11735 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bana Muhammed b. Beşşâr, ona ona Ğunder, ona ona Şu'be, ona Katâde, ona da Enes b. Mâlik (ra) şöyle rivayet etmiştir:
Peygamber (sav) Ubeyy b. Ka'b'a "Allah 'Lem yekunillezîne keferû' Suresi'ni sana okumamı bana emretti" buyurdu. Ubeyy “Allah benim adımı (açıkça) andı mı?” diye sordu. Peygamber (sav) "Evet andı" buyurunca Ubeyy b. Ka'b (sevincinden) ağladı.
Bana Hassân b.Hassân, ona Hemmâm, ona Katâde, ona da Enes b. Mâlik (ra) şöyle demiştir:
Peygamber (sav) Ubeyy b. Ka'b'a "Allah, sana Kur'ân'ı okumamı bana emretti" buyurdu. Ubeyy “Allah benim adımı sana andı mı?” diye sordu. Peygamber (sav) "Allah senin adını andı" buyurunca Ubeyy b. Ka'b ağlamaya başladı.
Katâde der ki: Bana gelen bilgiye göre Peygamber (sav), Ubeyy'e "Lem yekûnillezîne keferû min ehlil-kitâbi" Suresini okumuştur.
Bize İsmail b. Abdullah, ona Malik (b. Enes), ona Zeyd b. Eslem, ona Ebu Salih es-Semmâm, ona da Ebu Hüreyre'nin (ra) söylediğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:
"At, üç (sınıf insan) içindir. Kimisi için sevaptır, kimisi için örtüdür, kimisi için de günahtır. Atın kendisi için sevap olduğu kimseye gelince, o öyle bir adamdır ki atını Allah yolunda bağlamıştır (kullanmıştır). Atın yularını da uzun tutup bir çayıra veya bahçeye bırakmıştır. At uzun yularına bağlı halde bu çayırda veya bahçede otlarken (onun yediği her ot için) sahibine sevap yazılır. Şayet at yularını koparsa şahlanarak bir veya iki yüksek yerde koşsa, (bu dolaşmasındaki) ayak izleri hatta onun tezeği bile sahibi için sevap vesilesidir. Şayet o at, bir nehre gelse ve oradan su içse, sahibi onu sulamak istememiş olsa bile, içtiği su sahibi için sevap vesilesidir. İşte bu at onun için sevap vesilesi olur. Atını insanlardan bir şey istememek ve iffetini korumak için bağlayan (kullanan), sonra da Allah'ın hayvanı üzerindeki hakkını ve hayvanına eziyet etmemesi gerektiğini unutmayan kimse için at (fakirliğe karşı) bir örtüdür. Atını övünmek, gösteriş yapmak ve (Müslümanlara düşmanlık) niyetiyle bağlayan (kullanan) kimse için ise bu at günah sebebi olur." Rasulullah'a (sav) eşekler hakkında soruldu. O (sav) da: "Bana, her hükmü bir araya getiren şu özet olan ayetten başka bir şey indirilmedi dedi ve: 'Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse, onun mükafatını görecektir. Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse, onun cezasını görecektir (Zilzal, 7-8)' ayetini okudu."
Bize Halid b. Yezîd el-Kâhilî, ona İsrâil, ona Ebu İshak, ona da Ubeyde, şöyle demiştir:
Ben Âişe'ye (r.anha) Yüce Allah'ın "Biz hakikatte sana Kevser'i verdik" ayetini sordum, bana “Kevser Peygamberiniz'e (sav) bahşedilmiş muazzam bir ırmaktır. Onun sahilinin iki tarafı üzerinde içi boşaltılmış hâlis inci bulunmakta olup, bardakları da yıldızların sayısı kadardır” dedi.
Zekeriya b. Ebu Zaide, Ebu Ahvas ve Mutarrıf da bu hadisi Ebu İshak'tan rivayet etmişlerdir.
Bize Hasan b. Rabî, ona Ebu Ahvas, ona A'meş, ona Ebu Duhâ, ona Mesrûk, ona da Âişe (r.anha) şöyle demiştir:
Peygamber (sav) "İzâ câe nasrullâhi ve'l-feth" Suresi indikten sonra kıldığı her namazda muhakkak "Subhâneke Rabbena ve bi-hamdike, Allâhummeğfir (Rabbimiz seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz. Bağışla Allah'ım)" derdi.
Bize Osman b. Ebu Şeybe, ona Cerîr, ona Mansur, ona Mesrûk, ona da Âişe (r.anha) şöyle demiştir:
Rasulullah (sav) rükû ve secdesinde "Subhâneke Allâhumme Rabbena ve bi-hamdike, Allâhummağfir lî" duasını çokça okurdu. Böylece Kur'an'ın "Rabbini çokça tesbih et" (Nasr, 3) emrini yerine getirmiş oluyordu.