5013 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Ebu Bekir b. Ebu Şeybe, ona Yezid b. Harun, ona Hişam, ona Hasan, ona Cabir, Hz. Peygamber'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: “Yol güzergahında konaklamayın, oraya hacetinizi gidermeyin.”
Açıklama: Hadiste Hz. Peygamber, yol/cadde kavramını kullanarak, bunların sosyal hayatın ortak kullanım alanlarından biri olduğuna dikkat çekmek istemiştir. Bugün de özellikle kent hayatında binlerce bireyin kullandığı yol ve caddelerin temizliği, toplumsal hayatın nezihliğini gösterir niteliktedir.
Bana Yahya b. Yahya,ona Malik (b. Enes), ona da İshak b. Abdullah b. Ebu Talha, Râfi' b. İshak Mevla Âli Şifa (bt. Abdurrahman) (kendisine Mevlâ Âli Ebu Talha da denilir), Mısır'da Rasulullah'ın (sav) sahabisinden Ebu Eyyub el-Ensarî şöyle söylediğini rivayet etmiştir: "İnanın ki şu tuvaletleri ne yapacağımı bilmiyorum! Çünkü Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: "Herhangi biriniz tuvalete gittiğinde önünü veya arkasını kıbleye karşı döndürmesin."
Bize Muhammed b. İsmail b. İbrahim (b. Uleyye), ona Said b. Amir, ona Hemmâm (b. Yahya), ona İbn Cüreyc, ona da İbn Şihab ez-Zührî , Enes b. Malik’in (ra) şöyle dediğini rivayet etti: 'Rasulullah (sav) tuvalete girmek üzereyken üzerinde Muhammed Rasulullah yazılı olan mührünü (yüzüğünü) çıkarırdı.'
Bize Ali b. Muhammed, ona Vekî', ona Süfyan, ona İbn Cüreyc, ona İbn Mînâ, ona da Cevzân, Rasulullah'ın (sav) şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Her kime bir din kardeşi mazeret beyan eder de (bu mazereti) kabul etmezse, (tüccardan haksız yere para alan) vergi toplayıcısının günahı gibi günah kazanmış olur". Bize Muhammed b. İsmail, ona Vekî', ona Süfyân, ona İbn Cüreyc, ona Abbâs b. Abdurrahman -b. Minâ-, ona Cevzân, Hz. Peygamber'den (sav) benzer bir hadisi rivayet etmiştir.
Bize Ya'lâ b. Ubeyd, ona Muhammed b. Amr, ona da Ebu Seleme (b. Abdurrahman), Muğîre b. Şube’in (ra) şöyle dediğini rivayet etti: Yolculuklarının birinde Rasulullah'la (sav) birlikteydim. Rasulullah (sav) yolculuk sırasında tuvalet ihtiyacı için (insanlardan) uzağa giderdi.
İmam Malik'in "belağ/bana ulaştı" sîgasıyla naklettiğine göre İsa b. Meryem (as) şöyle diyordu: Allah'ı anmaksızın çok konuşmayın. Yoksa kalpleriniz katılaşır. Katı bir kalp ise Allah'tan uzaktır, fakat siz bilmezsiniz. İnsanların günahlarını -sanki Rab sizmişsiniz gibi- gözetlemeyiniz. (Efendilerinin duyacağından endişe eden) kölelermişsiniz gibi kendi günahlarınıza bakınız. Zira bazı insanlar (günahlara) dûçar olur ve bazıları da onlardan kurtulur. Belâya uğrayanlara acıyın. Afiyetten dolayı da Allah'a hamd edin.
Bize Kuteybe b. Saîd, ona Leys (T) Bize Muhammed b. Rumh, ona Leys, ona Yezîd b. Ebu Habîb, ona da Ebu'l-Hayr'ın rivayet ettiğine göre Ukbe b. Âmir (ra) şöyle demiştir: "Ey Allah'ın Rasulü! Sen bizi bazı topluluklara gönderiyorsun, biz de onlara misafir oluyoruz. Ama bize ikramda bulunmuyorlar. Bunun hakkında ne buyurursunuz?" diye sorduk. Rasulullah (sav), bize "Bir topluluğa misafir olduğunuzda size misafire verilmesi gereken şeyleri verirlerse bunu kabul edin. Eğer bunu yapmazlarsa onlardan kendilerine gereken misafir hakkını alın." diye cevap verdi.
Bana Yahya, ona Malik, ona Musa b. Ukbe, ona da Abdurrahman b. Zeyd el-Ensarî'nin rivayet ettiğine göre Enes b. Malik, Irak'tan dönmüştü. Ebu Talha ve Übey b. Ka'b onun yanına girdiler. Enes onlara ateşte pişirilmiş yemek ikram etti. Hep birlikte yemekten yediler. Ardından Enes, kalkıp abdest aldı. Ebu Talha ve Übey b. Ka'b "Ey Enes! (Ateşte pişirilmiş yemek yedikten sonra abdest almak) Iraklılar'ın bir uygulaması mıdır?" diye sordu. Bunun üzerine Enes, "Keşke abdest almasaydım." dedi. Ebu Talha ve Übey b. Ka'b abdest almaksızın namazlarını kıldılar.
Bana Yahya, ona Malik, ona Musa b. Ukbe, ona da Abdurrahman b. Zeyd el-Ensârî'nin rivayet ettiğine göre Enes b. Mâlik, Irak'tan dönmüştü. Ebu Talha ve Übey b. Ka'b onun yanına girdiler. Enes, onlara ateşte pişirilmiş yemek ikram etti. Hep birlikte yemekten yediler. Ardından Enes kalkıp abdest aldı. Ebu Talha ve Übey b. Ka'b "Ey Enes! (Ateşte pişirilmiş yemek yedikten sonra abdest almak) Iraklılar'ın bir uygulaması mıdır?" diye sordu. Bunun üzerine Enes, "Keşke abdest almasaydım." dedi. Ebu Talha ve Übey b. Ka'b abdest almaksızın namazlarını kıldılar.
Bize Züheyr b. Harb ve İshak b. İbrahim, onlara Cerir, -Züheyr burada 'haddesenâ Cerir' lafzını kullandı-, ona Mansur, ona da İbrahim'in naklettiğine göre Esved şöyle demiştir: Hz. Aişe Mina'dayken yanına Kureyşli bir kaç genç geldi. Bu gençler gülüşüyorlardı. Hz. Aişe 'Neden gülüyorsunuz?' dedi. Onlar, 'Fülan kişi çadırın ipine takılıp düştü. Neredeyse boynu kırılacaktı (veya gözü çıkacaktı)' dediler. Hz. Aişe, 'Gülmeyin (alay etmeyin), çünkü ben Hz. Peygamber'in (sav) şöyle buyurduğunu işittim: 'Bir müslümanın ayağına bir diken batsa (yahut) daha büyük bir musibete düçar olsa, muhakkak onun derecesi bir derece yükseltilir ve kendisinin bir günahı silinir!'