235 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Kuteybe (b. Said), ona Abdülvâris b. Said, ona da Abdülaziz b. Suheyb şöyle demiştir: 'Ben ve Sabit, Enes b. Malik’in huzuruna girdik. Sabit 'Ey Ebu Hamza! Ben hastalandım' dedi. Bunun üzerine Enes, 'Ben sana Rasulullah’ın (sav) rukyesiyle (okuduğu dualarla) rukye yapayım mı?' dedi. Sabit “Evet yap” cevabını verdi. Enes de şu duayı okudu: “Ey insanların Rabbi! Ey Rahatsızlığı gideren! Şifa ver! Şifa veren yalnız sensin. Senin şifandan başka şifa yoktur. O şifa hiçbir hastalık izi bırakmasın.” Tirmizî dedi ki: Bu konuda Enes ve Aişe'den de hadis rivayet edilmiştir. Ebu İsa dedi ki: Ebu Said hadisi hasen sahihtir. Bu hadis hakkında Ebu Zür'a'ya: Abdulaziz'in, Ebu Nadre'den ve Ebu Said'den rivayeti mi yoksa Abdulaziz'in, Enes'den rivayeti mi daha sahihtir, diye sordum. Bunun üzerine: İkisi de sahihtir, dedi. Yine bu hadisi Abdussamed b. Abdulvâris, babasından, o Abdulaziz b. Suheyb’den, o Ebu Nadre'den, o Ebu Said'den, o Abdulaziz b. Suheyb'den o da Enes'den rivayet etmiştir.
Bize Muhammed b. Beşşâr, ona Ebu Amir el-Akdî, ona Züheyr -b. Muhammed-, ona Abdullah b. Muhammed b. Akîl, ona da Muâz b. Rifâa, babasının şöyle dediğini rivayet etti: Ebubekir es-Sıddık, minber üzerinde ayağa kalktı, ağladı ve şöyle dedi: 'Rasulullah (sav), hicretin ilk yılı bu minber üzerinde ayağa kalkıp ağladı ve şöyle buyurdu: "Allah’tan affedilmeyi ve afiyet içerisinde olmayı isteyiniz. Çünkü hiç kimseye imandan sonra afiyetten daha hayırlı bir şey verilmedi." (Tirmizî) şöyle dedi: Ebubekir'den (ra) rivayet edilen bu hadis bu isnadıyla gariptir [ferd-i nisbidir].
Bize Muhammed b. Müsennâ, ona Muhammed b. Cafer, ona Şu’be, ona Amr b. Mürra, ona Abdullah b. Seleme’nin naklettiğine göre Ali [ra] şöyle demiştir: Ben rahatsızlandım, Rasulullah (sav) bana uğradı. O esnada 'Allah’ım ecelim geldi ise canımı alarak beni rahatlat. Eğer ecelim sonra gelecek ise beni (bu hastalıktan kurtar ve) ayağa kaldır. Eğer bu benim bir imtihanım ise bana sabır ver.” diye dua ediyordum. Bunun üzerine Rasulullah (sav) “Nasıl dua ettin?” dedi. (Ravi) Dedi ki: Ali [ra] söylediklerini Rasulullah’a (sav) tekrarladı. Bunun üzerine Rasulullah (sav) ayağı ile onu dürttü ve “Allah’ım, ona afiyet ver -yahut da şifa ver-” diye dua etti.” Burada şüphe eden Şu’be’dir. Ali [ra] dedi ki: 'Bir daha o hastalığa hiç tutulmadım.' Ebu İsa şöyle dedi: Bu hadis hasen-sahihtir.
Bize Abdülvaris b. Abdussamed, ona babası [Abdussamed b. Abdulvâris], ona da Muhammed b. Salim, Sabit [b. Eslem] el-Bünanî'nin (kendisine) şöyle dediğini rivayet etti: 'Ey Muhammed [b. Salim]! Bir yerin ağrıdığında elini ağrının olduğu yere bırak ve şöyle dua et: 'Bismillâh! Bu ağrım sebebiyle çektiğim ızdırabın şerrinden Allah’ın güç ve kudretine sığınırım. Sonra elini (ordan) kaldır. Sonra aynı şeyi tek sayılı [üç-beş defa] olarak tekrar et. Çünkü Enes b. Malik, "Rasulullah'ın (sav) bu şekilde buyurduğunu" bize rivayet etti.' (Tirmizî): Bu isnadla bu hadis hasen-garibtir. Muhammed b. Sâlim, Basralı bir hadis alimidir.
Bize Ebubekir b. Ebu Şeybe, ona Süfyan [b. Uyeyne], ona Abdurabbih [b. Said], ona Amra [bt. Abdurrahman], ona da Aişe şöyle rivayet etmiştir: Nebi (sav) [şehadet] parmağına biraz tükürüğünü bulaştırarak hastaya şöyle derdi: "Allah'ın ismiyle, şu birimizin tükürüğü ile karışmış beldemizin toprağıdır. Rabbimizin izniyle, bununla hastamıza şifa olması niyetiyle."
Bize Ebu Küreyb, ona Ebu Üsame (T) Bize İshak b. İbrahim, ona İsa b. Yunus, onlara Hişam şu isnadla [babası, ona da Aişe (r.anha)] lafız olarak benzerini [Rasulullah (sav) (şifa amacıyla hastaya) şu rukyeyi okurmuş : "Ey insanların Rabbi! Rahatsızlığı gider. Şifa senin elindedir. Onu senden başka çözecek (giderecek) yoktur."] rivayet etti.
Bize Ebu Bekr b. Ebu Şeybe ile Ebu Küreyb -lafız Ebu Küreyb'e aittir- o ikisine İbn Nümeyr, ona Hişam, ona babası, o da Aişe'nin (r.anha) rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) (şifa amacıyla hastaya) şu rukyeyi okurmuş : "Ey insanların Rabbi! Rahatsızlığı gider. Şifa senin elindedir. Onu senden başka çözecek (giderecek) yoktur."
Bize Ebubekir b. Ebu Şeybe, Züheyr b. Harb ve İbn Ebu Ömer - hadisin lafzı İbn Ömer'e aittir-, ona Süfyan (b. Uyeyne), ona Abdurabbih b. Said, ona Amra (bt. Abdurrahman), ona da Aişe’nin (r.anha) rivayet ettiğine göre; Rasulullah (sav) birisi herhangi bir yerinden rahatsızlığını ifade ettiğinde yahut o şahısta yara veya yaralanma bulunduğunda (Peygamber sav) parmağı ile şöyle yapardı: Süfyan b. Uyeyne, şehâdet parmağını yere değdirip kaldırdı. "Allah'ın adıyla! Şu birimizin tükürüğü ile karışmış beldemizin toprağıdır. Rabbimizin izniyle, bununla hastamız şifalanır." İbn Ebu Şeybe, 'يُشْفَى /şifalanır'; Züheyr ise, ' لِيُشْفَى سَقِيمُنَا /hastamızın şifa olması için' şeklinde rivayet ettiler.
Bize Ebubekir b. Ebu Şeybe, Züheyr b. Harb ve İbn Ebu Ömer - hadisin lafzı İbn Ömer'e aittir-, ona Süfyan (b. Uyeyne), ona Abdurabbih b. Said, ona Amra (bt. Abdurrahman), ona da Aişe’nin (r.anha) rivayet ettiğine göre; Rasulullah (sav) birisi herhangi bir yerinden rahatsızlığını ifade ettiğinde yahut o şahısta yara veya yaralanma bulunduğunda (Peygamber sav) parmağı ile şöyle yapardı: Süfyan b. Uyeyne, şehâdet parmağını yere değdirip kaldırdı. "Allah'ın adıyla! Şu birimizin tükürüğü ile karışmış beldemizin toprağıdır. Rabbimizin izniyle, bununla hastamız şifalanır." İbn Ebu Şeybe, 'يُشْفَى /şifalanır'; Züheyr ise, ' لِيُشْفَى سَقِيمُنَا /hastamızın şifa olması için' şeklinde rivayet ettiler.
Bize Kuteybe b. Said, ona Hatim b. İsmail, ona Ca'd b. Abdurrahman, ona da Saib b. Yezid şöyle rivayet etti: Teyzem beni Peygamber'e (sav) götürdü ve 'Ey Allah’ın Rasulü! kız kardeşimin oğlunun ağrısı var (rahatsız)' dedi. "Bunun üzerine O (sav) başımı sıvazladı ve benim için bereket dua buyurdu. Sonra Rasulullah (sav) abdest aldı; ben de abdest aldığı sudan geriye kalanı içtim ve O'nun (sav) ardına durdum ve iki küreği arasındaki Peygamberlik mührüne baktım, keklik yumurtası büyüklüğündeydi." Ebu İsa dedi ki; Zirr: (Keklik) yumurtası demektir. Ebu İsa dedi ki; Bu konuda Selman, Kurre b. İyas el-Müzeni, Câbir b. Semure, Ebu Rimse, Büreyde el-Eslemi, Abdullah b. Sercis Amr b. Ahtab ve Ebu Saîd’den de hadis rivâyet edilmiştir. Bu isnadıyla hadis, hasen-sahih-garibtir.