Giriş

Bizeِ İsmail b. Ebu Üveys, ona Mâlik b. Enes, ona Ömer b. Ubeydullah'ın azatlısı Ebu Nadr, ona Ümmü Hani bt. Ebu Tâlib'in azatlısı Ebu Mürre, ona da Ümmü Hani bt. Ebu Tâlib (r. anha) şöyle demiştir: Ben Mekke'nin fethedildiği yıl Rasulullah'ın (sav) yanına gittim ve O'nu yıkanırken buldum. Kızı Fâtıma da O'nu perde ile örtüyordu. Selam verdim. Hz. Peygamber (sav) "Bu kim?" diye sordu. Ben “Ebu Tâlib'in kızı Ümmü Hâni'yim” dedim. Rasulullah (sav) "hoşgeldin Ümmü Hâni" buyurdu. Yıkanmayı bitirince elbiseyi çapraz bir şekilde bağlamış olduğu halde tek bir elbise içinde sekiz rekat namaz kıldı. Namaz'dan sonra ben kendisine “ey Allah'ın Rasulü, kardeşim Ali, benim âmân verip güvence altına aldığım filancayı, Hubeyre'nin oğlu Falanca'yı öldüreceğini söylüyor” dedim. Rasulullah "ey Ümmü Hâni, senin âmân verdiğin kimseye biz de aman verdik" buyurdu. Bu olay kuşluk vaktinde idi.


    Öneri Formu
2901 B000357 Buhari, Salat, 4

Bize Ebu Velid et-Tayalisî ve Haccac b. Minhal, onlara Hemmam, ona Amir b. Abdülvahid el-Ahvel, ona Mekhul , ona İbn Muhayriz, ona da Ebu Mahzûre şöyle demiştir: Hz. Peygamber (sav) Ebu Mahzûre'ye ezanı on dokuz, kameti ise on yedi kelime olarak öğretmiştir.


    Öneri Formu
39921 DM001233 Darimi, Salat, 7

Bize İbrahim b. Münzir, ona Enes b. İyaz, ona Musa b. Ukbe, ona Nâfi’in rivayet ettiğine göre Abdullah şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah, umreye gittiği zaman Zülhuleyfe’de konaklardı. Veda haccı sırasında da burada konaklamıştı. Bugün Zülhuleyfe’deki mescidin bulunduğu yerde bulunan bir Arabistan kirazı ağacının altında dururdu. Yine bu yoldan bir gazveden, hacdan ya da umreden dönerken vadinin iç kısmında konaklardı. Vadiden çıkınca vadinin doğu kıyısındaki uç taraflarında yer alan Bathâ’da devesini çökertir, sabah oluncaya kadar, gecenin son kısmını burada geçirirdi. Burası taş caminin bulunduğu yerin yakınları değildir. Üzerinde mescit bulunan kum tepesinde de değildir. Abdullah, içinde kum yığınlarının bulunduğu vadinin iç tarafında namaz kılardı. Aynı şekilde Rasulullah (sav) da orada namaz kılardı. Sonra sel, Bathâ’daki kumları sürükleyip buraya getirdi, nihayet Abdullah’ın namaz kıldığı yerin üzerini kapattı.


    Öneri Formu
2743 B000484 Buhari, Salat, 89

Bize Yahya b. Habib el-Harisî, ona Halid b. el Haris; (T) Bize Ubeydullah b. Muaz, ona babası, o ikisine Şube bu isnad ile hadisi buna yakın olarak rivayet etmiştir. Halid b. Haris rivayetinde "O, bir deve üzerinde gidiyorken fetih suresini okuyordu demiştir."


    Öneri Formu
6731 M001855 Müslim, Salât'ül Müsâfirîn ve Kasruhâ, 239

Bize Ahmed b. Menî', ona Hüşeym, ona Yahya b. Ebu İshak el-Hadramî, ona da Enes b. Mâlik şöyle rivayet etmiştir: Nebî (sav) ile beraber Medine'den Mekke'ye yola çıktık, Hz. Peygamber (sav) farz namazları iki rekat olarak kıldı. Râvi Yahya der ki: Enes'e “Hz. Peygamber (sav) Mekke'de kaç gün kaldı” diye sordum, “on gün” cevabını vermiştir. Bu konuda İbn Abbas ve Câbir'den de hadis rivayet edilmiştir. Ebu İsa der ki: Enes hadisi, hasen-sahih bir hadistir. İbn Abbas kanalıyla Nebî'den (sav) aktarıldığına göre o, bazı yolculuklarında on dokuz gün kalmış ve farzları iki rekat olarak kılmıştır. İbn Abbas der ki: Bizler on dokuz gün kaldığımızda farzları iki rekat, daha fazla kalırsak tam kılarız. Ali'den rivayet edildiğine göre o “yolculukta on gün kalan namazı tam kılar” demiştir. İbn Ömer'den rivayet edildiğine göre ise o “yolculukta on beş gün kalan namazı tam kılar” demiştir. Yine onun “on iki gün kılar” dediği de aktarılmıştır. Said b. Müseyyeb'den aktarıldığına göre o “dört gün kaldığında namazı dört rekat kılar” demiştir. Bu görüşü ondan Katâde ve Atâ el-Horasânî de rivayet etmiştir. Davud b. Ebu Hind ise, İbn Müseyyeb'den bunun aksini rivayet etmiştir. İlim ehli bu meselede ihtilaf etmiştir. Süfyân es-Sevrî ve Kûfe uleması onbeş gün ile sınırlandırmayı benimsemiş ve “on beş gün kalmaya niyet ettiğinde kişi namazı tam kılar” demiştir. Evzâî ise, “on iki gün kalmaya niyetlendiğinde kişi namazı tam kılar” demiştir. Mâlik b. Enes, Şâfiî ve Ahmed de “dört gün kalmaya niyet ettiğinde kişi namazı tam kılar” demişlerdir. İshak'a gelince, o, en doğrusunun İbn Abbas hadisinde geçen on dokuz gün olduğu görüşünü benimsemiş ve “çünkü İbn Abbas, Hz. Peygamber'den (sav) rivayette bulundu, ardından da bu rivayeti, Nebî'den (sav) sonraki dönemde, on dokuz gün kalmaya niyet eden kişinin namazı tam kılacağı şeklinde tevil etti” demiştir. Daha sonra ilim ehli, yolcunun, (eğer ne kadar kalacağına baştan niyet etmemişse) yıllar geçse de yine namazı kısaltabileceği konusunda icma etmişlerdir.


    Öneri Formu
12599 T000548 Tirmizi, Cum'a, 40

Bize Muhammed b. Abdülmelik b. Ebu Şevârib, ona Abdülvâhid b. Ziyâd, ona Asım el-Ahvel, ona İkrime, ona da İbn Abbas şöyle rivayet demiştir: Rasulullah (sav) (bir seferinde) on dokuz gün ikamet etti ve bu süre zarfında (farz namazları) iki rekât olarak kıldı. Bu sebeple biz de seferde on dokuz gün ikamet edecek olursak (farz namazları) iki rekât olarak kılarız. Bundan daha çok ikamet edersek dört rekât kılarız.


    Öneri Formu
12058 İM001075 İbn Mâce, İkâmetu's-Salavât, 76

Bize Kuteybe b. Said ve Muhammed b. Eban, onlara da Nadr b. Kesîr es-Sa'îdî şöyle rivayet etmiştir: Abdullah b. Tâvus, Hayf Mescidi'nde, yanımda namaz kıldı. İlk secdeye varıp başını (secde)den kaldırdığında ellerini yüzüne kadar kaldırdı. Ben bunu uygun bulmayıp Vüheyb b. Halid'e ilettim. Bunun üzerine Vüheyb b. Halid, Abdullah'a “kimsenin yaptığını görmediğim bir şeyi yapıyormuşsun” dedi. O da şu cevabı verdi: Babamı böyle yaparken gördüm. Babam da bana “İbn Abbas'ı böyle yaparken gördüm ve onun bana 'Hz. Peygamber (sav) böyle yapardı' demesinden başka bir şey bilmiyorum” dedi."


    Öneri Formu
6225 D000740 Ebu Davud, Salat, 115, 116

Bize Hennâd b. Serî, ona Ebu Muâviye, ona Âsım el-Ahvel, ona İkrime, ona da İbn Abbas şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (sav) çıktığı on dokuz günlük bir yolculukta farz namazları iki rekat olarak kıldı. İbn Abbas der ki: Bizler de on dokuz gün kaldığımızda namazı iki rekat, eğer daha fazla kalırsak dört rekat kılarız. Ebu İsa der ki: Bu, hasen-sahih bir hadistir.


    Öneri Formu
12601 T000549 Tirmizi, Cum'a, 40

Bize Ahmed b. Menî, ona Hüşeym, ona Ya'lâ b. Atâ, ona Câbir b. Yezid b. Esved el-Âmirî, ona da babası (Yezid b. Esved) şöyle rivayet etmiştir: Hz. Peygamber'e (sav) haccında eşlik ettim, onunla birlikte Hayf mescidinde sabah namazını kıldım. Namazını bitirince bize doğru dönüverdi ve cemaatin arkasında onunla beraber namaz kılmayan iki adam gördü. Bunun üzerine, "o ikisini bana getirin" buyurdu. Onlar da, korkudan göğüsleri titrek bir halde huzuruna getirildiler. Hz. Peygamber (sav) "bizimle namaz kılmaktan sizi alıkoyan şey nedir" buyurdu. Onlar “yâ Rasulullah, bizler namazlarımızı evlerimizde kıldık” dediler. Hz. Peygamber (sav) "böyle yapmayın. Namazı evde kılıp ardından bir topluluğun cemaatine geldiğinizde onlarla birlikte tekrar namaz kılın. O, sizin için nafile sayılır" buyurdu. Ebu İsa der ki: Bu konuda Mihcen ed-Dîlî ve Yezid b. Âmir'den de hadis rivayet edilmiştir. Ebu İsa der ki: Yezid b. Esved hadisi, hasen-sahih bir hadistir. Bu, ilim ehlinden pek çok kimsenin görüşüdür ki Süfyân es-Sevrî, Şâfiî, Ahmed ve İshak da bunu benimsemiş ve şöyle demişlerdir: Bir kişi tek başına namaz kılıp akabinde bir cemaate yetiştiğinde namazların hepsini onlarla beraber tekrar kılsın. Bir kişi akşam namazını tek başına kılıp bir cemaate yetiştiğinde ise onlarla beraber namazı tekrar kılsın ve o namaza bir rekat daha eklesin. Böylece tek başına kıldığı namaz farz, (cemaatle kıldığı namaz ise nafile) olmuş olur.


    Öneri Formu
11168 T000219 Tirmizi, Salat, 49

Bize Kuteybe b. Said ve Muhammed b. Eban, onlara da Nadr b. Kesîr es-Sa'îdî şöyle rivayet etmiştir: Abdullah b. Tâvus, Hayf Mescidi'nde, yanımda namaz kıldı. İlk secdeye varıp başını (secde)den kaldırdığında ellerini yüzüne kadar kaldırdı. Ben bunu uygun bulmayıp Vüheyb b. Halid'e ilettim. Bunun üzerine Vüheyb b. Halid, Abdullah'a “kimsenin yaptığını görmediğim bir şeyi yapıyormuşsun” dedi. O da şu cevabı verdi: Babamı böyle yaparken gördüm. Babam da bana “İbn Abbas'ı böyle yaparken gördüm ve onun bana 'Hz. Peygamber (sav) böyle yapardı' demesinden başka bir şey bilmiyorum” dedi."


    Öneri Formu
271575 D000740-2 Ebu Davud, Salat, 115, 116