11735 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Adem, ona Şu'be, ona Sad b. Ubeyde, ona Ebu Abdurrahman es-Sülemî, ona da Ali (ra) şöyle söylemiştir:
Hz. Peygamber (sav) bir cenazeye katılmıştı. Eline bir şey aldı ve onunla yere bir şeyler çizmeye başladı ve şöyle buyurdu:
"İstisnasız hepinizin cehennem ya da cennetteki mekanı (takdir edilmiş) yazılmıştır." Sahabiler, 'Ey Allah'ın Rasulü! Öyleyse bizler amel etmeyi bırakıp da bu yazgımıza dayanıp güvenemez miyiz?' dediler. Bunun üzerine Rasulullah (sav) şöyle buyurdu:
"Sizler amel etmeye devam edin. Çünkü herkes ne için yaratılmış ise o iş kendisine kolaylaştırılmıştır: Saadet ehlinden olan kimseye saadet ehlinin ameli kolaylaştırılır. Bedbahtlardan olan kimseye geline, ona da bedbahtların işleri kolaylaştırılır."
Rasulullah (sav) bundan sonra da şu ayetleri okudu: 'Sonra da kim (elinde bulunandan) verir, Allah'a karşı gelmekten sakınır ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) tasdik ederse, biz onu en kolay olana iletiriz'(Leyl suresi, 92/ 5-7).
Açıklama: Kültürümüzde Hadisler projesini ilgilendiren kısım: فَكُلٌّ مُيَسَّرٌ لِمَا خُلِقَ لَهُ
Bize Yahya, ona Leys, ona Ukayl, ona İbn Şihâb; (T) Bize Said b. Mervân, ona Muhammed b. Abdülaziz b. Ebu Rizme, ona Ebu Salih Selmûyeh, ona Abdullah, ona Yunus b. Yezîd, ona İbn Şihâb, ona Urve b. Zübeyr, ona da Nebî'nin (sav) hanımı Aişe şöyle rivayet etmiştir:
Rasulullah'a (sav) gelen (vahyin) ilki uykudaki sadık rüya şeklindeydi. Gördüğü bir rüya ertesi vakit mutlaka sabahın aydınlığı gibi apaçık gerçekleşirdi. Ardından ona yalnızlık sevdirildi. Hira mağarasına gider, ailesine dönmeden, orada gecelerce tehannüste bulunur, yani ibadet ederdi. Bunun için de (yanına) azık alırdı. (Azığı bittikten) sonra Hatice'nin (yanına) döner, aynı şekilde azık alırdı. Nihayet, o Hira mağarasında iken Hak, kendisine geldi. Melek, ona geldi ve ''oku'' dedi. Rasulullah (sav), ''ben okuma bilmem'' dedi. (Rasulullah şöyle) buyurdu: ''(Melek), beni alıp takatim kesilene kadar sıktı, ardından bırakıp 'oku' dedi. Ben, 'okuma bilmem' dedim. Beni (yine) alıp ikinci kez takatim kesilene kadar sıktı, ardından bırakıp 'oku' dedi. Ben, 'okuma bilmem' dedim. Beni (bir daha) alıp takatim kesilene kadar üçüncü sefer sıktı, sonra bırakıp 'yaratan Rabbinin adıyla oku. O, insanı alakadan yarattı. Oku, Rabbin en büyük kerem sahibidir. O, kalemle öğretendir. İnsana bilmediğini öğretti' dedi.'' Rasulullah (sav) korkudan titreyerek oradan döndü. Nihayet, Hatice'nin (yanına) girdi ve ''beni örtün, beni örtün'' dedi. Korku (hali) ondan gidene kadar kendisini örttüler. Hatice'ye, ''ey Hatice, bana ne oluyor, kendim için endişeleniyorum'' dedi (ve) olanı kendisine anlattı. Hatice, ''asla, sevin. Allah'a yemin olsun ki, o seni asla rezil-rüsvâ etmez. Ona yemin olsun ki sen, akrabayı ihmal etmez, doğru konuşur, muhtaçları gözetir, sadece sende olanı başkalarına infak eder, misafiri ağırlar, Hak'tan gelen sıkıntılara karşı insanlara yardım edersin'' dedi. Hatice onu aldı ve Varaka b. Nevfel'e götürdü ki o, Hatice'nin amcasının oğlu idi. Kendisi Cahiliye devrinde Hristiyan olmuş, Arapça yazabilen, İncil'i, Allah'ın yazmasını dilediği kadar Arapça olarak yazabilen biriydi. (Ayrıca) oldukça yaşlı olup gözleri görmezdi. Hatice, ''Ey amcamın oğlu, kardeşinin oğlunu dinle'' dedi. Varaka, ''Ey kardeşimin oğlu, ne görüyorsun'' dedi. Nebî (sav), gördüğünü ona anlattı. Varaka, ''Bu, Musa'ya indirilen Nâmûs'tur. Keşke, o zaman genç olup hayatta olabilsem'' dedi. (Varaka), başka şeyler de söyledi. Rasulullah (sav), ''onlar beni sürecekler mi'' dedi. Varaka, ''evet, senin getirdiğini getirene (muhakkak) eziyet edilmiştir. Senin zamanına (kadar) sağ kalabilirsem, sana her şeyimle yardım ederim'' dedi. (Ne var ki), çok geçmeden kendisi vefat etti. Vahiy de bir süre kesildi. (Bundan dolayı) Rasulullah (sav), üzüldü.
Açıklama: Hz. Peygamberʼe (sav) ilk vahiy gelişiyle ilgili olarak aktarılan rivayetlerin bazılarında bu rivayette olduğu gibi Oʼnun intiharı düşündüğü bilgisi yer almaktadır. Ancak hadisin Arapça metnine bakıldığında intihar ile ilgili bölüm فِيمَا بَلَغَنَا yani "bize ulaştığına göre" ifadesiyle aktarılmaktadır. Bu konuya dair yapılan çalışmalarda ilgili bölümün bu rivayet sigasıyla nakledilmesi sebebiyle isnadında kopukluk olduğu ve sahihlik özelliğini kaybettiği ifade edilmektedir. Kadı İyâz (Kadı İyâz, eş-Şifâ, II, 104) ve Ayni (el-Aynî, Umdetuʼl-Kârî, I, 145) gibi alimlere göre bu tasarruf hadisin senedinde yer alan Maʼmer b. Râşidʼe aittir ve bilgiyi kimden aldığı belli değildir. Maʼmer muhtemelen ez-Zührîʼden konuya dair biri sahih diğeri zayıf iki rivayeti almış ve ikinci, yani zayıf rivayeti sahih rivayetin akabinde bu duruma işaret eden فِيمَا بَلَغَنَا lafzıyla aktarmıştır. Dolayısı ile rivayette yer alan intihar olayı sahih bir nakil olarak kabul edilmemektedir (Ayrıntılı bilgi için bkz.Kahraman, Hüseyin - Mehmet Şakar, Hz. Peygamber’in İlk Vahyin Akabinde İntiharı Düşünmesi ile İlgili Rivayetlerin Tahlil ve Tenkidi, Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2017, cilt: XXVI, sayı: 1, s. 151-189 .
Bize Muhammed b. Beşşar, ona Muhammed b. Cafer Gunder, ona Şube, ona Esved b. Kays, ona Cündeb el-Becelî şöyle demiştir:
"Bir kadın Hz. Peygamber'e 'Ya Rasulullah! Arkadaşının sana gelmede yavaş davrandığını görüyorum.' dedi. Bunun üzerine 'Rabbin seni terketmedi ve sana darılmadı.' (Duhâ 93/3) ayeti indi."
Açıklama: Kirmani rivayette bahsedilen kadının kafir olduğunu, nasıl olur da Hz. Peygamberʼe Allahʼın Rasulü şeklinde hitap ettiğini ele alır ve iki ihtimalden bahseder. Bunlardan birincisi inandığı için değil, Hz. Peygamberle alay etmek için Allahʼın Rasulü ifadesini kullanmıştır. İkinci ihtimal ise hadisi nakleden raviler tasarrufta bulunmuş ve kadının ifadelerini Allahʼın Rasulü şeklinde düzelterek aktarmışlardır (Şemsu'd-Dīn el-Kirmānī, el-Kevākibu'd-Derārī, XVIII, 196).
Muhammed b. Şihab şöyle dedi: Bize Ebu Seleme, ona Cabir b. Abdullah el-Ensarî, Hz. Peygamber'in vahyin kesilmesinden bahsederken şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Bir gün yürürken gökyüzünden aniden bir ses işittim. Gözümü kaldırdım ve baktım ki, Hira'da bana gelen melek gök ile yer arasında bir kürsü üzerinde oturmuş. Bundan çok korktum ve hemen (eve) dönüp 'Beni örtün, beni örtün.' dedim." Hz. Peygamber'i örttüler. Bunun üzerine Allah, 'Ey bürünüp sarınan! Kalk da uyar. Rabbini yücelt. Elbiselerini temizle. Her türlü kötülüğü terket..." (Müddessir suresinin) ayetlerini indirdi."
Ebu Seleme, (ayette geçen ve 'Her türlü kötülüğü terket' şeklinde meali verilen bölümde yer alan (Ricz), Câhiliye ehlinin ibadet ettikleri putları ifade etmektedir.' demiştir.
(Hadisi rivayet eden Câbir b. Abdullah) 'Bundan sonra vahiy (kesilmeksizin) devam edegeldi.' dedi.
Açıklama: Rivayet Buhârî'nin muallak olarak kaydettiği hadislerdendir. Çünkü Buhârî ile Muhammed b. Şihâb arasında genellikle iki ravi yer almaktadır.
Bize Ahmed b. Yunus, ona Züheyr, ona Esved b. Kays, ona Cündüb b. Süfyan (ra) şöyle demiştir:
"Hz. Peygamber rahatsızlandı ve iki veya üç gün kalkamadı. Bir kadın geldi ve 'Ey Muhammed! Umarım şeytanın seni terk etmiştir. İki veya üç gündür sana yaklaştığını görmedim.' dedi. Bunun üzerine Allah, 'Kuşluk vaktine ve karanlığı çöktüğü vakit geceye and olsun ki Rabbin seni terketmedi ve darılmadı.Duha, 93/1-3' ayetlerini indirdi.
Bize Abdullah b. Yusuf, ona Leys, ona Ukayl, ona İbn Şihab, ona Urve, ona Hz. Aişe şöyle rivayet etmiştir: "Hz. Peygamber Hatice'nin yanına döndü ve 'Beni örtün, beni örtün' dedi". (Ravi, hadisin devamında) önceki hadisteki ifadeleri zikretmiştir.
Bize Abdullah b. Muhammed, ona Abdürrezzak, ona Mamer, ona Zührî; (T) Leys dedi ki: Bana Ukayl, ona Muhammed, ona Urve ona da Hz. Aişe şöyle rivayet etmiştir:
"Rasulullah'a ilk vahiy sadık rüya ile gelmiştir. Sonra ona melek geldi ve "Yaratan Rabbinin adıyla oku! O insanı bir kan pıhtısından yarattı. Oku! Rabbin sonsuz kerem sahibidir. Ki O, kalemle öğretendir. İnsana bilmediğini öğretti" âyetlerini vahyetti.
Açıklama: Aşağıdaki tarik muallaktır. Buharî ile Leys b. Sa'd arasında inkıta' vardır. Konu ile ilgili diğer rivayetlerde anlatıldığına göre Hz. Peygamber rüyada bir takım şeyler görürdü ve bunlar akabinde bire bir gerçekleşirdi (Buhârî, Bed’u’l-Vahy, 3). Bu tür rüyalar hadis metninde sadık rüya olarak tarif edilmiştir.
Bize Haccâc b. Minhâl, ona Şu'be, ona Adiy, ona da Berâ (ra) şöyle rivayet etmiştir:
Peygamber (sav) bir yolculukta, yatsı namazının iki rekatından birinde "Ve't-tîni ve'z-zeytûn" (Tin) suresini okudu." (Tin Suresinde geçen) " ( تَقْوِيمٍ ) Takvîm" yaratma demektir.
Kuteybe der ki: Bize Hammâd, ona Yahya b. Atîk, ona da Hasan şöyle demiştir: Sadece Kur'an'ın başına besmele yaz ve iki sure arasına sadece bir çizgi çek. Mücahid der ki: "(نَادِيَهُ) Nadiyeh" onun aşiret ve akrabası, "(الزَّبَانِيَةَ) Zebâniyeh" de melekler demektir. Ma'mer der ki: "(الرُّجْعَى) er-rucâ" merci dönülecek yer, "(لَنَسْفَعَنْ)le-nesfean" biz mutlaka yakalayacağız, kesinlikle tutacağız demek olup sondaki nun harfi nun-u hafîfe yani şeddesiz sakin nundur. "سَفَعْتُ بِيَدِهِ sefeat bi-yedihi" elinden tuttu demektir.
Bize İbn Bükeyr, ona Leys, ona Ukayl, ona İbn Şihab, ona Urve, ona Hz. Aişe şöyle rivayet etmiştir: "Rasulullah'a ilk vahiy sadık rüya ile gelmiştir. Sonra ona melek geldi ve "Yaratan Rabbinin adıyla oku! O insanı bir kan pıhtısından yarattı. Oku! Rabbin sonsuz kerem sahibidir. Ki O, kalemle öğretendir. İnsana bilmediğini öğretti" âyetlerini vahyetti.
Bize Yahya, ona Abdurrezzâk, ona Ma'mer, ona Abdulkerîm el-Cezerî, ona İkrime, ona da İbn Abbâs (r.anhuma) şöyle demiştir:
Bir gün Ebu Cehil “Eğer Muhammed'i Ka'be yanında namaz kılarken görürsem, muhakkak boynu üzerine ayağımla basıp çiğneyeceğim” demişti. Bu haber Peygamber'e (sav) ulaşınca "eğer Ebu Cehil bunu yapmaya davransaydı, muhakkak onu melekler yakalayacaktı" buyurdu.
Amr b. Hâlid, bu hadisi Ubeydullah'tan, o da Abdülkerim'den rivayet ederek Abdurrezzâk'a, mutâbaat etmiştir.