5013 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Abdürrezzak, ona Ma'mer, ona Ebân, ona Enes veya Hasan, Hz. Peygamber’in (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etti: “Bir kişi bir hastayı ziyaret eder, bir cenazeye katılır ve aynı gün oruç tutmaya muvaffak olursa, o akşam cennet ona vacip olur.” Hasan'ın nakline göre Rasulullah (sav) ashabına şöyle sordu: “Bugün hanginiz bir hasta ziyaret etti?” Ebu Bekir, 'Ben!' dedi. (Rasulullah (sav)) “Bugün hanginiz malından biraz sadaka verdi?” diye sordu. Ebu Bekir, 'Ben!' diye cevap verdi. (Rasulullah (sav)) “Bugün hanginiz bir cenaze merasimine katıldı?” dedi. Ebu Bekir, yine 'Ben!' diye cevapladı. (Rasulullah (sav)) “Hanginiz bugünü oruçlu geçirmeye niyet etti?” dedi. Ebu Bekir 'Ben!' karşılığını verdi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav) “(Cennet) vacip oldu!” yani “(Ebu Bekir için) Cennet vacip oldu (kesinleşti)!” buyurdu.
Açıklama: Bu hadis, hayırlı amellerin önemini, bu amellerin bir arada yapılmasının faziletini ve Hz. Ebu Bekir’in (ra) bu konuda örnekliğini ortaya koymaktadır
Bize Abdürrezzak, ona Ma'mer, ona da Ebân, bir kişinin şöyle anlattığını rivayet etti: (Bir gün) Hz. Ali oğlu Hasan’ın yanına girdi. Hasan’ın yanında (Ebu Musa) el-Eş'arî vardı. Hz. Ali “Ey ihtiyar! Seni (buraya) getiren nedir?” diye sordu. O da “Yeğenimin hasta olduğunu duydum ve onu ziyaret etmek istedim.” dedi. Bunun üzerine Hz. Ali, "İçimizdeki (his)ler (Rasulullah'tan (sav)) duyduklarımızı sana anlatmamızı engelleyemez.” dedi. (Sonra) ben Hz. Peygamber’i (sav) şöyle derken duydum diyerek devam etti: "Kim gündüz bir hastayı ziyaret ederse, akşama kadar yetmiş bin melek onun için dua eder. Kim gece bir hastayı ziyaret ederse, sabaha kadar yetmiş bin melek onun için dua eder."
Açıklama: Bu rivayet, hasta ziyareti yapmanın faziletini ve meleklerin hasta ziyaretini gerçekleştirenlere dua ve istiğfarda bulunduğunu ifade etmektedir. Bu rivayet, hasta ziyareti yapmanın faziletini ve meleklerin hasta ziyaretini gerçekleştirenlere dua ve istiğfarda bulunduğunu ifade etmektedir.
Bize Ahmed b. Menî, ona İshak b. Yusuf el-Ezrak, ona Abdülmelik b. Ebu Süleyman, ona Esmâ'nın mevlası (Abdullah b. Keysân), ona İbn Ömer, ona da Ömer, Hz. Peygamber (sav)'in şöyle buyurduğunu bildirmiştir: "İpeği bu dünyada giyen, ahirette giyemeyecektir." [Bu konuda Ali, Huzeyfe, Enes ve başkalarından da hadis rivayet edilmiştir ki Kitâbu'l-Libâs'ta bunları zikrettik. Ebu İsa et-Tirmizi der ki: Bu, hasen-sahih bir hadistir. Ömer'den, bir çok tarik ile rivayet edilmiştir. Esmâ bt. Ebu Bekir es-Sıddîk'in azadlısının ismi, Abdullah lakabı ise Ebu Ömer'dir. Ondan Atâ b. Ebu Rabâh ve Amr b. Dînar hadis rivayet etmiştir.]
Bize Abdürrezzak, ona İbn Cüreyc, ona da güvendiği birisi şöyle rivayet etti: Amr b. Hureys, Hz. Ali’nin oğlu Hüseyin’i hastayken ziyaret etmişti. Ziyaretinden sonra (yolda) Ali ile karşılaştı. Bunun üzerine Ali, Amr’a “Hüseyin’i mi ziyaret ettin?” dedi. Amr, “Evet!" cevabını verdi. “Ona karşı içinde taşıdığın (husumete) rağmen mi?” diye sordu. Amr şöyle cevap verdi: "Ey Hasan’ın babası! Sen kalpte olanları (insanların içindeki gizli niyetleri) ortaya çıkaramazsın." Bunun üzerine Hz. Ali, “Bu durum (senin niyetin), sana nasihat etmeme engel olamaz. Kim bir hastayı ziyaret ederse, ona yetmiş bin melek görevli kılınır ve bunlar, ertesi gün tekrar ziyarette bulunana kadar kendisine dua ve istiğfar ederler. Şayet (hastanın yanında) oturursa Cennet bahçelerinde (bir bahçede oturmuş) ve Allah'ın rahmetine kavuşmuş olur.” dedi.
Bize Abdürrezzak, ona Ma'mer, ona Câbir veya bir başkası Şa'bi'nin şöyle dediğini rivayet etti: "(Bir şeyler) bildiğini iddia eden ahmakların ziyaretinin hasta yakınlarına verdiği sıkıntı, hastalarının çektiği hastalıktan duydukları sıkıntıdan daha fazladır!"
Bize Abdullah b. Muhammed, ona Abdussamed, ona babası (Abddülvaris b. Said), ona da Yahya b. Ebu İshak şöyle rivayet etti: Salim b. Abdullah bana “İstebrak nedir?” dedi. Ben de “Dîbâc denilen ipek kumaşın kalın ve sert olan türüdür” dedim. O da ben, babam Abdullah b. Ömer’den işittim, şöyle diyordu dedi: Hz. Ömer, bir adamın üzerinde istebrak kumaştan yapılmış bir takım elbise gördü ve o takım elbiseyi Hz. Peygamber’e getirdi de “Yâ Rasûlallah! Bu takım elbiseyi satın al da insanların hey’etleri senin huzuruna geldikleri zaman onu giy! dedi.” Hz. Peygamber: “ipek elbiseyi ancak (ahiretten) nasibi olmayan kimse giyer” buyurdu. Aradan bir süre geçti. Sonra Hz. Peygamber (sav) Hz. Ömer’e (istebrak türünden ipek) bir takım elbise gönderdi. Hz. Ömer hemen bu elbiseyi Peygamber'e getirdi ve “(Yâ Rasulallah!) Bunun benzeri olan takım elbise hakkında o söylediklerin ortada dururken bunu bana gönderdin?” dedi. Hz. Peygamber: “Ben bunu sana ancak (satılıp da) karşılığında bir mal elde edesin diye gönderdim” dedi. [(Ravi) “İbn Ömer bu hadisten dolayı kumaşta (ipek) nişan olmasından hoşlanmazdı” demiştir.]
Açıklama: Sahihu'l-buhârî ravilerinden Müstemli ve Hamevî لِتُصِيبَ بِهَا şeklinde مَالاً temyizi zikretmeden nakletmişlerdir. bkz. Kastallânî, Ahmed b. Muhammed b. Ebî Bekr b. Abdilmelik, İrşâdü's-sârî li şerhi sahihi'l-Buhârî (Mısır: el-Matbaatü'l-Kübrâ el-Emiriyye, 1323), 9/55.
Bize Kuteybe, ona Leys, ona Ebü'z-Zübeyr, ona da Câbir (ra) şöyle rivayet etmiştir: "Rasulullah (sav) İştimalu's-sammâ'yı (kişinin elbisesini, iki omuzundan biri üzerine koyması ve diğer omuzunun açık kalıp üzerinde herhangi bir örtünün bulunmamasını), kişinin, (altında iç çamaşırı olmadığı halde) tek parça elbiseye bürünmeyi ve kişinin sırt üstü yatarken ayak ayak üstüne atmasını yasakladı." [Ebu İsâ der ki: Bu sahih bir hadistir.]