5013 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Mahmud b. Gaylân, ona Ebu Davud, ona Şu'be, ona İbn Ebu Leylâ, ona Kardeşi İsa b. Abdurrahman, ona Abdurrahman b. Ebu Leyla, ona da Ebu Eyyub’un naklettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Biriniz hapşırdığı zaman Elhamdü lillâhi alâ külli hâl/Her halim için Allah'a (cc) hamd olsun” desin. Onun duasına karşılık verecek olan da “Yerhamükallah/Allah (cc) seni bağışlasın” desin. Hapşıran da buna mukabil “Yehdîkümüllahu ve yüslihu bâleküm/Allah (cc) sizi hidayetten ayırmasın ve halinizi ıslah eylesin” desin. Bize Muhammed b. Müsennâ, ona Muhammed b. Cafer, ona Şu'be, ona İbn Ebu Leylâ hadisin bir benzerini aynı isnadla nakletti. Tirmizi dedi ki: Şu'be bu hadisi bu şekilde, yani İbn Ebu Leyla’dan, o Eyyub’den, o da Rasulullah’tan (sav) nakletmiştir. İbn Ebu Leyla bazen karıştırdığı için bu hadisi kâh "Eyyub'den, o da Rasulullah'tan" diyerek kâh "Ali'den, o da Rasulullah'tan (sav)" diyerek naklederdi. (Tirmizi dedi ki:) Bize Muhammed b. Beşşâr ve Muhammed b. Yahyâ es-Sekafî el-Mervezî, onlara Yahya b. Said el-Kattân, ona İbn Ebu Leylâ, ona kardeşi İsa, ona Abdurrahman b. Ebu Leylâ, ona da Ali, Rasulullah’tan (sav) bu hadisin bir benzerini nakletmiştir.
Açıklama: İbn Ebu Leyla Muhammed b. Abdurrahman el-Ensârî - Daifü'l-hadis olmakla tenkid edilmektedir.
Bize Ali b. Muhammed, ona Vekî', ona İkrime b. Ammar, ona İyas b. Seleme b. Ekva', ona babası (Seleme b. Ekva'ın) naklettiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Aksırana üç defa 'yerhamukellah' (Allah sana merhamet etsin) denir. Bundan fazla aksırırsa o kişi nezle olmuş demektir."
Açıklama: İkrime b. Ammar b. Akabe İkrime b. Ammar el-Iclî, Saduk, hataları bulunmakla tenkid edilmiştir.
Bize Ebu Bekir b. Ebu Şeybe, ona Ali b. Müshir, ona İbn Ebu Leyla, ona İsa, ona Abdurrahman b. Ebu Leyla, ona da Hz. Ali'nin rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle demiştir: "Sizden biri aksırdığında 'Elhamdülillah' (Allah'a hamd olsun) desin. Yanında bulunanlar ona 'yerhamukallah' (Allah sana merhamet etsin) diye karşılık versin. O da onlara cevaben 'yehdikumullahu ve yuslihu bâlekum' (Allah size hidayet etsin, fikrinizi, kalbinizi ve halinizi ıslah etsin) desin."
Açıklama: İbn Ebu Leyla Muhammed b. Abdurrahman zaiful-hadistir.
Bize İbn Ebu Ömer, ona Süfyân, ona da Süleyman et-Teymî'nin rivayet ettiğine göre Enes b. Mâlik şöyle demiştir: İki adam, Hz. Peygamber'in (sav) yanında aksırdı. O da birine (yerhamükellah diyerek hayır ve bereket duası ile) karşılık verdi, ancak diğerine karşılık vermedi. Onun kendisine karşılık vermediği adam, "Yâ Rasulallah, bu adama karşılık verdiğiniz halde bana niye karşılık vermediniz?" dedi. Hz. Peygamber (sav) "Çünkü o Allah'a hamdetti, sen ise hamd etmedin" buyurdu. Ebu İsa (Tirmizi) şöyle demiştir: Bu hasen-sahih bir hadistir. Ebu Hureyre'den de merfu bir şekilde rivayet edilmiştir.
Bize Kasım b. Dinar el-Kûfî, ona İshâk b. Mansûr es-Selûlî el-Kûfî, ona Abdüsselam b. Harb, ona Ebu Halid Yezid b. Abdurrahman ed-Dâlânî, ona Ömer b. İshak b. Ebu Talha, ona annesi (Humeyde bt. Ubeyd), ona da babası (Ubeyd b. Rifâa)'nın naklettiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Aksırana üç defa (yerhamükellah/Allah sana merhamet eylesin! duasıyla) karşılık verilir. Eğer üçten fazla aksırırsa dilersen karşılık ver, dilersen karşılık verme." Ebu İsa şöyle demiştir: Bu hadis garîbdir ve onun isnâdı meçhûldür.
Bize Adem b. Ebu İyas, ona Şube, ona Süleyman et-Teymî, ona da Enes b. Malik (ra) şöyle rivayet etmiştir: İki adam Rasulullah'ın (sav) yanında aksırdılar. Bunun üzerine Rasulullah (sav) bunlardan birisine "Yerhamükallah (Allah sana merhamet eylesin)" diye dua etti. Diğerine ise böyle bir duada bulunmadı. Kendisine dua edilmeyen adam Rasulullah'a (sav) "arkadaşıma dua ettiniz fakat neden bana dua etmediniz?" diye sorduğunda Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: "O Allah'a hamd etti (ben de ona dua ettim). Sen ise hamd etmedin (bu sebeple sana dua etmedim)."
Bize Kuteybe, ona Rifâa b. Yahya b. Abdullah b. Rifâa b. Râfi', ona babasının amcası Muaz b. Rifâa b. Râfi', ona da babası (Rifâa b. Râfi') şöyle demiştir: "Birgün Rasulullah'ın (sav) arkasında namaz kılarken aksırdım. Sonra da "Elhamdü lillahi hamden kesîran tayyiben mübâreken fîh mübareken aleyh kemâ yuhıbbü Rabbünâ ve yerdâ (En çok, en güzel, en bereketli ve Rabbimizin sevdiği, razı olduğu gibi hamd Allah’a mahsustur)" dedim. Rasulullah (sav) namazı kılıp bitirince: "Namazda konuşan kimdi?" buyurdu. Kimse bir şey söylemedi. Sonra ikinci kez "Namazda konuşan kimdi?" diye sordu. Bunun üzerine "Benim Ey Allah'ın Rasulü!" dedim. Rasulullah (sav) "Nasıl demiştin, bir daha de bakayım?" buyurdu. Ben de: “Elhamdü lillahi hamden kesîran tayyiben mübâreken fîh mübareken aleyh kema yuhıbbu Rabbunâ ve yerdâ (En çok, en güzel, en bereketli ve Rabbimizin sevdiği, razı olduğu gibi hamd Allah’a mahsustur), dedim" diye söyledim. Bunun üzerine Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: "Canımı elinde tutan Allah'a and olsun ki, otuzdan fazla melek bu duayı (Allah katına) hangisi önce çıkaracak diye yarıştılar!"
Bize Ebu Bekir b. Ebu Şeybe, ona Yezid b. Harun, ona da Süleyman et-Teymî'nin rivayet ettiğine göre Enes b. Malik şöyle demiştir: Hz. Peygamber'in (sav) yanında iki adam aksırdı. Hz. Peygamber (sav) birine 'yerhamükellah' (Allah sana merhamet etsin) dediği halde diğerine demedi. Bunun üzerine 'Ey Allah'ın Rasulü! Yanınızda iki adam aksırdı birine yerhamükellah dediğiniz halde diğerine niçin demediniz?' diye soruldu. Hz. Peygamber şöyle cevap verdi: '(Yerhamükellah dediğim) bu adam (aksırdıktan sonra) Allah'a hamd etti, diğeri ise Allah'a hamd etmedi."
Bize Ebu Bekir İbn Ebu Şeybe, ona Abdullah b. İdris, ona Davud, ona da Şa'bî'nin rivayet ettiğine göre Ebû Cebira b. Dahhâk (ra) şöyle demiştir: "Birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayınız" (Hucurat, 49/11) âyeti biz Ensâr hakkında indi. Hz. Peygamber (sav) bize (yani Medine'ye) geldi. O zaman bizim her birimizin iki veya üç adı vardı. Hz. Peygamber (sav) bazen bu adları kullanarak insanlara hitap ederdi de kendisine 'Ey Allah'ın Rasulü! O adam bu isimle çağırılmaktan hoşlanmaz' diye söylenirdi. Bunun üzerine 'birbirinizi kötü lakaplarIa çağırmayınız' ayeti indi."
Bize Harun b. İshak el-Hemdânî, ona Abde, ona Hişâm b. Urve, ona babası (Urve b. Zübeyr), ona da Abdullah b. Zem'a şöyle rivayet etmiştir: Nebî'yi (sav), bir gün (Semud kavminin) deve(sinden) ve onu boğazlayan(dan) bahsederken dinledim. Hz. Peygamber (sav), "Hani onların en azgınları ileri atılıverdi" (Şems, 91/12) ayetini okuyup "kavmi içinde kaba, önde gelen ve Ebu Zem'a gibi kuvvetli bir adam atılıverdi" buyurdu. Sonra kadınlardan şöyle bahsetti: "Ne zamana kadar köle döver gibi karılarınızı döveceksiniz, üstelik bazen de akşam olunca onlarla yatıyorsunuz?" buyurdu. Daha sonra (cemaate) yellenmekten dolayı gülmemek gerektiği hususunda vaazda bulunup "Kendiniz de aynısını yaptığınız bir şeye ne diye gülüp duruyorsunuz?" buyurdu. Ebu İsa (Tirmizi) şöyle demiştir: Bu, hasen-sahih bir hadistir.