Öneri Formu
Hadis Id, No:
250728, NS008730
Hadis:
8730 - أَخْبَرَنَا مُوسَى بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْكُوفِيُّ قَالَ: حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ بُرَيْدِ وَهُوَ ابْنُ عَبْدِ اللهِ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ قَالَ: لَمَّا جَاءَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مِنْ حُنَيْنٍ بَعَثَ أَبَا عَامِرٍ عَلَى جَيْشٍ إِلَى أَوْطَاسٍ فَلَقِيَ ابْنَ الصِّمَّةِ فَقُتِلَ، وَهَزَمَ اللهُ أَصْحَابَهُ قَالَ أَبُو مُوسَى: فَرُمِيَ أَبُو عَامِرٍ فِي رُكْبَتِهِ رَمَاهُ رَجُلٌ مِنْ بَنِي جُشَمٍ بِسَهْمٍ فَأَثْبَتَهُ فِي رُكْبَتِهِ، فَانْتَهَيْتُ إِلَيْهِ فَقُلْتُ: يَا عَمُّ «مَنْ رَمَاكَ؟، فَأَشَارَ أَبُو عَامِرٍ إِلَى أَبِي مُوسَى» فَقَالَ: «إِنَّ ذَاكَ قَاتِلِي، تَرَاهُ ذَلِكَ الَّذِي رَمَانِي» قَالَ أَبُو مُوسَى: «فَقَصَدْتُ إِلَيْهِ فَاعْتَمَدْتُهُ فَلَحِقْتُهُ، فَلَمَّا رَآنِي وَلَّى عَنَى ذَاهِبًا، فَاتَّبَعْتُهُ» وَجَعَلْتُ أَقُولُ لَهُ: «أَلَا تَسْتَحْيِ؟ أَلَسْتَ عَرَبِيًّا؟ أَلَا تَثْبُتُ؟ فَكَرَّ فَالْتَقَيْتُ أَنَا وَهُوَ فَاخْتَلَفْنَا ضَرْبَتَيْنِ فَضَرَبْتُهُ بِالسَّيْفِ، فَقَتَلْتُهُ، ثُمَّ رَجَعْتُ إِلَى أَبِي عَامِرٍ» فَقُلْتُ: قَدْ قَتَلَ اللهُ صَاحِبَكَ قَالَ: «فَانْزِعْ هَذَا السَّهْمَ فَنَزَعْتُهُ فَنَزَا مِنْهُ الْمَاءُ» فَقَالَ: يَا ابْنَ أَخِي، انْطَلِقْ إِلَى رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَأَقْرِئْهُ مِنِّي السَّلَامَ وَقُلْ لَهُ: إِنَّهُ يَقُولَ لَكَ: «اسْتَغْفِرْ لِي» قَالَ: وَاسْتَخْلَفَنِي أَبُو عَامِرٍ عَلَى النَّاسِ فَمَكَثَ يَسِيرًا، ثُمَّ إِنَّهُ مَاتَ، فَلَمَّا رَجَعْتُ إِلَى رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ دَخَلْتُ عَلَيْهِ، وَهُوَ فِي بَيْتٍ عَلَى سَرِيرٍ مُرَمَّلٍ، وَعَلَيْهِ فِرَاشٌ وَقَدْ أَثَّرَ رِمَالُ السَّرِيرِ بِظَهْرِ رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، وَجَنْبَيْهِ، فَأَخْبَرْتُهُ بِخَبَرِنَا، وَخَبَرِ أَبِي عَامِرٍ فَقُلْتُ: قَالَ لِي: «قُلْ لَهُ اسْتَغْفِرْ لِي فَدَعَا رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِمَاءٍ، فَتَوَضَّأَ، ثُمَّ رَفَعَ يَدَيْهِ» فَقَالَ: اللهُمَّ اغْفِرْ لِعُبْيدٍ أَبِي عَامِرٍ، حَتَّى رَأَيْتُ بَيَاضَ إِبْطَيْهِ ثُمَّ قَالَ: «اللهُمَّ اجْعَلْهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فَوْقَ كَثِيرٍ مِنْ خَلْقِكَ، أَوْ مِنَ النَّاسِ» فَقُلْتُ: وَلِي يَا رَسُولَ اللهِ، فَاسْتَغْفِرْ فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «اللهُمَّ اغْفِرْ لِعَبْدِ اللهِ بْنِ قَيْسٍ ذَنْبَهُ، وَأَدْخِلْهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ مُدْخَلًا كَرِيمًا» قَالَ أَبُو بُرْدَةَ: إِحْدَاهُمَا لِأَبِي عَامِرٍ وَالْأُخْرَى لِأَبِي مُوسَى
Tercemesi:
Bize Ebû Mûsâ b. Abdurahman el-Kûfî, ona Ebû Üsâme, ona Büreyd –ki o İbn Abdullah’tır-, ona da Ebû Bürde, babasından naklen onun söyle dediğini rivayet etti: Rasûlullah (s.a.v.)’in Huneyn’den gelince Ebû Âmir’i ordu komutanı olarak Evtâs’a gönderdi. O, Düreyd b. es-Sımme ile karşı karşıya geldi. (Yapılan harpte) Düreyd öldürüldü. Adamlarını da Allah hezimete uğrattı. Ebû Mûsâ (devamla) şöyle dedi: Ebû Âmir’in dizine ok isabet etti. Oku, Cüşem oğullarından biri atmış ve dizine isabet ettirmişti. Ben Ebû Âmir’in yanına gidip:
– Amca, (bu oku) sana kim attı? diye sordum. Ebû Âmir, Ebû Mûsâ’ya göstererek:
– Benim katilim işte budur. Gördüğün şu adam (var ya), işte bana oku atan odur, dedi. Ebû Mûsâ (devamla) şöyle dedi:
– Ben de kendisine yöneldim ve üzerine yürüyerek ona yetiştim. Beni görünce dönüp kaçmaya başladı. Ben peşinden koşup ona: “(kaçmaya) utanmıyor musun? Sen Arap değil misin? Dursana! diye bağırmaya başladım. Bunun üzerine o geri döndü ve karşı karşıya geldik. Karşılıklı hamleler yaparak mücadeleye tutuştuk. Sonunda bir kılıç darbesiyle onu geberttim. Ardından Ebû Âmir’e dönüp:
– Allah seninkinin canını aldı, dedim. O bana:
– O halde şu oku çıkar, dedi. Ben de hemen çekip çıkardım. Okun çıktığı yerden su boşandı. Bana:
– Yeğenim, Peygamber (s.a.v.)’e git, kendisine benden selam et ve ona deki: Ebû Âmir, günahlarımın bağışlanması için bana dua etsin, diyor. Ebû Mûsâ şöyle devam etti: Sonra da beni (kendi yerine) ordunun başına geçirdi. Biraz sonra da ruhunu teslim etti. Ben (seferden) dönüp Rasûlullah (s.a.v.)’e varınca onun huzuruna girdim. O evde, üzerinde döşek olan dokuma bir sedirinin üstünde idi. Döşeğin örgüleri Rasûlullah (s.a.v.)’in sırtında ve yanlarında iz yapmıştı. Kendisine bizim ve Ebû Âmir’in başından geçenleri anlattım ve Ebû Âmir'in “günahlarımın bağışlanması için bana dua etsin” dediğini ona söyledim. Bunun üzerine Allah Rasûlü su istedi ve abdest aldı. Ardından da ellerini kaldırdı ve: “Allah’ım, Ubeyd Ebû Âmir’in günahlarını bağışla” diye dua etti. Ben onun koltuklarının altındaki beyazlığını gördüm. Sonra duaya şöyle devam etti: “Allah’ım, onu kıyamet gününde şu yarattıklarından veya insanların çoğundan üstün (bir makamda) kıl”. Bunun üzerine ben:
– Benim günahlarımın bağışlanması için de dua edin ya Rasûlallah, deyince Peygamber (s.a.v.) : “Allah’ım, Abdullah b. Kays’ın günahını bağışla ve onu kıyamet gününde güzel bir makama yerleştir” diye dua etti.
Ebû Bürde dedi ki: Dualardan biri Ebû Âmir, diğeri ise Ebû Mûsâ içindir.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Nesâî, Sünen-i Kübra, Siyer 8730, 8/96
Senetler:
()
Konular: