11735 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Abdullah b. Muhammed, ona Vehb b. Cerir, ona babası, ona Yunus el-Eylî, ona Zührî, ona Ubeydullah b. Abdullah, ona da İbn Abbas (ra) şöyle söylemiştir:
Üsame, Arafat'tan Müzdelife'ye kadar Hz. Peygamber'in (sav) bineğinin arkasında oturdu. Sonra Hz. Peygamber (sav) Müzdelife'den Mina'ya kadar da Fadl'ı bineğinin arkasına bindirdi. Bunların her ikisi de, "Hz. Peygamber (sav), Akabe cemresini taşlayıncaya kadar telbiye getirmeye devam etti" demişlerdir.
Açıklama: Hadiste geçen "ğurr" kelimesi ayın ilk hilal olarak çıkışındaki parlak haline dendiği gibi, mücerret "parlaklık" anlamına da gelir. Burada da "bîd" kelimesinin sıfatı olarak gelmiştir. "Bîd" kelimesi de kamerî aylar için, ayın en parlak olarak görüldüğü geceler için kullanılır. Hadisteki bu sıfat tamlamasını kendinden sonraki kelimeler açıkladığı için (bedel), anlamı buna göre verdik. Buharî de "Eyyâm-ı Bîd" oruçlarının ayın on üç, on dört ve on beşinci günleri olduğuna dair bir bab açmıştır. (Buharî, Savm, 60). Neseî'nin bir rivayeti hariç ilgili hadislerde de terkip "eyyâm-ı bîd" olarak rivayet edilmiştir."el-Kâha" ise, Medine'ye üç merhale mesafedeki yerin ismidir.(Aynî,Umdetü'l-Kârî, XII. 134-136, Beyrut, 2001)
Bize Yahya b. Süleyman, ona İbn Vehb, ona Yunus, ona Zuhrî, ona Salim, ona da İbn Ömer, kız kardeşi Hafsa'ya Hz. Peygamber'in (sav) şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Abdullah iyi bir adamdır."
Açıklama: B003740 numaralı hadis ile aynı.
Bize Ahmed b. Muhammed, ona Abdullah, ona Ma'mer, ona Zuhrî, ona Urve b. Zübeyr ona da Misver b. Mahreme ve Mervân şöyle söylemiştir:
Hz. Peygamber (sav) Hudeybiye zamanında Medine'den yüzer kişilik on küsur grup sahabiyle yola çıktı. Zü'l-Huleyfe'ye geldiklerinde Hz. Peygamber (sav), kurbanlıklarına boyunluk taktı, onları işaretledi ve umre niyetiyle ihrama girdi.
Bize Amr b. Abas, ona Abdurrahman, ona Süfyân, Rabia, ona Münbais'in azatlısı Yezîd, ona da Zeyd b. Halid el-Cüheni (ra) şöyle demiştir:
Bir bedevi gelip Hz. Peygamber'e (sav) bulduğu bir malın hükmünü sordu. Rasulullah (sav) "onu bir sene ilân et. Sonra onun ağız bağını ve çıkınını iyice belle. Eğer malın özelliklerini bildiren biri gelirse, ona iade et, gelmezse ondan nafaka olarak faydalan" buyurdu. Adam "ey Allah'ın Rasulü, buluntu koyunun hükmü nedir?" dedi. Rasulullah "o ya senin, ya mümin kardeşinin, yahut da kurdundur" buyurdu. Adam "ey Allah'ın Rasulü, buluntu devenin hükmü nedir?" diye sordu. Zeyd ibn Hâlid der ki: Rasulullah'ın (sav) yüzü öfkeden kızardı ve "ondan sana ne? O hayvanın ayakkabısı ve su tulumu beraberindedir, su kaynağına ulaşır ve ağaçlardan yer" buyurdu.
Açıklama: Ramazan orucu, gerekli şartları taşıyan bütün Müslümanların yapması gereken ibadet olup, bu farz ibadette bile hasta olanlara, sağlıklarına kavuştuklarında ve yolcu olanlara da, yurtlarına dönünce kaza etmek üzere oruç tutmama ruhsatı verilmiştir. (2/Bakara, 183-184) Hadiste sözü edilen oruç ise nafile oruçtur. Buna göre kişinin gücüne nisbetinde yolculukta da oruç tutabileceği yani yasak olmadığı anlaşılır. Ancak başka bir sahih hadisinde Hz. Peygamber "Seferde oruç tutmak iyilik değildir." (Buharî, Savm, 36; Müslim, Sıyam, 92) buyurmuştur. Bu hadisten hareketle, hadisin manasını "cihat seferinden" daha genel anlamda alarak, yolcu olan kişinin zorlanacaksa oruç tutmamasının daha iyi olduğu söylenebilir.
Açıklama: Bu hadiste makbul dua için namaz kılanların sayısı "yüz" olarak belirlenmiştir. Oysa başka sahih rivayetlerde söz konusu sayı için "Allah'a ortak koşmayan kırk kişi" de denmiştir. Bu farklılık muhtemelen bu konuda Hz. Peygamber'e sorulan soruların ya da olayların farklılığından kaynaklanmaktadır. Bir keresinde "yüz kişi dua etse bağışlanır mı" sorusuna Hz. Peygamber "evet, bağışlanır" derken başka bir defasında ise "kırk kişi dua ederse bağışlanır mı" sorusuna olumlu cevap vermiş olabilir. Başka bir keresinde ise üç saf olursa demiştir ki, bu kırktan eksik veya fazla olabilir Hadiste kırk ve yüz sayıları ise cemaatin çokluğuna işaret etmek için söylenmiş olmalıdır. Çünkü sayı ne kadar artarsa içlerinde duası makbul şahısların bulunma ihtimali de artacaktır (İbn Battâl, Şerhü Sahîhi'l-Buhârî, III, 302)