) 'Medine'de, bir topluluk bıraktınız ki, yürüdüğünüz her yolda, (Allah için) yaptığınız her harcamada, aştığınız her tepede onlar da sizinle beraber (aynı sevaba ortak) oldular' buyurdu. Sahabe 'ey Allah'ın Rasulü, onlar Medine'de iken nasıl bizimle beraber olurlar ki?' dedi. Hz. Peygamber (sav) 'onları mazeret alıkoymuştur' buyurdu."
Bize Affân, ona Hammâd b. Seleme, ona Humeyd, ona Musa b. Enes, ona da Enes b. Malik şöyle rivayet etmiştir: "Hz. Peygamber (sav) 'Medine'de, bir topluluk bıraktınız ki, yürüdüğünüz her yolda, (Allah için) yaptığınız her harcamada, aştığınız her tepede onlar da sizinle beraber (aynı sevaba ortak) oldular' buyurdu. Sahabe 'ey Allah'ın Rasulü, onlar Medine'de iken nasıl bizimle beraber olurlar ki?' dedi. Hz. Peygamber (sav) 'onları mazeret alıkoymuştur' buyurdu."
Bize Ubeyde, ona Humeyd et-Tavîl, ona da Enes şöyle demiştir: "Rasulullah (sav), soğuk bir kuşluk vaktinde, (hendek kazılan yere) çıkageldi, Muhacirler ile Ensâr hendek kazıyordu. Rasulullah (sav) 'Allah'ım, gerçek hayır ahiret hayrıdır, Sen Ensâr'a ve Muhacirlere mağfiret eyle' beytini söyledi. Sahabe de Rasulullah'a (sav) 'bizler hayatta kaldığımız müddetçe daima cihâd etmek üzere Muhammed'e biat edip söz vermiş kimseleriz' diye cevap verdiler."
Bize Affân, ona Hammâd b. Seleme, ona Sabit, ona da Enes şöyle rivayet etmiştir: "Rubeyyi’ın kız kardeşi Ümmü Harise bir kişiyi yaralamıştı. Davayı Rasulullah'a (sav) taşıdılar, Rasulullah (sav) 'kısasa kısas gerekir' buyurdu. Ümmü Rubeyy 'Ey Allah'ın Rasûlü! Falan yüzünden ona kısas mı yapılacak? Hayır vallahi ona hiçbir zaman kısas yapılamaz' dedi. Rasulullah (sav) 'Subhanallah, ey Ümmü Rubeyy, Allah’ın hükmü kısastır' buyurdu. Rubeyy yine 'hayır, vallahi ona kısas yapılamaz' dedi. bu sırada karşı taraf diyeti kabul etti. Bunun üzerine Rasulullah (sav) şöyle buyurdu:" "Allah’ın öyle kulları vardır ki Allah’a yemin etseler Allah onların yeminlerini boşa çıkarmaz."