5013 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Ali b. Muhammed, ona Veki', ona A'meş, ona Minhal b. Amr,ona da Ya'la b. Mürre, babasının (Mürre bin Veheb) şöyle dediğini rivayet etmiştir: Bir yolculukta ben Rasulullah'la (sav) beraberdim. Bir ara abdestini bozmak istedi de bana şöyle buyurdu: “Şu iki eşâe’ye git (Veki dedi ki eşâe ile küçük hurma ağaçlarını kastediyor) ve onlara de ki: Gerçekten Rasulullah (sav) bir araya gelmenizi emreder.” Bunun üzerine o iki hurma ağacı bir araya geldi. Rasulullah (sav) de bu ağaçların arkasında gizlenerek ihtiyacını giderdi. Sonra bana şunu buyurdu: “Bu iki ağacın yanına git ve onlara eski yerlerine dönmelerini söyle.” Ben de (gidip) söyledim. Ağaçlar da eski yerlerine döndüler.
Açıklama: Rivayet munkatıdır. Minhal b. Amr ile Ya'la b. Mürre arasında inkıta' vardır.
Bize Hennâd, ona Vekî, ona A’meş ona da Ebu Vâil, Huzeyfe’nin şöyle anlattığını rivayet etti: "Rasulullah (sav), bir topluluğun çöplüğüne geldi ve orada ayakta küçük abdest bozdu. O’na (sav) abdest suyu getirmiştim. Yanından uzaklaşmak için ayrılırken beni çağırdı. Ben de (gelip) hemen arkasında durdum. Abdest alıp mestleri üzerine meshetti". Ebu İsa (et-Tirmizî): Cârûd’dan işittim, o dedi ki: Vekî’in bu hadisi A’meş’den rivayet edip şöyle dediğini duydum: Rasulullah’tan (sav) mesh hakkında rivayet edilen en sahih hadis budur. Ebu Ammar el-Hüseyin b. Hureys’in "Veki’den işittim" diyerek rivayete başladığını ve bu hadisin benzerini naklettiğini duydum. Ebu İsa (et-Tirmizî): Mansur ve Ubeyde ed-Dabbî, Ebu Vâil vasıtası ile Huzeyfe’den A’meş'in rivayetinin benzerini bu şekilde rivayet etmişlerdir. Yine Hammâd b. Ebu Süleyman ve Asım b. Behdele, Ebu Vâil vasıtası ile Muğîra b. Şu’be’den Peygamberimiz’in (sav) hadisini rivayet etmişlerdir. Ebu Vâil’in Huzeyfe’den yaptığı rivayet daha sahihtir. Bazı âlimler, ayakta abdest bozmaya izin vermişlerdir. Ebu İsa (et-Tirmizî): İbrahim en-Nehaî Abîde b. Amr es Selmanî’den rivayette bulunmuştur. Abîde, tabiûn âlimlerinin büyüklerindendir. Onun şöyle dediği rivayet edilir: Ben Rasulullah’ın (sav) vefatından iki yıl önce Müslüman oldum. İbrahim’in arkadaşı Ubeyde ed-Dabbî, Abdülkerim diye künyelenen Ubeyde b. Muattib ed-Dabbî’dir.
Bize Ebû Bekr b. Ebû Şeybe, ona Ubeydullah b. Musâ, ona İsmail b. Abdulmelik, ona Ebû'z-Zübeyr, Câbir'in (ra) şöyle dediğini rivayet etmiştir: Biz Rasulullah (sav) ile beraber bir yolculuğa çıktık. (Yolculukta) Rasulullah (sav) görünmeyecek kadar uzaklaşmadıkça tuvalet ihtiyacını gidermezdi.
Bize Abbâs b. Abdulazîm el-'Anberî, ona Abdullah b. Kesîr b. Ca'fer, ona Kesîr b. Abdullah el-Müzenî, ona babası, ona dedesi, ona Bilal b. el-Hâris el-Müzenî'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasulullah (sav) tuvalet ihtiyacını gidermek istediği zaman uzaklaşırdı.
Bize Muhammed b. Yahyâ, ona Ebû'n-Nu'mân, ona Mehdî b. Meymûn, ona Muhammed b. Ebû Ya'kûb, ona el-Hasen b. Sa'd, ona Abdullah b. Ca'fer'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: Rasulullah (sav) tuvalet ihtiyacını gidereceği zaman daha çok hurma duvarı (veya sık hurma ağaçları) arasına saklanmayı tercih ederdi.
Bize Muhammed b. Akil B. Huveylid, ona Hafs b. Abdullah, ona İbrahim b. Tahman, ona Muhammed b. Zekvan,ona Ya'la b. Hakim, ona da Said b. Cübeyr, Abdullah b. Abbas’ın (r.anhüma) şöyle dediğini rivayet etti:: Rasulullah (sav) bir sefer ana yoldan çıkarak dağ yoluna girip gitti. Biraz sonra küçük abdestini bozdu. Abdestini bozarken (gözlere pek görünmemek ve yere yaklaşmak amacı ile bacaklarını o derece açtı ki) iki uyluk kemiği yerinden çıkar diye gerçekten ona acımıştım.
Bize Osman b. Ebu Şeybe ve İshak b. İbrahim, onlara Cerîr, ona Mansur, ona Salim b. Ebu Ca'd, ona da Enes b. Mâlik şöyle rivayet etti: (Bir defa) ben ve Rasulullah (sav) mescitten çıkıyorduk. Bize mescidin eşiğinde bir adam rastladı. Ey Allah’ın Rasulü (sav)! Kıyamet ne zaman kopacak? diye sordu. Rasulullah (sav) : "Sen onun için ne hazırladın?" dedi. Adam sanki tevazu göstererek Ey Allah’ın Rasulü! Ben onun için çok namaz, oruç ve sadaka hazırlamadım. Ancak ben Allah'ı ve Rasulü'nü severim, dedi. (Rasulullah) "O halde sen sevdiklerinle berabersin!" buyurdular.
Bana Harun b. Said el-Eylî ve Ahmed b. İsa, onlara İbn Vehb, ona Amr, ona Ubeydullah b. Ebu Cafer, ona Muhammed b. Cafer, ona da Urve b. Zübeyr'in naklettiğine göre Aişe şöyle demiştir: İnsanlar (Medine'nin dışında bulunan uzak) mahallelerden Cuma'ya gelirlerdi. (Kimi zaman yünlü) aba giyerler, toza bulanmış olurlar ve ter kokarlardı. Bir gün Hz. Peygamber (sav) benim yanımda iken bunlardan biri huzuruna geldiğinde Hz. Peygamber (sav) "Cuma'ya gelirken temizlenseniz ne güzel olur!" buyurdu.
Bize Muhammed b. Beşşâr, ona Muhammed b. Cafer; (T) Bize Ebu Bekr b. Nâfi' -hadis onun lafızlarıyla rivayet edilmiştir-, ona Gunder, ona Şu'be, ona Seleme b. Küheyl, ona Müslim el-Batîn, ona da Said b. Cübeyr'in rivayet ettiğine göre İbn Abbas şöyle demiştir: (İslam öncesinde kimi zaman) kadın(lar, ihram alacak paraları olmadığından) Ka'be'yi çıplak olarak tavaf ede(cek duruma düşe)rdi. Bu kadınlar "Bana ödünç tavaf elbisesi verecek olan yok mu ki şu avret mahallimi örteyim! Bugün öyle bir haldeyim ki avret mahallim kısmen yahut tamamen açıkta kalıyor. Açıkta kalan kısımlarına (bakılmasını) helal etmiyorum!" derdi. Bunun üzerine şu âyet-i kerîme nazil oldu: "Ey Âdemoğulları! Her mescitte zinetinizi takının (güzel ve temiz giyinin)!" (A'raf, 7/31)"
Bize Ebû Bekir b. Ebu Şeybe, ona İsmail b. Uleyye, ona Said b. Ebu Arûbe; (T) Bize Züheyr b. Harb ve İshak b. İbrahim, onlara Şebâbe b. Sevvâr, ona Şu'be; onların ikisine birden Katâde bu isnatla [Katâde'ye Salim b. Ebu'l-Ca'd, ona Ma'dân b. Ebu Talha, yukarıdaki hadisin] aynısını rivayet etti: [İlgili hadis: Hz. Ömer bir Cuma günü hutbeye çıktı ve bir konuşma yaptı. Hz. Peygamber'i (sav) ve Ebu Bekir'i andı. Sonra şöyle devam etti: Rüyamda sanki bir horozun beni üç kez gagaladığını gördüm. Bu olsa olsa benim ecelimin geldiğine işarettir. Bir kısım insanlar benden yerime halife atamamı istiyorlar. (Atamasam da) Allah dinini, hilafetini ve Peygamberi ile gönderdiği şeyleri zayi edecek değil ya! Eğer erkenden ölecek olursam hilafet işi Peygamber'in (sav) vefat ederken kendilerinden razı olduğu altı kişilik şu grubun kendi aralarındaki istişareleri ile belirlensin. Ben kesinlikle biliyorum ki benden sonra bazı kimseler bu işe karşı geleceklerdir. Oysa ben onları vaktiyle İslam'ı kabul edip (teslim olmaları, fitne çıkarmamaları için) kendi ellerimle dövmüştüm. Eğer böyle karşı çıkarlarsa bunlar kâfir ve sapıklardır. Sonra öyle inanıyorum ki ben, benden sonraya, Kelâleden (ölüp geride baba ya da oğul bırakmayan kimse) daha önemli bir mesele bırakmadım. Rasulullah'a (sav) Kelâle konusunda gidip geldiğim kadar başka hiçbir meselede gidip gelmedim. Rasulullah da (sav) cevap verirken başka hiçbir meselede bana bu kadar sert davranmadı. Hatta parmağı ile göğsümü dürterek bana “Ömer! Nisâ suresinin sonundaki, yazın inen ayet sana yetmiyor mu?” dedi. Yaşarsam bu konudaki hükmü öyle bir belirleyeceğim ki Kur'an'ı okuyan da okumayan da onunla hüküm verebilecek. Sonra Ömer şöyle devam etti: Allahım! Şehirlerdeki valiler hakkında seni şahit tutuyorum. Zira onları bu göreve getirirken tek maksadım şuydu: İnsanlara adil davransınlar, dinlerini ve Peygamber'in (sav) sünnetini öğretsinler, ganimeti aralarında pay etsinler, kendilerine zor gelen işleri bana havale etsinler. Sonra ey insanlar! Bence iğrenç olan iki bitkiyi, soğan ve sarımsağı yiyorsunuz. Bizzat gördüm ki Rasul-i Ekrem (sav) mescitte bir kimseden bunların kokusunu aldığı zaman emreder, onu mescitten çıkartıp Baki mezarlığına kadar gönderirdi. Her kim soğan sarımsak yerse onları pişirerek öldürsün (kokusunu etkisiz hale getirsin.)