Bize Muhammed b. Fudayl, ona A'meş, ona Minhâl b. Amr, ona Saîd b. Cübeyr, ona Abdullah b. Hâris, ona da İbn Abbâs’tan şöyle demiştir:
"Bir peygamber 'Allah’ım! Kullarından bir kulun var ki, sana ibadet eder, sana itaat eder, gazabından sakınır, ama sen dünyayı ondan uzaklaştırırsın ve ona bela musallat edersin. Yine kullarından bir kulun var ki, sana değil, başkasına ibadet eder, senin emirlerine karşı gelir, günah işler, fakat sen dünyayı ona yaklaştırırsın, belaları da ondan uzak tutarsın.' dedi. Bunun üzerine Allah Teâlâ o peygambere vahyetti ve 'Kullar da, beldeler de benimdir. Hepsi hamdimle tesbih ederler. Kulum mümin olduğu vakit, onun günahları bulunur. Ben de ona bela musallat eder, dünyayı ondan uzaklaştırırım. Böylece o belalar, günahlarına kefaret olur. Sonra bana kavuştuğunda, onun mükâfatını veririm. Ama kulum kâfir olursa, onun da iyilikleri vardır. Ben belayı ondan uzaklaştırır, dünyayı ona yaklaştırırım. Böylece dünya, yaptığı iyiliklerin karşılığı olur. Bana kavuştuğunda ise, günahlarının cezasını veririm' buyurdu."
Öneri Formu
Hadis Id, No:
261503, MŞ035243
Hadis:
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ ، عَنِ الأَعْمَشِ ، عَنِ الْمِنْهَالِ بْنِ عَمْرٍو ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ ، وعَنْ عَبْدِ اللهِ بْنِ الْحَارِثِ ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ، قَالَ : قَالَ نَبِيٌّ مِنَ الأَنْبِيَاءِ : اللَّهُمَ ، الْعَبْدُ مِنْ عَبِيدِكَ يَعْبُدُك ، وَيُطِيعُك ، وَيَجْتَنِبُ سَخَطَك ، تَزْوِي عَنْهُ الدُّنْيَا ، وَتَعْرِضُ لَهُ الْبَلاَءَ ، وَالْعَبْدُ يَعْبُدُ غَيْرَك ، وَيَعْمَلُ بِمَعَاصِيك ، فَتَعْرِضُ لَهُ الدُّنْيَا ، وَتَزْوِي عَنْهُ الْبَلاَءَ ، قَالَ : فَأَوْحَى اللَّهُ إِلَيْهِ ، أَنَّ الْعِبَادَ وَالْبَلاَدَ لِي ، كُلٌّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِي ، فَأَمَّا عَبْدِي الْمُؤْمِنُ ، فَتَكُونُ لَهُ سَيِّئَاتٌ ، فَإِنَّمَا أَعْرِضُ لَهُ الْبَلاَءَ ، وَأَزْوِي عَنْهُ الدُّنْيَا ، فَتَكُونُ كَفَّارَةً لِسَيِّئَاتِهِ ، وَأُجْزِيَهُ إِذَا لَقِيَنِي ، وَأَمَّا عَبْدِي الْكَافِرُ فَتَكُونُ لَهُ الْحَسَنَاتُ ، فَأَزْوِي عَنْهُ الْبَلاَءَ ، وَأَعْرِضُ لَهُ الدُّنْيَا ، فَتَكُونُ جَزَاءً لِحَسَنَاتِهِ ، وَأُجْزِيهِ بِسَيِّئَاتِهِ حِينَ يَلْقَانِي.
Tercemesi:
Bize Muhammed b. Fudayl, ona A'meş, ona Minhâl b. Amr, ona Saîd b. Cübeyr, ona Abdullah b. Hâris, ona da İbn Abbâs’tan şöyle demiştir:
"Bir peygamber 'Allah’ım! Kullarından bir kulun var ki, sana ibadet eder, sana itaat eder, gazabından sakınır, ama sen dünyayı ondan uzaklaştırırsın ve ona bela musallat edersin. Yine kullarından bir kulun var ki, sana değil, başkasına ibadet eder, senin emirlerine karşı gelir, günah işler, fakat sen dünyayı ona yaklaştırırsın, belaları da ondan uzak tutarsın.' dedi. Bunun üzerine Allah Teâlâ o peygambere vahyetti ve 'Kullar da, beldeler de benimdir. Hepsi hamdimle tesbih ederler. Kulum mümin olduğu vakit, onun günahları bulunur. Ben de ona bela musallat eder, dünyayı ondan uzaklaştırırım. Böylece o belalar, günahlarına kefaret olur. Sonra bana kavuştuğunda, onun mükâfatını veririm. Ama kulum kâfir olursa, onun da iyilikleri vardır. Ben belayı ondan uzaklaştırır, dünyayı ona yaklaştırırım. Böylece dünya, yaptığı iyiliklerin karşılığı olur. Bana kavuştuğunda ise, günahlarının cezasını veririm' buyurdu."
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
İbn Ebî Şeybe, Musannef-i İbn Ebû Şeybe, Sıfatü'l-Cennet ve'n-Nar 35243, 18/475
Senetler:
1. İbn Abbas Abdullah b. Abbas el-Kuraşî (Abdullah b. Abbas b. Abdülmuttalib b. Haşim b. Abdümenaf)
2. Ebu Muhammed Abdullah b. Haris el-Haşimî (Abdullah b. Haris b. Nevfel b. Haris b. Abdülmuttalib)
2. Ebu Abdullah Said b. Cübeyr el-Esedî (Said b. Cübeyr)
Konular: