5013 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Harun b. Zeyd b. Ebu'z-Zerka, ona babası (Zeyd b. Ebu Zerka es-Sa'lebî), ona Cerir b. Hazım, ona Zübeyr b. Hirrît, ona da İkrime, İbn Abbas'ın şöyle dediğini nakletti: Peygamber (sav), üstünlüklerini ortaya koyabilmek için yarışan kimselerin yemeklerinin yenmesini yasakladı. Ebû Davud dedi ki: Bu hadisi Cerir'den rivayet edenlerin ekserisi, rivayetlerinin senedinde İbn Abbas'ın ismini zikretmemiştir (Yani ilgili rivayeti mürsel senedle nakletmişlerdir). [Harun en-Nahvî (bu hadisi rivayet ederken) İbn Abbas'ın ismini zikretmiş, Hammâd b. Zeyd ise (İbn Abbas'ın ismini) zikretmemiştir.]
Açıklama: Üstünlüklerini ortaya koyabilmek için yarışan kimselerden kasıt, riyâ yani gösteriş için bu işi yapanlardır.
Bize Kuteybe b. Said, ona Yahya b. Süleym, ona İsmail b. Kesir, ona da Asım b. Lakît b. Sabira, babası Lakît b. Sabira'nın şöyle dediğini nakletti: Ben Müntefik oğullarının Rasulullah'a (sav) giden elçileri, ya da Müntefik oğulları heyeti içerisinde idim. Ravi (Lakît sözlerine devam ederek) hadisi (tamamıyla) nakletti. Sonra da (şöyle) dedi: Peygamber (sav) kelimesini (sin'in esresiyle) "lâ tahsibenne" diye telafuz etti, velâ tahsebenne diye telaffuz etmedi.
Açıklama: İlgili hadis, Âl-i İmrân Suresi’nde yer alan “لَا تَحْسَبَنَّ ٱلَّذِينَ يَفْرَحُونَ بِمَآ أَتَوا۟ وَّيُحِبُّونَ أَن يُحْمَدُوا۟ بِمَا لَمْ يَفْعَلُوا۟ فَلَا تَحْسَبَنَّهُم بِمَفَازَةٍ مِّنَ ٱلْعَذَابِ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ” (Ettiklerine sevinen ve yapmadıkları şeylerle övünmeyi seven kimselerin, sakın azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlar için elem dolu bir azap vardır. Âl-i İmrân, 3/188) ayetinin okunuşuyla ilgili olup, bu ayetteki “تَحْسَبَنَّ” kelimesindeki sin harfinin (سِ) esre ile okunması kastedilmiştir.
Bize Muhammed b. el-Musaffa el-Hımsî, ona Muhammed b. Harb, ona ez-Zübeydi, ona Mervan b. Ru'be et-Tağlibî, ona da Abdurrahman b. Ebu Avf, ona Mikdam b. Ma'dikerib'in rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Dikkat ediniz! Yırtıcı hayvanlardan köpek dişli olanlar, evcil eşek ve anlaşmalı ecnebîlerin kendilerine ihtiyaç duyulan buluntu malları helal değildir. Bir kimse bir topluluğa konuk olur da onu ağırlamazlarsa (o misafirin, bu topluluktan) misafirlik hakkını alma hakkı vardır."
Bize Abbas b. Abdulazim, ona Ebu Âmir Abdülmelik b. Amr, ona Halid b. Meysere el-Attâr, ona Muaviye b. Kurra, babasının söyle dediğini rivayet etti: Hz. Peygamber (sav) şu iki bitkiyi (soğan ve sarımsak yemeyi) yasakladı ve şöyle buyurdu: "Bunları yiyen mescidlerimize yaklaşmasın. Eğer mutlaka yemeniz gerekiyorsa onları pişirerek öldürün (kokusunu etkisiz hale getirin ve öyle yiyin)." [(Bu hadisin ravisi) Kurra b. İyâs, Hz. Peygamber, iki bitki kelimesiyle soğan ve sarımsağı kastetti, dedi.]
Bize Muhammed b. Vezîr, ona Velid b. Mezyed, ona İbn Cabir, ona da Süleym b. Amir, ona Büsr es-Sülemî’nin iki oğlunun (Abdullah ve Atiyye) şöyle anlattığını nakletti: "Rasulullah (sav) (bir gün) yanımıza geldi. (Kendisine) tereyağı ve kuru hurma ikram ettik. O (sav), tereyağı ile kuru hurmayı (birlikte yemeyi çok) severdi."
Bize Muhammed b. Beşşâr, ona Ebu Ahmed, ona Süfyan, ona Yezid Ebu Halid ed-Dâlânî, ona da bir adamın anlattığına göre Cabir b. Abdullah şöyle demiştir: Ebu'l-Heysem b. Teyhân Peygamber Efendimiz (sav) için bir yemek hazırlamış ve Rasul-i Ekrem (sav) ile sahabelerine davet etmişti. Yemeği bitirdikleri zaman Efendimiz (sav) sahabelerine "kardeşinizi (bu ziyafetten dolayı) mükâfatlandırınız," buyurdu. (Sahabeler) Ey Allah'ın Rasulü! Onu nasıl mükâfatlandırabiliriz? dediler. Hz. Peygamber de (sav) "bir adamın evine gidilir, yemeği yenir, içeceği içilir sonra (davetliler) ona dua ederlerse, işte bu onu mükâfatlandırmaktır," buyurdu.
Bize Musa b. İsmail, ona Hammad, ona Said b. Cümhan, ona da Sefîne Ebu Abdurrahman şöyle nakletti: Bir adam, Ali b. Ebu Talib'i misafir etmiş ve ona bir yemek hazırlamıştı. (Orada hazır bulunan) Fâtıma da keşke Rasulullah'ı da (sav) çağırsaydık. (Gelir) bizimle (bu yemekten) O (sav) da yerdi dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber'i (sav) de (o ziyafete) çağırdılar. Rasul-i Ekrem (sav) (oraya) gelmiş. Elini kapının (iki tarafındaki) kenarlarına koyunca, evin bir köşesine yerleştirilmiş olan yünden yapılmış renkli nakışlarla süslü ve üzerinde yol yol çizgiler bulunan ince bir kumaş görüp hemen geri dönerek gitmiş. Fâtıma da Ali'ye git, Ona (sav) yetiş, bak (bakalım) onun geri dönmesine sebep neymiş? dedi. (Olayın devamını Hz. Ali şöyle anlatır) Rasulullah'ın (sav) peşinden gittim. Ey Allah'ın Rasulü! Seni geri çeviren sebep nedir? diye sordum. "Benim için yahut herhangi bir peygamber için nakışlarla süslü bir eve girmek yoktur!" buyurdu.
Açıklama: İlgili hadis, “Beraberinde Dinen Çirkin Sayılan Fiillerin Bulunduğu Bir Davete İcabet Etmenin Hükmü” bâbı altında zikredilmekte ve bu da bir münkerin yani gayrı meşru durumun bulunduğu davete icabet edilmeyeceğine delâlet etmektedir. İbn Hacer el-Askalânî (ö. 852/1449) Fethu’l-bârî bi şerhi Sahîhi’l-Buhârî adlı eserinde, "Bir evde bir münkerin yani gayrı meşru durumun bulunmasının o eve girilmesine dinen bir engel teşkil ettiği bu hadisten anlaşılır" demiştir. Ayrıca İbn Hacer, ilgili hâdisenin Hz. Ali ile Hz. Fâtıma’nın evinde cereyan ettiğini belirtmektedir. İbn Hacer el-Askalânî, Fethu’l-bârî bi şerhi Sahîhi’l-Buhârî (Beyrut, 1329), V/229.
Bize Ka'neb, ona Malik, ona İshak b. Abdullah b. Ebu Talha, ona Enes b. Malik şöyle demiştir: "Bir terzi Rasulullah'ı (sav) yaptığı yemeğe davet etti. Ben de Rasulullah'la (sav) beraber bu yemeğe gittim. Terzi, Rasulullah'a (sav) arpa ekmeği ile kabak ve kurutulmuş etle yapılan çorba ikram etti. Ben Hz. Peygamber'in (sav) yemek kabındaki kabakları aradığını gördüm. O günden sonra kabağı hep sevdim."