8054 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Muhammed b. Müsennâ, ona Yahya, ona Hişâm, ona babası (Urve b. Zübeyr), ona da Aişe şöyle rivayet etmiştir: Yanımda bir kadın varken Rasulullah (sav) yanıma girdi ve "Bu (kadın) kim?" buyurdu. Hz. Aişe "[Geceleri uyumayan] falan kimse" dedi. [Hz. Aişe], kadının namazından söz etti. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav) "Bu sözü [namazlarından söz etmeyi] bırak! Daima elinizden gelecek şeyleri yapınız. Yoksa Allah'a yemin olsun ki, siz usanmadıkça Allah usanmaz" buyurdu. (Hz. Aişe dedi ki) Rasulullah’ın (sav) en çok sevdiği ibadet, kişinin [sürekli] yaptığı idi."
Açıklama: İfrat ve tefritten yani aşırılıktan ve boş vermişlikten uzak bir ibadet hayatının vurgulandığı bu rivayette hayatımızdaki her işte olduğu gibi ibadetlerde de itidalin yani ölçülü davranmanın temel bir ilke olduğu vurgulanmaktadır. "Siz bıkana dek Allah bıkmaz" ifadesi, "Siz ibadet etmekten usanıp bıkmadıkça Allah ecir ve sevap vermeyi bırakmaz!" anlamındadır.
Bize Ebu Bekir b. Ebu Şeybe ve Ebu Küreyb, onlara Ebu Üsâme, ona Hişâm b. Urve; (T) Bize Züheyr b. Harb -hadisin lafzı ona aittir- ona Yahya b. Said, ona Hişâm, ona babası (Urve b. Zübeyr), ona da Aişe şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (sav) yanıma geldi, o esnada yanımda bir kadın vardı. "Bu (kadın) kim" diye sordu. Ben "Geceleri uyumayıp namaz kılan bir kadın" dedim. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav): "Güç yetirebileceğiniz amele devam edin. Vallahi! Sonunda siz bıkarsınız da Allah asla bıkmaz" buyurdu. (Hz. Âişe diyor ki) Nitekim O'na (sav) en sevimli gelen amel, kişinin sürekli yaptığı (amel) idi. [Ebu Üsâme’nin naklettiği hadiste o kadının Esedoğullarından bir kadın olduğu belirtilmektedir.]
Açıklama: İfrat ve tefritten yani aşırılıktan ve boş vermişlikten uzak bir ibadet hayatının vurgulandığı bu rivayette hayatımızdaki her işte olduğu gibi ibadetlerde de itidalin yani ölçülü davranmanın temel bir ilke olduğu vurgulanmaktadır. "Siz bıkana dek Allah bıkmaz" ifadesi, "Siz ibadet etmekten usanıp bıkmadıkça Allah ecir ve sevap vermeyi bırakmaz!" anlamındadır.
Bize Muhammed b. Beşşar, ona Muhammed b. Cafer ve Abdurrahman b. Mehdi, onlara Şu’be, ona el-Eş’as b. Süleym, ona Muaviye, ona Süveyd b. Mukarrin, ona da Bera b. Azib şöyle rivayet etti: Rasulullah, bize yedi şeyi emretti, yedi şeyi de yasakladı: Bize emrettikleri şunlardı; cenazeye katılmak, hasta ziyareti yapmak, aksıran kimseye (yerhamukallah diyerek) hayır duada bulunmak, davet edenin davetine icabet etmek, mazluma yardım etmek, yemini bozmamak ve selama karşılık vermek. Bize yasakladıkları ise şunlardı; altın yüzük veya altın halka kullanmak, gümüş kap-kaçak kullanmak, ipek elbise giymek ve (değişik kalınlıkta) ipekli kumaş cinsinden dibac, istebrak ve kıssî giymek. Ebu İsa [et-Tirmizî] şöyle demiştir: “Bu hadis hasen sahihtir. Eş’as b. Süleym, Eş’as b. Ebü’ş-Şa’sa’ olup adı, Süleym b. Esved’dir.”
Açıklama: Dibac, istebrak ve kıssî içerisinde ipek bulunan elbise çeşitleri olup bunların giyilmesi -altın da olduğu gibi- müslüman erkekler için yasaklanmıştır. Kadınlara ise altın yüzük ve ipek çeşitleri mubahtır.
Bize Ebu Bekir b. Ebu Şeybe ve Ebu Küreyb, onlara Ebu Üsâme, ona Hişâm b. Urve; (T) Bize Züheyr b. Harb -lafız kendisine aittir-, ona Yahya b. Said, ona Hişam, ona babası (Urve b. Zübeyr), ona da Aişe şöyle rivayet etmiştir: Yanımda bir kadın varken Rasulullah (sav) yanıma girdi ve "Bu (kadın) kim?" buyurdu. "[Geceleri] uyumayıp namaz kalan bir kadın" dedim. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav) "Gücünüzün yettiği ameli yapmaya bakınız. Vallahi, siz usanmadıkça Allah usanmaz!” buyurdu. (Hz. Âişe diyor ki) Hz. Peygamber'e (sav) en hoş gelen ibadet, kişinin [sürekli] devam ettiğiydi. Ebu Üsâme’nin naklettiği hadiste o kadının Esedoğullarından bir kadın olduğu belirtilmektedir.
Açıklama: İfrat ve tefritten yani aşırılıktan ve boş vermişlikten uzak bir ibadet hayatının vurgulandığı bu rivayette hayatımızdaki her işte olduğu gibi ibadetlerde de itidalin yani ölçülü davranmanın temel bir ilke olduğu vurgulanmaktadır. "Siz bıkana dek Allah bıkmaz" ifadesi, "Siz ibadet etmekten usanıp bıkmadıkça Allah ecir ve sevap vermeyi bırakmaz!" anlamındadır.
Bize Ebu Bekir b. Ebu Şeybe ve Ebu Küreyb, onlara Ebu Üsâme, ona Hişâm b. Urve; (T) Bize Züheyr b. Harb -lafız kendisine aittir-, ona Yahya b. Said, ona Hişam, ona babası (Urve b. Zübeyr), ona da Aişe şöyle rivayet etmiştir: Yanımda bir kadın varken Rasulullah (sav) yanıma girdi ve "Bu (kadın) kim?" buyurdu. "[Geceleri] uyumayıp namaz kalan bir kadın" dedim. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav) "Gücünüzün yettiği ameli yapmaya bakınız. Vallahi, siz usanmadıkça Allah usanmaz!” buyurdu. (Hz. Âişe diyor ki) Hz. Peygamber'e (sav) en hoş gelen ibadet, kişinin [sürekli] devam ettiğiydi. Ebu Üsâme’nin naklettiği hadiste o kadının Esedoğullarından bir kadın olduğu belirtilmektedir.
Açıklama: İfrat ve tefritten yani aşırılıktan ve boş vermişlikten uzak bir ibadet hayatının vurgulandığı bu rivayette hayatımızdaki her işte olduğu gibi ibadetlerde de itidalin yani ölçülü davranmanın temel bir ilke olduğu vurgulanmaktadır. "Siz bıkana dek Allah bıkmaz" ifadesi, "Siz ibadet etmekten usanıp bıkmadıkça Allah ecir ve sevap vermeyi bırakmaz!" anlamındadır.
Bize Ebu Bekir b. Ebu Şeybe ve Ebu Küreyb, o ikisine Ebu Üsâme, ona Hişam, ona babası (Urve b. Zübeyr), ona da Aişe'nin rivayet ettiğine göre Nebi (sav) bir adamın geceleyin Kur'an okuduğunu işitmiş ve "Allah ona merhametiyle muamele eylesin! Gerçekten bana şu şu surelerde unuttu(ruldu)ğum şu şu ayetleri hatırlattı." buyurdu.
Açıklama: İnsana özgü olan hallerden unutma ve hatırlayamamanın Hz. Peygamber (sav) için de geçerli olduğu bilinse de bu hadisteki “Bana şu sûreden unuttu(ruldu)ğum şu âyeti hatırlattı” ifadesini mutlak manada unutmak ve hiç hatırlamamak şeklinde anlamak doğru değildir. Zira vahiy ve risâleti ilgilendiren bir durum hakkında Hz. Peygamber’in (sav) unut(turul)ması, nübüvvet müessesine ve risâlet görevine zarar verecektir. Bu sebeple İslam alimleri, söz konusu hadisteki “unutturulma”yı, “nesh” diye yorumlayan alimler, neshin bir çeşit unut(turul)ma olduğunu ve bununla kastedilenin ya ilgili ayetin tilavetinin neshi ya da hükmünün neshi olduğunu ifade etmişlerdir
Bize Ebu Bekir b. Ebu Şeybe ve Ebu Küreyb, o ikisine Ebu Üsâme, ona Hişam, ona babası (Urve b. Zübeyr), ona da Aişe'nin rivayet ettiğine göre Nebi (sav) bir adamın geceleyin Kur'an okuduğunu işitmiş ve "Allah ona merhametiyle muamele eylesin! Gerçekten bana şu şu surelerde unuttu(ruldu)ğum şu şu ayetleri hatırlattı." buyurdu.
Açıklama: İnsana özgü olan hallerden unutma ve hatırlayamamanın Hz. Peygamber (sav) için de geçerli olduğu bilinse de bu hadisteki “Bana şu sûreden unuttu(ruldu)ğum şu âyeti hatırlattı” ifadesini mutlak manada unutmak ve hiç hatırlamamak şeklinde anlamak doğru değildir. Zira vahiy ve risâleti ilgilendiren bir durum hakkında Hz. Peygamber’in (sav) unut(turul)ması, nübüvvet müessesine ve risâlet görevine zarar verecektir. Bu sebeple İslam alimleri, söz konusu hadisteki “unutturulma”yı, “nesh” diye yorumlayan alimler, neshin bir çeşit unut(turul)ma olduğunu ve bununla kastedilenin ya ilgili ayetin tilavetinin neshi ya da hükmünün neshi olduğunu ifade etmişlerdir.
Bize Müsedded, ona Yahya b. Said, ona Hişam, ona babası (Urve b. Zübeyr), ona da İbn Ömer'in rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: "Namaz kılmak için ne güneşin doğuşunu ne de batış zamanını özellikle arayarak (namazı o vakte kadar) geciktirmeyiniz."