11735 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Kuteybe b. Saîd, ona Yakûb b. Abdurrahman, ona Ebu Hâzim, ona Sehl b. Sa'd (ra) şöyle rivayet etmiştir:
"Bizler Cuma günleri çok sevinirdik. Yaşlı bir ninemiz vardı. O, bizim su kenarına ektiğimiz pazıların köklerinden toplar, bir çömleğin içine koyar, sonra içine biraz da arpa tanesi koyardı. -Ravi Yakub şöyle demiştir: Tam bilemiyorum ama Sehl şöyle demiştir: Bu yemeğin içinde ne iç yağı ne de et olurdu-. Cuma namazını kıldıktan sonra nineyi ziyaret ederdik, o da bu yemeği bize ikram ederdi. Bu sebeple cumaları çok sevinirdik. Kuşluk yemeğini cumadan sonra yer, öğlen uykusunu da cumadan sonra uyurduk."
Bize Esbağ b. Ferec, ona Abdullah b. Vehb, ona Saîd, ona Zühre b. Ma'bed, ona da Hz. Peygamber (sav) zamanına yetişen Dedesi Abdullah b. Hişâm şöyle rivayet etmiştir:
Abdullah b. Hişâm'ın annesi Zeynep bt. Humeyd, onu Hz. Peygamber'e götürüp " Ey Allah'ın Rasûlü bundan biat al" dedi. Hz. Peygamber "onun yaşı küçük" diyerek (biat almadı, sadece) başını okşadı ve ona dua etti.
Zühre b. Ma'bed dedesi Abdullah b. Hişâm ile çarşıya çıkıp yiyecek satın alırdı. (Bir gün yolda) İbn Ömer ve İbn Zübeyir (r.anhuma) ile karşılaştı. Onlar "alışverişine bizi de ortak et, zira Allah Rasûlü (sav) sana bereket duası etmiştir" dediler. Abdullah b. Hişâm da onları ortak eti. Bazen tam bir deve yükü kar ettiği olurdu da kazancını eve yollardı.
Bize İsmail, ona Mâlik, ona İbn Şihâb, ona Übeydullah b. Abdullah, ona da Ebu Hureyre (ra) ve Zeyd b. Hâlid (ra) şöyle rivayet etmişlerdir:
Hz. Peygamber'e (sav) bekar bir cariyenin zina etmesinin hükmü soruldu, o da şöyle cevap verdi: "Cariye zina ederse, onu kamçılayın. Yine zina ederse, yine kamçılayın. Sonra yine zina ederse, artık onu bir kıl örgüsü karşılığında olsa bile satın"
İbn Şihâb der ki: Hz. Peygamber (sav) "Onu satın" ifadesini üçüncü defada mı yoksa dördüncü defada mı söyledi bilemiyorum.
Bize Ali b. Abdullah, ona Dahhâk b. Mahled, ona İbn Cüreyc, ona Amr b. Dînâr, ona da Ebu Salih Zeyyât, şöyle demiştir:
Ebu Saîd el-Hudrî "dinar (altın para) dinar ile, dirhem (gümüş para da) dirhem ile (ancak eşit değerde olmak şartı ile değiştirilebilir)" dedi. Bunun üzerine ben "İbn Abbâs böyle (fazlalık faizdir) demiyor, o faizi sadece veresiye olmakla sınırlıyor" dedim. Ebu Saîd de bana şöyle dedi: "Ben İbn Abbâs'a 'faizin veresiye ile sınırlı olduğunu Hz. Peygamber'den (sav) mi işittin, yoksa bu hükmü Allah'ın Kitabında mı buldun?' dedim, o da bana 'bunların hiç birini (yani ne Hz. Peygamber'den işittim, ne de Allah'ın kitabında buldum) diyemem. Sizler Hz. Peygamber'i benden daha iyi tanıyorsunuz. Ancak Peygamber'in (sav) 'faiz ancak veresiye durumunda geçerlidir' buyurduğunu bana Üsâme söyledi' dedi."
Bize Hafs b. Ömer, ona Şu'be, ona Habîb b. Ebu Sabit, ona da Ebu Minhâl şöyle demiştir:
Ben Berâ b. Âzib ile Zeyd ibn Erkam'a (r.anhum) sarraflıktan sordum. Her iki sahabi de birbiri hakkında, benden daha iyidir, diye tezkiye de bulundu ve Hz. Peygamber'in (sav) vadeye bağlanmış borç olarak altını gümüşle satmayı sakladığını söyledi.