8054 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Yahya b. Yahya, ona Malik, ona İbn Şihab, ona Urve, ona da Aişe şöyle rivayet etmiştir: "Ben Rasulullah'ın (sav) kuşluk namazını kıldığını asla görmedim. Bununla birlikte ben onu (sürekli) kılarım. Şüphesiz Rasulullah (sav) bir ameli yapmayı arzu etmekle birlikte insanların da onu yaparak sonunda onlara farz kılınması ihtimalinden dolayı terk ettiği olurdu."
Açıklama: Rasulullah'ın (sav) bazen kılıp bazen terk ettiği nâfile namazlardan biri “duhâ” bir diğer adıyla “kuşluk” namazıdır. Bu namaz, “işrâk” namazı adıyla da bilinmektedir. Hz. Peygamber (sav), duhâ namazının kılınmasını tavsiye etmiş ve faziletine dikkat çekmiştir. Yukarıdaki rivayette Hz. Âişe kendisinin duhâ namazını kıldığı yönündeki açıklamasını, onun bu namazı sürekli kıldığı; Hz. Peygamber’in bu namazı kılmadığı şeklindeki ifadesini de “sürekli kılmadığı” manasında değerlendirmek gerekir.
Bize Ali, ona Süfyan, ona Zührî, ona Humeyd b. Abdurrahman, ona da Ebu Said şöyle rivayet etmiştir: "Nebi (sav) mescidin kıble tarafında bir balgam gördü. Onu bir çakıl taşı ile kazıdı. Ardından kişinin önüne veya sağına tükürmesini yasakladı. Bunu soluna veya sol ayağının altına yapması gerektiğini belirtti." Ayrıca Zührî, Humeyd'den Ebu Said kanalıyla bu (hadisin manası)na yakın bir hadis rivayet etmiştir.
Açıklama: Bu kayıt, hadisin sonunda yer alan '' وَعَنِ الزُّهْرِىِّ سَمِعَ حُمَيْدًا عَنْ أَبِى سَعِيدٍ نَحْوَهُ '' kısmına binaen girilmiştir. Benzer bir durum için bk. B000394-2
Bize Ali, ona Süfyan, ona Zührî, ona Humeyd b. Abdurrahman, ona da Ebu Said şöyle rivayet etmiştir: "Nebi (sav) mescidin kıble tarafında bir balgam gördü. Onu bir çakıl taşı ile kazıdı. Ardından kişinin önüne veya sağına tükürmesini yasakladı. Bunu soluna veya sol ayağının altına yapması gerektiğini belirtti." Ayrıca Zührî, Humeyd'den Ebu Said kanalıyla bu (hadisin manası)na yakın bir hadis rivayet etmiştir.
Bize Avn b. Sellam el-Kûfî, ona Züheyr, ona Simak, ona da Cabir b. Semura'dan rivayet edildiğine göre; "Hz. Peygamber'e (sav) kendini okuyla öldüren bir adam getirdiler de onun cenaze namazını kılmadı."
Bize Malik, ona İbn Şihâb, ona Urve b. ez-Zübeyr, ona da Nebi’nin (sav) zevcesi Âişe şöyle rivayet etmiştir: "Rasulullah’ı (sav) hiçbir zaman kuşluk namazı kılarken görmedim. Bununla birlikte ben onu (devamlı) kılıyorum. Şüphesiz Rasulullah (sav) yapmayı arzu ettiği halde bir ameli, insanlar da (kendisine uyarak) o ameli işler ve bu sebeple onlara farz kılınır korkusu ile terk ederdi."
Bize Ubeyd b. İsmail, ona Ebu Usame, ona Hişam, ona babası (Urve b. Zübeyr), ona da Aişe şöyle rivayet etmiştir: Bir Arap kabilesinin, azat ettiği ama kendileri ile beraber kalan, siyah bir cariye şunları anlattı: Hane halkından bir kız çocuğu, üzerinde ince tellerden yapılmış, kırmızı altından bir kemer bulunduğu halde dışarı çıktı. Kız kemerini ya yere koydu ya da düşürdü. O sırada, oradan geçen bir çaylak, onu et zannederek kapıp götürdü. Onu aramaya koyuldular, fakat bulamadılar. Bu sefer, beni onu almakla itham ettiler. Râvî der ki: Onu aramaya başladılar hatta onun fercini dahi araştırdılar. Cariye der ki: Vallahi, ben onlarla birlikte ayakta iken çaylak gelip onu bırakıverdi, o da aralarına düştü. Ben de onlara “işte sizin beni almakla itham ettiğiniz şey bu, siz böyle iddia ettiniz, hâlbuki ben bundan uzağım. İşte sizin bu aradığınız” dedim. (Aişe) der ki: O kadın, Rasulullah’a (sav) gelip Müslüman oldu. Bu kadının mescitte bir çadırı yahut da küçük bir odası vardı. Zaman zaman yanıma gelir, yanımda konuşup sohbet ederdi. Yanımda kaç kere oturduysa mutlaka “O kemer günü, Rabbimizin acayip takdirlerindendir. Şüphesiz ki O, küfür beldesinden beni kurtardı” derdi. Ben de ona “neden benimle oturduğun her seferinde mutlaka bu sözü söylüyorsun” dedim. Bunun üzerine o kadın bana bu olayı anlattı."
Bize Ebu Tahir ve Amr b. Sevvâd, onlara İbn Vehb, ona Cabir b. İsmail, ona Ukayl, ona İbn Şihâb, ona da Enes’in rivayet ettiğine göre Nebi (sav) yolculukta acele ettiği zaman öğle namazını ikindi namazının ilk vaktine kadar geciktirir ve ikisini bir arada kılardı. Akşam namazını da şafak kaybolduğu zaman yatsı ile birlikte kılacak şekilde geciktirirdi.