2205 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Abdurrahmân b. İbrâhîm, ona el-Velîd b. Müslîm, ona el-Evzâî, ona Yahyâ b. Ebû Kesîr, ona Muhammed b. İbrâhîm, ona Şakîk b. Seleme, ona Osmân b. Affân'ın azadlısı Humrân (ra) rivayet etmiştir: Osmân b. Affân'ı Mekâid'de otururken gördüm, abdest suyu istedi ve abdest aldı. Sonra da 'Ben Rasulullah'ı (sav) benim oturduğum yerde benim abdest aldığım gibi abdest alırken gördüm' dedi ve "Kim benim aldığım gibi abdest alırsa işlemiş olduğu günahları bağışlanır" dedi. Rasulullah (sav) : "Sakın kibirlenmeyin" buyurdu. (Bize bu hadis Hişâm b. Ammâr, ona Abdulhamid b. Habib, ona Evzâî, ona Yahya, ona Muhammed b. İbrâhîm, ona Îsâ b. Talhâ, ona Humrân ve ona Osman'dan (ra) da rivayet edilmiştir.)
Açıklama: Mekâid'in mescid anlamına geldiği de kabul edilmektedir. Bununla birlikte Hz. Osman'ın evinin yanındaki bir dükkan olduğu da ileri sürülmüştür. Ayrıca mescidin yakınında ihtiyaçlar için oturmaya tahsis edilmiş bir yer olduğu da belirtilmiştir. (Bk. Sindî, Hâşiyetü's-Sindî alâ Süneni İbn Mâce, I, 123)
Bize Muhammed b. Rumh, ona el-Leys b. Sa'd, ona Ebû'z-Zübeyr, ona Süfyan b. Abdullah, ona -zannederim- Asım b. Süfyan es-Sekafî şöyle rivâyet etti: "Ashâb, Selasil gazvesine gitmişlerdi, ancak savaş vuku bulmamıştı. Bir süre orada beklediler. Sonra halife Muâviye'nin yanına döndüler. O sırada Muâviye'nin yanında Ebû Eyyub ile Ukbe b. Amir de bulunuyordu. Asım şöyle dedi: "- Ey Ebû Eyyub! Bu yıl savaşa katılamadık. Bize bildirildiğine göre dört mescidde namaz kılanın günahı bağışlanırmış." Ebû Eyyub şu cevabı verdi: "- Ey kardeşimin oğlu! Seni bundan çok daha kolay bir hayra yönlendireyim: Ben Rasûlullah'ı (sav) 'Kim emredildiği şekilde abdestini alır ve yine emredildiği şekilde namazını kılarsa daha önce işlemiş olduğu günahları bağışlanır' buyurduğunu işitmiştim." Sonra Ebû Eyyub; "- Öyle değil mi ey Ukbe!" deyince Ukbe de; "- Evet gerçekten öyle" diye karşılık verdi.
Açıklama: Hadist geçen "فرابطوا" kelimesi "Savaşa katılamadıklarından dolayı kaçırdıkları sevabı elde etmek amacıyla ibadet ve taatte bulundular." şeklinde de çevrilebilir. Ancak hadisin devamındaki ifadeler, kaçırılan sevabı telafi etme çabasının Muaviye'nin yanına geldikten sonra ortaya çıktığını ihsas ettirmektedir. Bu sebeple söz konusu kelime "Düşman ordusunun geçiş güzergahında bir süre gizlendiler" anlamındadır. el-Vellevî'nin izahı da bu mana takdirini desteklemektedir. Bk. el-Vellevî, Zahîretu'l-ukbâ, III, 365.
Bize Muhammed b. Rumh, ona el-Leys b. Sa’d, ona Ebû’z-Zübeyr, ona -zannederim- Süfyan b. Abdullah, ona da Asım b. Süfyan es-Sakafî rivâyet etti: "Müslümanlar, Selâsil gazasına çıkmışlardı, ancak savaş vuku bulmadı. Ordu bir müddet orada bekledikten sonra halife Muâviye’nin (ra) yanına döndüler. O sırada Muâviye'nin yanında Ebû Eyyub (ra) ile Ukbe b. Âmir (ra) de vardı. Asım; “- Ey Ebû Eyyub! Bu yıl gazadan mahrum kaldık. Bize, 'Dört mescitte namaz kılanın günahı af olunur' diye haber verilmişti” dedi. Ebû Eyyub cevaben; “- Ey kardeşimin oğlu, sana bundan daha kolayını sana söyleyeyim mi? Ben Rasûlullah’ın (sav) şöyle buyurduğunu işittim" dedi: “Emredildiği gibi abdest alan ve emrolunduğu gibi namazı kılanın daha önceki işlediği günahları bağışlanır." Ebû Eyyub, yanında bulunan Ukbe'ye dönerek; "- Öyle değil mi, ya Ukbe?” diye sordu. O da; “- Evet” diye karşılık verdi.