8054 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize İshak b. İbrahim, ona Cerir, ona Mansur, ona el-Müseyyeb b. Rafi', ona el-Muğîra b. Şube'nin azadlısı Verrâd, ona Muğîra b. Şube, ona da Muaviye'ye şunu yazdı: Rasulullah (sav) namazı bitirip selam verdiğinde şöyle derdi: "Lâ ilâhe illallah vahdehû lâ şerike leh, lehu’l-mulku ve lehu’l hamd ve huve alâ külli şeyin kadîr. Allahumme lâ mania‘ limâ a’tayt ve lâ mu‘tiye limâ mena‘t ve lâ yenfeu ze’l-ceddi minke’l-cedd - Allahtan başka hiçbir ilah yoktur, O bir ve tektir, O’nun ortağı yoktur, her şeyin mülkü ve egemenliği yalnız O’nundur, hamd O'na mahsustur, O her şeye gücü yetendir. Allah'ım, senin verdiğini kimse engelleyemez, vermediğini kimse veremez. Hiçbir zenginin zenginliği, Senin katında ona bir fayda sağlayamaz."
Bize Mervan b. Muhammed, ona Said b. Abdülaziz, ona Atiyye b. Kays, ona Kaza‘a, ona da Ebu Said el-Hudrî’nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: Rasulullah (sav) başını rükûdan kaldırdığı zaman şöyle derdi: "Rabbena leke’l hamdu mile’s-semavâtî ve mile’l-arz ve mile ma şi’te min şeyin ba‘du. Ehle’s-senâi ve’l-mecd ehakku mâ kale’l-abd ve küllunâ leke abd. Allahumme lâ mânia limâ a‘tayt ve lâ mu‘tiye limâ mena’t ve lâ yenfeu ze’l-ceddi minke’l-cedd - Rabbimiz gökler dolusu, yer dolusu ve bundan başka dilediğin her şeyi dolduracak kadar hamd yalnız senindir, ey her türlü övgüyü gerçekten hak eden şan ve şerefin gerçek sahibi, kulun –ki hepimiz sana kuluz- söylediği en doğru söz de şudur: Allah’ım, verdiğine kimse engel olamaz, vermediğini kimse veremez. Hiçbir zenginin zenginliği, Senin katında ona bir fayda sağlayamaz."
Bize Merdûye lakaplı Ahmed b. Muhammed b. Musa, ona İbnü'l-Mübârek, ona Abdurrahman b. Ziyâd b. En'um, ona Abdurrahman b. Râfi' ve Bekr b. Sevâde, onlara da Abdullah b. Amr, Hz. Peygamber'in (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Kişi, selam vermeden önce namazının son (rekatında) oturmuş iken abdest bozarsa namazı geçerlidir." Ebu İsa (Tirmizî) şöyle demiştir: Bu, isnadı çok da kuvvetli olmayan bir hadistir. Hadis alimleri, hadisin isnadını muzdarib görmüştür. Bir kısım ilim ehli bu hadisin gereğince görüş beyan edip 'Kişi, teşehhüd duasını okuyacak kadar oturduğunda, selam vermeden önce abdest bozsa da namazı tamamlanmış olur' demiştir. Bir kısım ilim ehli de, 'Kişi, teşehhüd duasını okumadan ve selam vermeden önce abdest bozarsa namazı iade eder' demiştir. Şâfiî'nin görüşü de bu şekildedir. Ahmed ise, Hz. Peygamber (sav)'in "Namazdan çıkmak selam vermekledir" hadisinden dolayı, 'Teşehhüdü okumadan selam verirse de namazı geçerlidir' demiştir. Zira teşehhüd, (selam vermekten) daha hafiftir. Nitekim Rasulullah (sav), ikinci rekatta (oturmadan) kalkmış, namazına devam etmiş ve teşehhüdde de bulunmamıştır. İshak b. İbrahim 'Kişi, teşehhüd duasını yapıp selam vermeden önce abdest bozarsa namazı geçerlidir' demiştir. İshak, bu görüşünde İbn Mesud hadisini delil olarak kullanmıştır. Hz. Peygamber (sav), ona teşehhüdü öğretirken "Teşehhüd duasını bitirdiğinde (namaz ibadeti için) gerekli olanı yapmışsın demektir" buyurmuştur. Ebu İsa (Tirmizî) şöyle demiştir: Abdurrahman b. Ziyâd b. En'um, İfrîkiyyeli olup Yahya b. Said el-Kattân ve Ahmed b. Hanbel (gibi) bazı hadis alimleri onu zayıf saymıştır.