Giriş

Bize Abdullah b. Yusuf, ona Malik, ona İbn Şihab, ona Âmir b. Sa'd b. Ebu Vakkas, ona da babası (Sa'd b. Ebu Vakkâs) (ra) rivayet etmiş ve şöyle demiştir:
"Veda Haccı'nın yapıldığı sene şiddetli bir ağrımdan dolayı Rasulullah (sav) beni ziyarete gelmişti. Kendisine, 'Ağrılarım çok arttı. Ben varlıklı bir kişiyim. Bana sadece bir tane kızım mirasçı olacak. Acaba malımın üçte ikisini tasadduk etsem mi?' diye sordum. 'Hayır!' buyurdular. 'Peki, yarısını?' diye sordum. 'Hayır!' dedi, ardından da, 'Üçte birini tasadduk edebilirsin. Gerçi üçte biri de büyük ya!' ya da 'çok ya! Şüphesiz varislerini zengin kimseler olarak geride bırakman, insanlara el açar vaziyette muhtaç kimseler olarak bırakmandan daha hayırlıdır. Kuşkusuz Allah rızası için ne infak edersen onun karşılığını mutlaka alırsın. Öyle ki eşinin ağzına koyduğun bir lokmanın bile!' buyurdular. Bunun üzerine, 'Ya Rasulallah! Arkadaşlarımın ardından (hicret edemeden) burada mı kalacağım?' diye sordum. Şöyle buyurdular; 'Şüphesiz sen, geride kalıp da salih bir amel işlediğinde mutlaka bu sayede bir derece artmış ve yükselmiş olacaksın. Sonra belki de sen geride kalacak ve bazı kavimler senden yararlanacak, diğer bazıları da senden zarar göreceklerdir. Allah'ım! Ashabıma hicretlerini tamamlamayı nasip eyle! Onları gerisin geriye döndürme! Fakat zor durumda olan, Sa'd b. Havle'dir."
Ravi dedi ki: "Rasulullah (sav) (bu sözüyle), (hicret edemeden) Mekke'de vefat edecek olan Sa'd b. Ebu Vakkas hakkındaki üzüntüsünü ifade ediyordu."


    Öneri Formu
120132 B001295 Buhari, Cenaiz, 36

Bize Ebû Abdullah el-Hafız ile Ebû Zekeriya b. Ebî İshak ve Ebû Bekir Ahmed b. el-Hasan, onlara Ebû'l-Abbas Muhammed b. Yakub, ona Bahr b. Nasr el-Havlânî şöyle dedi: Abdullah b. Vehb'e, sana Malik b. Enes, ona Zeyd b. Eslem, ona Atâ b. Yesâr, ona da Abdullah es-Sunâbehî'nin haber verdiğine göre Rasûlullah (sav) şöyle buyurdu, diye okundu:
"Kul abdest aldığında ağzını çalkaladığı zaman ağzı ile işlediği hataları dökülür. Burnunu temizlediği zaman hataları burnundan dökülür. Yüzünü yıkadığında da hataları yüzünden dökülür, hatta göz kapaklarının altına varıncaya kadar hataları dökülür. Kollarını yıkadığı zaman, el tırnaklarının altına varıncaya kadar hataları kollarından dökülür. Başını mesh ettiğinde, kulaklarına varıncaya kadar hataları dökülür. Ayaklarını yıkadığı zaman da ayak tırnaklarının altına varıncaya kadar hataları ayaklarından dökülür. Sonra onun camiye gitmesi ve namaz kılması fazladan sevap olur."

Bize Ebû Abdullah el-Hafız, ona Ebû'l-Abbas Muhammed b. Yakub, ona Abbas b. Muhammed ed-Dûrî, ona Yahya b. Maîn, ona Atâ b. Yesâr, ona sahabî Abdullah es-Sunâbehî (ra) rivâyet etti. Sunâbehî'nin künyesi Ebû Abdullah'tır ve Ebû Bekir Abdullah b. Useyle'nin ashabıdır. Kays b. Ebî Hâzim'in ashâbı olan Sunâbehî de vardır, ona Sunâbeh el-A'ser denilir. Yahya b. Maînh böyle dedi. Buhârî'nin iddiasına göre Malik b. Enes bu zatta hata etmiştir. O, Ebû Abdullah Abdurrahman b. Usey6le es-Sunâbehî'dir ve Hz. Peygamber'den (sav) hadis duymamıştır. Dolayısıyla bu hadis mürseldir. Abdurrahman, Hz. Ebû Bekir'den (ra) rivâyet eden kişidir. es-Sunâbeh b. el-A'ser ise Rasûlullah'ın (sav) ashâbıdır. İmam Ahmed dedi ki: Buhârî bu hadîsi Mâlik b. Enes'in rivâyeti olarak bu şekilde Tarih'inde tahric etti ve dedi ki: Bu rivâyete İbn Ebî Meryem, ona İbn Gassân, ona da Zeyd mütabaat etti. Bunu İshak b. İsa b. et-Tabbâ' da Malik'ten rivâyet etti ve dedi ki: Malik bunu es-Sunâbehî Ebû Abdullah'dan rivâyet etti ve bu konunun söylediği gibi olduğuna onun zikrettiği sözleri delil saydı.


    Öneri Formu
137107 BS000384 Beyhaki, Sünenü'l Kübra, I, 131

Bize Ebû Abdullah el-Hafız, ona Ebû’l-Abbas Muhammed b. Yakub, ona Yahya b. Ebî Talib, ona İshak b. Mansur es-Selûlî, ona Abdüsselam b. Harb rivayet etti, hadisi isnadıyla birlikte zikretti, Rasûlullah’ın (sav) şöyle buyurduğunu söyledi:
“Uzanıp yatmadıkça, otururken, ayakta iken veya secdede iken uyuklayanın abdest alması gerekmez. Uzanıp yattığında ise mafsalları gevşer.”

Bu hadisi bu şekildeki rivayette Ebû Halid Yezîd b. Abdurrahman ed-Dâlânî teferrüd etmiştir.
Ebû İsa et-Tirmizî şöyle dedi: Muhammed b. İsmail el-Buharî’ye bu hadisi sordum, “Bu, bir şey değildir” dedi. Bunu Saîd b. Ebî Arûbe, Katâde’den, o da İbn Abbas’tan (ra) rivayet etti, bu rivayette Ebû’l-Âliye’yi zikretmedi. Ebû Halide d-Dalânî’nin Katâde’den semaının olup olmadığını bilmiyorum.

Bize Ebû Ali er-Rûzbârî, ona Ebû Bekir b. Dâse’nin rivayet ettiğine göre Ebû Davud es-Sicistânî şu sözü rivayet etti: “Abdest almak, uzanıp yatan için gereklidir.” Bu münker bir hadistir, onu Katâde’den, Yezîd ed-Dâlânî’den başka kimse rivayet etmemiştir. Ebû Davud, Şu’be’nin şöyle dediğini kaydetti: Katâde, Ebû’l-Âliye’den sadece dört hadis dinlemiştir. Bunlar da Yunus b. Mettâ’nın hadisi, İbn Ömer’in namazla ilgili hadisi, “Kadılar üç sınıftır” hadisi ve İbn Abbas’ın şu hadisidir: Bana, kendisinden razı olunan kişilerden olan ve benim nazarımda da insanları memnun edenlerden olan Ömer, “İkindi namazından sonra (nâfile) namaz kılınmaz” hadisini rivayet etti.

Şeyh şöyle dedi: O, İbn Abbas’ın, sıkıntı anında söylenecek söz ile ilgili hadisini ve Rasûlullah’ın (sav) isrâ gecesinde Hz. Musa’yı ve diğerlerini gördüğüne dair hadisi de dinlemiştir.

Ebû Davud şöyle demiştir: Yazîd ed-Dâlânî’nin hadisini Ahmed b. Hanbel’e söyledim, şöyle dedi: Yezîd ed-Dâlânî, Katâde’nin talebelerinden sayılmaz. Şeyh, Buhârî’nin sözünü kastederek, Ebû Halide d-Dâlânî’nin Katâde’den semaı bilinmemektedir dedi.
Ebû Davud şöyle dedi: Rivâyetin baş tarafını İbn Abbas’tan bir cemâat rivâyet etmiş, ancak bundan bir şey söylemediler. İkrime şöyle dedi: Hz. Peygamber (sav) korunmuş idi. Hz. Âişe de Rasûlullah’ın (sav) şöyle söylediğini rivayet etti:
“Benim gözlerim uyur, fakat kalbim uyumaz.”


    Öneri Formu
137320 BS000601 Beyhaki, Sünenü'l Kübra, I, 184

Bize Ebû Bekir Muhammed b. el-Hasan b. Fûrek, ona Abdullah b. Cafer, ona Yunus b. Habîb, ona Ebû Davud, ona Şu'be rivâyet etti. (T) Yine bize Muhammed b. Abdullah el-Hafız, ona Hemezân'da Ebû'l-Kasım Abdurrahman b. el-Hasan el-Esedî, ona İbrahim b. el-Hüseyin, ona Âdem b. Ebî İyâs, ona Şu'be, ona Muhammed b. Ziyâd'ın rivâyet ettiğine göre; insanlar abdet mahallinden abdest alırken Ebû Hureyre (ra) yanımıza geldi ve, "Abdestinizi tam alın, çünkü ben Ebû'l-Kasım'ın (sav) şöyle söylediğini işittim" dedi:

"Vay o topukların ateşten çekeceklerine!"

Âdem'in rivâyet ettiği hadisin lafzını Buhârî es-Sahîh'te Âdem'den tahric etti. Müslim de hadisi Şu'be'den çeşitli vecihlerle rivâyet etti.


    Öneri Formu
137047 BS000324 Beyhaki, Sünenü'l Kübra, I, 114


    Öneri Formu
130584 EM000348 Buhari, Edebü'l-Müfred, I, 127

Bize Abdân, ona Abdullah, ona Yunus, ona Zührî, ona Ali b. Hüseyin, ona Hüseyin b. Ali (as), ona da Ali şöyle demiştir:
Benim Bedir günündeki ganimet pa­yımdan kalan yaşlı bir devem vardı. Hz. Peygamber (sav) bana daha önce de savaş dışı elde edilen fey gelirinin beşte birinden, başka bir yaşlı deve daha vermişti. Hz. Peygamber'in (sav) kızı Fâtıma (as) ile evlenmek istediğim zaman Kaynuka oğullarından, kuyum­culuk yapan bir adamla beraber ızhır otu toplamaya gitmek üzere sözleştik. Bu otu kuyumculara satıp parasıyla dü­ğün yemeğimin masrafına destek sağlamayı istemiştim. Ben yaşlı devele­rim için semerler, çuvallar ve ipler toplarken, iki devem de Ensârdan bir adamın evinin yanında çöktürülmüş hâldeydiler. Topladığım şey­leri toplayıp döndüğüm zaman bir de gördüm ki develerimin hörgüçleri ke­silmiş, böğürleri yarılıp ciğerleri alınmış. Develerimin bu halini görünce gözyaşlarıma hakim olamayıp ağladım ve "bu işi kim yaptı?" diye sordum. Orada bulunanlar "Hamza b. Abdulmuttalib yaptı, kendisi şu evin içinde Ensârdan içki içenler topluluğu arasındadır" dediler. Hemen Hz. Peygamber'in (sav) yanına vardım. Yanında Zeyd b. Hâ­rise vardı. Peygamber yüzümden, içinde bulunduğum durumu anlayarak "Neyin var?" diye sordu. Ben "Ey Allah'ın Rasûlü, bugünkü kadar korkunç manzara görme­dim. Hamza benim yaşlı iki dişi deveme saldırıp onların hörgüçlerini kesmiş, böğürlerini yarmış, şimdi şu evde içki içenlerle beraberdir." dedim.

Peygamber ridâsını istedi, sonra ona bürünerek yürüyüp gitti. Zeyd ibn Harise ile ben de peşinden gittik. Nihayet içinde Hamza'nın bulunduğu o eve geldi, içeri girme izni istedi. İçeridekiler gelenlere girme izni verdiler. İçeride içki içenlerle karşılaştık. (Hz. peygamber (sav), yaptığı işten dolayı Hamza'yı kınamaya baş­ladı. Hamza da körkütük sarhoş olmuş, gözleri kıpkırmızı bir halde idi. Hamza bakışını Hz. Peygamber'e yöneltti, önce dizlerine, sonra göbeğine, ardından yüzüne baktı ve "Siz, babamın (Abdulmuttalib'in) köleleri değil misiniz?" dedi.

Hz. Peygamber, amcası Hamza'nın sarhoş olduğunu anladı da (yanlış bir hareket yapmasına fırsat vermemek için) topukları üzerinde gerisin geriye çekildi. Biz de Onunla beraber odadan dışarı çıktık.


    Öneri Formu
136965 B003091 Buhari, Farzu'l-Humus, 1

Bize Ebu Yemân, ona Şuayb, ona Zührî, ona Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe, ona da Âişe ve Abdullah b. Abbas şöyle demişlerdir:

"Hz. Peygamber (sav) son hastalığında, ıstırabı arttığı zaman yanında bulunan çizgili kumaşı yüzüne örter, örtü onu bunalttığında da yüzünü açardı. İşte o hâlde iken, ehl-i kitabın yaptığı şeylerden ümmetini sakındırmak üzere “Allah'ın laneti Yahudilerin ve Hristiyanların üzerine olsun. Onlar peygamberlerinin kabirlerini mescitler edindiler” bu­yurdu."


    Öneri Formu
133348 B000436 Buhari, Salat, 55

Bize Ebû Abdullah Muhammed b. Abdullah el-Hafız, ona Ebû’l-Hasan Ahmed b. Muhammed b. Abdûs, ona Osman b. Saîd ed-Dârimî, ona Ali b. Abdullah b. el-Medînî, ona Süfyan, ona Amr, ona Küreyb, ona da İbn Abbas (ra) şöyle demiştir:

"Bir gece teyzem Meymûne’nin evinde kalmıştım. Gecenin ilerleyen vaktinde Hz. Peygamber (sav) kalktı, asılı duran bir kırbadan hafif bir abdest aldı –Amr onun hafif bir abdest olduğunu ve suyu cidden az kullandığını söyledi-. Sonra namaza durdu. Ben de Rasûlullah’ın (sav) aldığı gibi abdest aldım, sonra gidip O’nun sol tarafında namaza durdum. Hz. Peygamber beni tutup sağ tarafına geçirdi. Sonra Allah’ın dilediği kadar namaz kıldı. Sonra yatıp uyudu, hatta horladı. Sonra müezzin gelip namaz vaktinin olduğunu haber verdi."
Süfyan başka bir seferinde şöyle dedi: “Sonra namaza durdu ve yeniden abdest almadan bize namaz kıldırdı.”
Süfyan şöyle der: Biz Amr’a, “İnsanlar Rasûlullah’ın (sav) gözleri uyur, ama kalbi uyumaz diyorlar” dedik. Amr, Ubeyd b. Umeyr’in şöyle söylediğini işittim, dedi: “Peygamberlerin rüyaları da vahiydir.” Sonra da, “Rüyamda seni kurban ettiğimi gördüm” (Sâffât, 37/102) meâlindeki âyeti okudu.

Bunu Buharî Sahîh’de Ali b. el-Medînî’den, Müslim de Muhammed b. Hâtim’den, o İbn Ebî Ömer’den, o Süfyan b. Uyeyne’den rivayet etti. Yalnız Muhammed b. Hâtim ve İbn Ebî Ömer, Süfyan’ın şöyle dediğini söylediler: Bu hâl, Peygamber aleyhisselama mahsustur, çünkü Hz. Peygamber’in (sav) gözlerinin uyuduğu, fakat kalbinin uyumadığı haberi bize ulaşmıştır.


    Öneri Formu
137323 BS000604 Beyhaki, Sünenü'l Kübra, I, 185

Bana Muhammed b. Abdurrahim, ona Affân b. Müslim, ona Vüheyb, ona Yahya b. Said b. Hayyân, ona Ebu Zür‘a, ona da Ebu Hureyre’nin (r.a) rivayet ettiğine göre, bir bedevi Hz. Peygamber'e (sav) gelerek:
"'Bana yerine getirmem halinde, cennete girmeme sebep olacak bir amel göster' dedi. Rasulullah (sav): "Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak üzere ibadet etmen, farz kılınmış olan namazı kılman, farz olan zekâtı eda etmen ve ramazan ayı orucunu tutmandır" buyurdu. Adam: 'Nefsim elinde olana yemin ederim ki, buna hiçbir şey katmayacağım.' Adam arkasını dönüp gidince Nebi (sav): "Cennet ehlinden birisini görmeyi arzu eden bir kimse, bu adama baksın" buyurdu."
Bize Müsedded, ona Yahya, ona Ebu Hayyân, ona da Ebu Zür'a Hz. Peygamber'den (sav) bu hadisi rivayet etmiştir.


    Öneri Formu
288986 B001397-2 Buhari, Zekat, 1


Açıklama: Hadis isnad bakımından zayıftır. Ayrıca metin de Buhârî ve Müslim'in Sahih'leri dahil temel kaynaklarda zikredilen vahyin nasıl başladığı anlatımına muhaliftir. Örneğin, söz konusu hadislerde Cebrail'in ilk defa geldiğinde Alak suresinin ilk beş ayetini okumasını istediği belirtilmekteyken burada ikinci karşılaşmada ayetlerin okunduğu anlatılmaktadır. Hz. Peygamber'in göğsünün yarılması hadisesi ise ilk peygamberlik geldiği esnada vuku bulmamıştır. Ayrıca bu hadisin girişinde şahısların karıştığı belirtilmelidir. Buna göre Hz. Peygamber birinin kendisine selam verdiğini işitmiş, korkuyla eve gelerek eşi Hatice validemize cinle karşılaştığından endişelendiğini söylemiş, Hz. Hatice de "Müjde olsun, selam hayırdır" diye karşılık vermiştir... (İshak b. Râhûye, Müsned, III, 970 -Şamile-)

    Öneri Formu
135620 TM001643 Tayâlisî, Müsned, II, 232