11735 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Muhammed b. İbrahim el-Farisî, ona İbrahim b. Abdullah el-İsbahânî, ona Ebû Ahmed b. Fâris, ona Muhammed b. İsmail el-Buhârî, ona İbn Yahya, ona Abdussamed, ona Ömer b. Ebî Vehb, ona Cemîl b. Beşîr, ona da Ebû Hureyre (ra) şöyle demiştir:
"Elini avret mahalline götüren abdest alsın!" Bu ibare bu şekilde mevkûf olarak rivayet edilmiştir. Bu rivayetin Cemîl, Ebû Vehb, Ebû Hureyre tarîkıyla geldiği de söylenmiştir.
Bize Ebû Muhammed Abdullah b. Yusuf el-Isbahânî, ona Mekke’de Ebû Saîd Ahmed b. Muhammed b. Ziyâd el-Basrî, ona el-Hasan b. Muhammed ez-Za’ferânî, ona Süfyan b. Uyeyne, onaAsım b. Ebî’n-Nücûd, ona da Zirr b. Hubeyş şöyle haber vermiştir:
“Safvân b. Assâl el-Murâdîye gittim, bana;
“- Seni buraya getiren nedir?” diye sordu.
“- İlim arıyorum” dedim.
“- İlim arayanın talebine duydukları memnuniyetten dolayı melekler ona kanatlarını açarlar” diye karşılık verdi. Ben de,
“- Büyük veya küçük abdest yaptıktan sonra mestler üzerine mesh yapmak konusu aklımı karıştırdı. Sen Rasûlullah’ın (sav) ashabındansın, sana bu konuda Hz. Peygamber’den bir şey duydun mu diye sormaya geldim” dedim. Safvân şöyle dedi:
“- Evet. Rasûlullah (sav) bize seferde iken veya yolculuk yaparken, cünüplük hali hariç, büyük ve küçük abdest bozmaktan ve uyumaktan dolayı mestlerimizi üç gün üç gece çıkarmamamızı emretti.”
Bunu Ma’mer de Asım’dan rivayet etti ve “Mukîmin meshi” lafını da ekledi.
Ebû İsa et-Tirmizî dedi ki: Bu hadisi Muhammed b. İsmail el-Buhârî’ye sordum:
“- Sence, mestler üzerine meshetmenin zamanını tayin eden hadislerden en sahih olanı hangisidir?” dedim.
“- Safvân b. Assâl’ın hadisi. Ebû Bekre’nin hadisi ise hasendir” dedi.
Şeyh dedi ki: Şureyh b. Hânî’nin Ali’den rivayet ettiği hadis, Müslim b. el-Haccâc merhuma göre, bu konuda rivayet edilen hadislerin en sahihidir.
Bize Ebû Bekir Muhammed b. el-Hasan b. Fûrek, ona Abdullah b. Cafer, ona Yunus b. Habîb, ona Ebû Davud, ona Şu’be, ona el-Hakem ve Hammâd, onlara İbrahim, ona Ebû Abdullah el-Cedelî, ona da Huzeyme b. Sabit el-Ensârî, mestler üzerine meshetmek konusunda Hz. Peygamber’in (sav) şöyle söylediğini rivâyet etmiştir:
“Onun süresi mukim için bir gün bir gece, misafir için de üç gün üç gecedir.”
Bunu el-Hâris b. Yezîd el-Uklî ve Ebû Ma’şer de, İbrahim en-Nehaî’den aynı şekilde rivayet etmişlerdir.
Ebû İsa et-Tirmizî şöyle dedi: Muhammed el-Buhârî’ye bu hadisi sordum, şöyle dedi: Huzeyme b. Sabit’ten gelen mestler üzerine meshetmek konusundaki hadisi bence sahih değildir. Çünkü Ebû Abdullah el-Cedelî’nin Huzeyme’den semâı bilinmemektedir.
Şu’be de şöyle dedi: İbrahim en-Nehaî, Ebû Abdullah el-Cedelî’den meshetmek hadisini dinlememiştir.
Şeyh dedi ki: Zâide’nin Mansur’dan naklettiği ve bu bölümün baş tarafında geçen kıssa, Şu’be’nin söylediğinin doğru olduğuna delalet eder.
Bize Ebû Abdullah el-Hafız, ona Ebû'l-Hasan b. Abdûs, ona Osman ed-Dârimî, ona Mâlik'e okuduğu nüshadan el-Ka'nebî, ona Saîd el-Makburî, ona Ebû Seleme b. Abdurrahman, ona da Hz. Âişe (ra) gece namazından söz ettiği bir hadiste, Rasûlullah'a (sav) şöyle dediğini söylemiş:
"- Ey Allah'ın Rasûlü, Vitir namazını kılmadan mı uyuyacaksın?" Hz. Peygamber cevaen,
"- Ya Âişe! Benim gözlerim uyur, ama kalbim uyumaz" buyurmuş.
Bunu Buharî Sahîh'inde el-Ka'nebî'den, Müslim de Yahya b. Yahya vasıtasıyla Malik'ten rivayet etmiştir. Hz. Peygamber'in (sav) gözlerinin uyuduğu, ama kalbinin uyumadığına dair olan hadis bize Cabir b. Abdullah, Ebû Hureyre ve Enes b. Malik'ten de rivayet edilmiştir. Enes b. Malik dedi ki: Peygamberler böyedirler, onarın gözleri uyur, ama kalpleri uyumaz.
Bize Ebû’l-Hasan Ali b. Muhammed el-Mukriî, ona Ebû Muhammed el-Hasan b. Muhammed b. İshak, ona Yusuf b. Yakub el-Kadî, ona Muhammed b. Ebî Bekir, ona Mülâzim b. Amr el-Hanefî, ona Abdullah b. Bedr, ona Kays b. Talk, ona babası Talk b. Ali’nin rivâyet ettiği hadis ise şöyledir:
“Hz. Peygamber’e (sav) gitmek üzere heyet halinde yola çıktık. Rasûlullah’ın (sav) yanına vardık, kendisine biat ettik ve O’nunla birlikte namaz kıldık. Sanki bedevî kılıklı bir adam gelip,
“- Ey Allah’ın Rasûlü, abdest aldıktan sonra cinsel organına dokunan bir adam hakknda ne dersin?” diye sordu. Hz. Peygamber,
“- Cinsel organın da senden bir parça –yahut senin bir et parçan- olmaktan başka bir şey midir ki?” buyurdu.
Bu, Mülazim b. Amr’ın bu şekilde rivayet ettiği bir hadistir. Ebû Bekir Ahmed b. İshak es-Sıbğî şöyle dedi: Mülazim fihi nazardır, yani hakkında düşünülmesi gereken bir ravidir.
Şeyh dedi ki: Bu hadisi Muhammed b. Cabir el-Yemâmî ile Eyyub b. Utbe de Kays b. Talk’tan rivayet etmişlerdir, ancak bunların ikisi de rivayette zayıftırlar.
İkrime b. Ammâr da Kays’tan, Talk Rasûlullah’a (sav) sordu diyerek rivayet etmiştir. Bu da mürseldir. İkrime b. Ammâr, Kays’tan rivayet edenlerin en uygunudur. Ancak İkrime b. Ammar’ın ta’dili konusunda muhaddisler ihtilaf etmişlerdir. Yahya b. Saîd el-Kattân ve Ahmed b. Hanbel ona dil uzatmış, Buharî de onu çok zayıf görmüştür. Kays b. Talk hakkında ise, ez-Za’ferânî, eş-Şafiî’nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: Kays hakkında bilgi sorduk, onu rivâyeti kabul edilen biri olarak tanıyan kimseyi bulamadık. Onu sika olmak, rivayeti Büsre’nin hadisine tercih edilmek ve sağlam olmak konusunda konuştuğumuz kişiler ondan yüz çevirdi.
Bize Ebû Bekir b. el-Hâris el-Fakîh’in, ona Ali b. Ömer el-Hafız’ın, ona Muhammed b. el-Hasan en-Nakkaş’ın, ona Abdullah b. Yahya el-Kadî es-Serahsî’nin, ona da Recâ b. Mureccâ el-Hafız’ın haber verdiği bir kıssada zikredildiğine göre Yahya b. Maîn şöyle demiş: İnsanlar Kays b. Talk hakkında çok soruyorlar, onun rivayeti delil olarak kullanılmaz.
Bize Ebû Bekir el-Fakîh, ona Ali b. Ömer el-Hafız’ın haber verdiğine göre, İbn Ebî Hâtim, babasına ve Ebû Zur’a’ya, Muhammed b. Cabir’in bu hadisini sormuş, onlar da, Kays b. Talk rivayeti delil olacak ravilerden değildir, demişler. Onu gevşek olduğunu, sağlam biri olmadığını söylemişler. Sonra, eğer sahih ise, hicretin hemen akabinde Rasûlullah’ın (sav) Mescid-i Nebî’yi inşa ettiği sırada o da vardı. Ebû Hureyre’nin ve bu konuda bize rivayet eden diğerlerinin semaı ise ondan sonradır.
Bize Ebû Abdullah el-Hafız ona Ebû’l-Abbas Muhammed b. Yakub, ona Bahr b. Nasr rivayet etti, o da İbn Vehb’e, sana Malik haber verdi diye okunurken dinlemiş. Yine bize Ebû’l-Abbas, ona el-Hasan b. Ali b. Affân, ona Zeyd b. el-Hubâb, ona Malik b. Enes, ona İshak b. Abdullah b. Ebî Talha, ona Humeyde bint Ubeyd b. Rifâa, ona İbn Ebî Katâde’nin zevcesi Kebşe bint Kâ’b b. Malik’in rivâyet ettiğine göre; Ebû Katâde yanına gelmiş, Kebşe de abdest alması için su getirmiş. O sırada bir kedi su içmek üzere gelmiş, Ebû Katâde de kedinin içmesi için kabı ona doğru uzatmış.
Kebşe şöyle devam eder: Benim kendisine baktığımı gören Ebû Katâde;
“- Buna hayret mi ediyorsun, yeğenim?” diye sordu. Ben de;
“- Evet” dedim. Bunun üzerine Ebû Katâde, Rasûlullah (as.) şöyle buyurmuştu, dedi:
“Şüphesiz kedi necis değildir, o ancak sürekli etrafınızda dolaşan erkek ve dişi yaratıklardandır.”
Hadîsi Malik b. Enes Muvatta’da böyle rivayet etti. Bazı raviler rivayeti kısaltmışlar ve isnadını da koymamışlar. Ebû İsa dedi ki: Ben bu hadisi Muhammed b. İsmail el-Buhârî’ye sordum, şu cevabı verdi: “Malik bu hadisi iyi (ceyyid) rivayet etti, onun rivayeti diğerlerinin rivayetinden daha sahihtir.”
Şeyh dedi ki: Malik’in rivayetine yakın lafızlarla bu hadisi Hüseyin el-Muallim de rivayet etmiştir.