11735 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Abdullah b. Recâ, ona İsrail, ona Ebu İshak, ona Abdurrahman b. Yezid şöyle rivayet etmiştir:
Abdullah (ra) ile birlikte Mekke’ye gitmek üzere yola çıktık, sonra Müzdelife’ye vardık. Abdullah her birinde ezan okuyup kamet getirerek, arada akşam yemeğini de yemek suretiyle ile iki vakit namaz kıldı. Daha sonra fecir doğduğu zaman sabah namazını kıldı. Öyle ki kimisi fecir attı derken, bir başkası hayır fecir henüz doğmadı, diyeceği bir vakitte idi. Sonra (Abdullah b. Mesud) şöyle dedi: Rasulullah (sav) "Şüphesiz bu iki namaz, Akşam ve yatsı namazı, bu mekânda vakitlerinden başka bir vakte geçirilmişlerdir. Dolayısıyla İnsanlar yatsıdan önce Müzdelife’ye gelmesinler, diğeri ise bu saatte kılınan sabah namazıdır" buyurdu. Sonra Abdullah ortalık aydınlanıncaya kadar vakfe yaptı, ardından “eğer müminlerin emiri şu an (Müzdelife’den) ayrılırsa, sünneti isabet ettirmiş olur” dedi. Ravi der ki: Onun bu sözü söylemesi mi, yoksa Osman’ın (ra) (Müzdelife’den) ayrılması mı daha önceydi, bilemiyorum. Sonra Nahr (kurban bayramı birinci) günü Akabe cemresine taş atıncaya kadar telbiye getirmeye devam etti.
Bize Züheyr b. Harb, ona Vehb b. Cerîr, ona babası, ona Yunus el-Eylî, ona Zührî, ona Ubeydullah b. Abdullah, ona da İbn Abbas şöyle söylemiştir:Üsame b. Zeyd, Arafat'tan Mina'ya kadar Hz. Peygamber'in (sav) bineğinin arkasına binmişti. Sonra Müzdelife'den Mina'ya gelinceye kadar da Hz. Peygamber, Fadl b. Abbas'ı arkasına bindirdi. Abdullah b. Abbas'ın naklettiğine göre Fadl ve Üsame şöyle söylemişlerdir:
"Hz. Peygamber (sav) Akabe cemresini taşlayıncaya kadar telbiye getirmeye devam etti."
Bize Züheyr b. Harb, ona Vehb b. Cerîr, ona babası, ona Yunus el-Eylî, ona Zührî, ona Ubeydullah b. Abdullah, ona da İbn Abbas şöyle söylemiştir:Üsame b. Zeyd, Arafat'tan Mina'ya kadar Hz. Peygamber'in (sav) bineğinin arkasına binmişti. Sonra Müzdelife'den Mina'ya gelinceye kadar da Hz. Peygamber, Fadl b. Abbas'ı arkasına bindirdi. Abdullah b. Abbas'ın naklettiğine göre Fadl ve Üsame şöyle söylemişlerdir:
"Hz. Peygamber (sav) Akabe cemresini taşlayıncaya kadar telbiye getirmeye devam etti."
Bize İshak b. Mansur, ona Nadr, ona Şu'be, ona da Ebu Cemre şöyle söylemiştir: İbn Abbas'a temettü haccını sordum. Bana, temettü haccını yapmamı tavsiye etti. Hedy kurbanını sordum. Hedy kurbanı olarak deve, sığır, koyun kesilebilir veya bir kurbana ortak olunabilir, dedi. Ebu Cemre akabinde şöyle devam etti: Sanki bazı insanlar temettü haccını mekruh görüyorlar! Bilahare uyudum ve uykuda bir rüya gördüm. Bir kişi, makbul bir hac ve kabul edilmiş bir temettü! diye sesleniyordu. Uyanınca hemen İbn Abbas'ın yanına geldim ve rüyamı kendisine anlattım. Bunun üzerine; Allahu ekber! İşte bu, Hz. Peygamber'in (sav) sünneti!' dedi.
Buhârî, Adem, ona Vehb b. Cerîr ve Ğunder, onlara da Şu'be tarikiyle naklettiği rivayet 'Kabul edilmiş bir umre, makbul bir hac!' şeklindedir.
Bize Ebu Asım Dahhak b. Mahled, ona İbn Cüreyc, ona Atâ, ona da İbn Abbas (ra) şöyle rivayet etmiştir:
"Peygamber (asv) Müzdelife'den Mina'ya kadar Fadl b. Abbas'ı bineğinin arkasına bindirdi. Fadl, Peygamber'in Akabe cemresini taşlayıncaya kadar telbiyeye getirmeye devam eylediğini söyledi."
Bize Ebu Numan, ona Hammâd, ona Eyyub, ona da İkrime şöyle söylemiştir:
Medineliler İbn Abbas'a, ifada tavafını yapmış sonra da adet olmuş bir kadının durumunu sordular. İbn Abbas da onlara; 'İfada tavafını yaptıktan sonra adet olan kadın, Mekke'den memleketine döner.' dedi.
Onlar İbn Abbas'a 'Biz senin sözünü kabul etmeyiz. Zeyd b. Sabit'in sözünü de terk etmeyiz' dediler.
İbn Abbas onlara 'Medine'ye vardığınızda bu olayı yaşayan kimselere sorun.' dedi. Medine'ye geldiklerinde bu olayı sordular. Sordukları kimseler arasında Ümmü Süleym de vardı. Ümmü Süleym onlara Safiyye'nin hadisini zikretti.
Bu hadisi Halid ile Katâde, İkrime'den rivayet etmiştir.