2205 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize İsmail b. Musa el–Kûfî ile Hennâd ve Muhammed b. Ubeyd el-Muharibî birbirine yakın lafızlarla aynı mana birliği içinde, onlara Abdüsselam b. Harb el-Mülâî, ona Ebû Halide ed-Dâlânî, ona Katade, ona da Ebû’l-Âliye'nin İbn Abbas’tan rivayet ettiğine göre; İbn Abbas bir gün Rasûlullah’ın (sav) secde ederken horlayacak ve üfürme sesi çıkaracak kadar uyukladığını, sonra kalkıp namaza devam ettiğini görmüş ve ona şöyle demişti: "- Ey Allah'ın Rasûlü, sen gerçekten uyuklamıştın." dedim. Bunun üzerine Rasûl-i Ekrem (sav), "- Abdest ancak yan yatarak uyuyana gerekir. Çünkü kişi yan yattığı zaman mafsalları gevşer" dedi. Ebû İsa dedi ki: Hadisin ravilerinden Ebû Halid’in adı Yezid b. Abdurrahman’dır. Bu konuda Hz. Âişe, İbn Mes’ud ve Ebû Hureyre’den de hadis rivayet edilmiştir.
Bize Amr b. Ali ve İsmail b. Mes'ûd, onlara Yezîd b. Zurey', ona Şu'be, ona Asım, ona Zirr, ona da Safvan b. Assâl (ra) şöyle demiştir: "Rasûlullah (sav) ile birlikte bir seferde idik, bize büyük ve küçük abdest ile uykudan dolayı mestlerimizi üç gün çıkarmamamızı emretti, yalnız cünüplük hâlini hariç tuttu."
Bize Muhammed b. Abdül'a'lâ, ona Halid, ona Şu'be, ona Asım, ona Zirr b. Hubeyş şöyle rivayet etmiştir: Bir gün Safvan b. Assâl adında bir adama gittim, kapısının önüne oturdum. Dışarı çıktı ve, "- Ne istiyorsun?" dedi. "- İlim öğrenmek istiyorum" dedim. "- Melekler, ilim öğrenmek isteyenin bu niyetinden hoşnut oldukları için onun üzerine kanatlarını gererler" dedi, sonra da, "- Ne öğrenmek istiyorsun?" diye sordu. "- Mestin hükmünü öğrenmek istiyorum" dedim. Bunun üzerine şöyle dedi: "- Rasûlullah (sav) ile birlikte bir seferde idik, bize küçük ve büyük abdest ile uykudan dolayı mestlerimizi üç gün çıkarmamamızı emretti, yalnız cünüplük hâlini hariç tuttu."
Bize Harun b. Abdullah, ona Ma'n, ona Malik rivâyet etti. (T) Yine bize el-Hâris b. Miskîn -ona okunuyor, ben de dinliyordum-, ona İbnu'l-Kasım, ona Malik, ona Abdullah b. Ebî Bekir (b. Muhammed) b. Amr b. Hazm, ona da Urve b. Zübeyr şöyle rivâyet etmiştir: "Mervan b. el-Hakem’in yanına gitmiştim. Abdest konularından konuşuyorduk. Mervan, "- Tenasül organına dokunmaktan dolayı abdest almak gerekir" dedi. Ben de, "- Bu konuyu bilmiyorum" dedim. Bunun üzerine Mervan bana şöyle dedi: "- Büsre bint Safvân bana, Rasûlullah'tan (sav), 'Biriniz tenasül organına dokunduğunda abdest alsın' sözünü duyduğunu haber verdi."
Bize Ahmed b. Muhammed b. el-Muğîre, ona Osman b. Saîd, ona Şuayb, ona ez-Zührî, ona Abdullah b. Ebî Bekir b. Amr b. Hazm, ona da Urve b. Zübeyr şunu rivayet etmiştir: "Mervan, Medine valisi iken, eliyle cinsel organına dokunan kimsenin abdest alması gerektiğini söylemişti. Ben de bunu kabul etmeyip, 'Cinsel organına dokunan kimsenin abdest alması gerekmez' dedim. Bunun üzerine Mervân şöyle dedi: "Büsre bint Safvân, Rasûlullah'tan (sav) abdest almayı gerektiren şeyleri zikrettiğini, bu arada da 'Cinsel organına dokunmakla abdest almak gerekir' sözünü duyduğunu bana haber verdi. Urve şöyle dedi: "Mervan, muhafızlarından birini çağırarak kendisini Büsre’ye gönderip Mervan'a naklettiği bu hadisi sormasını sağlayıncaya kadar onunla tartışmaya devam ettim. Büsre de, Mervan'ın bana rivâyet etmiş olduğu hadîsin aynısını gönderdi."
Bize Hennâd, ona Abde, ona Muhammed b. İshak, ona Muhammed b. Cafer b. ez-Zübeyr, ona Ubeydullah b. Abdullah b. Ömer, ona da İbn Ömer şöyle anlatmış: "“Hz. Peygamber’e, ehlî ve yabanî hayvanların dolaştığı çölde bulunan suyun durumu soruldu. Rasûlullah (sav) şöyle buyurdu: "Su iki kule (fıçı) miktarına ulaşırsa, pislik tutmaz." Abde, Muhammed b. İshâk’ın şöyle söylediğini aktarıyor: Kulle, büyük su küplerine ve su içilen değişik kaplara denir. Ebû İsa şöyle dedi: Bu, Şâfiî, Ahmed ve İshâk’ın da görüşleridir, onlar olup şöyle derler: "Su, iki kulle miktarı olursa tadı, rengi ve kokusu değişmediği sürece o suyu hiçbir şey necis yapmaz. Bu miktar yaklaşık olarak beş kırba (tulum) kadardır."
Açıklama: Kulle, Araplar arasında marûf ve ortalama 200 litre alan küp şeklinde bir kaptır. İki kule de ortalama 400 litre demektir. Bu rivâyette suya necasetin bulaşması hâli değil, yırtıcı hayvanların içtiği suların artığı sorulmaktadır. Zira hadîste, ehlî ve yabanî hayvanların dolaştığı çöldeki sudan söz edilmektedir. Bu rivâyeti delil kabul eden Şâfiîler’e göre; iki kulle miktarındaki su, çok su hükmündedir, dolayısıyla rengi, kokusu veya tadı bozulmadıkça temizdir. Suyun miktarı daha az olduğu takdirde, rengi, tadı ve kokusu değişmese de pis sayılır. Hanefîler ise durgun sular konusunda büyük havuz diye bir ölçüyü esas alırlar. Büyük havuzdan maksat da, bir tarafı dalgalandığında bu dalgaların karşı tarafa ulaşmayacak derecede geniş olan havuzdur. Bu havuzun tanımı konusunda farklı görüşler olmakla birlikte, sathı 7x7 metre olmak üzere yaklaşık 50 m2’lik bir alana sahip olan havuz tanımı daha çok kabul görür. Derinliği konusunda da bir karış, bir arşın, su avuçlandığında dibi görünmeyecek kadar olan havuz diye farklı şeyler söylenmiştir. Akan su konusunda ise ihtilaf yoktur; su az veya çok olsa da, rengi, tadı veya kokusu değişmemişse akan su temiz sayılır. Suyun temiz olup olmadığı konusunda teknik imkânların bulunmadığı yerlerde insanın kanâatini, yegâne belirleyici unsur olarak kabul etmekten başka çare yoktur.
Bize Amr b. Ali, ona Yahya b. Saîd, ona Şu’be, ona Abdullah b. Abdullah b. Cebr, ona da Enes b. Malik (ra), Rasûlullah'ın (sav) bir mekkûk su ile abdest aldığını, beş mekkûk su ile de guslettiğini, söyledi.
Açıklama: Mekkûk, ortası geniş üstü dar bir su kabının adıdır. Bunun takriben dört-beş litre civarında su aldığı kaynaklarda zikredilmiş ise de Hz. Peygamber’in kullandığı belirtilen bu suyun miktarı standart değildir, bu miktar yaklaşık ve tahminî ifadelerle belirtilmektedir.
Bize Harun b. İshak el-Kûfî, ona Abde b. Süleyman, ona Saîd, ona Katâde, ona Safiyye bint. Şeybe, ona da Hz. Âişe’nin (ra) rivayet ettiğine göre; “Rasûlullah (sav) bir müd su ile abdest alır bir sa’ kadar su ile de guslederdi.”
Açıklama: Müd, yaklaşık dört litredir. Sa' da, üç buçuk litre civarındadır.
Bize Ebû Bekir b. İshak, ona el-Hasan b. Musa, ona Şeybân, ona Katâde, ona el-Hasan, ona annesi, ona da Hz. Âişe’nin (ra) rivayet ettiğine göre, “Rasûlullah (sav) bir müd su ile abdest alır bir sa’ su ile de guslederdi.”
Bize Muhammed b. Abdullah b. Abdulhakem, ona Şuayb, ona el-Leys, ona Halid, ona İbn Ebî Hilal, ona Mahreme b. Süleyman, ona da İbn Abbas'ın âzatlısı Küreyb şöyle anlatıyor: Abdullah b. Abbas’a (ra) Rasûlullah'ın (sav) gece namazını sormuştum. O da, Rasûlullah'ın (sav) geceleyin vitirle birlikte on bir rekât namaz kıldığını sonra yatıp derin bir uykuya daldığını, hatta horladığını, Bilal'in (ra) gelip, "Ey Allah’ın Rasûlü namaz vakti geldi" dediğinde yeniden abdest almaksızın kalkıp iki rekât namaz kıldığını, sonra insanlara namaz kıldırdığını haber verdi.