294 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Ebu Bekir b. Ebu Şeybe ve Züheyr b. Harb, onlara Veki'; (T) Bize Züheyr b. Harb, ona İshak b. Yusuf el-Ezrak, onlara Fudayl b. Ğazvan; (T) Bize Ebu Küreyb Muhammed b. Alâ -lafız ona aittir-, ona İbn Fudayl, ona babası, ona Ebu Hazim, ona Ebu Hureyre (ra) rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Üç hadise var ki onlar gerçekleşmeden önce iman etmemiş kimseye, onlar ortaya çıktıktan sonra iman etmesi fayda vermez: Güneşin batıdan doğması, Deccal'ın ve Dabbetü'l-arz'ın ortaya çıkması."
Bana Yahya b. Saîd, ona Osman b. Gıyâs, ona Abdullah b. Büreyde, ona da Yahya b. Ya'mer ve Humeyd b. Abdurrahman el-Himyerî şöyle dediler: "Biz Abdullah b. Ömer ile karşılaştık ve ona kader konusunda konuşanlardan ve onların söylediklerinden bahsettik. O da bize şöyle dedi: Onlara geri döndüğünüzde 'İbn Ömer’in sizinle hiçbir bağı, sizin de onunla hiçbir bağınız yoktur' deyin. Bunu üç defa tekrar etti, sonra “Bana babam Ömer b. Hattâb (ra) şöyle haber verdi” dedi: "Biz, Hz. Peygamber'in (sav) yanında otururken, birden yanı başımıza saçları siyah, elbisesi bembeyaz, üzerinde hiç yolculuk izi bulunmayan, fakat içimizden hiç kimsenin tanımadığı bir adam geldi, dizlerini Hz. Peygamber'in (sav) dizlerine dayadı ve ellerini onun uyluklarının üzerine koyarak 'Ey Allah’ın Rasulü! Bana İslâm nedir, anlat' dedi. Hz. Peygamber (sav) 'İslâm; Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasulü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman ve Kâbe’yi hac etmendir' buyurdu. Adam 'Peki, îman nedir?' dedi. Hz. Peygamber (sav) 'İman; Allah’a, meleklerine, cennete, cehenneme, ölümden sonra dirilişe ve hayır ve şerriyle kaderin tamamına iman etmendir' buyurdu. Adam 'İhsan nedir?' diye sordu. Hz. Peygamber (sav) 'İhsan; Allah’a O’nu görüyormuşçasına kulluk etmendir. Sen O’nu görmesen de, şüphesiz O seni görmektedir' buyurdu. Adam 'Peki kıyamet ne zaman kopacaktır?' dedi. Hz. Peygamber (sav) 'Bu konuda sorulan, sorandan daha bilgili değildir' buyurdu. Adam 'Peki onun alâmetleri nelerdir?' dedi. Hz. Peygamber (sav) 'Baldırı çıplak, yalın ayak, yoksul, koyun çobanı kimseler, yüksek bina yapmakta yarıştıklarında ve cariyeler efendilerini doğurduklarında, bu kıyametin alâmetlerindendir' buyurdu. Sonra (adam çekip gitti.) Hz. Peygamber (sav) şöyle 'O adamı bana getirin' buyurdu. Ama aradılar, bir şey bulamadılar. Aradan iki ya da üç gün geçtikten sonra Hz. Peygamber (sav) bana dönerek 'Ey Hattâb oğlu! O soruyu soran kimdi biliyor musun?' diye sordu. Ben 'Allah ve Rasulü daha iyi bilir' dedim. Hz. Peygamber (sav) 'O, Cebrâil’di. Size dininizi öğretmek için gelmişti' buyurdu." "Sonra Cüheyne veya Muzeyne kabilesinden bir adam Hz. Peygamber' (sav) 'Ey Allah’ın Rasulü! Bizim yaptığımız işler önceden yazılmış bir şeye göre mi, yoksa şimdi yeni baştan mı belirleniyor?' diye sordu. Hz. Peygamber (sav) 'Daha önce yazılmış ve takdir edilmiş bir şeye göre yapıyorsunuz' buyurdu. Bunun üzerine oradakilerden biri —ya da birkaçı— 'Öyleyse niçin amel ediyoruz?' dedi. Hz. Peygamber (sav) 'Cennetlik olanlara, cennet ehlinin ameli kolaylaştırılır, cehennemlik olanlara da cehennem ehlinin ameli' buyurdu." [Yahyâ der ki: Evet, bu rivayet tam da senin bana okuduğun gibidir.]
Ravi der ki: "Rasulullah (sav), bir gün özel bir meclis kurmuştu. O esnada Cebrâil (as) geldi, Hz. Peygamber'in (sav) önüne oturdu ve ellerini Rasulullah’ın (sav) dizlerinin üzerine koyarak 'Ey Allah’ın Rasulü! Bana İslâm'ın ne olduğunu haber ver' dedi. Rasulullah (sav) 'İslâm; yüzünü Allah’a teslim etmen ve 'Lâ ilâhe illâllâhu vahdehû lâ şerîke leh. Ve enne Muhammeden abduhû ve rasûluh - Allah’tan başka ilah yoktur, O’nun ortağı yoktur. Muhammed O’nun kulu ve elçisidir.’ diye şehâdette bulunmandır' buyurdu. Cebrâil 'Eğer bunu yaparsam Müslüman olmuş olur muyum?' dedi. Rasulullah (sav) 'Evet, bunları yaparsan İslâm’a girmiş olursun' buyurdu. 'Cebrâil tekrar 'Ey Allah’ın Rasulü! İmanın ne olduğunu bana anlat' dedi. Rasulullah (sav) 'İmân; Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere iman etmendir. Ölümün hak olduğuna, öldükten sonra dirilişe, cennet ve cehennemin varlığına, hesap gününe, mizana (amellerin tartılacağına) ve kaderin hayır ve şer yönüyle tamamına iman etmendir' buyurdu. Cebrâil 'Eğer bunu yaparsam Mümin olur muyum?' dedi. Rasulullah (sav) 'Evet, bunu yaparsan iman etmiş olursun' buyurdu. Cebrâil 'Ey Allah’ın Rasulü! Bana ihsanın ne olduğunu anlat' dedi. Rasulullah (sav) 'İhsan; Allah’a, O’nu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Her ne kadar sen O’nu görmesen de şüphesiz O seni görmektedir' buyurdu. Cebrâil 'Ey Allah’ın Rasulü! Kıyâmet ne zaman kopacak?' dedi. Rasulullah (sav) 'Subhânallah! (Bu) beş gaybî bilgidendir ki onları Allah’tan başka kimse bilemez' buyurdu ve 'Şüphesiz Allah, kıyamet saatinin ilmini kendinde tutar. Yağmuru O indirir. Rahimlerde olanı O bilir. Hiçbir nefis yarın ne kazanacağını bilemez. Hiçbir can nerede öleceğini bilmez. Allah her şeyi bilendir, her şeyden haberdardır.' [Lokmân, 31/34] ayetini okudu. Sonra 'Ama istersen sana kıyametin bazı alâmetlerini haber vereyim' buyurdu. Cebrâil 'Evet, ey Allah’ın Rasulü, anlat' dedi. Hz. Peygamber (sav) 'Cariyenin, efendisini doğurduğunu gördüğünde, koyun sahiplerinin (çobanların) yüksek binalar yapmakta birbirleriyle yarıştığını gördüğünde, baldırı çıplak, karnı aç ve muhtaç kimselerin toplumun önderleri olduğunu gördüğünde (bil ki kıyamet yaklaşmıştır). Cebrâil 'Ey Allah’ın Rasulü! Bu koyun sahipleri, yalın ayaklı, aç ve muhtaç insanlar kimlerdir?' diye sordu. Hz. Peygamber (sav) de 'Onlar Bedevilerdir' buyurdu."
Bize Ebu Bekir b. Ebu Şeybe ve Züheyr b. Harb, onlara Veki'; (T) Bize Züheyr b. Harb, ona İshak b. Yusuf el-Ezrak, onlara Fudayl b. Ğazvan; (T) Bize Ebu Küreyb Muhammed b. Alâ -lafız ona aittir-, ona İbn Fudayl, ona babası, ona Ebu Hazim, ona Ebu Hureyre (ra) rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Üç hadise var ki onlar gerçekleşmeden önce iman etmemiş kimseye, onlar ortaya çıktıktan sonra iman etmesi fayda vermez: Güneşin batıdan doğması, Deccal'ın ve Dabbetü'l-arz'ın ortaya çıkması."
Bize Ebu Bekir b. Ebu Şeybe ve Züheyr b. Harb, onlara Veki'; (T) Bize Züheyr b. Harb, ona İshak b. Yusuf el-Ezrak, onlara Fudayl b. Ğazvan; (T) Bize Ebu Küreyb Muhammed b. Alâ -lafız ona aittir-, ona İbn Fudayl, ona babası, ona Ebu Hazim, ona Ebu Hureyre (ra) rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Üç hadise var ki onlar gerçekleşmeden önce iman etmemiş kimseye, onlar ortaya çıktıktan sonra iman etmesi fayda vermez: Güneşin batıdan doğması, Deccal'ın ve Dabbetü'l-arz'ın ortaya çıkması."
Bize Ebu Bekir b. Ebu Şeybe ve Züheyr b. Harb, onlara Veki'; (T) Bize Züheyr b. Harb, ona İshak b. Yusuf el-Ezrak, onlara Fudayl b. Ğazvan; (T) Bize Ebu Küreyb Muhammed b. Alâ -lafız ona aittir-, ona İbn Fudayl, ona babası, ona Ebu Hazim, ona Ebu Hureyre (ra) rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Üç hadise var ki onlar gerçekleşmeden önce iman etmemiş kimseye, onlar ortaya çıktıktan sonra iman etmesi fayda vermez: Güneşin batıdan doğması, Deccal'ın ve Dabbetü'l-arz'ın ortaya çıkması."
Bana Züheyr b. Harb, ona Cerir, ona Umare b. Ka'kâ, ona Ebu Zür'a, ona da Ebu Hureyre şöyle demiştir: "Rasulullah (sav) 'Bana sormak istediklerinizi sorun' buyurdu. Orada bulunan sahabîler soru sormaktan çekindi. Derken bir adam gelip Rasulullah'ın (sav) dizlerinin dibine oturdu ve 'Ey Allah'ın Rasulü! İslam nedir?' diye sordu. Hz. Peygamber (sav) 'Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmaman, namazı kılman, zekâtı vermen ve Ramazan orucunu tutmandır' buyurdu. Adam 'Doğru söyledin' dedi. Sonra 'Ey Allah'ın Rasulü! İman nedir?' diye sordu. Hz. Peygamber (sav) 'Allah'a, meleklerine, kitabına, Allah'a kavuşmaya, peygamberlerine, ölümden sonra dirilmeye ve bütün kadere iman etmendir' buyurdu. Adam 'Doğru söyledin' dedi. Sonra 'Ey Allah'ın Rasulü! İhsan nedir?' diye sordu. Hz. Peygamber (sav) 'Allah'a, O'nu görüyormuş gibi saygı duymandır. Sen onu görmesen bile o seni görmektedir' buyurdu. Adam 'Doğru söyledin' dedi ve 'Ey Allah'ın Rasulü! Kıyamet ne zaman kopacak?' diye sordu. Hz. Peygamber (sav) 'Bu sorunun muhatabı, onu sorandan daha fazla bir şey bilmez. Ancak sana kıyametin alametlerini söyleyeyim: Kadının kendi efendisini doğurduğunu görürsen işte bu kıyamet alametlerindendir. Yalın ayaklı, çıplak, sağır, dilsiz takımının yeryüzünde hükümdar olduğunu görürsen bu kıyamet alametlerindendir. Çobanların bina yarıştırdıklarını gördüğün zaman işte bu kıyamet alametlerindendir. Kıyametin ne zaman kopacağı Allah'tan başka kimsenin bilmediği beş konudan biridir' dedi, ardından 'Kıyametin ne zaman kopacağı bilgisi şüphesiz yalnızca Allah katındadır. O, yağmuru indirir, rahimlerdekini bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Hiç kimse nerede öleceğini de bilemez. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır.' [Lokman, 31/34] ayetini okudu. Sonra adam kalkıp gitti. Rasulullah (sav) 'O adamı bana geri getirin' buyurdu. Adamı aradılar ama bulamadılar. Bunun üzerine Rasulullah (sav) 'Bu Cebrail idi. Siz soru sormayınca, dininizi öğrenin diye, o soru sormak üzere geldi' buyurdu."
Bize Ali b. Muhammed, ona Veki, ona Kehmes b. Hasan, ona Abdullah b. Büreyde, ona Yahya b. Ya'mer, ona Abdullah b. Ömer, ona da Ömer b. Hattab şöyle demiştir: "Biz Rasulullah'ın (sav) yanında oturuyorduk. Yanımıza elbisesi bembeyaz, saçları simsiyah, üzerinde yolculuktan iz görülmeyen ve bizden de kendisini kimsenin tanımadığı bir adam geldi. Rasulullah'ın yanına oturdu, dizlerini dizlerine dayadı, ellerini O'nun (sav) dizlerine koydu ve 'Ey Muhammed! İslam nedir' dedi. Rasulullah 'Allah'tan başka ilah olmadığına, Muhammed'in Allah'ın Rasulü olduğuna şehadet etmek, namaz kılmak, zekat vermek, Ramazan orucunu tutmak, Kabe'yi haccetmektir' buyurdu. Ömer der ki: Adam 'Doğru söyledin' dedi. O'nun böyle soru sorup sonra da doğrulamasını yadırgadık. Sonra 'Ey Muhammed! İman nedir?' dedi. Rasulullah (sav) 'Allah'a, meleklerine, kitaplarına, Peygamberlerine, Ahiret gününe, hayrı ve şerriyle kadere iman etmektir' buyurdu. Ömer şöyle der ki: Adam 'Doğru söyledin' dedi. O'nun böyle soru sorup sonra da doğrulamasını yadırgadık. Sonra 'Ey Muhammed! İhsan nedir?' dedi. Rasulullah 'Kendisini görüyormuş gibi Allah’a ibadet etmektir. Zira sen O’nu görmesen de O seni görüyor' buyurdu. Sonra 'Kıyamet ne zaman kopacak?' deyince Rasulullah (sav) 'Bu konuda soru sorulan sorandan daha fazla bilgili değildir' buyurdu. Adam 'O halde kıyametin alametleri nelerdir?' dedi. Rasulullah (sav) 'Cariyenin efendisini doğurması [-Veki' bunun. Arap olmayan kadının Arap çocuk doğurması, anlamına geldiğini söyledi-] ve yalın ayak, baldırı çıplak, ihtiyaç sahibi koyun çobanlarını, binalar yapmada yarışır halde görmendir' buyurdu. Ömer şöyle devam etti: Üç gün sonra Rasulullah (sav) bana rastladı ve 'O adamın kim olduğunu biliyor musun?' buyurdu. Ben de 'Allah ve Rasulü en iyi bilendir' dedim. Bunun üzerine Rasulullah (sav) 'O, Cebrail'di. Size dininizin esaslarını öğretmeye geldi' buyurdu.
Bize İshak, ona Cerir, ona Ebu Hayyân, ona da Ebu Zür'a, ona da Ebu Hureyre şöyle demiştir: "Bir gün Rasulullah (sav), meydanda, insanlar içinde oturuyordu. Derken yürüyerek bir adam geldi 'Ey Allah'ın Rasulü! İman nedir?' diye sordu. Hz. Peygamber (sav) 'İman Allah'a, meleklerine, peygamberlerine ve Allah'a kavuşmaya inanman ve yine öldükten sonra son dirilmeye inanmandır' diye cevap verdi. Adam 'Ey Allah'ın Rasulü! İslam nedir?' diye sordu. Rasulullah (sav) 'İslâm Allah'a kulluk etmen ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmaman, namazı kılman, farz kılınan zekâtı vermen ve ramazanda oruç tutmandır' buyurdu. Adam 'Ey Allah'ın Rasulü! İhsan nedir?' diye sordu. Rasulallah (sav) 'İhsan, Allah'ı görüyormuşsun gibi ibadet etmendir. Her ne kadar sen Allah'ı görmesen de şüphesiz O seni görür' buyurdu. Adam 'Ey Allah'ın Rasulü! Kıyamet ne zaman?' dedi. Rasulullah (sav) 'Bu konuda sorulan, sorandan daha bilgili değildir. Lâkin ben sana onun alametlerini haber vereceğim. Kadın kendi efendisini doğurduğu zaman, işte bu, kıyametin alametlerindendir. Yalın ayaklı, çıplak kimseler, insanların başına yönetici olduklarında, işte bu da kıyametin alametlerindendir. Kıyametin vakti, Allah'tan başka kimsenin bilemeyeceği beş gaip (bilinmez) içindedir' buyurdu ve 'Kıyamet vakti hakkındaki bilgi, ancak Allah'ın katındadır. Yağmuru O yağdırır, rahimlerde olanı O bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Yine hiç kimse nerede öleceğini bilemez. Şüphesiz Allah, her şeyi bilendir, her şeyden haberdardır.' [Lokman, 31/34] ayetini okudu. Sonra adam ayrılıp gitti. Rasulullah (sav) 'Onu bana geri getirin' buyurdu. Sahâbîler onu geri çevirmek için aradılar, fakat hiçbir şey göremediler. Bunun üzerine Rasulullah (sav) 'Bu Cibril'di, insanlara dinlerini öğretmek için geldi' buyurdu"