11735 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Ebu Rebi', ona İsmail b. Zekeriya, ona Hişam b. Urve, ona babası (ya da başka biri), Ebu Hureyrenin şu sözünü rivayet etmiştir:
Ebû Hüreyre iki adam gördü, bunlardan birine diğerini göstererek 'bu senin neyindir?' diye sordu.
Adam, 'babamdır' diye cevap verdiğinde, "'o halde onu ismi ile çağırma, onun önünde yürüme, ondan önce de oturma'" diye kendisini uyardı.
Bize Abdurrahman b. Şeybe, ona Yunus b. Yahya b. Nebate, ona Ubeydullah b. Mevheb, ona da Şehr b. Havşeb şöyle demiştir:
"Biz İbn Ömer ile beraber çıktık, ona (oğlu) Salim, 'Namaza! Ey Ebu Abdurrahman' diye hitap etti.
Bize Ebu Nuaym, ona İsrâil; (T) yine bana Hamdân b. Ömer, ona Ebu Nadr, ona Eşcaî, ona Süfyân, o ikisine (İsrail ve Süfyân'a) Muhârik, ona Tarık b. Şihâb, ona da Abdullah b. Mesud (ra) şöyle demiştir:
Bedir günü Mıkdâd “Ey Allah'ın Rasulü, biz Sana, İsrâîloğullarının, Musa Peygamber'e "sen git Rabbinle beraber savaşın. Biz muhakkak burada oturup (bekleyeceğiz)" dedikleri gibi demeyiz. Tam tersine biz Sana 'yürü, biz de Seninle beraberiz'” deriz" dedi. Mıkdâd'ın bu sözü Rasulullah'ın bütün gamını giderdi.
Yine Vekî, ona Süfyân, ona Muhârik, ona da Târık, Mıkdâd'ın bu sözü Peygamber'e (sav) söylediğini rivayet etmiştir.
Açıklama: Bu hadis birinci derecede akrabalık ilişkilerini sürdürmenin ve bu bağdan doğan sorumlulukları yerine getirmenin önemini vurgulamaktadır. Hadisin yaratma ile ilgisi “akrabalık bağı”dır. Sahip olunan akrabalar tamamen ilâhî takdir sonucu olduğu için akrabalık bağı da yaratılıştan gelir. Hiç kimse annesini-babasını seçme imkânına sahip olmadığı gibi diğer akrabalarını da kendisi seçmemektedir. Bununla beraber Yüce Allah akrabalık bağından dolayı insanoğluna yüklediği birtakım sorumluluklar vardır. Bu sorumlulukları yerine getirmeye “sılâ-i rahim” denir. Rahim, esasen kadının çocuk yapma merkezidir. Yakınlık kaynağı olması nedeniyle akrabalığa da "rahim" denmiştir. (Hak Dîni, VI, 4392). Hadiste rahimin ayağa kalkması ve konuşması temsilîdir. Bu üslupla “akrabalık bağlarını sıcak tutup sürdürmenin önemi ve sevabı” ile “bu bağları kesmenin günahı” dile getirilmektedir. Akrabalık bağlarını sürdürmek ve bu bağdan doğan sorumlulukları yerine getirmek anlamına gelen sılâ-i rahim; genel mânâda sevgi ve muhabbetle, gerekli hakları adâlet ve insaf ölçülerinde yerine getirmekle; hususî manada da yakın akrabalara infak etmek, hallerini sorup araştırmak, hatalarını görmezlikten gelmek, kusurlarını bağışlamak, ziyaret ederek hallerini sormak, gerekirse yardımlarına koşmak, uzakta iseler mektup ve selâm göndermek suretiyle aradaki manevî bağın kopmamasına özen göstermektir. Bu bağın kopmasına da “kat-i rahim” denir ki, bu da büyük bir günahtır. [bk. Ahmed Davudoğlu, Sahîh-i Müslim Tercüme Ve Şerhi, X, 496.] Akrabalık bağını kesmek ise iyilik etmemek ve bu bağdan doğan sorumlulukları yerine getirmemektir. Burada söz konusu edilen tarzda iyilik, istikamet sahibi olan akrabaya yapılır. Ancak bağlar tamamen koparılmaz. Eğer yakınlar hak yolda olmayan kimseler ise, onlar için daha çok nasihat etmek konusunda gayret gösterilir. Hallerini düzeltmeleri için onlara hem dua edilir, hem gayret sarf edilir. Akrabalar anne-babadan başlar, eş, evlât, kardeş, amca, dayı, hala ve sair akrabalar, yakından uzağa doğru genişler. Akrabalık görevleri de yakından uzağa doğru farklılık ve çeşitlilik arz eder; konuma göre değişir. Ebu Hureyre (radiyallahu anh)'in, “isterseniz şu âyeti okuyun”, demesi, akrabalık bağlarını gözetmenin önemine âyet-i kerîmeyi şahit göstermek içindir.