1100 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Kuteybe b. Said, ona Yakub -İbn Abdurrahman el-Kârî- (Kâr bir Arap boyudur), ona Ebû Hazim, ona Sehl b. Sa'd es-Sâidi (ra) şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (sav) müşriklerle karşılaşmış ve çarpışmışlardı. Rasulullah (sav) kendi karargahına, ötekiler de kendi karargâhlarına döndükleri vakit Rasulullah'ın (sav) ashabından bir kişi, düşman ordusundan geride kalmış birilerini gördüğü vakit onların peşine düşüp boyunlarını vuruyordu. Bunun üzerine ashab; bugün hiçbirimiz filan kişi kadar yarar gösteremedi dediler. Rasulullah (sav); "dikkat edin, o adam muhakkak cehennemliktir" buyurdu. Bunun üzerine oradakilerden biri; ben onun yanından ayrılmayacağım dedi. O durduğunda diğeri de duruyor; o hızlandığında diğeri de onunla beraber hızlanıyordu. Derken adam ağır şekilde yaralandı ve bir an önce ölmek istediği için kılıcının kabzasını yere, sivri ucunu da göğsünün ortasına dayadı. Sonra kılıcının üzerine yüklenerek kendini öldürdü. Beraberinde giden adam, Rasulullah'ın (sav) huzuruna çıkarak; şehâdet ederim ki sen Allah'ın Rasulusün dedi. Peygamber (sav); "ne oldu?" deyince, sen adamın Cehennemlik olduğunu söylediğinde bu insanlara ağır geldi. Ben de onu bana bırakın deyip adamın peşine takıldım. Adam ağır bir şekilde yaralandı ve çabuk ölmek isteyerek kılıcının kabzasını yere, sivri ucunu da göğsünün ortasına dayadı. Sonra da üzerine yüklenerek kendini öldürdü dedi. Bunun üzerine Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: "Bazı insanlar vardır ki insanların nazarında cennetliklerin amelini işler, ancak o cehennemliktir. Bazı insanlar da insanların nazarında cehennemliklerin amelini işler, ancak o cennetliktir."
Bize Mücahid b. Musa, ona Hüşeym, ona Ebu Bişr, ona Said b. Cübeyr, ona da İbn Abbas şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah'a (sav) müşrik çocuklarının durumu soruldu, O da "Allah onların, ne yapacaklarını en iyi bilendir" buyurdu.
Bize Humeydî, ona Süfyân, ona Amr, ona İkrime, ona d İbn Abbas (r.anhuma) şöyle rivayet etmiştir: "Sana gösterdiğimiz o rüyayı da, Kur’an’da lânetlenmiş bulunan o ağacı da sırf insanları sınamak için vesile yaptık" ayetindeki rüya, Rasulullah'ın (sav) Beytu'l-Makdis'e doğru geceleyin yürütüldüğü İsra gecesinde, kendisine uyanıkken gösterilendir. İbn Abbâs der ki: Kur'an'da lanetlenen ağaç zakkum ağacıdır.
Bize Abdullah b. Mesleme, ona Malik, ona Yahya b. Saîd, ona İbn Eflah, ona Ebu Katâde'nin azatlısı Ebu Muhammed, ona da Ebu Katâde (ra) şöyle demiştir: Huneyn senesi Rasulullah (sav) ile birlikte sefere çıktık. Düşmanla karşılaştığımız zaman Müslüman ordusu içinde bir tereddüt ve bozulma olmuştu. Bu sırada gördüm ki müşriklerden biri Müslümanlardan bir kimse üzerine çullanmış. Hemen dolanıp arkasına geldim ve boynu ile kürek kemiği arasına bir kılıç darbesi indirdim. O hemen benden tarafa dönüp beni öyle bir kucakladı ki, ölümün kokusunu hissettim. Ancak ölüm ona ulaşınca beni salıverdi. Sonrasında Ömer b. Hattâb'a rastladım ve “Bu insanlara ne oluyor (da bozguna uğruyorlar)?” dedim. Ömer “Allah'ın takdiri” dedi. Sonra insanlar geri dönüp geldiler. Peygamber (sav) de oturdu ve "her kim bir düşmanı öldürür ve Öldürdüğüne dair delili de olursa, öldürdüğü kimsenin elbise, silâh ve diğer eşyası onundur" buyurdu. Ben hemen kalktım ve “benim için kim şahit olur?” deyip sonra oturdum. Rasulullah (sav) yine "her kim bir düşmanı öldürür ve Öldürdüğüne dair delili de olursa, öldürdüğü kimsenin elbise, silâh ve diğer eşyası onundur" buyurdu. Ben yine ayağa kalktım ve “benim için kim şahit olur?” deyip oturdum. Sonra Rasulullah (sav) üçüncü kere bu sözlerin benzerini söyledi. Bunun üzerine bir adam “ey Allah'ın Rasulü, Ebu Katâde doğru söyledi, o öldürülen düşman askerinin eşyası benim yanımdadır. Artık hakkı olan bu şeyler yerine onu başka şeylerle benden yana razı kıl” dedi. Ebu Bekir es-Sıddık (ra) “hayır, Allah'a yemin olsun ki bu olmaz. Hz. Peygamber (sav), Allah'ın ve Rasulü'nün yolunda savaşan Allah aslanlarından bir aslanın selebini (ganimet eşyasını) sana veremez” dedi. Hz. Peygamber (sav) "Ebu Bekir doğru söyledi" buyurdu ve ardından o ölü askerin eşyasını Ebu Katâde'ye verdi. Ebu Katâde der ki: Ben zırhı sattım ve onun parasıyla Seleme oğulları yurdunda bir bostan satın aldım. İşte bu bostan İslâm'da sahip olduğum ilk maldır.